11. Ceza Dairesi, başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunda seri muhakeme usulünün dava zamanaşımını durdurmadığı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verdi.
Özet: Yüksek mahkeme, sanık hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan verilen mahkûmiyet kararını bozarak kamu davasını düşürmüştür; zira Anayasanın 38. maddesi uyarınca zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerektiği, seri muhakeme usulü nedeniyle verilen durma kararının bu kapsamda kanuni bir dayanağının bulunmadığı ve bu nedenle suç için öngörülen olağan dava zamanaşımı süresinin ilk mahkûmiyet kararından hüküm tarihine kadar dolduğu tespit edilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2026/682 E.  ,  2026/5824 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/714 E. 2025/64 K.
SUÇ : Başkalarına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımı nedeniyle düşme
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesinin gerektiği, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün olmadığı nazara alındığında; sanık hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasına yönelik verilen durma kararının, zamanaşımı süresini durduran veya kesen bir neden olduğuna ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede:
Sanığa yüklenen “Başkalarına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan ilk mahkumiyet kararının verildiği 24.02.2016 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
01.06.2026 tarihinde karar verildi.