Danıştay, Türk vatandaşlığı başvurusunda çalışma izni muafiyeti süresinin ikamet şartına sayılmaması nedeniyle ortaya çıkan yetki uyuşmazlığını karara bağladı.
Özet: Bu hukuki metin, Türk vatandaşlığı kazanma başvurusunun, çalışma izni muafiyetinin geçerli ikamet izni olarak kabul edilmemesi nedeniyle işleme alınmamasına ilişkin idari işlemin iptali davasında ortaya çıkan yetki uyuşmazlığını ele almaktadır; İzmir ve Ankara İdare Mahkemelerinin karşılıklı olarak kendilerini yetkisiz, diğerini yetkili görmesi üzerine, 2577 sayılı kanunun ilgili maddeleri ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile yönetmeliğindeki hükümler çerçevesinde, idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili olduğu genel kuralı dikkate alınarak hangi mahkemenin davaya bakmakla görevli olduğunun belirlenmesine yönelik bir inceleme yapılmıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2025/2404Karar No : 2025/2718YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI... davacı ... tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca genel yolla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle yapılan başvurunun, İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünce, çalışma izni muafiyetinin geçerli ikamet izni olarak kabul edilmemesi ve ikamet süresine dahil edilmemesi nedeniyle işleme alınmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne karşı açılan davada, İzmir 1. İdare Mahkemesince verilen, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 26/03/2025 tarih ve E:2023/539, K:2025/917 sayılı karar ile Ankara 14. İdare Mahkemesinin uyuşmazlığın görüm ve çözümünde İzmir İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 18/04/2025 tarih ve E:2025/504, K:2025/617 sayılı kararı üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 32. maddesinin 1. fıkrasında; göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesinin, dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olduğu kurala bağlanmıştır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü; "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak,şartları aranır." hükmü; "Yönetmelik" başlıklı 46. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılmasında müracaat makamlarınca başvurunun işleme alınması ve uygulanacak esaslar" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılmasında müracaat makamı yerleşim yerinin bulunduğu valiliklerdir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında müracaat makamınca ön inceleme yapılarak; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise 4721 sayılı Türk Medenî Kanununa göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmayan, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmeyen, c) Yasal ikamet izni olmaksızın veya yasal olmakla birlikte Türkiye’de yerleşme niyetini göstermeyen; sığınma veya iltica başvuru sahibi, sığınmacı, öğrenim, turistik, öğrenim gören çocuğuna refakat, tedavi gibi amaçlarla ikamete bağlandığı anlaşılan, ç) Herhangi bir suçtan dolayı yargılaması devam eden veya hükümlü ya da tutuklu olan, d) 17 nci maddede belirtilen belgeleri ibraz edemeyen,kişilerin başvurusu kabul edilmez ve bu husus yazılı olarak ilgilisine bildirilir." kuralı yer almaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, Romanya uyruklu davacı tarafından, 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak istemiyle İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, anılan Müdürlük tarafından, davacının Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için gerekli ikamet süresi şartını henüz taşımadığı anlatılarak başvurunun işleme alınmadığı, sonrasında davacı tarafından çalışma izni muafiyet belgesiyle İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne tekrar başvuruda bulunulduğu, bu başvuru üzerine Müdürlük tarafından, mevzuat gereği çalışma izni muafiyetiyle geçen sürelerin kanuni çalışma izni ve süreleri hesabında dikkate alınmayacağı gerekçesiyle başvurunun işleme alınmadığı, bunun ardından davacı tarafından 26/12/2014 tarihinde "Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü"ne gönderilmek üzere İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne Türk vatandaşlığına kabulünün yapılması istemiyle başvuruda bulunulduğu, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne hitaplı ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, çalışma izni muafiyetiyle geçirilen sürelerin kanuni çalışma izni veya ikamet izni sürelerinin hesabında dikkate alınmayacağı ve davacının 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinde aranılan şartların taşınması halinde başvuru hakkı bulunduğunun belirtildiği, bu yazının 04/03/2025 tarihinde davacıya tebliği üzerine davacı tarafından 07/03/2025 tarihinde "İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü" hasım mevkiinde gösterilerek bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet eden yabancıların Kanunda yer verilen diğer şartları da taşımaları kaydıyla Türk vatandaşlığını kazanabilecekleri, bu kapsamdaki başvuruların ilgilinin yerleşim yerinin bulunduğu valiliklerce alınacağı ve valiliklerce yapılacak incelemede başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etme şartının sağlanamaması halinde başvuruların kabul edilmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede, davacı tarafından Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle iki defa İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, Müdürlük tarafından ikamet şartının sağlanmaması sebebiyle başvuruların işleme alınmadığı, dava dilekçesi içeriğinde ise anılan Müdürlük tarafından başvurunun işleme alınmaması işleminin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddiasına yer verildiği ve davanın da İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne karşı açıldığı dikkate alındığında; iptali istenen işlemin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemi olmayıp, vatandaşlık başvurularının işleme alınmamasına ilişkin İzmir Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü işlemi olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde genel yetki kuralını düzenleyen 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlemi tesis eden merciin bulunduğu yer olan İzmir ilinin idari yargı yeri bakımından bağlı bulunduğu İzmir İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde İzmir İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna, dosyanın İzmir 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın Ankara 14. İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine, 27/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.