İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, bankacılık düzenleme sürecinden kaynaklanan alacak temliki ile pamuk ipliği satışından doğan borcun tahsiline ilişkin itirazın iptali davasında aktif husumet ve ibra savunmalarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu dava, davacının alacak temliki yoluyla devraldığı, pamuk ipliği satışından doğan ve çeşitli borç erteleme protokolleriyle yapılandırılan bir alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmıştır; davacı, faizlerle birlikte toplam 6.745.182,00 TL borç bulunduğunu belirtirken, davalı ise alacağın asıl taraflarının ibralaştığını ve borcun sona erdiğini savunarak davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını iddia etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1528
KARAR NO : 2026/864
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2018 (Dava) - 25/01/2023 (Karar)
NUMARASI : 2018/717 Esas -2023/50 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 12/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/05/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2023 tarih ve 2018/717 Esas - 2023/50 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 10.07.2001 tarih ve 24458 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 09.07.2001 tarih ve 384 nolu kararı ile,.... A.Ş. nin 4389 sayılı Bakanlar Kanununun 14. Md. sinin 3 ve 4 numaralı fıiıkralarına istinaden ...na devredildiğini, ... A.Ş.'nin ....'ten 13.01.2004 tarihli Protokol çerçevesindeki 977.120 TL olan alacağının, alacakla ilgili tüm teminatların 30.07.2008 tarihli alacak temlik sözleşmesi hükümleri muvacehesinde davacı yanca temlik alındığını, ....'in borcunun dayanağının; 24.04.2000 tarihli 335726 nolu 118.471,68 TL, 18.05.2000 tarihli 335874 nolu 200.000,00 TL, 18.05.2000 tarihli 335875 nolu 318.886,88 TL ve 08.09.2000 tarihli 336545 nolu 89 .486,22 TL tutarlı faturalar toplamı Yaklaşık 641 ton ithal pamuk ipliğinin 726.844,88-TL bedelle satışı sözleşmesinin teşkil ettiğini,... tarafından ödenmeyen borçları için.... ile protokoller imzaladığını, 20.12.2000 tarihli Borç Ertleme Protokolü ile; ... ye vadesinde ödeyemediği 537.134,24 TL lik borcuna karşılık borcun 160.003.026.768 TL lik kısmı için toplam 8 kıta senet keşide ettiğini, 03.01.2001 tarihli Borç Ertleme Protokolü ile; 20.12.2000 tiarihli protokolde belirlenen 537.134,24 TL lik borcun faizleri ile toplam 641.499.911.135 TL ye ulaştığı kabul edilerek (641.499.911.135-160.003.026.768=) 481.500.333.071-TL lik kalan kısmı için 21 kıta senet keşide edildiğini, 13.01.2004 tarihli Borç Erteleme ve Tasfiye Protokolü ile; 31.12.2003 sonuna kadar işlemiş faizler dahil borcun 725.000.000.000-TL olduğunu, 26.01.2004 başlangıç 30.09.2005 bitiş ödeme tarihlerini içeren toplam 21 ayda ödenmesi ile vade tarihlerine göre belirlenen faizler dahil 977.120.000.000-TL için toplam 57 adet senet keşide edildiğini, ödemelerin vadesinde yapılmaması durumunda senet bedelleri ödeninceye kadar aylık %4 ve yıllık %48 faiz uygulanacağının yazılı olduğunu, .... tarafından borçların ifasının ödenmemesi ve halin icabına göre borca mahsuben satılmak üzere teslim edilen kumaş ve tekstil emtianın 13.01.2004 tarihli 339212 nolu 445.463,08-TI. bedelli iade faturası ile birlikte malların iade edildiğini, neticede 13.01.2004 1larihli 977.120,00-TL bedelli borcun yani kabul ve ödeme taahhüdüne bağlı borcun ayakta ve ödenmemiş olduğunu, yapılmış kısmi nakit tahsilatların mahsubu ile 01.06.2018 tarihi itibari ile alacak tutarının 910.003,00-TL ve birikmiş faiz toplamının 5.835.178,00-TL toplam borç tutarının 6.745.182,00-TL olduğunu ileri sürerek, sübuta erecek davanın kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline, takibin İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6802 sayılı dosyası üzerinden devamına, haksız ve suiniyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; devredilen alacak ile davacının bu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin olmadığını, ... ile ....A.