İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, sigorta şirketi dolaylı pay sahibinin ortaklık haklarına kayyım atanması talepli ihtiyati tedbir başvurusunun reddi kararına yönelik istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: Sigorta şirketinin dolaylı pay sahibinin 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 9/5 maddesi uyarınca kurucu niteliklerini kaybetmesi, usulsüz fon transferleri ve mali gücünü yitirmesi iddiaları üzerine, davacı tarafından temettü hariç ortaklık haklarının kayyım eliyle kullanılmasını sağlamak amacıyla talep edilen ihtiyati tedbir kararı, ilk derece mahkemesince davanın esasını çözücü nitelikte olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1502 Esas
KARAR NO : 2026/1498 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2026/460 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 08/05/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Kayyımlık
KARAR TARİHİ: 16/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Anonim Şirketi’nin dolaylı pay sahibi ...’nin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 9/5 maddesi kapsamında temettü hariç ortaklık haklarının kayyım tarafından kullanılması talebini içeren dava dilekçesinde, yapılan denetimlerde şirketin tek ortağı olan Holdingin borca batık olduğunun ve mali gücünü yitirdiğinin tespit edildiğini, ...’nin imza yetkisini kullanarak sigorta şirketinden usulsüz para çıkışları yaptığını, bu fonların şahsi hesaplarına aktarıldığı ve aktif azaltıcı işlemler gerçekleştirildiğini, ruhsat aşamasında kurumun yanıltılarak haksız yere lisans alındığı ve izinsiz pay artırımı yapıldığı yönündeki bulgular nedeniyle kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtilmekte olup, davalının sigorta şirketi kurucularında aranan itibar ve mali güç niteliklerini açıkça kaybettiği vurgulanarak, sigortacılık sektöründeki güvenin ve sigortalı haklarının korunması amacıyla yargılama süresince ivedilikle ihtiyati tedbir mahiyetinde kayyım atanması ve ortaklık haklarının kayyım marifetiyle yürütülmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 08/05/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/460 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında;" Talep ihtiyati tedbire ilişkindir. Davacı yan davalı tarafından işbu yargılama devam ederken ortaklık haklarının kullanılmaya devam edilmesinde sakınca bulunması sebebiyle ortaklık haklarının kullanılması için tedbiren derhal kayyım atanmasını talep etmiş açtığı davada da neticeten SK md.9/5 doğrultusunda dolaylı pay sahibi ...’nin temettü hariç ortaklık haklarının kullanımının sağlanması amacıyla kayyım atanmasını istemiştir.
HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. "şeklindedir.
Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.
Sigortacılık Kanunu'nun İntifa ve oy kullanma haklarının edinilmesi başlıklı 9 maddesi 5 fıkrası "(5) Doğrudan veya dolaylı olarak sermayenin ya da oy ve intifa haklarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya bu oranların altında olsa dahi şirketin denetim ve yönetimine etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisselere sahip olan ortakların, sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması şarttır. Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, bu nitelikleri taşımayan ortaklarını Müsteşarlığa bildirir. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde diğer ortaklık hakları kayyım tarafından kullanılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Davanın esasını tamamen çözer veya nihai hükmün sonucunu öne çeker nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir."gerekçesi ile,
'' 1-Dava sonunda elde edilmek istenilen hususta davanın esasını çözer şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5864 Sayılı Kanunun "İntifa ve oy kullanma haklarının edinilmesi" başlıklı 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası "Doğrudan veya dolaylı olarak sermayenin ya da oy ve intifa haklarının yüzde on ve daha fazlasına sahip olan veya bu oranların altında olsa dahi şirketin denetim ve yönetimine etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren hisselere sahip olan ortakların, sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması şarttır. Sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, bu nitelikleri taşımayan ortaklarını Müsteşarlığa bildirir. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde diğer ortaklık hakları kayyım tarafından kullanılır." hükmünü amir olduğunu, yine Kanun'un "Sigorta şirketlerinin ve reasürans şirketlerinin kuruluşu" başlıklı 3/2 fıkrası uyarınca; Anonim şirket şeklinde kurulacak sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin; kurucularının; bir sigorta veya reasürans şirketinin kurucusu veya ortağı olmanın gerektirdiği mali güce
