İnşaat sözleşmeleri kapsamındaki iş bedeli alacağı ve cayma tazminatı talepleriyle ilgili tarafların karşılıklı iddialarının incelendiği temyiz incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir yüklenicinin (davacı) iki ayrı sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği inşaat işleri için bedel talebi ve sözleşmeden cayma nedeniyle tazminat isteğiyle mülk sahibi (davalı) aleyhine açtığı davaları konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, yüklenicinin yaptığı iş bedelinden davalı ödemelerini düşerek asıl davada 925.737 TL alacağa ve sözleşmeyi ihlal eden tarafın davalı olduğuna hükmederek birleşen davada 100.000 TL cayma tazminatına karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi, temyiz incelemesinde ilk derece mahkemesinin iş bedelini dava tarihindeki rayice göre hesaplamasını doğru bulmadığını belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2106 E., 2025/1030 K.ASIL DAVADA BİRLEŞEN 2022/175 ESAS SAYILI DAVADAİLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/173 E., 2023/174 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; taraflar arasındaki 20.03.2020 tarihli sözleşme gereğince davacının, davalıya ait Uşak ili, ... ilçesi, ...Mahallesi, 1641 ada, 8 parsel, B Blok, 20 numaralı iş yeri niteliğindeki bağımsız bölümün kendisine verilmesi karşılığında, yine davalıya ait Uşak ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 3608 ada, 20 parsel ve ... Mahallesi, 910 ada, 55 parseldeki inşaatlarının ince işçilik ve inşaat işçiliklerini malzemeli olarak yapmayı taahhüt ettiği, davacının sözleşme edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalının taşınmaz devrini yapmadığını, yine taraflar arasındaki 29.08.2021 tarihli sözleşme gereğince, davacının, davalıya ait .... Mahallesi'nde bir, ... Mahallesi'nde iki ve ... Mahallesi'nde bir inşaatının ince işçilik ve inşaat işçiliklerini malzemeli olarak bedeli karşılığında yapmayı taahhüt edip tüm edimlerini yerine getirdiği halde, davalının bu işlerle ilgili olarak da hiçbir ödeme yapmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tüm iş bedelleri için şimdilik toplam 120.000,00 TL alacağın teslim tarihlerinden itibaren avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek, ıslah dilekçesi ile talebini 1.416.177,00 TL'ye artırmış olup, kısmi feragat dilekçeleri ile talebini 925.737,00 TL olarak bildirmiştir.Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; taraflar arasındaki 20.03.2020 tarihli sözleşme gereğince, davacının, davalının inşa etmekte olduğu Uşak ili, ... ilçesi, ....Mahallesi, 5452 ada, 1 parseldeki binadan 5 adet dairenin kendisine verilmesi karşılığında, bu inşaatın ince işçilik ve inşaat işçiliklerini malzemeli olarak yapmayı taahhüt ettiğini, davacının edimlerini ifa etmeye hazır olduğunu, hatta bunu davalıya ihtarname ile de bildirdiğini, ancak davalının inşaatları davacının işlerine hazır hale getirmediği gibi bu işlerle ilgili olarak başka bir firma ile anlaştığını, bu şekilde sözleşmeden caydığı için davacının sözleşmenin 21. maddesi gereğince cayma tazminatına hak kazandığını belirterek,100.000,00 TL tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; taraflar arasında ilk olarak yapılan 02.03.2020 tarihli sözleşme gereğince davacının, davalıya 40.000,00 TL borçlu olduğunu, 20.03.20 20... .08.2020 tarihli sözleşmeler gereği davalının, davacıya banka dekontları ile belirli olduğu üzere toplam 75.000,00 TL ve 11.05.2021 tarihli tutanak ve dekontlara göre de toplam 141.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak davacının işlerini fen ve sanat kurallarına aykırı olarak ayıplı yaptığını, davalıya ait ofise yapılan imalâtların ise hediye olarak yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 20.03.2020 tarihli sözleşme gereği davacının işlerini yapmadığını, sözlemeden cayan tarafın davalı değil asıl davacının kendisi olduğunu, bunun üzerine davalının işleri üçüncü bir kişiye vermek zorunda kaldığını, cayma tazminatı isteğinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden keşif ve bilirkişi incelemeleri ile belirlenen davacının yaptığı toplam iş bedelinin 1.241.737,00 TL olduğu, davalı ödemelerinin ise toplam 316.000,00 TL olduğu ve yapılan ödemelerin mahsubu neticesinde davacı alacağının toplam 925.737,00 TL olduğu, birleşen davada ise sözleşmeden cayan tarafın davalı olduğu ve davacının cayma tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 925.737,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulü ile 100.000,00 TL cayma tazminatının 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; mahkemece iş bedeli olarak dava tarihindeki rayice göre saptanan 1.241.737 TL'lik miktarın kabul edilmesinin doğru olmadığı, davalının ... Firma ofisinin işleri için belirlenen 23.839,10 TL'lik bedelin hediye olarak yapıldığı yönündeki savunmasını kanıtlayamadığı, taraflar arasındaki 20.03.20 20... .08.2020 tarihli her iki sözleşme de birim fiyatlı sözleşmeler olduğundan, sözleşme gereği hak edilen alacağın bu birim fiyatlara göre hesaplanması gerektiği, faizin toplam alacağa dava tarihinden itibaren işletilmesinin doğru olduğu, davacının feragat beyanlarının