Ş. ve .... A.Ş. borç/alacak tasfiye işlemlerini tamamladığını, karşılıklı olarak ibralaştıklarını,; Davayı ve alacağı kabul anlamına gelmemek üzere, artık, ...'nin bu dava konusu alacak ile ilgili olarak tasarruf ehliyetinin kalmadığını, ...'nin ....'in yönetiminden ayrılarak şirketi eski yöneticilerine devir ve teslim ettiğini, Ticaret Sicil kayıtlarında durumun doğrulanacağını, dolayısıyla ...'nin temlik sözleşmesinden kaynaklanan alacaklılık sıfatı ve hakkının ortadan kalktığından buna dayanarak açtığı icra takibi ve iş bu itirazın iptali davasında aktif husumet ehliyeti ve alacak talebinde bulunma hakkının olmadığını, ...'nin borç alacak ilişkisinden dolayı asıl muhatapları olan.... ve ... ile olan borç/alacak ilişkisini tasfiye ederek ibralaştığına göre sadece bu ilişkiden dolayı .... ile herhangi bir borç ilişkisinin kalmadığının açık olduğunu, Asıl borçlular alacaklı tarafından ibra edildiğine ve borç ilişkisi ortadan kalktığına göre ...'in ve davalının da herhangi bir borcunun kalmadığını, alacağın temliki sözleşmesinde borçlular ....,.... ..A.Ş....Şti.,... Şti.,...A.Ş. olduğu halde icra takibi ve iş bu davanın sadece... mirasçısı davalı adına açıldığını, husumet eksikliğinin giderilmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu alacağın kökeni olduğu ileri sürülen 13.01.2004 tarihli borç erteleme ve tasfiye protokolü ile buna bağlı alacak temlik sözleşmesinin borcun yenilenmesi olarak kabul edilemeyeceğini, 13.01.2004 tarihli protokolde verilen senetlerin vadelerine bakıldığında da 3 yıllık zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, davacı ... tarafından Alacak Sözleşmesi kapsamında .... aleyhine 6183 Sayılı Kanun uyarınca ödeme emri düzenlendiğini ve icra takibine geçildiğini, davalının miras bırakanına ait tüm taşınır ve taşınmaz malvarlığına ihtiyati haciz işlemi uygulandığını, davacının iş bu haksız işlemi hakkında her ne kadar idari dava açılmış ise de, yürütmenin durdurulması kararı verilmediği için haciz konulan taşınmazların satışı işlemlerinin sürdürüldüğünü ve ne yazıkki 16.03.2018 tarihinde bütün işlemlerin hukuka aykırılığı kararı kesinleşene kadarki süreçte davacı yanca tüm taşınır taşınmaz mal varlığının satıldığını ancak icra takip alacak hesabından düşülmediği, satış bedellerinin ne kadar olduğunun davalı yanca bilinmediğini, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26.04.2017 gün ve 2017/505 E. 2017/1075 K. sayılı ilamının kesinleşmesi ile davacı ...' nin davalının eşinin mal varlığı üzerinde yaptığı tüm eylemlerin hükümsüz kaldığını, davacının kamu gücünü kullanıp suç işlediğini savunarak, İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6802 sayılı takip dosyası ile davalının taşınmazlarına konulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına, haksız ve yasal dayanağı olmayan davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İlk derece mahkemesince; "...Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu'nun 09/07/2001 tarih ve 384 sayılı kararı ile davacı ...'na devir edilen ... AŞ nin yönetim ve denetimini doğrudan ve dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarından, dava dışı .... AŞ nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-a maddesi uyarınca, fon kurulunun 24/06/2002 tarih ve 418 sayılı karar ile fon tarafından devir alındığına dair taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın fona devir edilen dava dışı .... AŞ nin davalının murisinden alacaklı olup olmadığı, var ise takip tarihi itibarı ile alacak miktarı ve bu alacağın davacı fon tarafından talep edilip edilemeyeceği, alacağın üçüncü şahsa devir edilip edilmediği ile alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı vekilince takibe ve davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığına dair itirazda bulunmuş ise de, takibe konu alacağın davalı ile fona devir edilen dava dışı şirket arasındaki 24/04/2000 tarihinde başlayan ticari ilişkiden kaynaklandığı, takibe konu alacağın, dava dışı şirketin ve