İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari araç kredisi menfi tespit davasında müteselsil kefilin borçsuzluk iddiasının istinafta incelenmesi.
Özet: Ticari araç kredisinden kaynaklanan menfi tespit davasında davacı müteselsil kefil, kredi borcunun asıl bankaya ödendiğini ve alacağın temlik edildiği davalı varlık yönetim şirketine borcu kalmadığını ileri sürerek icra takibinin iptalini, aksi halde fahiş faizin indirilmesini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmiştir. Davalı ise, davacının borçlu şirketin yetkilisi ve ticari kredi için müteselsil kefil olduğunu, şirketin tasfiyesi sonrası malvarlığı bulunmadığından takibin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemiştir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/114 Esas
KARAR NO : 2026/1368 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/401 Esas- 2023/942 Karar
TARİH: 30/10/2023
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Araç Kredisinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ... Şubesinden kullandırılan krediye istinaden, dava dışı ... LTD.ŞTİ'nin yanında müteselsil kefil sıfatı ile sözleşme akdettiği, aynı zamanda kullandırılan krediye ilişkin ... plakalı ... motor ve ... şasi nolu araç üzerinde ... ... Şubesinin rehin hakkı bulunduğu, davaya konu olan Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... E. Takip dosyası alacağının, alacağın temliki suretiyle ... A.Ş.'den, davalı varlık yönetim şirketine intikal ettiği, müvekkili ve söz konusu kredileri kullanan dava dışı diğer kişiler tarafından, kredilerin geri ödemeleri yapılmış olup kredi kullandıran dava dışı bankaya bakiye borç kalmadığı, bu nedenle davalı aleyhine açtıkları Menfi Tespit davasının kabulüne karar verilerek müvekkilinin davalı şirkete Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından borcu olmadığının tespiti ile takibin borçlu yönünden iptaline, mahkemece yerinde görülmezse kabul anlamına gelmeyecek şekilde anlaşılmak üzere bakiye borca ilişkin işleyen faizin fahiş derecede yüksek olduğunun tespitine karar verilerek düşürülmesine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğranan zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvvekile verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16/07/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile ; dava açılırken, dava değeri olarak mezkur icra takibindeki alacak kalemleri içinde yer alan "Asıl Alacak" açıklamalı 3.679,55 TL gösterildiğini, eldeki menfi tespit davasının niteliği gereği, davacının mezkur icra dosyasına borcu olmadığının tespiti amacıyla alacak kalemlerinden bahsi geçen alacak dışında yer alan "Faiz 1 (*)" açıklamalı 20.063,46 TL'yi ve "Masraf 1" açıklamalı 15,00 TL'yi de dava değeri olarak arttırdıklarını, bu sebeple dava değerini , Bakırköy 5. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasının takip çıkış miktarı olan 23.758,01 TL'ye ıslah ettiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının ileri sürmüş olduğu tüm iddiaların hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davalı şirketçe dava dışı ... A.Ş.'den temlik alınan müteselsil borcun ticari araç kredisine dayanmakta olup davacı borçlunun, 16.02.2004 tarihinde dava dışı Tasfiye Halinde .... Ltd. Şti.'nin yetkili müdürü olduğunu, bahse konu kredi sözleşmesinin davacının yetkilisi olduğu şirket adına kayıtlı araç rehin gösterilerek imza edildiğini, işbu kredi kapsamında imzalanan sözleşmede ...'in müteselsil kefil sıfatı bulunduğunu, TTK madde 19 düzenlemesi gereğince adi sahası bulunmayan ticaret şirketlerin bütün ... ve işlemlerinin ticari ... kabul edildiğini, davacının yetkilisi olduğu dava dışı şirketin aldığı kredinin ticari nitelikte kredi sözleşmesi olup teselsül karinesi başlıklı TTK madde 7/2 gereğince ticari bir borca kefil olan davacının kefaletinin müteselsil kefalet olduğunu, ticari borca kefil olan müteselsil kefilin, adi kefilden farklı olarak, önce asıl borçlunun takip