Danıştay 10. Daire, 2025/2225 E., 2025/2766 K., estetik eğitim programı iptal davasında dilekçenin 2577 sayılı Kanuna aykırılığı ve idareyi işlem yapmaya zorlama yetkisizliği.
Özet: Danıştay, davacının Sağlık Bakanlığının estetik ve kozmetik uygulamaları sertifikalı eğitim programının veya ilgili maddesinin iptali ile katılımını sağlayacak yeni bir program açılması taleplerini içeren dilekçeyi ön incelemiş; idari yargı yetkisinin idarenin takdir yetkisini kaldıracak veya belirli bir işlem tesis etmeye zorlayacak nitelikte karar veremeyeceğini, sadece mevcut işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyebileceğini ve dilekçenin 2577 sayılı kanunun 3. maddesindeki usul şartlarına uygunluğunu değerlendirerek, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde hukuka uygunluk denetimi sınırlarını aşan kısımlarını incelemiştir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2025/2225 E.  ,  2025/2766 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/2225
Karar No : 2025/2766
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığının ... tarihli ve E.... sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe konulan 79 Standart Numaralı Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programının veya 5. maddesinin ve sertifika programına başvuru yapılamamasına ilişkin işlemin iptaline veya katılımının sağlanacağı aynı niteliklerde bir sertifikalı eğitim programının açılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verilerek dava dosyasının Danıştaya gönderilmesi üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari dava türlerinin iptal davaları, tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olduğu belirtilmiş; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idare mahkemelerinin, yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği hükmüne yer verilmiş; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari yargıda menfaat ihlali ileri sürülerek bir veya birden fazla işlemin iptalinin istenebileceği gibi, idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen kararların tazmin edilmesi istemiyle tam yargı davası da açılabileceği, öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptal edilmesinin mümkün olduğu açıktır.
Diğer taraftan, yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca, mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerekmekte olup talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; dilekçenin "Açıklamalar" kısmında, Sağlık Bakanlığının ... tarihli ve E.... sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe konulan 79 Standart Numaralı Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programının 5. maddesinin 1. fıkrasına yönelik hukuka aykırılık iddialarının yer aldığı, "Sonuç ve İstem" kısmında ise "Standardın veya 5. maddesinin iptali ve/veya başvurusunun engellenmesine dair işlemin iptali ve/veya aynı nitelikte bir sertifikalı eğitim programının açılması yönünde karar verilmesi" şeklinde terditli olarak talepte bulunulduğu görülmekte olup; bu haliyle davaya konu istemin, anılan Sertifikalı Eğitim Programının 5. maddesinin 1. fıkrası ile davacının bu kapsamda başvuru yapmasının engellenmesine ilişkin bireysel işlemden ibaret olup olmadığı hususunda tereddüt meydana gelmiştir.
Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde uyumlu ve tutarlı olmadığı, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmış olup, Sağlık Bakanlığının ... tarihli ve E... sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe konulan 79 Standart Numaralı Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programının tamamının mı yoksa belli fıkra/bentlerinin mi iptalinin istenildiğinin, bununla birlikte dava konusu edilen bireysel bir işlemin bulunup bulunmadığının, var ise bu işlemin tarih ve sayı bilgisinin dilekçenin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde gösterilmesi suretiyle, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
Öte yandan; davanın yenilenmesi halinde, "davalı idare tarafından katılımının sağlanacağı aynı niteliklerde bir sertifikalı eğitim programının açılması yönünde karar verilmesi" şeklindeki talebin, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan idari dava türleri ile 2. fıkrasında sınırları belirlenen idari yargı yetkisi kapsamında yer almadığı hususu da dikkate alınmalıdır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlenecek dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacıya duyurulmasına,
3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 27/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.