şirket alacaklarının fona devir edildiği 24/06/2002 tarihinde mülga Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Bankacılık Kanunu'nun 141. Maddesine göre, fona devir edilen alacaklar yönünden zaman aşımı süresinin 20 yıl olarak düzenlendiği, iş bu nedenle takibin başladığı tarih itibarı ile 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı vekilince dava dışı şirket ile davacı fon arasında borçların tasfiyesi ile karşılıklı ibralaştıkları, iş bu nedenle davacı fonun takip ve dava hakkının bulunmadığı beyan edilmiş ise de, davacı fon ile dava dışı ... AŞ arasında akdedilen 30/07/2008 tarihli temlikname ile, dava dışı şirketin davalının murisinden olan alacağının, davacı fona temlik edildiği, davacı fonun temlik yolu ile devir aldığı alacağı takip ve dava ehliyetinin bulunduğu,
Her ne kadar davalı vekilince davalının murisine ait taşınmazlarının satışından elde edilen meblağ ile borcun ödenmiş olduğu iddiasında bulunmuş ise de, muris .... adına kayıtlı 2009 yılında ihalesi yapılan 11 adet gayrimenkulün ihale tutarı olan 1.189.000,00-TL sına ilişkin sıra cetvelinin 6183 sayılı kanuna göre yapılan takiplerin mahkeme kanalı ile iptal edilmiş olması nedeni ile yapılamadığı, yapılan satışlar ile depo edilen meblağı henüz dağıtımının yapılıp, davacı fona alacağına karşılık ödeme yapılmadığından, satıştan elde edilen gelirin, öncelikle ödenmesi gereken diğer kamu alacağına dayalı takipleri karşılamaya yeterli olup olmadığı belirlenmeden, iş bu miktarın davacı fon alacağından mahsup edilemeyeceği,
Alacak miktarının tespitine ilişkin, davacı kayıtları dışında, davalının murisi .... ile dava dışı.... AŞ nin tarafı olduğu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/581 Esas sayılı dava dosyasına temin edilen yasal defter dökümleri, fatura ve diğer haciz belgeleri dışında davalı murisine ve dava dışı .... AŞ ye ait defter ve kayıtların temin edilememesi sebebi ile dosya ve davacı fon kayıtları ve İzmir 3. Asliye Tİcaret Mahkemesi'nin 2005/581 Esas sayılı dosyaya temin edilen belge ve kayıtlar ve rapor içeriklerine göre hazırlanan dosya kapsamına uygun, benimsenen bilirkişi SMMM .... tarafından düzenlenen rapor ve ek rapor içeriklerine göre, davalının murisi ...'in 977.200,00-TL senet borcuna karşılık davalı murisi .... ile ....AŞ nin yasal defterlerinde, ... AŞ nin düzenlediği ve ...'in de borç olarak kabul ettiği 6.000,00-TL lik fatura ilave edildiğinde, ....'in borcunun 983.120,00-TL sına ulaştığı, 03/01/2021 tarihli protokol gereği ....'in ... AŞ ye verdiği mal bedelinin 441.687,97-TL, buna karşılık ... firmasının iade ettiği (445.463,08-TL-32.940,00-TL) karşılıklı mahsup edildiğinde, takip tarihi itibarı ile dava dışı.... AŞ nin temlik alınan 872.905,42-TL asıl alacağa ve 5.525.587,98-TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu, iş bu miktar alacaktan, murisin menkul satışından tahsil edilen 22.462,50-TL alacak miktarı, işlemiş faiz alacağı miktarından mahsup edilmesi ile takip tarihi itibarı ile davacı fonun, davalıdan talep edebileceği asıl alacak miktarının 872.905,42-TL, işlemiş faiz alacağı miktarının ise 5.503.125,48-TL olduğu, iş bu miktar alacaklara ilişkin davalı tarafın yaptığı itirazında haksız olduğu..." gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6802 Esas sayılı takip dosyasına konu 872.905,42-TL'sı asıl alacak ile, 5.503.125,48-TL'sı işlemiş faiz alacağı dahil toplam 6.376.030,90-TL'sı alacağı itirazının iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %48 oranında akdi temerrüt faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, kabul edilen alacağın %20'si miktarında 1.275.206,18-TL'sı icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar üzerinde takipte davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, fon alacağına mahsuben temlik alındığını, .... borcunun dayanağının; .... AŞ tarafından 118.471,68 TL tutarlı 24.04.2000 keşide tarih ve 335726 no.lu, 200.000,00 TL tutarlı 18.05.2000 keşide tarih ve 335874 no.lu, 318.886,88 TL tutarlı 18.05.2000 keşide tarih ve 335875 no.lu, 89.486,22 TL tutarlı 18.05.2000 keşide tarih ve 336545 no.lu,faturalar ile yaklaşık 641 ton ithal pamuk ipliğinin 726,844.88 TL bedelle satışı sözleşmesinin teşkil ettiğini, ....’in işbu borcunu ödememesi üzerine ilk olarak 20.12.2000 tarihli “Borç Erteleme Protokolü” imzalandığını, bu protokol ile .... tarafından, .... AŞ’ne 537.134,24.