İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, internet üzerinden satış yapan bir şirketin sanal POS hesabındaki haksız blokeyi kaldırmak amacıyla bankaya karşı açtığı itirazın iptali davasında bankanın savunmasını temellendirememesi üzerine verilen kararı istinafen değerlendirdi.
Özet: Bir internet satış şirketi, sanal POS hizmeti aldığı bankanın 332.350 TLlik hesabına bildirim yapmadan ve şüpheli işlemler gerekçesiyle bloke koyması üzerine, blokenin kaldırılması ve akabinde başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açmış; ilk derece mahkemesinin ret kararı istinaf mahkemesi tarafından kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş, bu süreçte mahkeme, bankanın blokeyi haklı çıkaracak savunmayı temellendiremediğini ve öngörülemez süreli blokajın hukuka uygun olmadığını belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/381 Esas
KARAR NO:2026/862
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:05/12/2024
NUMARASI:2022/94 ESAS, 2024/921 KARAR
DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin DüzenlemelerdenKaynaklanan (İtirazın İptali)
KARAR TARİHİ:03/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Müvekkili şirketin sadece internet üzerinden satış yapan bir şirket olduğunu, davacının faaliyet ve iştigal konusuna uygun olarak davalı bankadan sanal pos hizmeti aldığını, bu amaçla taraflar arasında 28.12.2015 tarihli bir üye iş yeri sözleşmesi bulunduğunu, davacının 09.12.2016 gece saat 00.00 itibarı ile öncesinde veya sonrasında davalı banka tarafından hiç bir bildirim yapılmaksızın sanal pos cihazı ile gerçekleşen işlemlere ilişkin işlem gerçekleşmedi/başarısız uyarısı almaya başladıklarını, 332.350 TL'lik hesap bakiyesinin 0 (sıfır) olduğunu gördüklerini, bunun üzerine derhal bankayı arayarak hesaptaki paranın akıbetinin sorduklarını, ancak bu konuda hiç bir bilgi alamadıklarını, müvekkili hesabına şifahen bloke konulduğunun bildirildiğini, blokenin kaldırılması için Beşiktaş ...Noterliğinin 09.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile hesaptaki blokenin kaldırılmasını ihtar ettiklerini, ancak davalı bankanın hiçbir cevapta bulunmadığını, bunun üzerine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile ilamsız takip yaptıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğinden itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeni ile % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacının ödenmesini talep ettiği tutarın zaten davacının hesabında ve uhdesinde bulunduğunu, hesapta bulunan bir tutarın ödenmesi için açılan takibin hukuka aykırı olduğunu, davacın tarafın üye işyeri sözleşmesi gereği bankanın yurt içi ve yurt dışından yapılabilecek her türlü itiraz sonuçlanana kadar satış bedelini blokede tutmaya hakkı olduğunu kabul ve taahhüt etmiş olduğu için hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ile birlikte huzurdaki davanın erken ikame edildiğini, bu açıdan davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin şüphe çeken işlemleri sebebi ile sözleşme hükümleri uyarınca müvekkili bankanın bloke koyabilme hakkının mevcut olduğunu, müvekkili banka tarafından uygulanan bloke işleminin hukuka uygun olduğunu, davacı şirketin müvekkili bankanın sanal pos cihazı aracılığı ile şüpheli işlemler gerçekleştirdiğini, davacının sözleşme gereğince faiz talep edemeyeceğini, tedbir talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, huzurda görülen davada tanık deliline dayanılamayacağını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı tarafın müvekkili banka lehine %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/10/2018 Tarih 2017/9 Esas - 2018/1041 Karar sayılı kararı ile " davanın ve icra inkar tazminat talebinin reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK 67 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmadığından reddine" dair verilen kararın istinaf edilmesi neticesinde Dairemiz'in 2019/1685 Esas 2022/89 Karar sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/94 Esas 2024/921 Karar 05.12.2024 Tarihli kararı:"...Taraflar arasında 28/12/2015 tarihli 1 yıl süreli üye iş