Bir yıldan uzun süre vasıflı işte çalışmış işçinin toplu iş sözleşmesinin 29/d maddesi uyarınca vasıfsız işe görevlendirilmesinin hukuka aykırılığına ilişkin karar.
Özet: Bir hastanede acil servis veri giriş personeli/sekreteri olarak vasıflı bir işte bir yıldan fazla süreyle çalışan sürekli işçinin, davalı idare tarafından temizlik görevlisi olarak vasıfsız bir pozisyona atanması üzerine, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü gereği "vasıfsız kadroda olup bir yıldan fazla vasıflı işte çalışmış olanların vasıfsız işte çalıştırılamayacağı" prensibi uyarınca, işçinin temizlik görevlisi olarak görevlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu işlemin iptali gerektiği yönündeki karar doğru bulunmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1935 E., 2025/3179 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 57. İş MahkemesiSAYISI : 2024/426 E., 2025/135 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Hastanede .. . Kurumu (..) atamasıyla 29.01.2019 tarihinden itibaren sürekli işçi kadrosunda çalışmaya başladığını, aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte müvekkili ile davalı İdare arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin işe başladığı tarihten 13.10.2021 tarihine kadar acil servis biriminde veri giriş personeli olarak çalıştırıldığını, ayrıca söz konusu tarihe kadar hiçbir zaman temizlik görevlisi gibi vasıfsız bir işte görevlendirilmediği ve çalıştırılmadığını, 13.10.2021 tarihinde ise temizlik görevlisi olarak görevlendirildiğinin müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin söz konusu görevlendirmeyi 14.10.2021 tarihinde tebliğ aldığını, ancak bu görevlendirmeye karşı yasal haklarının saklı kalması hususunda ihtirazı kayıtta bulunduğunu, müvekkilinin bir yıldan fazla süre vasıflı işlerde çalıştırılmasına rağmen temizlik görevlisi olarak görevlendirilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, üyesi olduğu Sendika ile davalı arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca da davacının vasıfsız bir işte çalıştırılamayacağını ileri sürerek temizlik görevlisi olarak görevlendirilmesine ilişkin kararın iptali ile müvekkilinin vasıflı bir işte görevlendirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ilk olarak temizlik kadrosunda sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, 13.10.2021 tarihinden itibaren ise bu göreve son verildiğini, İdarece ihtiyaç duyulması sebebi ile davacının geçici olarak görevlendirildiğini, davacının da bu görevlendirilmeye itiraz etmediğini, yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde davacının davalıya ait Hastanede 29.01.2019 tarihinde .. üzerinden çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin (Kod) (16) (Sözleşme sona ermeden sigortalının aynı işverene ait diğer işyerine nakli) kapsamında 14.04.2019 tarihinde sona erdiği, 15.04.2019 tarihinde tekrar aynı davalı Hastanede giriş kaydının bulunduğu ve karar tarihi itibarıyla çalıştığını, davacının ... ... Sendikası (Sendika) üyesi olduğu, davalı Bakanlığın üyesi bulunduğu ... ve ... ... Sendikası (..) ile Sendika arasında imzalanan ve davacının da çalıştığı süreleri kapsayan toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmünde "Vasıfsız işçi kadrosunda bulunmakla beraber, bir yıl süreyle vasıflı işçiler tarafından yapılması gereken bir işte çalışmış olanlar bu sürenin sonunda vasıfsız işte çalıştırılamazlar." olarak belirtildiği, bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarından, davacının 1 yıldan uzun süre sekreter olarak çalıştığı, toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü gereğince vasıfsız bir işte çalıştırılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar bir kısım belgede davacının vasıflı işte çalışmasının 1 yılın altında olduğu belirtilmiş ise de davacı iddiası ve özellikle de davacının