Çöp toplama hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan, belediyenin hakediş ödemelerindeki gecikme nedeniyle temlik sonucu doğan aşkın (munzam) zararın tazmini davası.
Özet: Hizmet alımı sözleşmesi kapsamında davalı belediyeden alacaklarının geç ödenmesi nedeniyle bankaya temlik yoluyla kredi kullanmak zorunda kalan davacı şirket, bu sebeple katlandığı ek faiz ve komisyon gibi "aşkın zararlarının" tazminini talep etmiştir. Davalı belediye, ödemeleri sözleşme kurallarına uygun yaptığını ve temerrüde düşmediğini savunmuştur. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, davalı belediyenin hakediş ödeme süreleri içinde temerrüde düşmediğini, dolayısıyla aşkın zarar için aranan nedensellik bağı ve kusur koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davayı reddetmiştir. Davacı, bilirkişi raporuna ve temerrüt iddialarına dayanarak kararı temyiz etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/12 E.  ,  2026/2108 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1157 E., 2025/1381 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/594 E., 2023/783 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı hizmet alan belediye ile 01.10.2019 tarihli ve 02.01.2020 tarihli sözleşmeler ile çöp toplama, nakli ve kent temizliği hizmetine ilişkin hizmeti üstlendiğini ancak belediye tarafından hakedişlerinin zamanında ödenmediğini, bu nedenle davacı şirketin ekonomik olarak zor durumu düştüğünü, davalı kurumdan olan alacağının temlik edilmesi yoluyla kredi kullanmak zorunda kaldığını, bankaya verilen temlik nedeniyle 116.061,33 TL ek faiz, 5.803,07 TL BSMV ve 6.151,98 TL komisyon olmak üzere toplam 128.016,38 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını belirterek bu zararın şimdilik 20.000,00 TL’sini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2020 tarihinde yapılan ihalenin tarafı olmadığından dava ehliyeti bulunmadığını, 2019 yılında yapılan ihaleye ilişkin olarak ise sözleşmeye dayalı ödemelerin kısım kısım ve düzenli olarak davacı şirkete ödendiğini, Hizmet Alım Sözleşmesi'nin 12. maddesinde uygun hareket edildiğini, davacının yapmış olduğu temlik sözleşmesinin davalı idareden bağımsız olduğunu, bu süreçte idarenin sadece ilgili şirkete temlik yetkisi verdiğini ve bildirilen ödeme tarihlerinde ödemelerin yapıldığını, davacının bugüne kadar hakediş ödemelerine ilişkin temerrüt bildiriminde bulunmadığını, hakedişlere ihtirazi kayıt da düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı belediyenin kusurlu davranışının bulunmadığı, davalı belediyenin kusurlu davranışıyla fazla faiz ödemesi ve başkaca zararın meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince davalı idarenin hakediş ödemesini geç yapması nedeniyle davacı şirketin hakediş alacağını temlik ederek kredi kullanmak zorunda kaldığının iddia edilerek çekilen kredi nedeniyle ödenmek zorunda kalınan faizlerden dolayı oluşan aşkın (munzam) zararın tazmininin talep olunması, sözleşmenin eki sayılan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nde hakediş raporunun yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere (sözleşmede bu hususta bir kayıt olmadığından) otuz gün içinde tahakkuka bağlanacağının, bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödeme yapılacağının düzenlenmesi, dava konusu hakediş alacaklarının tahakkuka bağlanmasından itibaren 30 gün içinde ödenebilir hale gelmesi, idarece hakedişin son ödeme tarihleri gelmeden, başka bir ifadeyle alacak muaccel olmadan, davacı şirket tarafından yapılan ihtarların temerrüt sonucunu doğurmayacak olması, bu nedenle davalı idarenin temerrüde düştüğünün kabul edilemeyecek olması, 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesinde düzenlenen aşkın (munzam) zararın varlığı için borçlunun mütemerrit olması, borçlunun temerrüdü ile aşkın zarar arasında nedensellik bağının bulunması, temerrüt faizi ile karşılanmayan zararın bulunması ve borçlunun zararın doğumunda kusurlu olması koşullarının gerçekleşmesinin gerekmesi, davacının, davalı idarenin hakediş ödeme süresi içinde mütemerrüt olmamasından dolayı sorumlu tutulamayacak olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı düzenlendiği,
b. Hakediş ödemeleri konusunda davalı Belediyeyi temerrüde düşürdükleri, sözleşme ve eki belgelerde ödemelere ilişkin düzenleme bulunduğu,
c. Meydana gelen aşkın (munzam) zarar ile davalının kusuru arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, davalı Belediyenin ödemesini yapmadığı hakediş alacakları dava dışı bankaya temlik edilerek kredi kullanıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki Çöp Toplama ve Çevre Temizliği Hizmeti Sözleşmesi'nden kaynaklanan davacı alacağının, temlik edildiği dava dışı bankaya geç ödendiği iddia edilerek uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.