Boşanma davası devam ederken murisin ölümü sonrası, kusurlu eşin Türk Medeni Kanunu 181/2 uyarınca mirasçılıktan çıkarılması talebinde hukuki yarar olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Boşanma davası devam ederken vefat eden miras bırakanın eşinin, boşanmada kusurlu olduğunun kesinleşmesi üzerine, mirasçı çocukları tarafından Türk Medeni Kanununun 181/2 maddesi uyarınca bu eşin mirasçılıktan çıkarılması talebiyle açılan davada; ilk derece mahkemesi kusurlu eşin mirasçılıktan çıkarılmasına karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi, kusur tespitinin kesinleşmesiyle miras hakkının kendiliğinden ortadan kalktığı ve mirasçılık belgesi düzenlenirken bu durumun zaten dikkate alınacağı gerekçesiyle ayrı bir mirasçılıktan çıkarma davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın reddine hükmetmiş, Yargıtay da bu kararı onamıştır.
7. Hukuk Dairesi         2025/4828 E.  ,  2026/2723 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2222 E., 2025/960 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/225 E., 2022/523 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babaları muris ... ile davalı arasında boşanma davası devam ederken muris ...'in öldüğünü, davacılar tarafından kusurun tespiti yönünden davaya devam edildiğini, yapılan yargılama sonucunda davalının boşanmada kusurlu olduğu kabul edilip kararın kesinleştiğini, davalı tarafından Ankara 67. Noterliğinden alınan18.01.2019 tarihli veraset ilâmında davalının mirasçı olarak gözüktüğünü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 181/2 hükmü uyarınca miras hakkının bulunmadığını ileri sürerek davalının mirasçılıktan çıkarılmasına ve mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasçılık belgesinin iptali ve mirasçılıktan çıkarma istemli davada, mirasçılık belgesinin iptali talebi yönünden tefrik kararı verilerek eldeki mirasçılıktan çıkarma davasında, boşanma davasında davacı-karşı davalı kadının 4721 sayılı Kanun'un 181/2 hükmü uyarınca, boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurunun olduğunun tespitine karar verildiği, kararın kesinleştiği, 4721 sayılı Kanun'un 181/2 hükmü uyarınca kusurlu bulunan davalının murisin mirasçılığından çıkartılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4721 sayılı Kanun'un 181. maddesi gereğince boşanma davası sırasında ölen ... mirasçılarının davaya devam etmesi nedeniyle diğer eşin kusurlu olduğunun tespiti yapıldığı ve bu tespitin kesinleştiği böylesi bir tespit sonucu da anılan yasal düzenleme gereği yasal mirasçı olamayacağı saptanmış olduğu, açılacak mirasçılık belgesi verilmesi istemli davada da, bu tespit hükmü gözetilerek yasal mirasçılar ile miras paylarının belirleneceği, bu nedenle işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, kaldı ki 4721 sayılı Kanun'un 510. maddesi gereğince muris tarafından davalının mirasçılıktan çıkarıldığına dair ölüme bağlı bir tasarrufun da yapılmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava açılmasında hukuki yararlarının olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasçılıktan çıkarma talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.