çalıştığı davalı Hastane tarafından ilgili makama başlıklı yazıda davacının 15.04.2019 tarihinden itibaren davalı Hastanenin acil servis sekreteri olarak görev yaptığının belirtildiği, yazı tarihinin 25.11.2020 tarihi olduğu gözetildiğinde davacının vasıflı bir iş olan Hastane acil servis sekreteri olarak çalışmasının 1 yılın üzerinde olduğu görülmekle yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca vasıfsız işte çalıştırılamayacağı sonucuna varıldığı, Mahkemece kurulan hükmün sonuç itibarıyla doğru olduğu ancak hüküm fıkrasının hatalı olduğu, davacının talebi dikkate alındığında yapılması gerekenin davalı işverenin 13.10.2021 tarihli ve 3746 sayılı işlemininin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ''davacının vasıflı bir işte görevlendirilmesi gerektiğinin tespitine'' şeklindeki hükmün davacının asıl talebini karşılar mahiyette olmadığından davalının istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Dosyadaki bilgi ve belgelere rağmen verilen kararın hukuka aykırı olduğunu,2. Davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, 3. Temizlik görevlisi kadrosunda olan davacının kendi görev alanında çalışması gerektiğini, toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmünün uygulanmasını gerektirecek bir hususun bulunmadığını, 4. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127. maddesi gereğince sürekli işçi kadrolarına geçirilenler geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebileceğinden ve davacı da temizlik görevlisi olarak istihdam edildiğinden, kadrosuna uygun olarak yapılan görevlendirmede hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca vasıfsız bir işte çalıştırılmasının hukuka aykırı olduğunun tespitine ilişkindir.Somut uyuşmazlıkta davacı talebinin dayanağı olan toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü "Vasıfsız işçi kadrosunda bulunmakla beraber, bir yıl süreyle vasıflı işçiler tarafından yapılması gereken bir işte çalışmış olanlar bu sürenin sonunda vasıfsız bir işte çalıştırılamazlar." şeklindedir.Bölge Adliye Mahkemesince; davacı hakkında çalıştığı Hastane tarafından "İlgili makama" başlıklı yazıda davacının 15.04.2019 tarihinden itibaren Hastanenin acil servis sekreteri olarak görev yaptığının belirtildiği, yazı tarihinin 25.11.2020 tarihi olduğu gözetildiğinde davacının vasıflı bir iş olan Hastane acil servis sekreteri olarak çalışmasının 1 yılın üzerinde olduğu görülmekle yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca vasıfsız işte çalıştırılamayacağı gerekçesiyle talep doğrultusunda karar verilmiştir. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre davacının acil servis biriminde vasıflı işlerde çalıştırıldıktan sonra yeniden temizlik görevlisi olarak görevlendirildiği, görevlendirmenin kendisine 14.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacının görevlendirmeye itiraz etmesine karşın temizlik görevlisi olarak çalışmaya başladığı ve İdareye yapmış olduğu itiraz başvurusunun reddine dair verilen kararın 02.12.2021 tarihinde kendisine tebliğ edilmesinden sonra da makul kabul edilemeyecek kadar uzun bir süre temizlik görevlisi olarak çalışmasını sürdürürken 07.07.2022 tarihli dilekçe ile davalı İdareye yeniden başvurarak vasıflı bir işte çalıştırılma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı işçinin değişikliğe uygun şekilde çalışmaya başlayıp makul kabul edilemeyecek kadar uzun bir süre geçtikten sonra 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22. maddesinde öngörülen şekil eksikliğini ileri sürmesi ve toplu iş sözleşmesinin anılan düzenlemesine dayalı talepte bulunması dürüstlük kuralına uygun düşmediğinden yerinde değildir. Şu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YDava, davacının çalışma koşullarındaki değişikliği kabul edip etmediği ve buna bağlı olarak davacının toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca vasıfsız bir işte çalıştırılmasının hukuka aykırı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin bir yıldan fazla süre ile vasıflı işlerde çalıştırılmasına rağmen temizlik görevlisi olarak görevlendirilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, üyesi olduğu sendika ile davalı arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca davacının vasıfsız bir işte çalıştırılmayacağını ileri sürerek temizlik görevlisi olarak görevlendirilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince davacının bağlı olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre “vasıfsız işçi kadrosunda bulunmakla beraber, 1 yıl süreyle vasıflı işçiler tarafından yapılması gereken bir işte çalışmış olanlar bu sürenin sonunda vasıfsız işte çalıştırılamazlar.” hükmüne yer verildiği, bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarından davacının 1 yıldan uzun süre acil servis sekreteri olarak çalıştığı, toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü gereğince vasıfsız bir işte çalıştırılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca davacının vasıfsız işçi olarak çalıştırılamayacağı sonucuna varıldığı, Mahkemece kurulan hükmün sonuç itibarıyla doğru olduğu ancak hüküm fıkrasının hatalı olduğu, davacının talebi dikkate alındığında yapılması gerekenin davalı işverenin 13.10.2021 tarihli ve 3746 sayılı işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken “davacının vasıflı bir işte görevlendirilmesi gerektiğinin tespitine” şeklindeki hükmün davacının asıl talebini karşılar mahiyette olmadığından davalının istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile; İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce; davacının acil servis biriminde vasıflı işlerde çalıştırıldıktan sonra yeniden temizlik görevlisi olarak çalıştırılmaya başlandığı, makul kabul edilemeyecek bir süre herhangi bir itirazı olmaksızın çalışmaya devam ettiği, davacı işçinin değişikliğe uygun şekilde çalışmaya başlayıp makul kabul edilemeyecek kadar uzun bir süre geçtikten sonra 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinde öngörülen şekil eksikliğini ileri sürmesi ve toplu iş sözleşmesinin anlan düzenlemesine dayalı talepte bulunması dürüstlük kuralına uygun olmadığından davanın reddi gerektiği belirtilmiş ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle Çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.Uyuşmazlık, işverence çalışma koşullarında esaslı değişiklik sayılabilecek şekilde görevlendirme yapılıp yapılmadığı ve makul süre içerisinde bu görevlendirilmeye itiraz edilip edilmediği hususlarında toplanmaktadır.4857 sayılı Kanun'un Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'na göre getirdiği önemli yeniliklerden biri de değişiklik feshidir. 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca “İşveren, iş sözleşmesi ile veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından 6 iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içerisinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17... . madde hükümlerine göre dava açabilir.”4857 sayılı Kanun'da öngörülen 22. madde hükmüyle işçinin çalışma koşullarında aleyhine esaslı değişikliği kabul etmemesi hâlinde işveren ya bu değişikliği yapmamak ya da iş sözleşmesini feshetmek zorunda kalmaktadır. 4857 sayılı Kanun'da kabul edilmiş bulunan iş güvencesi hükümlerinin gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesinin bir koşulu da işverenin iş sözleşmesinde yapacağı tek taraflı değişikliklere karşı işçinin korunmasıdır. Aksi takdirde geçerli bir neden bulunmadığı için iş sözleşmesini feshedemeyecek olan işveren, tek taraflı bir biçimde çalışma koşullarında aleyhine esaslı değişiklik yaparak işçiyi feshe zorlayacak, diğer bir deyişle sözleşmeyi kendi feshetmediği için iş güvencesi hükümlerine dolanma olanağını elde etmiş olacaktır. 