İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında hayali fatura ve ürün teslimatı iddialarıyla davacı alacak talebinin reddine dair ilk derece kararının incelenmesi.
Özet: Davacı, davalıdan tahsil edemediği ürün ve hizmet bedelleri için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, faturaların hayali olduğunu ve ürün teslimi yapılmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, önceki istinaf kararı ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, özellikle davalıdan sipariş alınmadan düzenlenen ve teslimatını belgeleyen bir kayıt bulunmayan faturalar nedeniyle davacının alacak talebinin yerinde olmadığına hükmederek itirazın iptali davasını reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/497 EsasKARAR NO : 2026/1372 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2019/902 Esas- 2025/1152 KararTARİH: 12/11/2025DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 02/07/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin patenti kendine ait ürünler üretip sattığını, tek satıcının kendisi olduğunu, müvekkilin davalıya bu ürünleri sattığını ve ürünlerin teslim ederek uygulamasını yaptığını, faturalarda daha önce yapılmış işlere ait faturaların gecikme faizleri ve fire paylarının da mevcut olduğunu, uygulamaların hali hazırda yerinde olduğu ve kullanıldığını, faturaların teslim tutanak belgeleri ve ... ... resmi evrak kayıt girişli ve aslı gibidir onaylı olduğunu, ancak davalının satın alıp kullandığı ürünlere ait fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalının itiraz ettiğini, itirazın haksız bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu,bu sözleşmenin 06/08/2012 tarihinde feshedildiğini, davacının kendilerine hayali 537.352,50 TL miktarlı ve 125.753,48 TL miktarlı fatura tanzim ettiğini ve bu faturalardan ilkinin tebliğ edilmediğini, diğerine de itiraz edilip iade edildiğini,davacının tebliğ ettiği 06/10/2011 tarihli fatura gereğince 89/1 ihbarı nedeniyle davacının borcuna karşılık İstanbul 34. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına ödendiğini,davacının düzenlediği faturaların bayilik sözleşmesine aykırı düzenlendiğini savunarak davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/11/2025 tarih ve 2019/902 Esas- 2025/1152 Karar sayılı kararında;"Davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası olduğu, dava konusu Bakırköy 15.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyadasında; davacı tarafça, 06.09.2012 Tarih 537.352,50TL bedelli ... sıra nolu fatura ile 26.11.2012 tarih 125.753,00TL bedelli ... nolu faturaya konu alacağın (toplam 663.105,00TL'nin takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte) tahsili talebi ile ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emri 15.01.2013'de davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafça 21.01.2013'de süresinde takibe itiraz edildiği, davacı tarafından itirazın haksız olması sebebiyle iptalinin talep edildiği, Mahkemece 14/12/2016 tarih ve 2013/161 Esas - 2016/974 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2017/3249 esas 2019/2539 karar sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi raporu alındığı, Mahkemece istinaf ilamı doğrultusunda Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/523 Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmış ise de; ceza mahkemesinin 19/09/2025 tarihli kararı ile "Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçu nedeniyle kamu davası açılmış ise de; sanık ile katılan arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı anlaşıldığından sanığın 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine" karar verildiği, buna göre ceza mahkemesi tarafından uyuşmazlık hukuki ihtilaf niteliğinde kabul edilerek yargılama sonlandırıldığı, bu nedenle mahkemece dosyanın kesinleşmesinin beklenmesinde hukuki yarar bulunmadığından ceza dosyasının bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edildiği, toplanan ve açıklanan tüm deliller uyarınca; davacının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın iştiraki olan davalı ... A.