yeri sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmenin 25. maddesi gereği taraflardan herhangi birinin sözleşmede belirtilen şekilde sözleşmeyi feshetmemesi halinde aynı koşullarda sözleşmenin 1'er yıllık süre ile uzayacağının düzenlendiği, anılan sözleşmeye istinaden davacı şirketin davalı bankanın sanal pos cihazı üzerinden 2016 Nisan ayından itibaren "..." isimli internet sitesinden satış yapmaya başladığı anlaşılmıştır. İnternet üzerinden veya uzaktan yapılan satışların bedellerinin davalı banka nezdinde oluşan hesapta toplandığı, bankanın davacıya ödenmesi gereken para üzerinde blokaj uyguladığı her iki tarafın kabulündedir. Davalı banka, davacının şüpheli işlemleri nedeniyle blokaj uyguladığını iddia etmiş ve sözleşme kapsamında hesapta bulunan parayı bloke etme yetkisi bulunduğunu savunmuştur. Ancak, davalı bankanın söz konusu savunmasını temellendirmediği, davacının hesabında bulunan paraya öngörülemez bir süre için bloke uygulamasının haklı bir nedene dayandığının ilgili banka tarafından ispatlanması gerektiği tartışmasızdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2022 tarih ve 2019/1685 Esas 2022/89 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere "Riskli olan ve olmayan işlemlerin ayrı ayrı tespiti ile başlangıçtan itibaren haksız bloke edilen tutarların" tespiti için ek rapor alınmış ve davacının hesabında bulunan 332.350,98 TL bakiyenin haksız olarak bloke edildiği, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazda haksız olduğu değerlendirilmiş ve davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, takip talebinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına, hüküm altına alınan alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 66.470,20-₺ icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM/Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile; davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, takip talebinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına,Hüküm altına alınan alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 66.470,20-₺ icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemenin, kartlı ödeme sistemi kullanan bankaların tabi olduğu uluslararası visa mastercard ters ibraz (chargeback) kurallarını göz ardı ederek, müvekkili bankanın uyguladığı bloke süresinin öngörülemez olduğuna hükmetmesinin maddi gerçeğe aykırı olduğunu, Ters ibraz kurallarının ..., ...., ..., ... gibi uluslararası ödeme kuruluşlarının şartları arasında yer alan ve kart kullanıcısını korumayı amaçlayan kurallar bütünü olduğunu, Kredi kartı hamilleri, gerçekleştirmiş oldukları işlemler karşısında iş yeri ile sorun yaşarsa veya kendisi tarafından gerçekleştirilmemiş işlemler olduğunu tespit ederlerse; bu işlemlerle ilgili olarak kartı veren bankaya harcama itirazı (...) başvurusunda bulunma hakkına sahip olduğunu, Bu işleme “...” denildiğini, bu itiraz ilk olarak kart sahibi tarafından kartının ait olduğu bankaya yapıldığını ve banka tarafından işlemin yapıldığı iş yerine bu talep iletildiğini, İlgili banka da iş yerinden itiraza konu olan işlem ile ilgili detayları talep edeceğini,Talep edilen detayların yetersiz olması durumunda kart sahibi haklı bulunursa, itiraz edilen işlem tutarı iş yeri bankası tarafından ilgili iş yerinden tahsil edildiğini ve kartın ait olduğu bankaya aktarılacağını, Bankalar tüm bu işlemlerde kart kuruluşlarının kurallarına uymak zorunda olduklarını, Bu kurallar gereği bloke süresinin 540 günü aşamayacağını, Müvekkili banka tarafından, davacıya tahsis edilen SanalPOS’dan geçen işlemlerin hayatın olağan akışına aykırı olması, davacı hakkında daha önce de saadet zinciri benzeri faaliyet içinde bulunduğuna dair devam eden hukuki bir süreç bulunması, davacının sitesine erişimin Ticaret ve Gümrük Bakanlığınca engellenmesi ve davacı hakkında benzeri faaliyetlerde bulunduğuna dair olumsuz istihbarat alınması nedenleri ile önlem amaçlı hesabına 08.12.2016 tarihinde bloke tatbik edildiğini ve SanalPOSdan işlem yapılması geçici olarak engellendiğini, Müvekkili banka tarafından davacının hesabına uygulanan