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinde düzenlenen değişiklik feshi hükümleri sadece iş güvencesinin kapsamına giren iş ilişkilerinde değil, iş güvencesinin kapsamı dışında kalan 4857 sayılı Kanun'a tâbi iş ilişkilerinde de uygulanır. Değişiklik feshinin koşullarından birincisi çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapılmasıdır. Anayasa, kanunlar, toplu ya da bireysel iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ile işyeri uygulamasından doğan işçi ve işveren ilişkilerinin bütünü çalışma şartları olarak değerlendirilmelidir. 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinin kapsamına giren esaslı değişikliğe konu olacak çalışma koşulları ise bu kadar geniş tutulmamış, söz konusu hükmün uygulanabilmesi için işverence “İş sözleşmesi ile veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik” yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Tabi ki işverence çalışma koşullarında yapılan değişiklikler onun yönetim hakkı çerçevesinde kalıyorsa aleyhe esaslı değişiklik sayılmazlar. Ancak iş sözleşmesinin objektif esaslı unsurlarına müdahale oluşturan bu sözleşme ile kurulan denge ve düzen ilişkisine belirli ölçüde bozan değişiklikler aleyhe esaslı değişiklik olarak kabul edilebilir. İşçi aleyhine yapılacak değişikliklerden en önemlisi davacı işçinin yaptığı işin niteliğinin değişmesidir.4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinin uygulamaya sokulabilmesi için işverenin yazılı değişiklik önerisinde bulunması, işçiye düşünme süresi vermesi ve işçinin değişiklik önerisinin yazılı kabulü şarttır. 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca, işçi tarafından 6 iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler, hiçbir şekilde işçiyi bağlamamaktadır. Somut olayda; davacı ...’in 4857 sayılı Kanun ve Kamu Kurum Kuruluşlarında İşçi Alınmasına Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik Kapsamında sürekli işçi (temizlik görevlisi) alımı kurası sonucunda ataması yapılmış, 24.01.2019 tarihinde göreve başlatılmıştır. Davacı çok amaçlı meslek lisesi mezunu olup, yine .. .. Bakanlığı .. .. .. Genel Müdürlüğü tarafından açılan 31.10.2016-17.02.2017 tarihleri arasındaki düzenlenen 280 saatlik hasta kabul işlemleri programı ile 03.12.2016-25.03.2017 tarihleri arasında düzenlenen 160 saatlik bilgisayar kullanım programını tamamlayıp kurs belgelerini almıştır. Davacı 15.04.2019 tarihinde .. .. Devlet Hastanesinde görevlendirilmiş ve bu tarih itibarıyla acil servis sekreteri olarak çalışmaya başlamıştır. Davacı, davalı işveren tarafından 13.10.2021 tarihinden itibaren acil servisteki sekreterlik görevinden alınarak bu serviste temizlik görevlisi olarak görevlendirilmiş, bu karar davacıya 14.10.2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı tarafından yasal haklar saklı tutularak tebellüğ edilmiştir.Davacı dosya içerisinde sunulan tarihsiz dilekçeyle yapılan görev değişikliğine itiraz etmiş, yine 07.10.2021 tarihli dilekçeyle toplu iş sözleşmesinin 29. maddesi görev bölümü başlıklı maddesine aykırı görevlendirme yapılamayacağını bilerek itiraz etmiştir. Bu itirazı kendisine karar tebliğ edilmeden yapılmış olup sözlü bildirim üzerine itiraz edildiği belirtilmiştir.Davalı işyerinden yapılan görevlendirilmelere ilişkin itirazlar üzerine görüş sorulmuş, ... Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilen yazısı doğrultusunda 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 23. madde ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127/5 hükmü uyarınca hareket edilmesi gerektiği bildirilmiş, bu karar ...’e 02.12.