İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinde mirasçı tarafından usulsüz hisse devri iddialarına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Mirasçı olan davacı, vefat eden babasının şirket hisselerinin usulsüz bir şekilde devredildiğini, şirket kayıtlarına erişiminin engellendiğini ve bu durumun telafisi imkansız zararlara yol açacağını belirterek ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, ancak ilk derece mahkemesi yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir; davacı vekili, yerel mahkemenin eksik inceleme yaptığını, hileli ve muvazaalı işlemleri göz ardı ettiğini, müvekkiline ait şirket hisselerinin üçüncü kişilere devri halinde telafisi imkansız zararların meydana gelebileceğini ve ihtiyati tedbir talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1236 EsasKARAR NO : 2026/1306 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2026/355 Esas (Derdest Dava Dosyası)TARİHİ: 30/04/2026 (Ara Karar Tarihi)DAVA: TespitKARAR TARİHİ: 25/06/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurucusu ve ortağı ...'in kızı olup sağ kalan tek mirasçısı olduğunu, müteveffanın çalışma arkadaşlarının ve bir kısım akrabalarının müvekkilinin acısını yaşamasına bile fırsat vermeden müteveffanın ölüm ilanının kesinleşmesini beklemeden 21/01/2025 tarihinde müteveffanın şirketine tabiri caizse çöktüklerini, müteveffanın ortaklık bilgilerini müvekkilinden gizlediklerini, sahte imzalar ile müvekkilinden mal kaçırmak için müvekkilinin Bolu'daki yangın faciasında vefat eden babasının hisselerini ele geçirdiklerini, murisin sağlığında davalı şirkette pay sahibi olduğunun bilinmekle birlikte bu pay oranının ve nominal değerinin ne kadar olduğunun bilinmemekte olduğunu, müteveffanın vefat tarihi olan 21/01/2025 tarihinde yapılan genel kurulda muris ...'in hisselerini devrettiği bilgisi verildiğini, müvekkilinin şirkete sokulmadığını, hiçbir şirket defteri ve evrakının müvekkiline gösterilmediğini ve teslim edilmediğini, davalı şirketin paylarının devrinde usulsüzlükler yapıldığını, şirketin pay defterinin müvekkiline ibraz edilmediğini ve şirket anonim şirket olduğu için pay devirlerinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmediğini, müvekkilinin evvelce davalı şirketteki muris ...'in paylarının oran, adet ve itibari değer bakımından bilgi almak istediğini, bu çerçevede kendisine pay oranının %0,4 olduğunu, davalı şirkette iki payının olduğunu ve bu payların itibari değerinin 200-TL olduğunun bildirildiğini, bu nedenlerle davalı şirket hisselerinin devir temlikini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir talebi talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/04/2026 tarih ve 2026/355 Esas sayılı ara kararında;"........Somut durumda talep dilekçesi incelendiğinde; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat sağlanamadığından bu aşamada bu nedenlerle reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-İhtiyati tedbir talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece somut olayın hiçbir özelliğine dikkat edilmeksizin eksik inceleme ve maddi meselenin takdirinde hata ile gerekçesiz bir şekilde son derece haklı ve yerinde tedbir taleplerinin reddedildiğini, somut olayda hileli ve muvazaalı işlemlerin, şirket paylarının usulsüz şekilde devredildiğinin apaçık ortada olduğunu, ihtiyati tedbir kararları verilirken yaklaşık ispat kuralı arandığını, mevcut durumda meydana gelebilecek değişim nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması ya da imkânsız hale gelmesinden ve gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğmasından endişe ediliyor ise ihtiyati tedbire hükmedileceğini, bu doğrultuda ihtiyati tedbir kararının gecikmeksizin verilmesi gerektiğini, tedbire hükmedilmesi için de tam ispat şartı aranmadığından, orantılılık ilkesi gereğince, hakkın elde edilmesinin tehlikeye düşmemesi amacıyla gerekli önlemlerin alınması gerektiğini, müvekkilin merhum babası müteveffa ...'in davalı şirketin kurucusu ve ortağı olduğunu, müvekilin müteveffanın tek yasal mirasçısı olduğunu, müteveffanın şirketteki payının vefat ettiği gün usulsüz şekilde olağan dışı devredildiğini gösteren belgeler bulunduğunu, müvekkilin şirket kayıt ve belgelerine erişiminin engellendiğini, şüpheli işlemler bulunduğu dikkate alındığında, somut olayda yaklaşık ispat koşulunun mevcut olduğunu, müvekkile intikal etmesi gereken şirket hisselerinin üçüncü kişilere devri ve davalı şirketin usulsüz iş ve işlemlere devam etmesi halinde müvekkil bakımından telafisi imkansız zararlar meydana gelebileceğini, kaldı ki müvekkilin şirket kayıtlarına erişimi bulunmadığını, ilgili kayıt ve defterlerin tamamen davalı şirketin himayesinde olduğunu, hal böyleyken yaklaşık ispat değerlendirmesinde bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, ayrıca ihtiyati tedbirin reddi halinde doğacak zarar ile tedbir verilmesi halinde meydana gelecek durum karşılaştırıldığında; ihtiyati tedbir taleplerinin ölçülü ve gerekli olduğunu, yerel mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmeksizin, mevcut deliller ve kuvvetli şüphe dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir iken ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve dava konusu şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin ve temlikinin önlenmesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, Muris ...’in davalı şirkette bulunan ve davacıya intikal etmesi gereken şirket hisselerinin, hile ve desise ile üçüncü kişilerin mülkiyetine geçmiş gözüken pay ve intifa senetlerine ilişkin muarazanın men’i, üçüncü kişiler tarafından elde edilen pay sahipliğinin hukuka/anasözleşmeye aykırı ve geçersiz olduğunun ve bu hisselerin davacıya ait olduğunun tespiti ile davalı şirketin pay defteri kaydının düzeltilmesi istemi ile açılan davada davalı şirket hisselerinin devir ve temlikini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı konulması istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut olayda, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların mahiyeti gereği ispata muhtaç durumdadır. Bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Dava ve ara karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama gözetildiğinde henüz delillerin toplanmamış olması, dosya kapsamındaki delillere göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun oluştuğundan bahsedilemeyeceği, davacı tarafça değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup talep eden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.