-TL borcunun bulunduğunu kabul ve ödemesi taahhüt edilerek, borcun 160.003.026.768 TL'lik kısmına teminat teşkil etmek üzere muhtelif vade tarihli 8 kıta senet keşide veya ciro ederek, .... A.Ş.’ne teslim edildiğini... tarafından vadesinde işbu borcunun yine ödenememesi üzerine bu kere 03.01.2001 tarihli “Borç Erteleme Protokolü” imzalandığını, bu protokol ile .... tarafından,.... AŞ’ne 537.134,24.-TL borcunun bulunduğunu kabul ve ödemesi taahhüt edilerek, vade farkı ile birlikte borcun 641.499.911.135 TL sına baliğ olduğu açıkça kabul edildiğini; ödeme taahhüdüne teminat teşkil etmek üzere, 481,500,333,071 TL tutarındaki işlenmiş kumaş ve tekstil emtianın...’in depolarında muhafaza ve gerekir ise borca mahsuben satılmak üzere teslim edilmesine muvafakat edilerek, borcun ertelenen işbu 481,500,333,071 TL'lik kısmına teminat teşkil etmek üzere muhtelif vade tarihli 21 kıta senet keşide veya ciro ederek .... A.Ş.’ne teslim edildiğini,.... tarafından vadesinde işbu borcunun yine ödenememesi ve halin icabına göre borca mahsuben satılmak üzere teslim edilen kumaş ve tekstil emtia, 13.01.2004 keşide tarih ve 339212 nolu 445.463,08.00 TL bedelli bir kıta iade faturası ile iade ve .... şirketlerinden üçüncü şahıs .... AŞ’nin depolarına taşınarak iade ve teslim edildiğini, borçlu .... ile .... AŞ arasında 13.01.2004 tarihinde üçüncü ve son kez bir “Borç Erteleme ve Tasfiye Protokolü” imzalandığını, .... tarafından vadesinde ve vadesinden sonra münakit tüm borç erteleme ve ödeme protokollerine rağmen, neticesinde işbu satış bedeli borcunun ödenmemesi üzerine, taraflar aralarındaki satış para borcu ilişkisinden doğan borçlar iki kez yenilenmiş olmasına rağmen yine de ödenmediğini, sonuçta .... ile.... A.Ş. arasında 13.01.2004 tarihinde, üçüncü ve son kez, Borç Erteleme ve Tasfiye başlıklı Protokol imzalandığını, 13.01.2004 tarihli protokol ile ... tarafından, ... ... AŞ’ne 31.12.2003 tarihi itibarı ile 725.000.00 TL borcunun bulunduğunu kabul ve ödemesi taahhüt edilerek, vade farkı ile birlikte borcun 977,120.00 TL'sına baliğ olduğunun açıkça kabul ve ikrar edildiğini, mahkeme kararında, dava konusu ana para alacağın 872.905,42 TL işlemiş faiz miktarının ise 5.503.125,48 TL olduğuna dair bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiğini, anapara alacakları arasındaki farkın 37.097.58 TL olup, bu tutarın; 25.05.2005 tarihli 1.800 TL ve 31.12.2005 tarihli 2.358 TL senet protestosu ve 32.940,00 TL iade edilmeyen mal bedeli toplamından oluştuğunu, bilirkişi yapmış olduğu hesaplamada senetlerin tarihlerini dikkate aldığını, ... hesaplamasında ise muavin defter kayıtlarındaki borç alacak tarih ve tutarları dikkate alındığını, taraflarca 13.01.2004 tarihinde alacak borç rakamında mutabık kalındıktan sonra, bu mutabakat tarihinden önceki bir rakamın, taraflarca mutabık kalınan tutardan mahsup edilerek alacak tutarımızın düşürülmesinin mümkün olamayacağını, neticede, bilirkişi tarafından sehven haciz olunarak, bilahare istihkak davası ile iade alınan mallar hakkında; ayrıca iade faturası düzenlenmemiş olması sebebi ile, 23,140.00 TL zararlı/alacaklı olduğu ifade edilmiş ise de; borçlu .... ... tarafından .... A.