Ortak transit sistemi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta verilen tahkim kararının iptali davasında yargısal denetim ve Bölge Adliye Mahkemesinin Yargıtay bozması sonrası yeniden değerlendirmesi.
Özet: Ortak transit sistemi sözleşmesinden doğan alacak uyuşmazlığına ilişkin hakem kararının iptali davasında, ilk derece mahkemesi kararı, itirazın iptali talebinin tahkimde görülemeyeceği gerekçesiyle hakem kararını iptal etmiş; ancak Yargıtay, bu tür davaların tahkime elverişli olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, Yargıtay kararına uyarak davacının öne sürdüğü diğer iptal sebeplerini yeniden değerlendirmiş ve bu iddiaların ya usule aykırı olduğunu ya da tahkim kararının içeriğinin denetlenmesi niteliğinde olduğunu, Milletlerarası Tahkim Kanununun 15. maddesinde belirtilen sınırlı iptal nedenleri kapsamına girmediğini tespit etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/1817 E.  ,  2026/2031 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi(İlk Derece)

SAYISI : 2025/3 E., 2026/1 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece sıfatıyla verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen Ortak Transit Sistemi Sözleşmesi kapsamında davalının taşıyıcı müvekkiline ücreti mukabilinde kendi sisteminde üzerinden Ortak Transit Sistemini kullanmasına izin verdiğini, müvekkilinin dava dışı gönderici ile taşıma anlaşması yaptığını, emtiaları belirlenen şart ve koşullarda İspanya’daki alıcısına teslim ettiğini, davalının dava dışı İspanya Gümrük Müdürlüğü’ne yaptığı ödemelerden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşıyıcı müvekkilinin gümrük işlemlerini yapmadığını, bu işlemlerin gönderici ve alıcı tarafından yapıldığını, hakem kurulu kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, tahkim davasına konu talebin zamanaşımına uğradığını, itirazın iptali davasının tahkim yargılamasına konu edilemeyeceğini, itirazın iptali olarak açılan davada talep sonucunun değiştirilmesinin mümkün olmadığını, davalı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda hatalar yapıldığını, davalının sigorta şirketinden tüm zararını tazmin etmesine rağmen aynı bedelleri hakkı olmamasına rağmen mükerrer olarak talep ettiğini ileri sürerek İstanbul Tahkim Merkezi’nin 04.06.2024 tarihli nihai hakem kararının iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 17.12.2015 tarihli taahhütname ve 06.05.2020 tarihli sözleşme gereğince borçlu firmaya rücu hakkı olduğunu, davacı tarafın iddialarının tahkim yargılamasının esasına yönelik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararıyla, ileri sürülen birden çok istemden ikisinin Ankara 6. İcra Dairesi’nin 2022/7691 ve Ankara 29. İcra Dairesi’nin 2022/9869 sayılı takiplerine yönelik itirazların iptaline ilişkin olduğu, alacağın varlığı ve miktarının hakem heyetince saptanmadan tek yanlı bir irade ile tahkim sözleşmesini dolanma sonucunu doğuracak biçimde icra takibine girişilmesi doğru olmadığı, itirazın iptali davasının özel dava şartı usulüne uygun bir icra takibinin bulunması olup somut olayda usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığından istemin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, alacağın diğer kısımları bu dava sonrası talepler şeklinde ileri sürüldüğünden ve dolayısıyla tahsili istenebilecek toplam tutarın belirlenmesi için hesaplamanın bu dava dikkate alınarak yeniden yapılması gerektiğinden kararın tümüyle iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile hakem kararın iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, davacı vekilinin icra inkâr tazminatı ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; itirazın iptali davasının tahkimde görülmesine engel bir durum bulunmadığından hakem kararının iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin iptal sebeplerine ilişkin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davacının, davalı-tahkim yargılamasında davacının itirazın iptali talebine ek alacak kalemleri ekleyerek talebini artırmasının usule uygun olmadığına yönelik iptal sebebinin yerinde görülmediği, iptal sebebi olarak ileri sürülen diğer hususların hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığına bir başka anlatımla kararın hukuka uygun olup olmadığına yönelik olduğu, iptal davasında, içerik denetimi söz konusu olmayıp, Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15. maddesinde sayılan iptal sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapılacağı, iptal sebebi olarak ileri sürülen hususların; hukukun kaynağını oluşturan temel değerlerine, toplumun genel ahlak ve adabına, toplumun birlik ve dirliğini oluşturan temel değerlerine, Devletin Anayasal düzenine ve Anayasa'da kabul edilen temel değerlere, insan hak ve hürriyetlerine, toplumun kabul ettiği temel sosyal ve ekonomik düzenine aykırılık oluşturmadığı, iptali istenen hakem kararında Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15. maddesindeki iptal sebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ileri sürülen iptal sebeplerinin tartışılmadığını, tahkim başvurusu başlangıçta iki icra dosyasına konu 562.608,90 Euro+1.227,11 TL iken 02.06.2023 tarihli ek beyan ve 14.08.2023 tarihli talep artırım dilekçesiyle 2.503.371,20 Euro+ 1.227,11 TL seviyesine çıkarıldığını, yalnızca miktar artmadığı, geniş kapsamlı alacak davasına dönüştürüldüğünü, uyuşmazlık başlangıçta tahkime taşınan seviyeyi aştığını, yeni ve bağımsız alacak kalemlerinin sonradan dosyaya sokulması savunma hakkını zedelediğini, sigorta ödemeleri yönünden eksik ve çelişkili veriyle yargılama yürütüldüğünü, hakem kararında çelişkiler bulunduğunu, tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, yeni ödeme kalemleri, yeni beyannameler, yeni mahsup iddiaları, yeni sigorta tahsilatları, fakat bunların hangi tahakkuka karşılık geldiği, sigortadan hangi kalemlerin hangi kalemlere mahsup edildiği, hangi zarar kalemlerinin halen açıkta kaldığının tam olarak netleştirilmediğini, mükerrer tahsilat riskinin bertaraf edilmediğini, aynı zararın hem sigortadan tahsil edilip hem de taşıyıcıdan yeniden talep edilmesi sonucunu doğuracak bir tablo ortaya çıktığını, bu hususun kamu düzeni ile ilgili olduğunu, hakem kararının infazda tereddüt yaşattığını, hem itirazın iptaline ve takibine hem alacağın tahsiline hükmedildiğini, hangi kalemin icra dosyasından yürütüleceği hangisinin ilamlı icra konusu yapılacağı hangisinin sigorta tahsilatları gözetilerek mahsup edileceği hususlarının tereddüt doğurduğunu, yargılama giderinin reddedilen kısmında kimin kime ödeme yapacağı hususunda hüküm mantığıyla bağdaşmayan ifade yer aldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hakem kararının iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, hakem kararlarının iptaline ilişkin 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebepler kapsamında inceleme yapılmış olmasına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.