ve itibara sahip bulunmasının zorunlu olduğunu, sigorta şirketlerinin denetlenmesi faaliyetinin, kurucularının Kanun'da belirtilen şartları haiz olup olmadıklarının denetiminin yanı sıra 9 uncu maddenin beşinci fıkrası gereği şirketin denetim veya yönetiminde etkili olabilecek biçimde hisselere sahip ortakların belli şartları taşıyıp taşımadıklarının denetlenmesini de içerdiğini, aynı şekilde bu ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması öngörülmüş olup izin alındıktan sonra bu şartların kaybedilmesi hali ve sonuçları da Kanun'da düzenlenerek sigorta şirketlerindeki ortaklık denetiminin devamlılığının esas kılındığını,
Dava dosyasına sunulan belgeler tetkik edildiğinde görüleceği gibi; ... A.Ş.(Şirket) nezdinde Kurumumuzca yapılan denetimlerde; Şirketin tek pay sahibi olan ... A.Ş'de (...) %41,75 oranındaki paya sahip ...'nin sigorta ve reasürans şirketi kurucularında aranılan nitelikleri kaybettiğinin tespit edildiğini, denetim faaliyetleri neticesinde özellikle; Şirket tarafından edinilen taşınmazın Holdinge devri sürecinde, Holdingin taşınmaz satışı için bankadan çektiği kredileri kapamayarak yapılandırma talep ettiği, ... AŞ'nin 2024 yılsonu mali tabloları incelendiğinde; denetime konu gayrimenkul hariç toplam varlığının 90 milyon TL civarında olduğu, buna karşılık bankaya 1,4 Milyar TL ve Şirkete 1,35 milyar TL olmak üzere toplam 2,75 Milyar TL borcunun bulunduğu, Holdingin Kanun'da düzenlenen aktif azaltıcı işlem yasağına aykırı ve usulsüz bir şekilde, Şirketten 08/11/2024 tarihinde 64 milyon TL, 25/12/2024 tarihinde 153 milyon TL, 30/12/2024 tarihinde 2,6 milyon TL çıkarttığı, bu tür zimmet ve aktif azaltıcı işlemlerin, 2021 yılı ruhsat aşamasından itibaren yaygın olarak gerçekleştirildiği, bu bağlamda, ruhsat müracaat aşamasında 94 milyon TL asgari gerekli sermayenin takriben üçte ikisinin Şirketten çıkarılmış olmasına rağmen gerçek dışı "sermayenin ödendiğine dair rapor" ile Kurumun yanıltılarak Kurumdan haksız yere ruhsat alındığı, müteaddit kereler ...'nin eski pay sahibi olduğu ... AŞ aracılığı ile Şirketten 30 milyon TL para çıkışı yapılarak ...'ye transfer edildiği, Holdingin usulsüz bir şekilde çıkardığı paralara istinaden ortaya çıkan borcunu ödeyememesi sebebiyle Şirket tarafından 01/03/2025 tarihinde noter aracılığıyla ihtar çekildiği, bahse konu usulsüz para transferi işlemlerinin ... finansman ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için yapıldığının Kuruma yapılan savunmada açık bir şekilde beyan edildiği, usulsüz para çıkarma işlemlerini, Holdingde yüksek oranda pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı ...'nin sahip olduğu münferiden imza yetkisiyle gerçekleştirildiği, Holdingin 2024-Haziran döneminde gerçekleştirdiği 166 milyon TL tutarındaki sermaye artırımını, Şirketin nakit varlığını bir bankaya hesap rehin sözleşmesiyle bloke ettirmek
suretiyle sermaye artış tutarının tamamı kadar kredi kullanarak ve bu krediyi faiziyle (kâr payı) birlikte yine Şirketten usulsüz çıkardığı parayla ödeyerek, hileli ve muvazaalı bir şekilde gerçekleştirdiği tespitlerinin yapıldığını, Holdingin borca batık olduğunu ve mali gücünün bulunmadığınıAyrıca, Şirketin 2024 yılsonu mali tablolarına ilişkin bağımsız denetim gerçekleştiren ... AŞ denetçileri tarafından hazırlanan bağımsız denetim raporunda "Şirket'in, 31 Aralık 2024 tarihi itibarıyla, Bilançosunda yer alan Cari Varlıklar altında "Ortaklardan Alacaklar" hesabında takip edilen toplam 1.281.483.345 TL tutarında alacağı bulunmaktadır. İlgili alacak hakkında, finansal tablolarda herhangi bir karşılık ayrılmamıştır. İlgili alacak tutarının geri kazanılabilirliğine ve tahsiline ilişkin belirsizlikler nedeniyle tarafımızca da bu alacaklarla ilgili olarak ayrılması beklenen tutarın finansal tablolar ve sermaye yeterliliği üzerindeki etkisini belirleme ya da alternatif prosedürlerle tatmin edici bir kanaate ulaşma imkânı bulunamamıştır." ifadelerine yer verilerek bahse konu alacak tutarının tahsiline ilişkin belirsizlik sebebiyle sınırlı görüş verildiğini,
