Danıştay 10. Dairesi, ceza infaz kurumunda intihar eden hükümlünün ailesinin, idarenin hizmet kusuru ve yaşam hakkı ihlali iddialarıyla açtığı maddi ve manevi tazminat davasının temyizini inceliyor.
Özet: Hükümlü oğullarının ceza infaz kurumunda intihar etmesi sonucu yaşamını yitirmesi üzerine, davacı ebeveynlerin idarenin hizmet kusuruna dayanarak açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri idarenin hizmet kusurunu kabul ederek tazminata hükmetmiş, bu kararların kendilerine aleyhe olan kısımlarını temyiz eden tarafların başvuruları Danıştaya ulaşmış olup, tetkik hakimi temyiz isteminin kabulü ve kararın bozulması yönünde görüş sunmuştur.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/533 E.  ,  2025/6231 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/533
Karar No : 2025/6231
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, oğulları ...'un hükümlü olarak kaldığı ... Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 08/07/2018 tarihinde boynundan asılı vaziyette ölü olarak bulunduğundan bahisle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ayrı ayrı 50,00 TL (miktar arttırımı sonrası anne ... için 166.502,09 TL, baba ... için 126.807,91 TL olmak üzere toplam 293.410,00 TL) maddi ve ayrı ayrı 175.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin gereği olarak gözetim ve koruması altında bulunan tutuklu/hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumaya yönelik gerekli önlemleri almayarak, yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek, meydana gelen ölüm olayında hizmet kusurunun bulunduğu, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırap sebebiyle manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... için 136.495,09 TL, ... için 96.800,91 TL olmak üzere toplam 233.296,00 TL maddi tazminatın, 100,00 TL'lik kısmına idareye başvurunun yapıldığı 22/10/2018 tarihinden itibaren, kalan 233.196,00 TL'lik kısmı yönünden miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 13/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, maddi tazminat talebinin geriye kalan kısımları yönünden ve faiz isteminin fazlaya ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu, yakınlarının vefatında idarenin ağır kusuru bulunduğu, hükmedilen manevi tazminatın acı ve kederlerini katladığı, maddi tazminat miktarının da düşük olduğu, bilirkişi raporunda belirtilen miktardan daha eksik bir miktara hükmedilmiş olmasının taraflarınca anlaşılamadığı, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu, her biri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi ve temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, meydana gelen olayda, hizmet kusurunun bulunmadığı, gerçekleştirilen soruşturma neticesinde görevli personelin, davacılar yakınının ölümüne ilişkin olayda ihmal ve kusurlarının bulunmadığı kanaatiyle kamu görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacıların oğlu ...'un "işyeri dokunulmazlığını ihlal etme, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık, mala zarar verme, bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık" suçlarından toplam 20 yıl 26 ay 40 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, 15/01/2016 tarihinde cezanın infazına başlandığı, 09/08/2017 tarihinde naklen ... Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulduğu, 08/07/2018 tarihinde yerleştirildiği tek kişilik odada, ranzayı dik konuma getirerek yastığa ait çarşafı ip şekline getirip ranzanın ayak kısmına kendisini asmak suretiyle intihar ederek vefat etmesi üzerine, davacılar tarafından olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine, ayrı ayrı 50,00 TL (miktar arttırımı sonrası ... için 166.502,09 TL, ... için 126.807,91 TL olmak üzere toplam 293.410,00 TL) maddi ve ayrı ayrı 175.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemleri yönünden incelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.
Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Manevi tazminatın yukarıda aktarılan amaç ve niteliği esas alındığında, davacılar yakınının cezaevinde bulunduğu sırada meydana gelen olay nedeniyle takdir edilen manevi tazminat miktarının, yaşanılan olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı karşılayacak nitelikte olmadığı görüldüğünden yukarıda belirtilen ölçütlere göre davacıların manevi tazminat istemi yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak hükmedilecek manevi tazminat miktarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında manevi tazminat istemleri yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve E:2024/29, K:2024/226 sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden iptaline karar verildiği dikkate alındığında manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davalarda davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi halinde reddedilen kısım yönünden davacılar aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, bu nedenle Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada söz konusu hususun dikkate alınması gerektiği de açıktır.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat istemleri yönünden incelenmesi:
Temyize konu kararla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporunda; davacılar yakınının koşullu salıverilmeden yararlanabileceği dikkate alınarak 20/06/2023 tarihinde tahliye edileceği, bu tarihten sonrası için iş bulma süreci ve askerlik süresi göz önüne alınarak 31/12/2024'te AGİ dahil asgari ücret elde edebileceği belirtilerek vefat tarihi ile tahliye edileceği tarih arası dönem için de tazminat hesabı yapıldığı, böylece davacılardan ... için 166.502,03 TL, ... için 126.807,91 TL olmak üzere toplam 293.410,00 destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, İdare Mahkemesince de anılan bilirkişi raporunda, mütevaffanın tahliye edileceği tarihe kadar AGİ hariç bu tarihten sonra bekarlar için geçerli AGİ dahil hesaplama yapılması gerektiği belirtilerek, mütevaffanın hükümlü olarak cezaevinde olacağı 08/07/2018-31/12/2020 arası ve sonraki 4 yıllık süreç için asgari geçim indirimi hariç asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, Danıştay ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında pasif devrede zararın asgari geçim indirimsiz asgari ücret düzeyinde olacağının kabulü gerektiği, dava konusu olay özelinde, müteveffanın hükümlü olarak cezaevinde olduğu dönemde özgürlüğünün kısıtlı olması nedeniyle bu dönemdeki yaşamsal faaliyetlerinin ekonomik bir değer taşımadığı belirtilerek ve bilirkişi raporuna bu kısım yönünden itibar edilmeyerek, yapılan hesaplama neticesinde davacı ... için 136.495,09 TL, davacı ... için ise 96.800,91 TL maddi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta davacıların destekten yoksun kalma tazminatı, yakınlarının 7242 sayılı Yasa uyarınca belirlenen tahliye tarihi ile iş bulma ve askerlik süreci de dikkate alınarak 31/12/2024 tarihinden itibaren hesaplanmış ise de davacılar yakınının, şartlı salıvermeden faydalanıp faydalanamayacağının belirli olmaması nedeniyle ailesine destek olmaya başlayacağı tarihin cezaevinden hak ederek çıkabileceği tarih olan bihakkın tahliyenin gerçekleşeceği tarih olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dosyada bulunan hükümlü ve tutuklu bilgi formunun incelenmesinden; davacılar yakınının 20 yıl, 26 ay, 40 gün hapis cezası aldığı ve hak ederek salıverilme tarihinin 01/08/2037 tarihi olduğu dikkate alındığında, davacılar yakınının koşullu salıverilme hükümleri uyarınca muhtemel tahliye tarihinin belirlenmesi suretiyle yapılan tazminat hesabında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Buna göre; Mahkemece davacılar yakınının hak ederek tahliye olacağı bihakkın tahliye tarihinde davacılara destek olmaya başlayabileceği dikkate alınarak maddi tazminat hesabının yeniden yaptırılması gerekmekte olup, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönden hukuki isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen hüküm ile nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmekte olup, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli olduğundan, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu dikkate alındığında, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde yeniden belirlenecek maddi tazminat miktarının tamamı için idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararı bu yöndedir.
Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.