Kooperatif üyeliği kesinleşmiş davacının, kooperatif tarafından haksız yere taşıma işinden alıkonulması nedeniyle oluşan kazanç kaybı ve maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi.
Özet: Kooperatif üyeliği kesinleşmiş olan davacı, üyeliği süresince haksız yere taşıma işi yaptırılmadığı ve kazanç kaybına uğradığı gerekçesiyle kooperatif aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmış; davalı kooperatif ise üyelik şartlarını taşımadığını ve zaman aşımını ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi, davacının kesinleşmiş üyeliğini ve bilirkişi raporuyla tespit edilen kazanç kaybını dikkate alarak maddi tazminat talebini kabul etmiş, üyeliğin devamı süresince kazanç kaybı talebinin zamanaşımına uğramayacağı ilkesiyle zamanaşımı itirazını reddetmiş, ancak kişilik haklarına saldırı bulunmadığından manevi tazminat talebini geri çevirmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/50 E., 2025/1126 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Orhaneli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic.Mah.Sıf.)SAYISI : 2018/164 E., 2021/275 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/85 Esas, 2012/359 Karar sayılı 11.10.2012 tarihli kararı ile 2000 yılından itibaren davalı kooperatifin üyesi olduğu hususunun yapılan yargılama sonucunda kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin üyeliğinin başlamasından 05.11.2002 tarihine kadar müvekkilinin kooperatif için iki adet aracı ile taşıma işini yaparak faturalar kestiğini, bu durumun mahkeme kararından da belli olduğunu, 2002 yılı mayıs ayından itibaren yasaya eşitlik ilkesine aykırı olarak müvekkiline ve araçlarına taşıma işlemi yaptırılmdığını, müvekkilinin birikmiş aidatlarını ödeme teklifinin de kooperatife üye olmamasından bahisle net olmayan cevaplar verildiğini, aynı şekilde taşıma yapma taleplerine ilişkin de müvekkiline net cevap verilmediğini, müvekkilinin kooperatif yöneticileri tarafından oyalandığını, bu nedenlerle müvekkilinin işlerinin bozulduğunu ve icra takiplerine maruz kaldığını, kooperatif üyesi olmadığına ilişkin yazılı cevap alan müvekkilinin dava açarak üyeliğinin tespitini mahkemeden istemek zorunda kaldığını, yargılama sonucunda müvekkilinin üyeliğinin mahkemece tespit edildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenlerden dolayı 2002 yılı Mayıs ayından beri haksız ve Kooperatif Kanunu'nun eşitlik ilkesine aykırı olarak davalı kooperatif tarafından kendisine iş yaptırılmayan müvekkilinin mahrum kaldığı kazanç hususunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/85 Esas, 2012/359 Karar sayılı 11.10.2012 tarihli üyeliğin tespiti kararının sadece davacının üye olarak kabul edilip edilemeyeceğine yönelik olduğunu, üyenin gerçek anlamda taşımacılık yapmaya ilişkin şartlara haiz olup olmadığının değerlendirme dışı olduğunu, kooperatif Anasözleşmesinin 10. maddesi şartlarına göre müvekkili davalı kooperatife başvuru yaparak nakliye sırası talebinde bulunmadığını, davacının vergi kaydını 21.09.2000 tarihinde terketmesi, Anasözleşme gereği nakliye için uygun aracının bulunmaması, şoförler odası kaydının 12.09.2002 tarihinde silinmiş olması gibi nedenlerden dolayı Anasözleşmenin 10. maddesi uyarınca zaten nakliye sırası başvurusunda bulunma imkanının söz konusu olmadığını, davacının tazminat taleplerinin yasal ve hukuki dayanağının bulunmadığını, zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat taleplerinin şartlarının da yerinde olmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının üyeliğinin Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/85 Esas, 2012/359 Karar sayılı 11.10.2012 tarihli kararı ile Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, dosya, talimat mahkemesi aracılığı ile şehirler ve ilçeler arası yolcu taşıma sektöründe faaliyet gösteren uzman bilirkişi ile 2 mali müşavirden oluşan 3'lü bilirkişi heyetinden alınan 05.06.2017 tarihli rapora göre 2003-2016/6 döneminde, davacının elde edemediği ve davalıdan talep edebileceği gelir kaybının 147.036,01 TL olabileceğinin belirlendiği, davacının söz konusu kooperatifte 16... ve 16... plakalı araçlarının bulunduğu ve bu durumun Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/85 Esas, 2012/359 Karar sayılı 11.10.2012 tarihli kararında ve bu kararın onandığı T.C.Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/153, Karar No: 2013/1232 K. açıkça plakalarında yazılarak 2 aracının bulunduğu da belirtildiğinden davalı vekilinin davacının tek aracı bulunduğuna dair itirazlarına itibar edilmediği, davalı vekilinin ıslah dilekçesine ve dava dilekçesindeki zamanaşımı itirazının tahsise bağlı sıkı sıkıya bağlı kazanç kaybı talebinin üyelik devam ettiği sürece zamanaşımına uğramayacağına ilişkin Yargıtay kararı gözetilerek zamanaşımı itirazına itibar edilmediği, somut olayda davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir olay bulunmadığı ve davacının manevi anlamda bir zararının meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesi gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin kabulüne manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Davacının, kooperatif ortaklığı şartlarına uygun yük taşıma aracına malik olmadığı gibi yük taşımaya elverişli araç kiraladığını ibraz etmediği halde, ilk derece mahkemesinin, azami yüklü ağırlığı 2772 kg olan hususi kamyoneti yük taşımaya elverişli olmayan, Hyundai marka kapalı kamyoneti, azami yüklü ağırlığı 21-100 ton civarında olan kamyon gibi kabul ederek hüküm kurduğunu,b.Davacının vergi mükellefiyetinin 28.03.2000 - 21.09.2000 tarihleriyle sınırlı olup Vergi kaydı olmadan kazanç sağlamak istemenin yasaya aykırı olup hiç kimse tarafından kolaylaştırılamayacağı, davalı kooperatifin vergi kaydı olmayan bir ortağını çalıştırmasının mümkün olmadığı,c.Davacının şoförler odası kaydının 06.11.1980'den 12.09.2002 yılına kadar olup, tazmin talebine başlangıç aldığı 2002 yılı Mayıs ayı itibariyle davacının vergi mükellefiyet kaydının bulunmadığı, şoförler odası kaydının da yaklaşık dört ay sonra sona erdiğini, yük taşımaya elverişli aracı veya kiralanmış aracı olmadığını,d.İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi kendi içinde de çelişkili olduğunu, zira rapora emsal alınan ortakların araçlarının tonajının davacının aracı ile aynı tonajda olmadığını, kamyonla yapılan iş sonucu elde edilen gelirin aynısına azami yüklü ağırlığı 2772 kilogram olan davacının Hyundai marka aracı için hükmetmekle kooperatif ortaklarının hak ve vecibelerde eşitliği ilkesininin ihlal edildiğini,e.İlk Derece Mahkemesinin, emsal alınan kamyonların yük taşıma kapasitesi ile Hyundai marka kapalı kasa kamyonetin yük taşıma kapasitesini karşılaştırmalı olarak bilirkişiye hesaplattırması gerektiğini karar ile davacıya objektif olarak asla kazanamayacağı büyüklükte haksız kazanç sağlanmış olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kooperatifin haksız işlemleri dolayısıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.