Ş. aleyhine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/581 Esas sayısı ile açılan menfi tespit davasının muhakeme sürecinde, .... lehine sonuçlar tespit edildiğini ve davacısı .... tarafından takip edilmediği için davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, menfi tesbit davasının muhakeme sürecinde ve 18.04.2006 kök bilirkişi raporu ve 19.02.2007 tarihli ek raporda, Davacı ....’in defterlerinin kanuna uygun tutulmamış olmakla ve bu sebeple delil olma şartını haiz olmayacağı gibi, Davacı Borçlu .... menfi tesbit talebi de yerinde değil, bilakis 48,855.02 TL borçlu olduğu açıkça tesbit ve ifade edildiğini, bu halde, sayın bilirkişinin huzurdaki davada, ....'in dava dışı .... Şirketinden 23.164,90 TL alacaklı olduğunun tespitinin de, Mahkeme tarafından 32,940.00 TL lik malın iade edilmediği veya iade faturası düzenlenmemiş olduğu için talep olunan alacaktan mahsubu kararının da hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takip tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolduğunu, devredilen alacak ile davacının bu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin olmadığını, ...'nin bu dava konusu alacak ile ilgili olarak tasarruf ehliyetinin kalmadığını, husumetin eksik yöneltildiğini, bu eksikliğinde yargılamada giderilmediğini, davacının harçtan muafiyetinin dava konusu alacağın fon alacağı olmaması nedeniyle bu dava bakımından geçersiz olduğunu, aksi takdirde müvekkilinin, davalının harçtan sorumlu tutulmasının kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu, dava konusu alacağın kökeni olduğu ileri sürülen 13/01/2004 tarihli borç erteleme ve tasfiye protokolü ile buna bağlı alacak temlik sözleşmesinin borcun yenilenmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davacının ... tarafından açıkça kanuna aykırı olarak yapılan icra ve buna bağlı haciz ve satış işlemlerinin hukuka uygun olmadığının mahkeme kararı ile kesin hükme bağlandığını, davacı tarafından müvekkilinin taşınmaz mallarına haksız olarak uygulanan ihtiyati hacizlerin kaldırılması gerektiği halde bu konudaki taleplerinin sonuçsuz kaldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu raporlara yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, müvekkili tarafından davacının ...'ye karşı açılan ve görülmekte olan iki ayrı davanın sonuçlarının bu davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olduğunu, anılan davaların bu dava bakımından bekletici sorun olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, bankacılık işleminden doğan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hüküm, davalı vekilince ve katılma yolu ile davacı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dava konusu alacak fon alacağı niteliğinde olup bu alacaklara ilişkin zaman aşımı süresi 20 yıl olmakla icra takip tarihine göre 20 yıllık sürenin dolmadığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140/1. maddesi ile davacının harçtan muaf tutulduğu, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26.04.2017 tarih ve 2017/505 - 1075 E. - K. sayılı kararının davaya konu alacağın 6183 sayılı yasaya göre takibinin mümkün olmadığına ancak adli yargı mercilerindeki hukuki yollarla talep edilebileceğine yönelik olduğu, eldeki davanın da zaten bu karar doğrultusunda bu yönde bir takibe ilişkin olduğunun anlaşıldığı, davalı murisine ve dava dışı ... AŞ ye ait defter ve kayıtların temin edilememesi sebebi ile davacı fon kayıtları ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/581 Esas sayılı dosyasında temin edilen belge, kayıtlar ve rapor içerikleri ile eldeki dava dosyasına kazandırılan belgelere göre hazırlanan bilirkişi asıl ve ek raporlarının somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının son protokol tarihi olan 13.01.2004 sonrasına ilişkin ödemeye ilişkin bir belge de sunamadığı, murisin menkul satışında elde edilen gelirin borçtan düşülmesinin yerinde olduğu, alacak likit olup mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yerin olduğu, sonuç olarak dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/717 Esas - 2023/50 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; Davacı istinafı yönünden; davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı istinafı yönünden; alınması gerekli 435.546,67 TL harçtan peşin alınan 108.886,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 326.660,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/05/2026