Banka ipotek alacağının sıra cetvelindeki önceliğinin, toplu rehin ve muvazaa iddiaları çerçevesinde yargı kararları arasındaki farklılıkların temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, taşınmazın ihale yoluyla satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalı bankaya ayrılan ipotek alacağının muvazaalı olduğunu ve aynı kredi borcu için birden fazla taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteklerde toplu rehin hükümlerinin uygulanarak banka alacağının yeniden hesaplanması gerektiğini iddia etmiştir; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, somut olayda toplu rehin yerine paylı rehin hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı bankaya ipotek bedeli kadar ilk sırada pay ayrılmasının yerinde olduğu ve muvazaanın ispatlanamadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir.
6. Hukuk Dairesi         2026/1208 E.  ,  2026/1972 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1952 E., 2025/1761 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/364 E., 2022/272 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı alacaklı müvekkilinin dava dışı borçlu ...'dan olan kambiyo evrakına dayalı kesinleşmiş takip alacağı nedeniyle borçluya ait "Bakırköy 396 ada, 5 parselde kayıtlı taşınmaz" üzerine 1. sıradan haciz tesis edildiğini, bilahare bu taşınmazın derece kararının 5. sırasında yer alan Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü'nün 2014/8 E. sayılı dosya alacaklısı tarafından satışı istenmek suretiyle ihaleye çıkartıldığını, davacı müvekkilinin de ihaleye iştirak ederek Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/15299 E. Sayılı dosyasındaki alacağına mahsuben ihaleden taşınmazı satın aldığını, taşınmaz üzerinde davalı bankanın ipoteğinin yanında birden fazla haciz olması ve ihaleden elde edilen paranın bu borçlara yetmemesi nedeniyle Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/15299 E. sayılı sıra cetvelinin düzenlendiğini, 1. sıranın rehin alacağından bahisle davalı bankaya ayrıldığını, 2. sıraya Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/15299 E. sayılı dosyasındaki kesinleşmiş takip alacağı nedeniyle davacı müvekkilinin alacağının konduğunu, bu çerçevede dosyada bulunan 400.000,00 TL'nin ipotek alacağından bahisle 1. sırada yer alan davacıya ödenmesine karar verildiğini, oysa söz konusu ipotek ile ipoteğe dayanak teşkil eden kefalet sözleşmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, şahsi teminatların muvazaa nedeniyle batıl olduğunu, davalı bankanın, kredi sözleşmesine dayalı alacağı nedeniyle birden fazla taşınmazı ipotek ettirdiğini, bir borç için birden fazla taşınmazın ipotek altına alınmış olması nedeniyle TMK'nın 873. maddesi kapsamında ve ipotekli tüm taşınmazların satışa çıkartılması gerektiğini, borçlu şirkete ait taşınmazların satılıp borca mahsup edilmesi, geriye bir borç kalması halinde diğer taşınmazlara geçilmesi gerektiğini ileri sürerek öncelikle borçlu şirkete ait ipotekli taşınmazların satışından elde edilen paraların davalı banka alacağından mahsubuna, karşılanmayan kısmın ise sırasıyla varsa %90 hisseye sahip diğer ortağa ait ipotekli taşınmazın satışından elde edilen paranın davalı bankanın alacağından mahsubuna, bunun da karşılanmaması halinde bakiye kısım bakımından davalı alacağının sıra cetveline işlenmesine ve kalan miktarın derece kararından çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın muvazaalı olmadığını, taşınmazın da davalı tarafından satışa çıkarılmadığını, bu nedenle TMK’nın 873. maddesinin uygulanma olanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ipotek tesis edilen tüm taşınmazların aynı borç için toplu rehnedildiği, rehinli taşınmazlardan borçlu ... Makine Şirketi adına kayıtlı taşınmazların öncelikle satışı yapılarak bu satışlardan elde edilen bedelin alacağı karşılamaması durumunda diğer taşınmaz malikleri farklı olduğundan diğer taşınmazlarda birlikte satıldıktan sonra davalı bankanın bakiye alacağının ve ipotekli taşınmazların ne kadarına tekabül ettiğinin orantı kurulmak suretiyle, davalı bankanın payına düşecek miktar belirlenerek davacının alacak miktarının hesaplanması gerektiği, toplu rehin durumu gözetilmeden düzenlenen derece kararının hatalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sıra cetvelinin 1. sırasında bulunan İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2014/3651 Esas sayılı takip dosyasına yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıya göre icra dosyasında hiçbir tahsilatın bulunmadığı ve satış tarihi 22.05.2015 itibariyle dosya borcunun 1.309.140,75 TL olduğu, satışı yapılan 5 no'lu taşınmaz yönünden ipotek limitinin 400.000,00 TL olduğu, aynı kredi borcuna birden fazla kişinin belli limitlerle ipotek verdiği, bu durumda somut olayda toplu rehin hükümlerinin uygulanmayacağı, paylı rehin hükümlerinin uygulanacağı, davalı bankaya ipotek bedeli olan 400.000,00 TL kadar ilk sırada pay ayrılması yerinde olduğu ve dava dışı Mustafa Aydın ile banka arasında muvazaalı işlemler yapıldığı da davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Aynı alacak için birden çok taşınmaza ipotek tesis edildiğini,
b. İpoteklerin alacağın bir kısmı için değil tamamı için tesis edildiği bu nedenle paylı değil toplu rehnin söz konusu olduğunu,
c. İpoteklerin, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere "Paylı rehin" kapsamında olduğu düşünülmekte ise; bu durumda yine tüm taşınmazların birlikte satılması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.