İhtiyati haczin kaldırılmasına yönelik ilk derece mahkemesi kararının, yetkisiz mahkeme kararı, rehin açığı belgesi eksikliği ve yaklaşık ispat yeterliliği temelinde istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesinin, rehinle teminat altına alınmış bir alacak için talep edilen ihtiyati haczi, alacağın likit olmaması, rehin açığı belgesinin sunulmaması ve İİK 45 ile 257/2 maddelerindeki koşulların sağlanamaması gerekçeleriyle kaldırması üzerine, ihtiyati haciz talep eden davacının, alacağın muaccel olduğu, yaklaşık ispatın yeterli olduğu ve rehinli alacaklarda dahi rehinin yetersiz kaldığı durumlarda haciz kararı verilebileceği iddialarıyla karara itiraz etmesini konu almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1345 KARAR NO: 2026/1434T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/05/2026 (Ara Karar)NUMARASI: 2025/974 Esas (Derdest)TALEP: İhtiyati Haczin KaldırılmasıİSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİTALEP: İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri gereğince, asıl dava açıldıktan sonra ihtiyati haciz taleplerinin ancak ve münhasıran asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenmesi yasal bir zorunluluk olduğunu, Davacının mahkemede derdest olan bir yargılama varken, yetkisiz ve görevsiz bir şekilde başka bir mahkemeden ihtiyati haciz kararı alarak usul kurallarını dolandığını, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisiz ve derdestlik itirazına tabi bu kararı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ihtiyati haciz kararı veren İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, asıl davanın Sayın Mahkemenizde derdest olması sebebiyle kesin olarak yetkisiz olduğunu, ihtiyati haciz dosyası, itirazları neticesinde esas mahkemesi olan Mahkemenize (İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi) gönderilmiş, bu aşamada, yetkisiz mahkemece tesis edilen haksız ihtiyati haciz kararının usulden kaldırılması gerektiğini, iddia edilen alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, dava konusu kredilerin rehin teminatlı olduğunu, ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati hacze itiraz hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir.Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz.Rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse, müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır. 6098 Sayılı TBK 586/2 maddesi "Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz." düzenlemesini içermektedir.Trafik siciline tescilli araçlar üzerine konulan rehinler teslime bağlı rehin olmadığı anlaşılmaktadır. Rehin paraya çevrilip alacağı karşılamaması halinde karşılanamayan (açık kalan) alacak kesimi için haciz veya iflas takibi yapabilir. (Baki Kuru İcra iflah Hukuku el kitabı ikinci baskı sayfa 986)Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olayda; ihtiyati haciz talebi, sunulan belgeler, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 2026/98 esas, 2026/197 karar sayılı dosyasında belirtilen temel ilkeler ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; muaccel bir alacağın oluşup oluşmadığının bu aşamada mevcut delillerle yargılamayı gerektirdiği, İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların ispatlanmadığı ve rehin açığı belgesi de sunulmadığı anlaşıldığından bahsi geçen İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/645 D.İş - 2026/648 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının oy birliği ile kaldırılmasına....." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme, kararında İİK 257/2 şartlarının oluşmadığını ve rehin açığı belgesi de sunulmadığını gerekçe göstermiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/2 maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş alacaklar için ihtiyati haciz istenebileceği gibi, rehinle temin edilmiş olsa dahi rehinin borcu karşılamayacağının anlaşıldığı hallerde de ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğunu, davacı şirketin alacağı muaccel hale gelmiş olup, borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığına dair tam ispat değil, mahkemede kanaat uyandıracak "yaklaşık ispat" yeterli olup davacı şirket, alacağın muaccel olduğunu, borcun ödenmediğini sunduğu delillerle yaklaşık olarak ispat ettiğini, davalı bayi tarafından kullandırılan birbirine yakın tarihli çok sayıda kredide borçlulardan ödeme alınamamış ve kredi borçluları ilgili kredilerdeki imzalara itiraz ettiğini, olağan dışı işbu durum davacı kurum, itiraza konu krediler üzerinde grafoloji uzmanına harici inceleme yaptırmış, yapılan işbu incelemelerde itiraza konu kredilerdeki imzaların borçluların eli ürünü olmadığı tespit edildiğini, davalı, işbu sebeple sözleşmenin; "kredi kullandırılması, işleyiş ve uygulama" başlıklı 2. Maddesinde ve "satıcının ürün/hizmeti temini ve bu husustaki sorumluluğu" başlıklı 4. Maddesinde yer alan yükümlülüklere aykırı davrandığını, kredilere konu borçlar, tüketiciler tarafından ödenmemiş olup davacı Kurum ödenmeyen krediler sebebiyle zarara uğramış ve kullandırılan usulsüz kredilerden ötürü daha fazla zarara uğrama riski ile karşı karşıya olduğunu, ... numaralı kredide ise krediye konu ... plaklı araç 01/01/2024 tarihinde ölümlü kazaya karışmış aracın pert olmasına rağmen kazadan kısa bir süre sonra 28/02/2024 tarihinde 730.000,00 TL tutarındaki krediye konu edildiğini, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde kullandırılan kredilerden doğan zararın tazmini için.... Noterliği'nin 15.08.2024 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya ihtar çekildiğini, işbu ihtarname, davalıya e-tebliğ yoluyla tebliğ edilmesine karşın davalı, davacı kuruma herhangi bir ödeme yapmamış, ödeme taahhüdünde bulunmamış ve taraflar arasında zararın tazminine ilişkin herhangi bir sözleşme de tanzim edilmemiş olup davacı şirket, sunduğu sözleşmeler ve evraklar ile bu kanaati fazlasıyla uyandırdığını, yerel mahkeme kararının davacının alacağına kavuşmasını imkansız hale getirebileğini ve telafisi güç zararlar doğuracağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Talep, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasında satıcı finansman sözleşmesi imzalandığı ihtilaf konusu değildir.İhtiyati haciz isteyen davacı tarafça, davalı anlaşmalı satıcı vasıtasıyla tüketicilere kullandırılan bir kısım kredilerde usulsüzlük yapılarak davacının zarara uğramasına sebebiyet verildiği iddiasıyla ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/645 D.İş sayılı dosyasında mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden davalı tarafından, ihtiyati haczin şartlarının bulunmadığı iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Somut olayda, 29/03/2021 tarihli satıcı finansman sözleşmesi ile anlaşmalı satıcı statüsüne gelen davalının bazı tüketici kredilerinde usulsüzlük yaptığı ve tüketicilerin kredi sözleşmelerindeki imzaları inkar ettiği, tüketiciler tarafından kredilerin ödenmediği ve davacının bu nedenle uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunun iddia edilmesi, buna karşılık davalı taraftan ise kredi onay sürecinin davacı tarafından yönetildiği ve tüketici imzalarının davacı huzuru ile alındığının savunulmasına göre, bu haliyle alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli olup ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden yaklaşık ispat olgusunun dosyanın bulunduğu aşama itibariyle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir.Bu halde İİK 257. maddesindeki koşulların oluştuğundan söz edilmesi mümkün görülmediğinden ilk derece mahkemesince, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1- İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasınaDair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026