Ş'ye ürün verdiğinden bahisle iki adet fatura düzenlendiği ve buna dayalı olarak icra takibi başlattığı, takibe itiraz üzerine süresinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalının "Takibe konu faturaların hayali olarak düzenlendiğini, kendilerine ürün teslim edilmediğini" savunduğu, mahkemece istinaf kararı sonrasında mahallinde keşif yapılarak aldırılan 11/06/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı ile; davacı tarafından düzenlenen 26/11/2012 tarihli 125.753,48-TL tutarlı fatura ile 06/09/2012 tarihli 537.352,50-TL tutarlı fatura uyarınca davacının alacak talebinin yerinde olmadığı, davacının davalı tarafından verilmiş sipariş olmadığı halde 06/09/2012 tarihli irsaliyeli faturayı düzenlediği ve işbu faturada belirtilen malzemenin davalıya devrini belgeleyecek sipariş yazısı, malın devralındığına ilişkin davalının mal ve hizmet kabul tutanağı, yüksek miktardaki malzemenin davalı adresine taşındığına ilişkin sevk taşıma irsaliyesi ve faturası gibi belge sunulmadığından fatura içeriği mal veya hizmetin davalıya verildiği hususu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, takip konusu asıl alacağın %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece istinaf kaldırma ilamı kapsamının dışına çıkıldığı, kaldırma kararında Ağır Ceza Mahkemesi sonucunun beklenilerek sonuca göre davalının itirazları ile tutanakların değerlendirilmesi gerektiği belirtildiğini, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/523 E. sayılı dosyasında ise Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasından dönerek müvekkilin suç işleme kastı taşımadığını beyan ettiğini, mahkemenin ise 19.09.2025 tarihinde müvekkilin tüm suçlamalardan beraatına karar verdiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, ancak Ağır Ceza Mahkemesi bu kararıyla söz konusu faturaların gerçek ve geçerli olduğunu ortaya koyduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesi, yargı kararıyla gerçekliği ortaya konulan faturların gerçerliliğini kabul etmeyerek hatta istinaf mahkemesinin bekletici mesele yapma kararına da hukuka aykırı şekilde uymayarak davalı tarafın itirazları ve tutanakların değerlendirilmesi için rapor aldığını ve karar verdiğini, Yerel mahkeme gerekçeli kararında, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa tesebbüs suçu nedeniyle kamu davası açılmış ise de; sanık ile katılan arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı anlaşıldığından sanığın 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince” beraate karar vermesine dayanarak Ağır Ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasında hukuki yarar bulunmadığına hükmettiğini, bu doğrultuda hem bekletici mesele yapma kararından rücu ettiğini, hem de istinaf mahkemesinin Ağır Ceza dosyasından verilen hükme göre değerlendirme yapılması gerekçesinin dışına çıktığını, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi sadece “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa teşebbüs” suçlaması hakkında “uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olması” sebebine dayandığını, huzurdaki davayı asıl ilgilendiren ve istinaf mahkemesinin bekletici mesele yapma sebebi olan “özel belgede sahtecilik” suçlaması hakkında “hukuki ihtilaf mahiyetinde” olduğuna dair bir hüküm olmadığını, buna rağmen ilk derece mahkemesi sanki istinaf mahkemesi sahtecilik suçlamasının da hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğuna hükmetmiş gibi bir kabulle bekletici mesele kararından rücu ettiğini, rücu kararı açıkça gerçek olmayan hatalı bir kabule dayandığını, müvekkil, özel belgede sahtecilik suçlamasından atılı