Tescilli markalar arasında aynı esas unsurun kullanımından kaynaklanan iltibas tehlikesi nedeniyle YIDK kararının iptali ve markanın kısmen hükümsüzlüğüne dair Bölge Adliye Mahkemesinin onama kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının tescilli “...” markasının, davalının “....... ... .......” ibareli marka başvurusuna karşı açtığı hükümsüzlük davası incelenmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, ortalama tüketicide yanılgı yaratacak derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik ile “...” ibaresinin her iki markada da asli unsur olması nedeniyle Sınai Mülkiyet Kanunu 6/1 uyarınca iltibas oluştuğuna hükmederek, davalının marka başvurusunun 35/01, 35/02, 35/03 ve 35/04. sınıflardaki hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar vermiş, davacının tanınmışlık ve kötüniyet iddiaları ise reddedilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/6411 E.  ,  2026/3124 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1440 Esas, 2025/1640 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/348 E., 2022/287 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1991'de faaliyete başladığını, ''.....” markası ile televizyon yayıncılığı yaptığını, ........... TV markası başta olmak üzere “...” esas unsurunu ihtiva eden birçok ibareyi kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini, davalının başvuru markasının yayınına itiraz ettiklerini, itirazın reddedildiğini, karara itirazın da dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla reddedildiğini, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, tanınmışlık nedeniyle farklı sınıfta da müvekkilinin markasının korunması gerektiğini, ... alan adının müvekkiline ait olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, ''O'' harfindeki sembolün ortak olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ............" ibareli marka başvurusu ile davacının 99/000968 sayılı ve 95/013761 sayılı "..........." ibareli tescilli markaları arasında, 35/01, 35/02, 35/03 ile raporda belirtilmeyen 35/04 sınıfında kayıtlı hizmetler yönünden emtianın benzer/ilişkili mal/hizmetler olmasından dolayı görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, her iki taraf markasının ... ibaresini asli belirleyici unsur olarak kullandıkları, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmündeki iltibas koşulu oluştuğu, bunun dışında kalan mallar/hizmetlerde ise iltibas oluşmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun bulunmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, davacı tarafın ".............." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 2021-M-8166 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2020/79472 sayılı markanın kapsamında yer alan 35/01, 35/02, 35/ 03... /04 sınıfında kayıtlı hizmetler yönünden iptaline, bu hizmetler yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı Kurum vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "...... ... ......." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, "....... ... ........" ibareli marka başvurusu kapsamında bulunan 35/01, 35/02, 35/ 03... /04. sınıftaki hizmetler yönünden kapsam benzerliğinin bulunduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2023/250 E. ve 2024/3917 K. ve 2019/3749 E. ve 2020/1907 K.), bunun dışında kalan mallar/hizmetlerde ise iltibas oluşmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun bulunmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı, davacı tarafın "............" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 hükmü anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ispatlanamadığı, SMK'nın 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı ile davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili ile davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.