Faaliyetsiz ticari şirketin kayıp defterler nedeniyle tasfiyesiz terkin talebinin hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Kuruluşundan itibaren ticari faaliyeti olmayan, vergi idaresince re’sen terke düşmüş tek ortaklı limited şirketinin fiziki ticari defterlerinin kayıp olması nedeniyle normal tasfiye sürecinin işletilemediğini belirten davacı, şirketin tasfiyesiz ticaret sicilden terkinini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, şirketin organlarının tam olduğu ve normal tasfiye kararı alabileceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davayı reddederken, davacı istinafta, kayıp defterler için zayi belgesi davası dahi açılmak zorunda kalınmasının normal tasfiyenin fiilen imkansız olduğunu gösterdiğini ve bu şartlarda tasfiyesiz terkin talebinde hukuki yararı bulunduğunu ileri sürmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1382 EsasKARAR NO : 2026/1415 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2025/932 Esas - 2025/932 Karar TARİH: 18/12/2025DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)KARAR TARİHİ: 09/07/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15/08/2024 tarihinde kurulmuş olduğunu, kuruluşundan itibaren bugüne kadar süreklilik arz eden herhangi bir ticari faaliyete konu edilmediğini, şirket adına ticari organizasyon oluşturulmadığını, süreklilik arz eden mal veya hizmet üretimi yapılmadığını, düzenli gelir elde edilmediğini, fatura düzenlenmediğini, KDV, muhtasar, geçici vergi dahil olmak üzere bir ticari faaliyete dayalı beyanname verilmediğini, vergi idaresi nezdinde şirket fiilen "faal olmayan" durumda olduğunu ve ticari işletme vasfı kazanamadığını ve dilekçesinde bildirdiği diğer nedenleri de ileri sürerek davalı şirketin tasfiyesiz şekilde ticaret sicilden resen terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/12/2025 tarih ve 2025/932 Esas - 2025/932 Karar sayılı kararında; "Dava; davalı şirketin kuruluşundan itibaren süreklilik arz eden bir ticari faaliyetinin olmaması, ekonomik olarak değerinin olmaması, faal olmaması nedeniyle tasfiyesiz olarak ticaret sicilden resen terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin tek ortağı ve tek yetkili müdürü durumundadır. Davalı şirketin organlarında bir eksiklik bulunmamaktadır. Bu haliyle davalı şirket ortaklar kurulunu toplayıp tasfiye kararı alabilecek durumdadır. Ticari şirketlerin tasfiye ve terkinine ilişkin hükümler TTK 529.vd.maddelerinde düzenlenmiş olup, bu düzenleme itibariyle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından reddine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir. "gerekçesi ile, '' 1-Davanın Hukuki Yarar Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Usulden Reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi, şirketin tek ortak ve tek yetkili müdürünün mevcut olmasını normal tasfiye yolunun kullanılabilirliği için yeterli gördüğünü; ... Limited Şirketi'nin 15/08/2024 tarihinde kurulmuş olup tek ortaklı bir limited şirketi olduğunu, somut olayda şirketin fiilen ticari faaliyete başlamadığını, vergi dairesince re’sen terk edildiğini ve kuruluşta tasdik edilen fiziki ticari defterlere ulaşılamadığını, ilk derece kararında işaret edilen normal tasfiye yolunun işletilebilmesi için yapılan araştırma ve girişimler sonucunda, fiziki ticari defterlere ulaşılamaması nedeniyle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/534 E. sayılı dosyasında zayi belgesi talebinde bulunulduğunu, bu durumun, normal tasfiye yolunun somut olayda kendiliğinden ve sorunsuz biçimde kullanılabilir olmadığını gösterdiğini, karar şirketin fiili ve hukuki durumu yeterince araştırılmadan kurulmuş olup eksik incelemeye dayalı olduğunu, şirketin fiilen faaliyete başlamadığını, vergi dairesince re’sen terk durumuna düştüğünü, davanın re’sen terkli ve ekonomik olarak atıl durumda bulunan şirket kaydının hukuka uygun biçimde sona erdirilebilmesi amacıyla açıldığını, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/534 E. sayılı zayi belgesi dosyasının derdest olmasının dahi, normal tasfiye yolunun somut olayda basit, doğrudan ve sorunsuz şekilde işletilemediğini