suçu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle beraat ettiğini, bu durumda yerel mahkeme kendisini ceza mahkemesi yerine koyarak “özel belgede sahtecilik” suçlamasını da hukuki ihtilaf olarak kabul edemeyeceğini, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda ceza mahkemesinin vermiş olduğu beraat kararını esas almak zorunda olduğunu, huzurdaki davada bir çok bilirkişi raporu alındığını ve hiç bir bilirkişi raporunda davacı tarafından davalıya mal teslim edilmediğine dair bir tespit yapılmadığını, buna rağmen en son alınan ve bilirkişi heyeti bir hayli şüpheli şekilde teşkil edilen 11.06.2025 tarihli bilirkişi raporunda akla, mantığa ve somut delillere aykırı şekilde müvekkilin hiçbir mal ve hizmet sunmadığına dair bir kanaate varılması neticesinde ilk derece mahkemesi de dosyada daha önce alınmış olan tüm raporları göz ardı edip sadece bu rapora dayanarak davanın reddine hükmettiğini, raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin tarafsızlığı veya etki altında kalmadıkları şüpheli olduğunu, keşif ve inceleme için ilk başta görevlendirilen heyet içerisinde ... A.Ş.’nin eski İnşaat Uygulama Müdürü olan...'nın yer aldığını, kendisi de bu dosyada bilirkişilik yapmasının tarafsızlığa aykırı olacağını dert etmeden keşif günü kalkıp mahkeme kalemine geldiğini, müvekkil şirket yetkilisi tarafından tanındığını ve müvekkilin mahkeme hakimi ile kalemine yaptığı itiraz neticesinde bilirkişilik görevinden alınarak yerine başka bir bilirkişi görevlendirildiğini, müvekkil şirket yetkilisi tüm heyete itiraz etmiş olmasına rağmen sadece...'nın değiştirildiğini, ... ...’nın ilk başta birlikte görevlendirildiği ve muhtemelen irtibat kurduğu diğer bilirkişilerle görevden alındıktan sonra da irtibatını sürdürüp sürdürmediğini veya bilirkişi heyetine “bir bilen” olarak bilgi veya “görüş” sunmadığını bilememediklerini, sunulan rapordaki ancak taraflılıkla açıklayabileceği ölçüdeki hata ve eksikleri dikkate aldığıklarında bilirkişi heyetinin tarafsızlığı veya etki altında kalmışlığı hususunda şüphelendiklerini, keşif yapılmasına karar verilmişse de bilirkişi heyeti müvekkil şirketin yaptığı işleri inceleyemediğini, aradan 13 yıldan fazla zaman geçtiğini ve bu süre zarfında tüm üst geçitlerin yenilendiğini, müvekkilin yaptığı işler günümüze kadar gelemediğini, müvekkilden bağımsız olarak ortaya çıkan bu durum yüzünden fiili inceleme yapılamaması müvekkil aleyhine yorumlanamayacağını, müvekkil şirketin dava konusu işi, 06.08.2012 tarihinde davalı şirket tarafından haksız şekilde feshedilen ve haksız feshedildiği mahkeme kararıyla da kesinleşen Bayilik Sözleşmesi kapsamında aldığını, müvekkil şirketin işe ait faturaları sözleşmenin feshinden sonra düzenlemesi işi de sözleşmeden sonra aldığı anlamına gelmediğini, müvekkil, dava konusu işi bayilik sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde ve bayilik sözleşmesi kapsamında aldığını, müvekkile hak ettiği ödemeyi yapma niyetinde olmayan davalı ise hem Bayilik Sözlemesini haksız olarak feshettiğini hem de müvekkilin davaya konu ödemelerini yapmaktan imtina ettiğini, davaya konu olan irsaliyeli faturalar ile bayilik sözleşmesinin haksız feshinin aynı döneme denk gelmesi, müvekkilin sahte fatura ile olmayan iş ürettiği anlamına gelmeyeceğini, aksine davalının tıpkı Bayilik Sözleşmesini feshederken olduğu gibi ödemeden kaçınırken de kötü niyetle ve haksız şekilde hareket ettiğini gösterdiğini, dosyada mübrez 02.11.2011 tarihli Mal ve Hizmet Kabul Komisyonu Tutanağı’nda “malzemeler teslim edilmiş ve uygulaması da yapılmıştır” yazdığını, uygulamanın yapıldığı açıkça belirtildiğini, ...sayılı Teslim Tutanağı’nda ise “bayi olarak işin yaptırıldığı, korkuluk ve zemin kaplama işinin eksiksiz olarak teslim alındığı, ...’a hak ediş onayları iletildiği” yazdığını, hem bilirkişi raporundaki iddianın aksine müvekkilin