edilmesi gerektiği definden ve kefaletin yanı sıra rehin hakları da mevcut ise önce rehnin paraya çevrilmesi definden yararlanmasının mümkün olmadığını, davacının da yetkilisi olduğu Tasfiye Halinde .... Ltd. Şti. 01.04.2008 yılında tasfiye sürecine girdiğini, 30.06.2010 tarihinde ise tasfiye sonuçlandırılarak şirket kaydının silinmesi kararı alındığını ve bu kararın 08.07.2010 tarihinde ...Gazetesinde yayımlandığını, davaya konu krediyi çeken şirketin tasfiye sonucunda kapanması ve mal beyanında şirketin aktif ve pasif malvarlığının olmadığı yolunda tescil ve ilan olduğunun görüldüğünü, dava dışı şirketin aktif ve pasif malvarlığı olmaması nedeniyle semeresiz kalan alacak bakımından müteselsil kefalete başvurma yoluna giden davalı şirketçe açılan icra takiplerinin hukuken geçerli takip olup tasfiye sonucu kapanan şirketin borcuna müteselsil kefil konumunda kefil olmuş davacının iddialarının mesnetsiz olduğunun kabulünün gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın esastan reddine, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 30/10/2023 tarih ve 2022/401 Esas- 2023/942 Karar sayılı kararında;
Davanın ... bankası tarafından dava dışı ... LTD.ŞTİ'ye kullandırılan ve davacının müteselsil kefil olduğu kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, menfi tespit davasında ispat yükünü kural olarak davalı alacaklıya düştüğü, somut olayda davacının dava dışı ... LTD.ŞTİ'ye kullandığı krediye müteselsil kefil olduğu ve borcun ödenmiş olması sebebiyle borçlu olmadığını iddia ettiği, davacı tarafça borcun son bulduğu iddia edildiğinden ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olduğu, mahkemece yapılan araştırmalara rağmen davaya konu sözleşmeye ulaşılamadığı, banka cevabına göre asıl borçlu tarafından kredi borçlarının ödendiği, ödeme hususunun bu şekilde ispatlanmış olduğu ödenen miktarın borcun tamamı olmadığı dolayısıyla davacının borçlu olduğu hususunun ispatının alacaklı-davalı üzerinde olduğu ancak davalı tarafça bu hususun ispatlanamadığı, bu durumda davacının borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davaya konu sözleşmeye ulaşılamadığı gerekçede yazılmış ise de yine gerekçede yer aldığı üzere davacı borçlunun borç ilişkisini ve sözleşmeyi kabul ettiğini, bu denenle ispat yükü davacıya geçtiğini, kredinin kullanıldığı dolayısıyla kredi sözleşmesi konusunda bir itiraz bulunmadığını, bu nedenle sözleşme sunulması gerekmediğini, yerel mahkemenin sözleşme dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından icra takip dosyaları celp edilmeksizin karar verildiğini, icra dosyalarının celp edilerek ilgili dosyalarda borç bulunup bulunmadığının araştırılmadan karar verilmesine de itiraz ettiklerini, kararın gerekçesi olarak "banka cevabına göre asıl borçlu tarafından kredi borçlarının ödendiği" tespitine yer verilmiş ise de temlik veren banka cevabında borcun ödendiğine ilişkin bir beyan bulunmadığını, sadece ödeme dekontları sunulduğunu, yapılan ödemeler ile borcun kapanıp kapanmadığı hususunda bir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, hatta temlik veren banka yazı cevabında "... Vergi numaralı .... LTD. ŞTİ' den olan ve Bankamız takip hesaplarında izlenen ....numaralı ticari taşıt/işyeri kredisinden kaynaklanan alacaklarımız ve bu alacaklarımıza bağlı takip ve dava dosyalarımız 29.11.2012 tarihinde ... A.Ş.' ye devredilmiştir." demek suretiyle halen borcun devam ettiğini, devam eden borcun temlik edildiğini yazmasına rağmen ilk derece mahkemesinin "banka cevabına göre asıl borçlu tarafından kredi borçlarının ödendiği" tespitine nasıl ulaştığı taraflarınca anlaşılamadığını, Bankadan gelen cevapta borcun ödeme tarihlerinin düzensiz olduğu, taksitlerin zamanında ödenmediğinin görüldüğünü, tüm borcun ödenip ödenmediği yazı içeriğinden anlaşılmadığını, gelen yazı cevabı ve icra dosyaları ile birlikte hesap bilirkişisinden rapor tanzim ettirilmeden, davacının borcu olup olmadığı sözleşme kapsamında değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı ve eksik olduğunu, davacının da yetkilisi olduğu Tasfiye Halinde .... Ltd. Şti. 01.04.2008 yılında tasfiye sürecine girdiğini 30.06.2010 tarihinde ise tasfiye sonuçlandırılarak şirket kaydının silinmesi kararı alındığını ve bu kararın 08.07.2010 tarihinde ...Gazetesinde yayımlandığını, davaya konu krediyi çeken şirketin tasfiye sonucunda kapanması ve mal beyanında şirketin aktif ve pasif malvarlığının olmadığı yolunda tescil ve ilan olduğu görüldüğünü, dava dışı şirketin aktif ve pasif malvarlığı olmaması nedeniyle semeresiz kalan alacak bakımından müteselsil kefalete başvurma yoluna giden müvekkil şirketçe açılan icra takipleri hukuken geçerli takip olduğunu tasfiye sonucu kapanan şirketin borcuna müteselsil kefil konumunda kefil olduğunu davacının iddialarının mesnetsiz olduğunun kabulü gerektiğini, Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; dava dışı temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu ........Ltd. Şti.arasında akdedilen, davacının müteselsil kefil olduğu ticari araç kredisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 598. Maddesinde, Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünün düzenlendiği, 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5.maddesinde ise "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz."şeklinde ki hükümlere göre, kefaletteki 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta dava dışı temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu ........Ltd. Şti.arasında ticari araç kredisi akdedildiği ve davacının bu krediye müteselsil kefil olduğu davacının kabulündedir. Dava ve icra takibine konu taşıt kredisi ve rehin sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi dosyaya sunulmamış ise de, asıl borçlu ve kefiller aleyhine daha önce başlatılan Kadıköy 1. İcra Dairesi'nin... (Eski esas: ...) esas sayılı dosyasında icra takip dayanağı olarak 09/07/2008 tarihli taşıt kredisi ve rehin sözleşmesine dayanıldığı, söz konusu sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin 09/07/2018 tarihinde dolduğu ve dava konusu 01/10/2019 icra takip tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu ve davacının sorumluluğunun kalmadığı anlaşıldığından Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davacı tarafından ödeme iddiasında bulunulmasına rağmen ispat yükü ters çevrilmek suretiyle kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, verilen kararın niteliği gereği davalının istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/10/2023 tarih ve 2022/401 Esas- 2023/942 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın KABULÜ ile
-Davacının Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından esas sayılı takip dosyasında yapılan takip nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Dairemizce verilen kararın niteliği gereğince davalının istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.622,90.-TL karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 80,70.-TL peşin harç ve 325,03 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 1.217,17‬.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 325,03 TL ıslah harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyada yapılan toplam 84,75.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı aleyhine istinafa gelinmediği gözetilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 17.900,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Dava tarihi itibariyle ... bu dava arabuluculuk dava şartına tabi olmamasına rağmen davacı tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulması ve davalının sorumlu olmaması sebebiyle 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
10-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
12-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 222,50 TL toplamı 960,50 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
14-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.