gösterdiğini, normal tasfiye yolu açık ve sorunsuz olsaydı, kayıp fiziki defterler nedeniyle ayrıca zayi belgesi başvurusu yapılması gerekmeyeceğini, şirketin ticaret sicilinde kayıtlı kalması, her ne kadar vergi dairesi nezdinde re’sen terk durumu bulunsa da, tüzel kişiliğin ve buna bağlı hukuki/mali risklerin devam etmesine neden olduğunu, şirketin faaliyetsiz, re’sen terkli ve kapatılmak istenen bir şirket olmasına rağmen, normal tasfiye yolunun fiziki defter kaybı nedeniyle fiilen ilerleyememesi karşısında tasfiyesiz terkin talebinde hukuki yarar bulunduğunu, mahkemece bu hususlar araştırılmadan ve normal tasfiye yolunun somut olayda gerçekten uygulanabilir olup olmadığı değerlendirilmeden hukuki yarar yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesinin isabetli olmadığını, ileri sürerek, adli yardım talebinin kabulüne, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin tasfiyesiz terkinine, bu mümkün görülmezse dosyanın yeniden değerlendirme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı şirketin tasfiyesiz terkini kararı verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece talebin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı şirket adına yetkilisi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı Şirket'in sicil kaydı kapsamından, tek ortaklı olarak 15/08/2024 tarihinde kurulduğu ve esas sözleşme ile aksi karar alınıncaya kadar şirketin tek ortağı olan ...'un şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Limited Şirketlerde sona erme halleri TTK'nun 636 maddesinde düzenlenmiş olup, hükmün birinci fıkrasına göre şirketin esas sözleşmede ön görülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, genel kurul kararı ile, iflasın açılması ile ve kanunda öngörülen diğer sona erme hallerinde limited şirket sona erer. Hükmün ikinci fıkrasında uzun süredir kanuni organlarından biri mevcut olmayan veya genel kurulu toplanamayan limited şirketlerde ortaklardan birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmeleri için bir süre belirler, bu süre içerisinde durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verilir. Hükmün üçüncü fıkrasında ortaklara tanınan haklı nedenle fesih davası hakkı düzenlenmiştir. Hükmün son fıkrasında sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüş olup, buna göre sona erme halinde şirket tasfiye sürecine gireceğinden, yine TTK'nun 643 maddesine göre anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle tasfiye sürecinin işletilmesi zorunludur. Limited Şirketlerde, şirketin mahkeme kararı ile sicilden tasfiyesiz terkin edilmesini öngören bir düzenleme mevcut değildir. Şirketin vergi kaydının re'sen terkin edilmiş olması veya gayrı faal olması, yahut defterlerinin zayi olmuş olması bu sonucu değiştirmez. TTK'nun Geçici 7 maddesindeki tasfiyesiz terkin düzenlemesi ise kanunda öngörülen hallerde sicil müdürlüklerinin tasfiye usulüne uymaksızın uygulayabilecekleri istisnai nitelikteki re'sen terkin prosedürüne ilişkin olup, mahkemelerin böyle bir görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Öte yandan mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, davacı şirkette organ boşluğu bulunmamaktadır. Davacı şirketin tek ortağı ve müdürü olan ...'un genel kurul kararı alarak şirketin tasfiyesine karar vermesi ve tasfiye süreci sonunda şirketin terkinini sağlaması mümkündür. Bu saptamalar karşısında mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi sonucu itibariyle yerinde olup, davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesi karar başlığında, davacı şirketin davalı olarak ve davacı şirket yetkilisinin davacı olarak gösterilmiş ise de, dava dilekçesinin davacı şirket adına tek ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından ibraz edildiği anlaşılmış olup, bu noksanlık eleştirilmekle yetinilmiş ve dairemizin karar başlığında mezkur hata düzeltilmiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılması gereken 2002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraftan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcının istinaf eden davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.