blokenin, yerel mahkemenin belirttiği gibi öngörülemez bir süre olmadığını, basiretli tacir olan davacının, müvekkil bankanın şüpheli işlemler nedeni ile talep ettiği bilgi ve belgeleri müvekkili bankaya iletmemesi halinde en fazla 540 gün bloke uygulayacağını öngörebilmesi tartışmasız olduğunu, yerel mahkemenin kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2022 tarih ve 2019/1685 Esas 2022/89 Karar sayılı ilamına aykırı olduğunu, zira yerel mahkemece riskli işlemlerin neler olduğu tespit edilmediğini, tüm itirazlarına rağmen yetkin uzmanlardan bilirkişi raporu alınmadığını, bilirkişiler ve yerel mahkemenin davacının piramit satış (saadet zinciri) yaptığı ve hakkında başlatılan hukuki süreci, ticaret ve gümrük bakanlığının davacının internet sitesine erişimini engellediğini ve faaliyetlerinin durdurulduğunun göz ardı edildiğini, bu süreçlere rağmen müvekkili bankanın blokesinin dayanağını mesnetsiz bir şüphe gibi değerlendirildiğini, bankanın kredi kartlarının yasalara aykırı şekilde kullanılmasını "önleme" yükümlülüğü olduğunun gözardı edildiğini, basiretli bir tacir gibi davranarak harekete geçmiş olması bir kusur olmadığı gibi yerel mahkemenin blokeyi haklı görmesi için harcama itirazında bulunan müşteriler olması gerektiği inancının son derece hatalı olduğunu,Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerince davacı şirket nezdinde yapılan inceleme sonrası davacı şirketin “piramit satış” yaptığı tespit edildiğini, davacıya ait web sitesi kapatıldığını, buna ilişkin bakanlık raporu dosyaya celp edildiğini, Bakanlıkça davacı şirketin satış faaliyetleri ile ilgili gerek 6502 sayılı kanun’a gerekse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na aykırılık tespitinde bulunduğu bir durumda sıradan bir şüpheden bahsedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin müvekkili bankanın davacının işlemlerini riskli /risksiz ayrımı yapmadan bloke koymuş olması nedeni ile blokenin haksız olduğuna hükmettiğini, ancak hangi işlemlerin riskli hangilerinin risksiz olduğunu yerel mahkeme de tespit edemediğini, bankanın tespitini de dikkate almadığını, davacının müvekkilin bilgi belge talep etmesine rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tüm şüpheli işlemlerinin riskli olduğunu ve davacı bu blokeye kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, önlem amaçlı hesabına 08.12.2016 tarihinde bloke tatbik edildiğini ve SanalPOSdan işlem yapılması geçici olarak engellendiğini, Sonrasında blokenin kaldırılabilmesi ve işlemlerin mahiyetinin bir an önce anlaşılması ve blokenin akıbeti hakkında karar verebilmek için hemen ertesi gün davacıdan bilgi talep edildiğini, davacının bilgi talebi üzerine temel olarak kozmetik üretimi yaptıkları ve kendi yaptıkları ürünleri SanalPOS üzerinden sattıklarını, yurt dışı bağlantılarını vs. anlattığını, Sorulması üzerinde konaklama hizmeti de verdiklerini belirttiğini, Talep edilmesi üzerine örnek olarak sunulan müşteri sözleşmelerinde, yapılan konaklama satışlarının 2 yıl içinde kullanılabileceği yer almakta olduğunun görüldüğünü,Seyahat acenteleri ya da otellerin bu şekilde (2 yıl içinde kullanmak üzere) satış yapmaları olağan olmadığını, .Konaklama yapılacak otellerin profili ile çekilen tutarların uyumlu olmadığını, Davacı tarafından verilen bilgiye istinaden konaklama ve ürün satış hacimlerine ait rakamlar talep edildiğini, işlemlerin mahiyetini anlayabilmek için Müvekkili bankanın, kendi SanalPOS’u üzerinden Kasım ayında 450, aralık ayında da 122 adet gerçekleşen onaylı işlemin belgeleri rica etmesine rağmen davacının ısrarla 5000 işleme ait belge iletemeyeceğini belirttiğini, Oysa sadece müvekkili banka posundan geçen, yakın tarihli olması nedeni ile davacının belgelerine kolay ulaşabileceğini düşünülen işlemlere ait belgeler talep edildiğini, Ayrıca temel faaliyeti konaklama olmayan davacıya 2016 Ocak ayından bugüne Müvekkil banka SanalPOS’u üzerinden işlem gerçekleştirip konaklama yapan müşteri adedi sorulmasına rağmen, bu soruya da yanıt vermediğini, Davacının bu konuda müvekkili banka ile bilgi paylaşmamasını şüpheli bulunduğunu, davacının