Bayilik Sözleşmesi gereğince bayi olarak işi yaptığı hem de korkuluk ve zemin kaplama uygulamalarının da eksiksiz olarak yapıldığı belirtildiğini, üstelik ilk derece mahkemesi kararınaa dayanak olan bilirkişi raporunda müvekkilin aleyhine olacak şekilde dikkate alınan “... tarafından yazıldığı anlaşılmakla birlikte, tarihi ve muhatabı belli olmayan imzasız yazı”da bile müvekkilin kendisine yaptırılan uygulamaları yavaştan aldığı, uygulamadaki olumsuzlukları gidereceği beyanında bulunduğu ifadeleri yer aldığını, bu iddiaları ve yazıyı kabul etmemekle birlikte davalı lehine değerlendirilen bir belgede dahi müvekkil şirketin uygulama işini üstlendiğinin anlaşıldığını, davaya konu 06.09.2012 tarih ve A-... seri nolu faturada uygulama ve işçilik bedelleri açıkça yazıldığını, bu faturaların sahtecilik içerdiğine ilişkin suçlamalardan müvekkil şirket yetkilisi beraat ettiğini, söz konusu faturaların gerçek ve geçerli olduğunun ortaya konulduğunu, bununla birlikte söz konusu ağır ceza dosyasında, davaya konu faturanın üzerinde “ambar girişi yapılmıştır” ifadesinin altında ... ...’nin imzası bulunduğu tespit edildiğini ve dosyada tanıklık yapan ... malların teslim edildiği ve buna şahit olduğu yönünde beyanda bulunduğunu, gerçekliği mahkeme kararıyla ortaya konulan faturalara, Mal ve Hizmet Kabul Komisyon Tutanaklarına, Teslim Tutanaklarına, üzerindeki imza teyit edilmiş olan “ambar girişi yapılmıştır” şerhine ve davalı şirket yetkililerinin tanıklıklarına rağmen bilirkişi raporunda, taraflar arasında bir sözleşme olmadığı, uygulamaların talep edilmediği, uygulama yapılmadığı gibi asılsız iddialar doğru kabul edildiğini ve ilk derece mahkemesi de bu hususlarda yaptığı itirazları değerlendirmeden ve dosyada daha önce alınmış olan bilirkişi raporları ile arasındaki çelişkileri gidermeden son bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu karardan sonra müvekkil şirket, işin sahibi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı, Avrupa Yakası Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü’ne 25.11.2025 tarihli bir dilekçe ile başvuru yaptığını, ...’nin ilgili Müdürlüğü tarafından ... talep no ile işleme alınan başvuru dilekçesinde müvekkil şirket, işe ait ürünlerin kendisi tarfından teslim edildiğine ve uygulamanın yine kendisi tarafından yapıldığına dair onay istediğini, ... Avrupa Yakası Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü vermiş olduğu 28.11.2025 tarih ve ... sayılı cevapta ise “bahse konu korkuluk ve kauçuk zemin kaplama uygulamalarının tarafınızca malzeme ve işçilik olarak yapıldığının görüldüğü” hususunda cevap verdiğini, davalı şirketin yüklendiği işin sahibi olan ...’nin ilgili müdürlüğü de malzeme temini ve uygulamayı müvekkil şirketin yaptığını, Mal ve Hizmet Kabul Komisyon Tutanağı ile Teslim Tutanağının doğruluğunu teyit ettiğini, karara dayanak olan bilirkişi raporunda işin müvekkil tarafından yapılmadığı kanaatine dayanak olarak gösterilen “... tarafından yazıldığı anlaşılmakla birlikte, tarihi ve muhatabı belli olmayan imzasız yazı”da bile işin müvekkil şirket tarafından yapıldığı dolayısıyla malzemelerin teslim edilmiş olması gerektiği sonucu çıkarılabildiğini, yerel mahkemenin hiçbir somut dayanağı olmayan bu kanaati doğru kabul ederek müvekkilin davasını tümüyle reddetmesi dayanaktan yoksun ve hatalı bir karar olduğunu, bilirkişi raporunda “2 adet irsaliyeli faturadan 06.09.2012 tarihli olanında 444.663,58 TL’lık ürün teslimi olduğu beyan edilmiş ise de, sözleşme ve mal -hizmet kabul komisyon tutanaklarına göre davalıya devir/teslim edildiği de belgelenememiştir” denildiğini, söz konusu fatura zaten irsaliyeli fatura olup faturanın kendisi telimin yapıldığının delili olduğunu, Mal ve Hizmet Kabul Komisyon Tutanakları da teslimin belgesi olduğunu, fatura üzerindeki “ambar girişi yapılmıştır” kaşesi ve davalı