Danıştay, Cumhurbaşkanı kararıyla iptal edilen vatandaşlığın iadesini talep eden davada, dava dilekçesindeki taleplerin çelişkili olması nedeniyle usuli inceleme yaptı.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı, Cumhurbaşkanı kararıyla iptal edilen vatandaşlık durumunun iadesini talep etmekle birlikte, mahkeme, dava dilekçesinin farklı bölümlerinde iptali istenen işlem konusunda çelişkili ve belirsiz ifadeler bulunduğunu tespit ederek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. maddesindeki açıklık ve belirlilik şartlarına uygun olmadığı sonucuna varmış, bu durum davanın usulden reddine yol açmıştır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2025/2388 E.  ,  2025/2794 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/2388
Karar No : 2025/2794
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, 31/01/2025 tarih ve 9483 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla iptal edilen işlemin iptaline ve kendisi ile ailesinin Cumhurbaşkanı Kararı ile vatandaşlık kazandığı duruma geri iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, "iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar." olduğu tanımlamasına yer verildikten sonra aynı fıkranın (b) bendinde tam yargı davaları izah edilmiş, maddenin 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca, mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerekmekte olup talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem tesisi niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı; ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptaline karar verilmesinin mümkün olduğu açıktır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin "Dava Konusu" kısmında, davalı idare tarafından ... tarihinde tebliğ edilen ... sayılı idari işlemin (İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğünün 10/02/2025 tarih ve 773070 sayılı yazısı) iptalinin istenildiği; "İşlem" kısmında, 31/01/2025 tarih ve 9483 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iptal edilen ve davalı idare tarafından 17/03/2025 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı yapılan itiraz başvurusunun (61328 başvuru numarasıyla işleme alınan) zımnen reddine yönelik işlemin iptalinin talep edildiği; "Sonuç ve İstem" kısmında ise, 31/01/2025 tarih ve 9483 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile iptal edilen işlemin iptaline ve davacı ile ailesinin Cumhurbaşkanı Kararı ile vatandaşlık kazandığı duruma geri iadesine karar verilmesinin istenildiği görülmektedir.
Dava dilekçesi bu haliyle değerlendirildiğinde, dilekçenin "Dava Konusu", "İşlem" ve "Sonuç ve İstem" başlıklı kısımlarında birbirinden farklı istemlere yer verilmiş olduğundan; hangi işlemin iptalinin istenildiği hususunda tereddüt meydana gelmiş, İstanbul Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünün 17/03/2025 tarih ve 127-58324-2021 sayılı Tebliğ-Tebellüğ Belgesinin mi, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin mi, hangi işleme karşı başvurulduğu da anlaşılamamakla birlikte, bu işlemlerden herhangi birine karşı yapılan bir itiraz ve bu itirazın zımnen reddi şeklinde bir işlem varsa, bu zımnen ret işleminin mi, yoksa 31/01/2025 tarih ve 9483 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın mı iptalinin istenildiği anlaşılamamıştır.
Bu durumda, çelişki olan ve hangi işlemin iptalinin istenildiği anlaşılamayan dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmış olup; hangi işlemin iptalinin istenildiğinin açıkça ve tereddüte yer verilmeksizin ortaya konulması ve iptali istenilen işlemin konusu, tarihi ve sayısı ile hukuka aykırılık sebepleri açıkça gösterilerek, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
Öte yandan, davanın yenilenmesi halinde, "davacı ile ailesinin Cumhurbaşkanı Kararı ile vatandaşlık kazandığı duruma geri iadesine karar verilmesi" şeklindeki talebin idari işlem tesisi niteliğinde yargı kararı verilmesi talebine yönelik olduğu, oysa idari yargı merciinde böyle bir istemde bulunulmasının 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan idari dava türleri ile 2. fıkrasında sınırları belirlenen idari yargı yetkisi kapsamında mümkün olmadığı hususunun da dikkate alınması gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek ve eksiklikler giderilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek imzalı dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceği davacıya duyurulmasına,
3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda ise yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 28/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.