blokenin uygulanmasında ve süre sonuna kadar kaldırılmamasında varsa bir zararının, bu zarara kendi kusuru ile sebebiyet verdiği yerel mahkemece göz ardı edildiğini,Hükme dayanak yapılan bilirkişinin raporunda belirttiği ve aşağıda yer alan pos hesabındaki tüm tutara hold konması ile ilgili olarak , davacının cirosu ve olası riskleri göz önüne aldığımızda hesapta bulunan tutar oldukça düşük ve olası riskleri dahi karşılamadığının açık olduğunu, Müvekkil banka sadece davacının POS cirosunun geçtiği hesaba hold koyduğunu, Bankaların BDDK’nın çok sıkı denetimine tabi olup, tahsis ettikleri kart ve POS’lardan yapılan işlemlerde amaç dışı kullanım olup olmadığını denetlemekle de yükümlü olduklarını, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanun’un 33. maddesi ile; kartlı sistem kuran, kart çıkaran, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar ve üye işyerleri bu Kanun ve ilgili düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü kılındığını, davacının bloke nedeni ile bir zararının olduğunu ileri sürebilmesi için tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi ve buna rağmen kaldırılmaması veya süre sonunda müvekkil bankanın blokeyi kaldırılmaması gerektiğini, bloke yasal süre sınırı dahilinde olduğu sürece, blokeyi kaldırmak için bilgi belge dahi sunulmadığı gözetildiğinde bir zarardan bahsedilmesi mümkün olmadığını, bu nedenle süre aşımı olmayan bloke nedeni ile hesaplamanın ne şekilde yapıldığı belli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesis edilmesi hatalı olduğunu, Hükme dayanak yapılan raporun sair kısımlarında dava konusu edilen işlemlerden riskli işlem ile riskli olmayan işlemin net bir şekilde ayırt edilmediği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, blokenin haklı olması karşısında, davacı tarafça talep edilen tutarın riskli işlemlere ilişkin olup olmadığına dair net bir tespit dahi yapılamamışken; müvekkil Banka'dan icra dosyasında talep edilen tutarların tahsil edilebileceği görüşünün herhangi bir hukuki temeli bulunmadığını, zira hükme dayanak yapılan rapor zararın ne olduğunu dahi tanımlamaya yarayacak bir tespit içermediğini, İlgili icra dosyasındaki tutarın davacı tarafa ödenmesi, davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğunu, davacının hesabına bloke uygulanması hukuka, taraflar arasındaki sözleşmelere, bankacılık teamüllerine, vısa mastercard uygulamalarına aykırılık teşkil etmediğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, davalı bankadaki parasının haksız bloke edilmesi nedeniyle bedelin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış; Davalı tarafından, blokenin haklı nedene dayalı olduğunu, ödenmesini talep edilen tutarın zaten davacının hesabında ve uhdesinde bulunduğunu, hesapta bulunan bir tutarın ödenmesi için açılan takibin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.İlk derece mahkemesince her ne kadar yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; Dava dilekçesinde, takibin "davalı bankadaki parasının haksız bloke edilmesi nedeniyle bedelin tahsili" amacıyla başlatıldığının beyan edildiği, davalı vekilinin 20.09.2018 tarihli dilekçesi ile blokenin kaldırıldığının beyan edilmesine karşın, ilk derece mahkemesince bu hususta davacı beyanları alınmadan ve blokenin kaldırılıp kaldırılmadığı, bloke önce ve sonrasındaki hesap bakiyesi başta olmak üzere banka hesap kayıtları incelenmeden ve talebin hukuki niteliği karar yerinde tartışılmadan eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir. İlk derece mahkemesince öncelikle, iddianın ileri sürülüş şekli dikkate alınarak, davalı vekilin davaya cevap dilekçesinde yer alan savunmaları ve 20.09.2018 tarihli dilekçe kapsamındaki beyanının banka kayıtları yeniden getirtilmek suretiyle incelenerek, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerekir.Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE,
2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/94 Esas 2024/921 Karar 05.12.2024 Tarihli kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,
6- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.03/06/2026