İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, organ eksikliği ve mirasçı reddiyle sahipsiz kalan limited şirketin feshi ve sicilden terkini talepli davada ilk derece mahkemesinin pasif husumet yokluğu ret kararını istinafen inceliyor.
Özet: Bir limited şirket ortağı, vefat eden müdürü, mirasçıların mirası reddetmesi ve vergi kaydının kapatılması nedeniyle fiilen yok olan şirketinin organ eksikliği ve sahipsizlik gerekçesiyle feshi ile ticaret sicilinden silinmesini talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi, davanın şirketin tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini ve Ticaret Sicil Müdürlüğünün hasım sıfatı taşımadığını belirterek pasif husumet yokluğundan davayı reddetmiş; davacı ise, organları çökmüş bir şirkete dava açmanın fiilen imkansız olduğunu, mahkemenin bu durumda kayyım atanması için yetki ve süre vermesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1283
KARAR NO: 2026/1455
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2026
NUMARASI: 2026/40 Esas - 2026/32 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ... istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; Ortağı bulunduğu Limited Şirketi'nin büyük pay sahibi ve münferit imza yetkilisine haiz müdürü ... uzun yıllar önce vefat ettiğini, şirketin, vergi dairesi tarafından 30.04.2014 tarihinde re'sen terk ettirildiğini, Müdür ve hakim ortağın vefatı sonrası yasal mirasçıların mirası kayıtsız şartsız reddetmiş olması, şirketi tamamen sahipsiz bıraktığını, bir ortağın, yönetilmesi imkansız ve sahipsiz bir hukuki yapıya hapsedilmesi mülkiyet hakkına ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, mirasçıların dahi reddettiği bu yapıda ortaklık sıfatının devam ettirilmesinin şahsına yüklenen orantısız ve taşınamaz bir külfet olduğunu, bu nedenlerden dolayı; şirketin organ eksikliği, mirasçıların yokluğu ve vergi terkini nedeniyle münfesih olduğunun tespitine, fiilen yok olmuş şirketin ticaret sicilinden terkinine (silinmesine) karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "Davacı tarafça ortağı olduğu şirketin gayri faal olduğu, vergi kaydının terkin edilmesi, organ eksikliği ve mirasçılarının bulunmaması nedeniyle davalı şirketin münfesih olduğunun tespiti ile ticaret sicilden terkinine yönelik eldeki davada davalı olarak Ticaret Sicil Müdürlüğü hasım gösterilmiş ise de, davalı şirketin incelenen Ticaret Sicil kayıtlarına göre halen aktif gözüktüğü, şirketin ortaklarının davacı ... Teymur ve müteveffa ... olduğu, şirketin ortağı ve son yetkilisi olan ...'un nüfus kaydına göre mirasçı kızının bulunduğu anlaşılmakla eldeki davanın davalı şirketin hasım gösterilerek açılması gerekmekte olup, somut olayda, davacı tarafından şirket tüzel kişiliğine dava yöneltilmeksizin şirketin bağlı olduğu ...'ne dava yöneltilmiş olup davalı yönünden pasif husumet yokluğu söz konusudur. Benzer hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 103.03.2008 t. 2007/1266 E.-2008/2908 K. ve 04/03/2013 t. 2012/9948 E.-2013/3934 K. Sayılı içtihatlarında da davanın şirkete yöneltilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenlerle davacı tarafça açılan davada davalı tarafın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece taraf teşkili sağlanmadan ve kendisine açıklama hakkı verilmeden dosya üzerinden karar verildiğini, tensip zaptının dahi kendisine tebliğ edilmediğini, davanın şirkete yöneltilmesi gerektiği belirtilmiş ancak organları çökmüş müdürü vefat etmiş ve mirasçıları tarafından reddedilmiş bir şirkete davanın yöneltilmesi davanın en başlat kitlenmesi demek olup bu durumda mahkemenin gerekirse şirkete bir kayyım atanması için tarafına yetki ve süre vermesi gerektiğini, husumetin davanın taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisini ifade edeceğini ancak temsilci eksikliğinin giderilebilir bur usuli eksiklik olduğunu, temsilci olmayan bir şirkete dava yöneltilmesini beklemenin davacıdan imkansız olanı talep etmek demek olduğunu, fiilen yok olmuş ancak silicin yaşayan bu yapı içerisinde ortak sıfatıyla kalmaya zorlanmasının mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, vergi kayıtlarının dahi 2014 yılında kapatılmış bir şirketin ihyası veya münfesih olduğunun tespiti davasında ticaret sicili müdürlüğünün yasıl hasım olarak kabul edilmesinin usul ekonomisine uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle hukukun usul ve esaslarına aykırı şekilde hükmedilmiş Mahkeme kararının bozulmasına/kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava; TTK 636 /2 Maddesi gereği limited şirketin feshi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda belirtilen sebepler ile istinaf yoluna başvurulmuştur.
TTK 636/2 maddesi: " Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir"düzenlemesi mevcuttur.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı davası reddedilir (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312).
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Dava açan tarafın, karşı tarafın, taraf sıfatı bulunup bulunmadığını özenle araştırması gerekir. Islah yoluyla dahi davanın tarafını değiştirmek mümkün değildir. Islah ancak davanın mevcut tarafları bakımından sonuç doğurabilir. Tarafın değiştirilmesi halinde ortada o tarafla ilgili bir davanın kalmayacağı kabul edilmektedir. (4.5.1978 tarih 4/5 sayılı YİBK).
Ancak HMK'nın 124. Maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği veya dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir.
Davacının ortağı olduğu şirketin TTK 636/2 maddesi uyarınca münfesih olduğun tespitine ilişkin davada husumet feshi talep edilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davalı olarak gösterilen davalı ... sicil müdürlüğünün eldeki davada taraf sıfatı (pasif husumet) bulunmaması ve HMK 124. maddenin uygulanma koşullarının oluşmamasına göre davalı sicil müdürlüğü yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı ...'nın yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ... istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2026