şirket yetkililerinin imzalarının da teslimin belgesi olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...’in uygulamanın müvekkil tarafından yapıldığı yönündeki tanık beyanının da teslimin belgesi olduğunu, taraflarınca kabul edilmeyen ancak bilirkişilerce aleyhine olacak şekilde değerlendirilen “... tarafından yazıldığı anlaşılmakla birlikte, tarihi ve muhatabı belli olmayan imzasız yazı”dan bile işin müvekkil şirket tarafından yapıldığı dolayısıyla malzemelerin teslim edilmiş olması gerektiği sonucunun çıkarılabildiğini, yerel mahkemenin kararını aynen dayandırdığı bilirkişi raporu çok açık hatalar ve eksiklerle dolu olduğunu, rapora itiraz edilmesine rağmen Mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu icra takip dayanağı faturaların bedellerinin ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 14/12/2016 tarih ve 2013/161 Esas-2016/974 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 15/11/2019 tarih ve 2017/3249 Esas-2019/2539 Karar sayılı ilamı ile; "...İddianamede; dava konusu faturaların "kurumdan fazla para alabilmek amacıyla onay işlemleri yapılmadan sahte olarak düzenlendiği" hususunda suç isnadı bulunmakla öncelikle ilgili ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerekli olup ceza davasının sonucuna göre davalının itiraz ve savunmaları ile tutanakların değerlendirilmesi gerekli olup keza; dosyada mevcut bilirkişi raporlarında kabul tutanakları ile faturaların karşılaştırılması sureti ile miktar yönünden denetlenebilir bir hesaplama bulunmadığından gerekirse yerinde keşfen inceleme yapılarak yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınarak faturaya konu ve mal ve hizmetin verilip verilmediği, verildi ise alacak miktarının ne olduğu hususunda karar verilmesi gerekliyken ceza soruşturması dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönü ile kabulüne, kabul edilen istinaf isteminin mahiyeti itibarı ile diğer hususların incelenmesine yer olmadığına dair hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, kaldırma ilamından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 05/09/2007 tarihli Satıcı Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme kapsamında davacının sözleşmede belirtilen ürünleri davalıya tedarik etmesi konusunda anlaşıldığı, davalı tarafından sözleşmenin Bakırköy 33. Noterliği'nin 06/08/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği, davacı tarafından düzenlen 06.09.2012 tarih 537.352,50TL bedelli ... sıra nolu fatura ile 26.11.2012 tarih 125.753,00TL bedelli ... nolu faturaya konu malların teslim edilmesine ve faturalarda belirtilen diğer alacak kalemlerine hak kazanılmasına rağmen alacağın ödenmediği iddiasıyla dava konusu icra takibinin başlatıldığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu 06.09.2012 tarih 537.352,50TL bedelli ... sıra nolu irsaliyeli faturadaki alacak kalemlerinin; teslim edildiği iddia edilen ürünlerin bedeli, uygulama işçilik bedeli, % 5 fire payı ve 06/10/2011 tarihli faturaya ilişkin vade farkı bedeli olduğu, 26.11.2012 tarih 125.753,00TL bedelli ... nolu irsaliyeli faturadaki alacak kalemlerinin; teslim edildiği iddia edilen ürünlerin bedeli, % 5 fire payı ve 06.09.2012 tarih ve ... sıra nolu faturaya ilişkin vade farkı bedeli olduğu, davacı tarafından faturalara konu ürünlerin teslim edildiği, faturaların davalıya teslim edildiği, fatura üzerinde davalının kaşe ve imzasının bulunduğu, sadece 26.11.2012 tarih 125.753,00TL bedelli faturaya süresinden sonra itiraz edildiği ileri sürülmüş, davalı tarafından ise sözleşmenin feshinden sonra davacıdan söz konusu ürünlerin teslim alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, faturaların sahte olarak oluşturulduğu ve faturalar üzerindeki kaşe ve imzanın davalıya ve yetkilisine ait olmadığı, ürünlerin teslim edilmediği, 06.09.2012 tarih 537.352,50TL bedelli faturanın