Karadon maden kazasında vefat eden işçilerin yakınlarına ve SGKya ödenen tazminatların kusurlu yüklenici şirketten rücuen tahsili davasının temyiz incelemesi.
Özet: Maden ocağında meydana gelen ve otuz işçinin vefatıyla sonuçlanan patlama nedeniyle, hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeme yapmak zorunda kalan davacı kurum, bu ödemelerin sorumlusu olduğunu iddia ettiği yüklenici davalı şirketten rücuen tahsilini talep etmiştir; mahkeme tarafları kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu bularak, sigorta ödemelerinin düşülmesi ve talep edilen rücu harçlarının yargılama gideri kabul edilerek rücu alacağından hariç tutulması sonrası davacının rücu alacağının kısmen kabulüne karar vermiş ve bu karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddi ile onanmıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/689 E., 2025/1062 K.BİRLEŞEN 2018/124 ESAS SAYILI DAVADAİLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)SAYISI : 2022/215 E., 2024/65 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davada davacı ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVAAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 30.03.2005 tarihli sözleşme ile "Karadon Yeni Servis Kuyusu Bağlantılarını ile -540 Katı Hazırlık Galerilerinin Sürülmesi İşi” ihalesine ilişkin işi üstlendiğini, 17.05.2010 tarihinde maden ocağında meydana gelen patlama neticesinde 30 işçinin vefat ettiğini, bu işçilerden ...'nun yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, ilgili mahkemelerce hüküm altına alınan tutarların tamamının vaki icra takipleri üzerine müvekkili tarafından ödendiğini, icra dosyalarına bu kapsamda toplam 615.887,42 TL ödeme yapıldığını, davalı şirket tarafından yaptırılan sigorta kapsamında, dava dışı sigorta şirketi tarafından vefat eden her bir işçi için ödenen 154.270,98 TL düşüldüğünde, meydana gelen kazada tam kusurlu olan davalının kalan 461.616,44 TL'yi müvekkiline ödemesi gerektiğini, yine bu davalarda müvekkilince karar, temyiz ve onama harçları için toplam 25.492,98 TL masraf yapıldığını, davalının bundan da sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 487.109,42 TL rücu alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı SGK tarafından, müteveffa ...'nun yakınlarına yapılan ödemelerin rücuen tahsili için iş mahkemelerinde, müvekkili kurum ve davalı şirket aleyhine açılan davalar sonucunda hüküm altına alınan tutarların tamamının müvekkilince ödendiğini, bu kapsamda SGK'ya toplam 71.113,41 TL ödeme yapıldığını, yine bu davalarda müvekkilince karar, temyiz ve onama harçları için toplam 1.314,16 TL masraf yapıldığını ileri sürerek, toplam 72.427,57 TL rücu alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde asli kusurun davacı kuruma ait olduğunu, maden ocaklarındaki havalandırmanın yeterli olmadığını ve ayrıca davacının kontrolündeki gaz izleme merkezi görevlilerinin zamanında hareket ederek işçilerin tahliyesini sağlamadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların kusuru yönünden mahkemenin 2010/302 Esas sayılı emsal dava dosyasında alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde tarafların %50-50 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, bu dosyada verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, asıl ve birleşen davada davalı yüklenicinin, davacı iş sahibi kurum tarafından vefat eden işçilerin yakınlarına ve SGK'ya mahkeme kararlarına dayalı olarak yapılan ödemelerden tespit edilen kusur oranında sorumlu olduğu, davacı ayrıca bu davalara ilişkin karar, temyiz ve onama harçlarını da talep etmiş ise de, yatırılan bu harçların yargılama gideri olup, ilgili dosyalarda karara bağlandığından rücu alacağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, ihbar olunan sigorta şirketince yapılan ödemeler de mahsup edildiğinde, davacının asıl davadaki alacağının 307.943,71 TL, birleşen davadaki alacağının ise 35.556,70 TL olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile anılan meblağların aslı ve birleşen davada davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl ve birleşen davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl ve birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde;a. Maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilen asıl davada, davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin, müvekkili lehine takdir edilen vekalet ücretinden fazla olmasının, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/3. maddesine aykırı olduğunu,b.Asıl ve birleşen davada, müteveffa işçi yakınları ve SGK tarafından açılan davada, müvekkili kurum tarafından ödenen harçlar ile temyiz harçlarına ilişkin talebin reddinin doğru olmadığını,c. Meydana gelen kaza ile ilgili müvekkili kuruma kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, sözleşme ve ekleri incelendiğinden tüm kusurun davalıya ait olduğunu beyan etmektedir.2. Asıl ve birleşen davada davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece kusur oranı yönünden emsal alınan Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/302 Esas sayılı dava dosyasının konuları ile bu davanın konusunun aynı olmadığını, o