Uçak bakım ve onarım sözleşmesinden kaynaklanan, garanti koşulları ve ayıplı ifa sebebiyle tazminat talebinin reddi üzerine yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, davalı tarafından bakımı yapılan uçağın havada arızalanması ve üçüncü bir firmada tamir ettirilmesi nedeniyle oluşan zararın tazminini talep etmiş; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, sözleşmedeki garanti koşullarının sağlanmadığı ve arızalı parçanın davalıya gönderilmeyip üçüncü firmada onarılması sebebiyle davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay çoğunluğu da bu kararları onarken, karşı oy yazısında uyuşmazlığa eski Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve eser sözleşmesindeki ayıp ve garanti hükümlerinin farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/147 E., 2025/433 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2014/337 E., 2023/136 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile kendisine alacağını devreden şirket ile aralarında Uçak Bakım ve Onarım Sözleşmesi imzalandığını, davalının onarımı neticesinde uçuşa hazır olduğunu belirttiği uçağın havada iken arızalandığını ve 3. kişiye tamir ettirilmek zorunda kalındığını belirterek bu bedelin tazminini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; temlik işleminin muvazaalı olduğunu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde belirtilen garanti koşullarının oluşmadığını savunurak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 8.8 maddesinde yer alan onarım işleri için üçüncü bir tarafın görevlendirilebilmesi şartlarının gerçekleşmediği, davacı tarafından buna rağmen garanti talebi yapılmadığı ve kusurlu parçanın (uçak motoru) davalı THY Teknik’e onarım için gönderilmeyip üçüncü bir firmada onarıldığı, buna göre uçakta meydana gelen arızadan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde:Bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, ancak mahkemece itirazının değerlendirilmediğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı Kanun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISITaraflar arasındaki sözleşme ilişkisi 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) döneminde olduğundan uyuşmazlığa TBK hükümleri değil BK hükümleri uygulanmalıdır.Taraflar arasında ticari uçaklar ve şirkete ait özel uçaklar için bakım, tadilat, onarım ve belirli bazı hizmetler verilmek üzere sözleşme bulunmaktadır. Sözleşme kapsamında bakımı yapılan uçağın bakımdan bir gün sonra motor arızası sonucu acil iniş yapması sonrası tespit edilen uçak motorundaki arızanın giderilmesi için yapılan masraflar nedeniyle bu dava açılmıştır. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 818 sayılı BK'nın 360. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. 818 sayılı BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Açık ayıplarda BK'nın 359/1. maddesine göre bildirimin "işlerin mutad cereyanına göre imkanını bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, gizli ayıplarda ise 818 sayılı BK'nın 362/3. maddesine göre gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir.Sözleşmede garanti hükmü bulunması halinde ise ayıp ihbarına gerek bulunmadan garanti süresi içerisinde sorumluluk yükleniciye aittir (Örnek: Yargıtay 15. HD. 26.10.2016 T. 2016/704 E. 2016/4388 K. ve Yargıtay 15. HD. 21.06.2007 T. 2006/4988 E. 2007/4244 K.) Ayıp halinde iş sahibinin hakları 818 sayılı BK'nın 360. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Maddede sayılan seçimlik haklar yanında yüklenicinin kusurunun bulunması halinde ayıptan ... zararların da istenebileceği kabul edilmiştir.Borcun ifa edilmemesi, edimin hiç ifa edilmemesi yanında gereği gibi ifa edilmemesini de kapsar. Ayıplı ifa borcun gereği gibi ifa edilmemesidir. Ayıptan ... zarar nedeniyle borçlunun giderim sorumluluğu ile ilgili olarak şu hükümlere göz atmak gerekir. 818 sayılı BK 98. maddeye göre; borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin mahiyetine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır. Ayıp nedeniyle tazminat sorumluluğuna ilişkin BK 360. maddenin TBK'daki karşılığı 475. maddedir. Gerek TBK’da gerekse BK’da yer alan her iki hüküm nedeniyle de tazminat istenebilmesi için yüklenicinin kusurlu olması gerekli ise de bu iki hüküm arasında kusurun ispatı yönünden çok önemli fark bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK 475/2. madde hükmüne göre TBK 112. maddeye gidilmekte ve yüklenici kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sorumlu olmakta iken BK 360. madde hükmündeki kusur (taksir) unsuru nedeniyle iş sahibi tarafından kusurlu olduğu ispatlandığı takdirde yüklenici sorumlu olacaktır. Somut olayda BK hükümleri uygulanacağından kusurun varlığını davacı ispatlamalıdır..Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmeye dayanılarak davacının yaptığı iş uçak bakımı olup nitelikçe eser sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmesinde ayıp nedeniyle iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme hakları ise de işin mahiyeti ve meydana gelen arızanın niteliği bu hakların kullanılmasına imkan vermediğinden bakım hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle uçağın motorunda meydana gelen arıza nedeniyle yapmak zorunda kaldığı masrafları tazminat olarak istemektedir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi Garanti başlığını taşımaktadır. Bu hükümde yüklenicinin sorumluluğuyla ilgili olarak; işçilik kusurları bakımından bu kusurların düzeltilmesiyle sınırlı bir sorumluluk (md.8.1), eski haline getirilmemiş, onarılmamış, imal edilmemiş parçalar yönünden sorumsuzluk (md. 8.4), verilen hizmet veya temin edilen parçalarla ilgili kusurlar nedeniyle ... zararlardan yüklenici ksuru bulunsa dahi sorumsuzluk (md. 8.5), kusurlu parçanın yeterli bilgi ile teslimi halinde onarım yapılacağı (md.8.6), kusur sökülmesi mümkün olmayan bir parça üzerinde ortaya çıkıyorsa bulunacak çare konusunda mutabakat sağlanacağı ve uçağın yükleniciye götürülme masraflarının yükleniciye ati olacağı (md. 8.7), yüklenici makul sürede işi yapamazsa veya uçağın getirilmesi makul ölçülerde mümkün olmazsa iş sahibinin iş sahibinin işi kendisi yapabileceği veya yüklenicinin yazılı mutabakatını alarak başkasına yaptırabileceği (md. 8.8), başka yerde servis görmüş bakıma değişikliğe tabi tutulmuş olma halinde sorumsuzluk (md.8.9), onarım ya da düzeltme yegane münhasır çare olup kusur bulunsa bile tazminat istenemeyeceği (md. 8.10), garanti sürelerinin sözleşmenin eklerinde yer aldığı (md. 8.11) düzenlenmiştir. Sözleşmenin 10. maddesi ise Sorumluluk ve Tazmin başlığını taşımakta olup 8. Maddedeki münhasır çare dışında yüklenicinin kusuru bulunsa bile tazminat istenemeyeceği düzenlenerek sorumsuzluk hükmü getirilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşme yüklenicinin yaptığı iş kapsamında veya değiştirdiği parça kapsamında bir onarım ve düzeltmeyi münhasır çare olarak öngördüğünden bakımın tekrar düzgün bir biçimde yapılması, kusur olarak varlığı iddia edilen iyi sıkılmayan somunun gevşeyerek yerinden çıkıp motor arızasına neden olduğu iddiası bakımından somunun bu kez doğru sıkılmasının bir anlam ifade etmeyecek olması nedeniyle iş sahibinin arızalanan motoru söküp yükleniciye göndermesinin de bir anlamı bulunmamaktadır. Öte yandan sözleşmede, münhasır çare dışında yüklenicinin kusuru bulunsa dahi bir sorumluluğu kabul edilmediğinden yüklenicinin yazılı mutabakatı alınmasının da somut olaydaki arızanın kapsamı nedeniyle bir bir anlam taşımamaktadır.Mahkemece arızalı motorun yükleniciye gönderilmesi ve yazılı mutabakat alınması prosedürleri izlenmeksizin arıza tamir ettirildiği için davacının tazminat isteyemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de bu prosedürlerin yerine getirilmesi hali dahi sözleşme hükümleri somut olaydaki arızanın niteliği bakımından tazmine imkan vermediğinden salt sözleşmedeki bu hükümlere dayalı olarak mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu prosedürlerin yerine gelmemesine bağlı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de sözleşmede yüklenicinin ayıp sorumluluğunu, öngörülen münhasır çare ile sınırlayan kusur olsa bile tazminat sorumluluğu bulunmadığını kabul eden hükümlerinin geçerli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Giderim yükümlülüğüyle ilgili BK 98. maddeye göre borçlu, her türlü kusurdan sorumludur. Bu hükme rağmen 99. maddede sorumsuzluk anlaşması yapılabileceği düzenlenmiştir. "Mesuliyetten Berat Şartı" başlığını taşıyann bu düzenleme ile; hile veya ağır kusur halinde düçar olacağı mesuliyetten borçlunun iptidaen beraatini tazammun edecek her şart batıldır, denildikten sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında; hafif kusur halinde borçlu iptidaen mesuliyette beraati tazammun eden şartın dermeyanı sırasında alacaklı borçlunun hizmetinde ise mesuliyet hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir sanatın icrasından tevellüt ediyorsa haiz olduğu takdir salahiyetine istinaden bu şartı batıl addedebileceği kabul edilmiştir. Uçağın bakım hizmetindeki kusur can ve mal güvenliğiyle yakından ilgili olup motor arızasına neden olacak ve uçağın düşmesine neden olabilecek bir tehlike içeren bir ayıplı ifa var ise bu durumun ağır kusur teşkil edeceği de çok açıktır. Somut olayda ileri sürülen ayıbın niteliği ve doğurduğu iddia edilen sonuç karşısında sözleşmenin 10. maddesindeki sorumsuzluk anlaşmasının geçerli olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu maddede yollama yapılan 8. maddedeki sorumsuzluk düzenlemelerinin de aynı nedenle geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda iş sahibinin uçağın arızalanarak acil iniş yaptığı Almanya'da uçağı tamir ettirmesinin mümkün olduğu kabul edilerek tazminata konu arızanın, uçak bakımının ayıplı ifa edilmesi nedeniyle doğup doğmadığı yüklenicinin kusuru olup olmadığı belirlenip illiyet bağı ve ağır kusurun varlığı halinde, BK 360. madde kapsamında ayıp nedeniyle istenebilecek tazminat miktarı belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken gerekli prosedürlerin izlenmediği gerekçesine dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.