İflas talepli alacak davasında, feshedilen distribütörlük sözleşmesi sonrası ürün iadesine ilişkin fahiş fiyat ve mutabakat iddialarıyla ilgili uyuşmazlıkta alacağın ispat edilememesi nedeniyle davanın reddi.
Özet: Bir distribütörlük sözleşmesinin feshedilmesi sonrası, davacı, davalı tarafından kendisine iade edilen ürünler için fahiş fiyatlı fatura düzenlendiğini ve fiyat farkından kaynaklanan borcun ödenmediğini iddia ederek, icra takibine itiraz üzerine iflas davası açmıştır; davalı ise davacının ilk faturaya yasal süresinde itiraz etmeyerek fiyatları kabul ettiğini ve fiyat farkı faturasını kabul etmediğini savunmuş, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının fahiş fiyat iddialarını ispatlayamaması ve ilk faturaya süresinde itiraz etmeyerek faturada belirtilen birim fiyatları kabul etmiş sayılması gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/1905 E.  ,  2026/1975 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1375 E., 2026/178 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/280 E., 2025/519 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı... Esans San. ve Tic. A.Ş. ile Doğal Katkı Malz. ve Tarım Ürünleri A.Ş. arasındaki distribütörlük sözleşmesi'nin 16.12.2019 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, müvekkili ile davalı şirketin bu sözleşme kapsamında ticari ilişkilerini sürdürdüklerini, sözleşmenin sona ermesinin ardından, davalının elinde bulunan ve dava dışı ... Esans San. ve Tic. AŞ'nin ürettiği ve müvekkili şirketin davalıya satışlarını gerçekleştirdiği ürünlerin davacıya iadesi gerektiğini, davalının iade edilen ürünler için 07.04.2020 tarihli 2.575.366,69 TL tutarında fatura düzenlediğini, düzenlenen faturada ürünlerin birim fiyatlarının gerçek dışı ve fahiş bir şekilde belirlendiğini, bu nedenle oluşan fiyat farkına ilişkin davalının mutabakatı ile 12.05.2020 tarih ve 1.657.562,52 TL tutarlı iade faturası düzenlediklerini, davalının cari bakiye ve ürün iadesine ilişkin borcunu ödememesi nedeniyle İstanbul 7. İcra Dairesi'nin 2020/18432 Esas sayılı dosyasında iflas yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın kaldırılmasına, depo emri verilmesine ve depo emrine rağmen borcun ödenmemesi halinde davalının İİK 156/3 hükmü uyarınca iflasına karar verilmesini ve haksız itiraz nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin vekaletnamesinde iflas talebinde bulunması için özel yetki bulunmadığını, verilen kesin sürede özel yetkili vekaletname sunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iade edilen ürünler için düzenledikleri 07.04.2020 tarihli 2.575.366,69 TL tutarında faturaya 8 günlük yasal süresinde itiraz etmediğini, faturaya itiraz etmeyen davacının fatura içeriğini ve fatura içeriğinde yer alan birim fiyatları kabul etmiş sayılacağını, davacının 1.657.562,52 TL tutarlı iade faturasının mutabakat ile düzenlendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, iade faturasını kabul etmediklerini, davacının bu kez 19.05.2020 tarihli 1.657.562,52 TL bedelli ürün satışı faturası düzenlediğini, ürün teslim almadıklarından bu faturaya da yasal süresinde itiraz ettiklerini, davacının icra dosyasında bakiye cari hesap alacağına dayandığını, iflas davasında ise 12.05.2020 tarihli 1.657.562,52 TL bedelli fiyat farkı faturasına dayandığını, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olup, icra dosyasında cari bakiye alacağına dayanan davacının iflas davasında fiyat farkı faturasına dayanmasının mümkün olmadığını, davacının dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve hiçbir hakkı olmadığı halde kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını savunarak davanın reddini, davacının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, iade edilen ürünlere ilişkin davalının düzenlediği 07.04.2020 tarihli ve 2.575.366,69 TL bedelli faturayı itiraz etmeden defterlerine işlediği, bu durumda faturada belirtilen ürünün miktarının ve birim fiyatın kesinleşmiş sayılacağı, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden sonra stoklarında bulunan ürünlerin kendisine fahiş fiyattan fatura edildiğini tespit ettiği ve bu nedenle cari hesaba alacak kayıt ederek davalıya bildirdiğini beyan ettiği, davacının, sözleşmenin feshinden sonra kendi yaptığı hesaplamaya göre cari alacak kaydı oluşturduğu ve davalıdan talep ettiği, ancak davalının ticari kayıtlarında veya kabulünde bu yönde bir alacak kaydı bulunmadığı, yine taraflar arasındaki sözleşmeden de böyle bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı, bilirkişi heyeti raporunun da aynı yönde olduğu, davacının alacağının varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, talep yargılamayı gerektirdiğinden davalı borçlunun kötü niyet tazminatı ödenmesi talebinin de reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporu dışındaki diğer deliller tartışılmadan karar verildiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve lehine delil teşkil ettiğini, 19.05.2020 tarihli faturanın satış faturası gibi değerlendirildiğini, oysa bu faturanın distrübitürlük ilişkisinin sona ermesinden ... iade ve mahsuplaşmaya ilişkin olduğunu, davalının düzenlediği 07.04.2020 tarihli faturadaki fahiş fiyatlandırmanın dikkate alınmadığını, heyette gıda mühendisi olmasına rağmen bu hususun hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
2.Davalı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde; müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, alacaklının kendi ticari defterlerinde dahi yer almayan, varlığı ispatlanamayan bir alacağa dayanarak borçlunun iflasını talep etmesi, itirazın iptali davasındaki kötü niyetli takipten çok daha ağır ve sonuçları itibarıyla daha yıkıcı bir hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yine davacının dava dilekçesinde itirazın kaldırılması ve iflas talep ettiği, iki asli talep hakkında hiçbir ayrım yapılmaksızın yalnızca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bu yönden bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından taraflardan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.