ıslahla artılan bedelin azaltılması niteliğinde olduğundan 925.777,58 TL alacak talebi yönünden sözleşmelerdeki birim fiyatlara göre saptanan toplam 554.751,15 TL iş bedelinden kanıtlanan 316.000,00 TL'lik ödeme miktarı düşülerek kalan 238.751,15 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden ise hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı yüklenicinin davacı taşeronu işlere başlanması yönünde ihtar ettiği tarihte, taşeronun işe başlayabilmesi için binaların tamamen uygun olmadığı, kısmen uygun olduğu, taşeronun imalâtların tamamına başlamasının mümkün olmayıp bir kısmına başlamasının mümkün olduğu yönünde kanaat bildirildiğine göre davalı tarafından davacıya 29.07.2021 tarihinde gönderilen ihtarname zamanında davacı taşeronun işlerin bir kısmına başlaması mümkün iken hiçbir işe başlamadığı, davalının da ihtar gereği yerine getirilmediği için işi üçüncü bir kişiye vererek sözleşmeden döndüğü, bu durumda davacının 20.03.2020 tarihli sözleşmenin 21. maddesindeki cayma tazminatını hak etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, asıl davanın kısmen kabulü ile 238.751,15 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden sözleşme kapsamında edimini eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirdiğini, imalât bedeli olarak dava tarihi itibariyle hesaplanan bedelin tahsiline karar verilmesinin gerektiğini, sözleşmedeki birim fiyatlara göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının yapacağı imalât karşılığında davalının davacıya iş yeri mülkiyetini devredip bakiye bedelin de mahsuplaşarak ödenmesini kararlaştırdıklarından taraflar arasında karma nitelikli sözleşme olduğunu, birim fiyatlı eser sözleşmesi olduğu yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davalının ihtara rağmen uzun bir süre ödeme yapmayıp sözleşmedeki birim fiyatlara göre ödeme yapılması gerektiği yönündeki savunmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, bedelin enflasyon karşısında eridiğini ve denkleştirici adalet ilkesi gereği bedelin tam ödenmesi gerektiğini, birleşen dava yönünden ise davalının işi daha ucuza yapan başka bir firma ile anlaşması sebebiyle davacıya ihtarname göndererek davacıyı kusurlu gibi gösterdiğini, davalının cayma tazminatı ödemeden sözleşmeden dönmeyi amaçladığını, halbuki davalıdan kaynaklanan sebeplerle sözleşmenin ifasına başlanılamadığı için bir yılı aşkın bir süre sonra sözleşmenin taraflarca güncellendiğini, sözleşmeden dönen tarafın davalı olduğu ve müvekkile cayma tazminatı ödemesi gerektiğini, yine ödenecek 100.000,00 TL cezai şart alacağının da denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleştirilmesi gerektiğini beyan etmektedir.2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmenin birim fiyatlarına göre davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığını, zira davacının fen ve sanat kurallarına aykırı imalâtları olduğunu, hiçbir imalâtın şantiye şefine teslim edilmediğini, yapılan ödemelerin mahsubu halinde alacağının olmadığının tespit edileceğini, ayrıca 03.05.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna göre dava konusu imalâtların sözleşme tarihi itibariyle değerinin 554.751,15 TL olduğunu, bu tutara davalıya ait ... İnşaat ofisindeki 23.839,10 TL'lik imalâtın dahil edilmesinin mümkün olmadığını, davalı tanığının imalâtın hediye olduğu yönündeki ifadesi ile bu hususun ispatlandığını, bu takdirde bakiye 530.912,05 TL'lik bir alacak söz konusu olduğunu, davacının feragat beyanları ile yapılan ödemeler düşüldüğünde davacının alacağının kalmadığını, feragat neticesinde yapılan hesaplamaya göre davalının 64.351,15 TL borcu olduğu belirtilmiş ise de söz konusu tutardan davalının yaptığı 316.000,00 TL ödemenin de mahsubunun gerektiğini, bu takdirde davalının borcunun bulunmadığını, davalının davacıdan 40.000,00 TL işçilik alacağının bulunduğunu, bu alacağının mahsup edilmemesinin de hatalı olduğunu, yine faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeAsıl davada uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup birleşen davada ise eser sözleşmesinden kaynaklanan cayma tazminatı istemine ilişkindir.1.Asıl davada davacı vekilinin asıl dava yönünden, asıl ve birleşen davada davalı vekili vekilinin tüm temyiz istemi yönünden;Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince asıl dava yönünden, asıl ve birleşen davada davalı vekili vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davada temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362'nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366'ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; dosya içeriğine göre, temyize konu edilen toplam miktar 100.000,00 TL olup, 6100 sayılı HMK'nın 04.06.2025 tarih ve 7550 sayılı Yasa ile değişik Ek Madde 1/2 maddesine göre dava tarihi olan 30.03.2022 itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl dava yönünden, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,2.Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,Aşağıda yazılı harcın asıl dava yönünden davacıdan alınmasına, Aşağıda yazılı harcın asıl ve birleşen dava yönünden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.