tebliğ edilmediği, 26.11.2012 tarih 125.753,00TL bedelli faturaya süresinde itiraz edildiği, savunulmuştur. Davacı vekili 17/09/2013 tarihli dilekçesinde sözleşmenin fesih tarihi ile fatura tarihleri arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, alacaklarının 2011 yılı ve teslim tarihlerindeki ürünleri ve uygulamalarına ait olduğunu beyan etmiş ve yargılama sırasında da sunduğu dilekçeler ile bu beyanlarını yinelemiştir. Tarafların 2012-2013 yıllarına ilişkin defter ve kayıtları üzerinden kaldırma ilamından önce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda icra takibine konu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4.3. "Ödeme Koşulları" başlıklı 4.3. Maddesinde 4.3.1 "Siparişin ... A.Ş.'ne veya göstereceği adrese teslimini ve teslim edilen ürünlerin istenen şartlara uygunluğunun tespitini (kabulünü) müteakiben Firma tarafından fatura tanzim edilir." 4.3.2 "Ödeme fatura tanzim tarihinden itibaren 45 gün içerisinde ... A.Ş. Muhasebe ve Finansman Müdürlüğü veznesinden yapılır." hükümleri düzenlenmiştir. Davacı tarafından fatura konusu ürünlerin teslimine ilişkin Mal ve Hizmet Kabul Komisyon tutanakları, teslim tutanağı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ilgili birimlerin cevabi yazılarına dayanıldığı, kaldırma ilamında da bu tutanaklar ile faturaların karşılaştırılarak miktar yönünden denetlenebilir rapor alınması gerektiğinin belirtildiği, ancak Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının 2011 yılına kadar düzenlediği irsaliyeli faturalarda yer alan malzemelerin davalı şirketçe mal teslim tutanağı düzenlenerek kabul edildiğinin, ancak davacının, davalı tarafından verilmiş sipariş olmadığı halde 06.09.2012 tarihli irsaliyeli fatura düzenlediği ve işbu faturada malzemenin davalıya devrini belgeleyecek(sipariş yazısı-malın devralındığına ilişkin davalının mal ve hizmet kabul tutanağı, yüksek miktardaki malzemelerin davalı adresine taşındığına ilişkin sevk-taşıma irsaliye ve faturası v.d) belge sunulmadığından, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmiş olup, 2011 yılında teslim edildiği iddia edilen takip dayanağı faturalara konu ürünlerin teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise bedelinin ödenip ödenmediği hususları Mal ve Hizmet Kabul Komisyon tutanakları, teslim tutanağı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ilgili birimlerin cevabi yazıları ve takip dayanağı faturalar ile karşılaştırılmak suretiyle incelenmemiştir. Yine bekletici mesele yapılmasına karar verilen ve vazgeçilen İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/09/2025 tarih ve 2021/523 esas- 2025/264 karar sayılı sanığın beraatine ilişkin ilamı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 29/12/2025 tarih ve 2025/4098 esas- 2025/4189 karar sayılı ilamı ile;" .... gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, a-Suça konu iki adet faturada katılan şirket adına atılı imzaların şirket adına kim tarafından imzalama yetkisine sahip olduğunun şirketten sorulmak sureti ile tespiti, b-Suça konu iki adet fatura aslının ve şirket adına faturalara imza atma yetkisine sahip olan kişilerin tespitinden sonra bu kişilerin imza örneklerinin alınarak, bu imza örnekleri ile fatura asıllarının Adli Tıp Kurumuna gönderilerek faturalardaki katılan şirket adına atılı imzaların yetkililere ait olup olmadığının belirlenmesi, c-Taraflar arasında Bakırköy 4. Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan itirazın iptali davasında yeni bilirkişi raporu alınıp alınmadığının ve dosyanın akıbetinin araştırılması, ilgili belgelerin dosya arasına alınması, Sonucuna göre; suça konu faturalardaki imzaların katılan şirket yetkililerine ait çıkmaması ve ticaret mahkemesinde görülmekte olan dava sonucuna göre, katılan şirketin sanığa borcu olmadığının ya da borcu olsa bile fatura miktarlarından daha az borcu olduğunun belirlenmesi halinde sanığın TCK'nın 158/1-d-h, 35.maddeleri gereğince mahkumiyetine, buna karşın, faturalardaki imzalar katılan şirkete ait çıkmaz, fakat sanığın katılan şirketten faturalar bedeli kadar alacaklı olduğu belirlenirse sanığın eyleminin TCK'nın 159.maddesi kapsamında kalacağı, bu durumda da, TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin dolmuş olması sebebiyle sanık hakkında düşme kararı verilmesi, bununla birlikte, suça konu faturalardaki imzaların katılan şirkete ait çıkması halinde ise suçun yasal unsurları oluşmayacağından sanığın CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm verilmesi, 2-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik istinaf isteminin incelenmesinde; TCK’nın 207/1. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçu için öngörülen cezanın miktarına göre, aynı kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 07/01/2013 tarihinden hüküm tarihine kadar dolduğu anlaşılmakla, CMK'nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de; suç tarihinin, suça konu faturaların katılan aleyhine icra takibine konulduğu 07/01/2013 tarihi olduğu gözetilmeksizin gerekçeli kararda 2017-07/01/2017 olarak yazılması,..." kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği ve halen derdest olduğu anlaşılmakla Mahkemece beraat kararı kesinleşmeden bekletici mesele yapılması kararından rücu edilmesi de yerinde olmamıştır. Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ilgili birimlerinden ve davalı şirketten 2011 yılında davacı tarafından davalıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlere ilişkin Mal ve Hizmet Kabul Komisyon tutanakları, teslim tutanakları ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ilgili birimlerin cevabi yazıları, davalı tarafından yapılan ödeme belgeleri, davacı tarafından 2011 yılında düzenlenen ve davalı tarafından kabul edilen ve kabul edilmeyen tüm faturalar celbedilmek ve davacı tarafından bu hususta sunulan belgeler ile taraflar tarafından sunulan tüm belge ve bilgiler, sözleşme, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin delillerinde belirttikleri dava dosyaları ve bu dosyalardaki bilirkişi raporları ile tarafların ticari ilişkinin başından itibaren tüm ticari defter ve kayıtları incelenmek ve takibin faturaya dayalı olduğu ve itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu hususu da gözetilmek suretiyle, Mal ve Hizmet Kabul Komisyon tutanakları, teslim tutanakları ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ilgili birimlerin cevabi yazılarına göre 2011 yılında davacı tarafından davalıya teslim edildiği ispat edilen ürün miktarının ve niteliğinin, bu ürün miktarı kadar davacı tarafından fatura düzenlenip düzenlenmediğinin, bu faturaların hangi faturalar olduğunun, dava konusu faturalar olup olmadığının, bu ürünler karşılığında davalı tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise ödeme miktarının ve davacının alacaklı olup olmadığının, alacaklı olması halinde miktarının, taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulamaya göre faturalardaki alacak kalemlerinden işçilik alacağı, vade farkı ve fire bedeline hak kazanıp kazanmadığının tespiti için sektör bilirkişisinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin rapora dökümünün yapıldığı denetime ve hükme elverişli rapor düzenlenmesinin istenilmesi, yine bekletici mesele yapılmaktan vazgeçilen ve halen derdest olan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/09/2025 tarih ve 2021/523 esas- 2025/264 karar sayılı dosyasının celbi ile bekletici mesele yapılarak sonucuna göre tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına dosyanın yargılamaya devam edilerek yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2025 tarih ve 2019/902 Esas- 2025/1152 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.