Hizmet tespiti davasında, sigortalıya ait hizmet süresinin bir kısmının bildirilmemesi durumunda hak düşürücü sürenin, askerlik başlangıcı öncesi makul süreyi aşan boşluk nedeniyle hatalı değerlendirilmesi ve Yargıtayın önceki kararları bozması.
Özet: Bu içtihat metni, sigortalı hizmet tespiti davasında, davacının beyan ettiği kısmi bildirilmemiş çalışma süresi hakkında verilen alt derece mahkemesi kararlarının temyizen incelenmesini konu almaktadır. Yargıtay, kamu düzeni ile ilgili hizmet tespiti davalarında resen araştırma yapılmasının ve hak düşürücü sürelerin titizlikle uygulanmasının önemini vurgulayarak, davacının işten ayrılma tarihi ile askerlik başlangıç tarihi arasındaki makul süreyi aşan boşluk nedeniyle hizmet tespitinde hak düşürücü sürenin işlemesi gerektiğini belirtmiştir. Alt mahkemelerin bu hususu göz ardı ederek davacının hizmet tespiti talebinin bir kısmı için hak düşürücü süreyi uygulamamasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna varılmış; bu nedenle, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/15486 E.  ,  2026/3291 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/399 E., 2025/1088 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afşin İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/92 E., 2024/279 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 27.09.2013 tarihli dava dilekçesinde; davacının 01.08.2006 tarihinden 01.10.2008 tarihine kadar geçen sürede davalı ... ... ve ... teknik eleman olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının 01.01.2007-28.02.20 07... .10.2007-30.09.2008 tarihleri arasında davalı iş yerinde asgari ücretle, kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum kayıtlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/ 10... sayılı Kanun'un 86/9. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2.506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 Sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında somut olayın değerlendirilmesinde, Mahkemece davacının 01.01.2007 tarihinden askerlik süresi dışında tüm talebinin kabulüne karar verilmiş ise de davacının 28.02.2007 tarihinde işten ayrıldığı 31.03.2007 tarihinde askere gittiği hak düşürücü süreyi ortadan kaldıran askerlik süresine başlaması için kabul edilen bir haftalık makul süreyi aşması nedeni ile önceki dönem yönünden hak düşürücü sürenin gözetilmemesi yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.