davada iş yerinde meydana gelen zararların talep edildiğini ve bu talebe göre kusur durumu belirlendiğini,b. Meydana gelen kazada ana havalandırma uygun olsa ve işçiler zamanında tahliye edilebilse idi dava konusu ölümlerin olmayacağını, ölümlerin gerçek sebebinin bu hususlar olduğunu, davalı idarenin gaz izleme merkezi görevlileri ile havalandırma ve tozla mücadele baş mühendisinin Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından asli kusurlu bulunduğunu, havalandırma sistemlerinin kuruluşu, denetimi ve ocağın havalandırmasının davacıya ait olduğunu, c. Dosyada hazırlanan 25.11.2022 tarihli heyet raporunda, müvekkili şirkete %30, davacı kuruma ise %70 oranında kusur verildiğini, bu raporun ceza davasındaki ve Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararındaki veriler dikkate alınarak hazırlandığını, ölümlere uygun illiyet bağı ile neden olan faktörlerin ana havalandırma ve ocağın tahliye edilmemesi olduğu tespit edilerek, bu eksikliklerden davacı kurumun sorumlu olduğunun ve bu nedenle asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece bu rapor göz ardı edilerek yukarıda bahsi geçen Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/302 Esas sayılı dosyada alınan raporun hükme esas alındığını,d. Ocakta metan gazı oranının sınır %2 seviyesini ilk gören ya da görmesi gerekenin davacı kurum gaz izleme merkezi görevlileri olduğunu, bu durumda işçilerin derhal tahliye edilmesi gerektiğini, davacı kurum çalışanlarının bu husustaki görevlerini yerine getirmediklerini,e.Hesap konusunda yeterli inceleme yapılmadığını, itirazların karşılanmadığını, müvekkili şirket tarafından yaptırılan mali mesuliyet sigortasının Amerikan Doları cinsinden olduğunu, sigorta şirketi tarafından 30 işçi için toplam 2.097.987,00 USD ödeme yapıldığını, hesap bilirkişisinin bu ödemeyi Türk Lirasına çevirerek 4.628.129,32 TL'yi 30'a bölerek kişi başı 154.270,98 TL ödeme yapıldığının tespit ettiğini, oysaki USD üzerinden kişi başına yapılan ödeme miktarının 69.933,00 USD olduğunu, ayrıca davalı kuruma bu ödemenin 31.10.2014 tarihinde yapıldığını, davalı kurum bu ödemeyi zaman kaybetmeksizin ilgililere ödemek yerine bünyesinde tutarak fazladan yargılama giderlerine ve faiz ödemelerine sebep olduğunu, bu nedenle yargılama harç ve giderlerini talep etmesinin mümkün olmadığını,f.Sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye, ödeme tarihinden, hak sahiplerine yapılan ödeme tarihlerine kadar faiz eklenerek, hesaplama yapılması gerektiğini,g. Davacı kurumun işçi yakınlarına ödenen tazminatlar dışında, mahkeme dosyalarına yapmış olduğu karar harç masraflarını da rücu davasına konu yaptığını, ancak aynı miktarda ve aynı konudaki masrafların müvekkili şirket aleyhine de ilgili mahkemelerce hüküm altına alındığını ve ödendiğini, zira müvekkilinin de o dosyaların tarafı olduğunu, bu yöndeki mahsup itirazlarının dikkate alınmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacı iş sahibi tarafından dava dışı işçi yakınlarına ödenen tazminatın, taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı olarak davalı yükleniciden rücuen tahsili istemlerine ilişkindir.1. Asıl davada taraf vekillerinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; a.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl davada davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir b. Asıl davada davacı vekilinin, hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3. maddesinde; “Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, kısmen reddine karar verilen asıl davada, davalı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti (52.015,50 TL), davacı lehine belirlenen nispi vekalet ücretini (24.587,64 TL) geçemeyeceğinden, davalı lehine de 24.587,64 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tarifeye aykırı olarak vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca, asıl davada Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.2. Taraf vekillerinin birleşen davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun HMK’nın 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre, birleşen davada dava değeri 72.427,57 TL, davacı lehine hüküm altına alınan tutar 35.556,70 TL, reddedilen tutar ise 36.870,87 TL olup, taraflarca temyize konu edilen bu tutarlar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari (15.10.2025) itibariyle uygulanması gereken HMK’nın Ek-1 maddesinin 2. fıkrası uyarınca, birleşen dava tarihi olan 05.04.2018 tarihindeki kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle, birleşen davada taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.a. Asıl davada verilen karara karşı davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,1-b. Asıl davada davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1-F) numaralı bendinde yer alan “52.015,50 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “24.587,64 TL” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,2. Birleşen davada verilen karara karşı taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, Dairemizdeki duruşmada vekili hazır bulunan asıl davada davacı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.