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından bu karar ve görevlendirilmeye tekrar 06.07.2022 tarihinde itiraz edilmiş, bu konudaki .. İl Sağlık Müdürlüğündeki yazı da davacıya 19.08.2022 tarihinde tebliğ olunmuş, davacı bunun akabinde 31.08.2022 tarihinde görevlendirilme işleminin iptaline ilişkin işbu davayı açmıştır.Sağlık Bakanlığının üyesi bulunduğu .. ile davacı işçinin üyesi bulunduğu Sendika arasında 08.09.2021 tarihinde imzalanan ve 01.01.2021 - 31.12.2022 yürürlük süreli olan toplu iş sözleşmesinin “görev bölümü” başlıklı 29/(d) hükmünün “vasıfsız işçi kadrosunda bulunmakla beraber 1 yıl süreyle vasıflı işçiler tarafından yapılması gereken bir işte çalışmış olanlar bu sürenin sonunda vasıfsız bir işte çalıştırılamazlar.” şeklinde olduğu, davacının da belirtilen sendikanın üyesi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davacının görev değişikliğine ses çıkarmamasının sözleşmenin karşı tarafı olan işverende bu değişikliğin kabul edildiği yönünde bir inancın oluşmasında neden olduğu şeklindeki kabulün kabul edilmesi mümkün değildir. Dairemiz tarafından her ne kadar davacının makul süre içerisinde yapılan görevlendirilmeye itiraz etmediği belirtilmekte ise de davacının 15.04.2019 tarihinde acil servis sekreteri olarak görevlendirildiği 13.10.2021 tarihinde bu görevinden alınarak aynı serviste temizlik görevlisi olarak görevlendirildiği ve bu kararın davacıya 14.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği iş yerinden gönderilen belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı bunun öncesinde 07.10.2021 tarihli dilekçeyle görevlendirmeye ilişkin itirazda bulunmuş toplu iş sözleşmesinin 29. maddesi uyarınca bu şekilde görevlendirilme yapılamayacağı bildirilmiş, bu konuda Sağlık Bakanlığından davalı işveren tarafından bilgi istenmiş, ... tarafından gönderilen yazı 02.12.2021 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş davacı tarafından 06.07.2022 tarihinde tekrar itiraz edilmiş ancak bunun sonucunda davacının 31.08.2022 tarihinde huzurdaki davayı açtığı anlaşılmıştır. Yeni bir iş bulmanın çok güç olduğu bir dönemde yapılan değişikliğe ihtirazı kayıt koyan davacının davranışının dürüstlük kurallarına uymadığını da söylemek dosya kapsamına bu nedenlerle uygun düşmemektedir. Kaldı ki biraz önce de gerekçede belirtildiği üzere davacı kendisine iş değişikliğine ilişkin karar tebliğ edilmeden 07.10.2021 tarihinde itirazını bildirmiş, her aşamada yapılan bu değişikliğe itiraz etmiş, değişikliğe ilişkin belgeyi ihtirazı kayıt koyarak imzalamış, akabinde de davasını açmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinin amir hükmü uyarınca işverenin, işçinin yazılı onayını almaksızın görevini ve görev tanımını değiştirmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki davacının sendikalı işçi olup toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca bir yıl süreyle vasıflı bir işte çalıştırıldığı acil serviste sekreter olarak görev yaptığı, buna ilişkin bilgisayar kullanım programı ve hasta kabul işlemleri programını başarıyla bitirdiği toplu iş sözleşmesinin 29/(d) hükmü uyarınca sekreter olarak vasıflı bir işte çalıştıktan sonra temizlik görevlisi olarak görevlendirilmesinin mümkün olmadığı, Dairemiz gerekçesinde belirtildiğinin aksine davacının her aşamada yapılan bu görevlendirilmeye itiraz ettiği, görevlendirme değişikliğinin sözlü olarak bildirilmesi üzerine yazılı olarak tebliğinden önce itiraz ettiği, davalı işverenlik Sağlık Bakanlığından bilgi istemesi üzerine gelen yazı cevaplarına davacı tarafından hemen itiraz edildiği, itirazlarının makul süreye dayandığı, makul sürenin kesin bir süre olmayıp her dosyanın içeriğinin kendine özgü olduğu düşünüldüğünde makul sürenin her dosya için ayrı değerlendirilmesi gerektiği, hatta kendisine yazı tebliğ edilmeden sözlü bilgi verildiğinde bu itirazı gerçekleştirdiği, tebliğ belgelerini ihtirazı kayıtla imzaladığı gözetildiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin kararının dosya kapsamına uygun olduğu onanması görüşünde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.