Şirket tarafından Kuruma iletilen 06/02/2025 tarihli açıklama yazısında, para aktarımlarının Holdingin finansman ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla yapıldığının açıkça ifade edildiğini, Şirkete sermaye taahhüdü olarak yatırılan 12.500.000 TL'nin 12.015.000-TL'sinin ertesi gün ... banka hesaplarına geri gönderilmesinin ardından ... Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin şahsi banka hesaplarına aktarıldığının tespit edildiğini, ilgili hesap hareketleri ve para transferlerinin 22/08/2025 tarihli ve 7 sayılı denetim raporu kapsamında da açıkça ve detaylı olarak izah edildiğini, Tüm tespit edilen olgular nazara alındığında; Şirketin tek pay sahibi olan Holdingin sermaye borcunun ödenmesi için yine Şirket tarafından dolaylı yollardan fon sağlandığı anlaşılmakta, bu kapsamda sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil edecek şekilde Şirketin malvarlığının azaltıldığını, 17.01.2024 tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki kayıtların incelenmesi neticesinde yönetim kurulu üyelerinin A grubundan aynı grubun pay sahiplerinin oy çokluğu ile seçeceği bir kişi ile A grubu paylarının aynı grubun pay sahiplerinin oy çokluğu ile genel kurula diğer gruplardan ve/veya 3. kişilerden yönetim kurulu üyesi olarak önereceği ve aday göstereceği en çok 6 kişi olmak üzere toplam en çok 7 kişiden seçileceğinin ifade edildiğini, bahse konu usulden, ... yönetiminin A grubu pay sahipleri tarafından belirlenebileceğinin anlaşıldığını, Şirketin tek pay sahibi Holdingin Şirket genel kuruluna katılmasında ve özellikle Şirketin yönetim kurulunun seçilmesinde pay sahibi Holdingi temsile yetkili kişiler tarafından oy kullanılacağı nazara alındığında; oyun hangi yönde kullanılacağına dair Holdingin iradesi bu suretle tezahür edecek olup Holdingin yönetim kurulu ...'nin, dolaylı olarak Şirket yönetimine etkili olabilecek şekilde yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazını veren paylara sahip olduğunun söylenebileceğini, Şirketin kuruluş aşamasında Kurumumuza sunulan sermaye yapısına göre Holdingde %28,73 oranında pay sahibi olan ...'nin, Kurumdan izin almaksızın payını %41,75'e yükselttiğini, muhtelif hesap hareketleri ve ödemeler kapsamında ...'nin zimmetine para geçirdiği tespit edilmiş olup hakkında Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden suç duyurusunda bulunulduğunu, yine ... hakkında Kanun'un "Aktif azaltıcı işlem yasağı" başlıklı 19 uncu maddesine aykırılıktan Kanun'un 35 inci maddesinin önyedinci fıkrası kapsamında suç duyurusunda bulunulduğunu, Tüm bu açıklamalar ışığında; şirketin dolaylı pay sahibi ..., Kanun'un 3 üncü maddesi gereği sigorta şirketi kurucularında aranılan "bir sigorta veya reasürans şirketinin kurucusu veya ortağı olmanın gerektirdiği mali güce ve itibara sahip bulunması", hakkında 20 nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası hükümleri uygulanan şirketlerde oy hakkının ya da sermayesinin doğrudan veya dolaylı yüzde on ve daha fazla bir oranda veya bu oranın altında olsa bile denetim ve yönetime etkili olabilecek şekilde denetim ve yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay sahibi olmaması niteliklerini açıkça kaybettiğini, TTK'nun 369 maddesindeki özen sorumluluğuna aykırı davrandığını, Şirketin, mali bünye zafiyetine düşmesine sebebiyet verdiğini, yine yönetim kurulu başkanı olduğu Holdingde de özen sorumluluğuna aykırı davrandığını, Şirket ve ... menfaatlerini gözetmediğini, borca batık duruma gelmelerinde aktif rol oynadığını,
İleri sürerek; izah olunan nedenlerle, tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda tedbiren ...'nin temettü hariç ortaklık haklarının kullanımının sağlanması amacıyla kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; dava dışı ... Anonim Şirketi’nin tek pay sahibi olan ... A.Ş’nin %41,75 oranında pay sahibi ve yönetici olan davalının, 5684 Sayılı Kanunun 9/5 fıkrası uyarınca, dava dışı sigorta şirketindeki temettü hariç ortaklık haklarının kullanımının sağlanması amacıyla kayyım atanması istemine ilişkin olup, davacı tarafından kayyım atamasının tedbiren gerçekleştirilmesi talep edilmiş, mahkemenin tedbir isteminin reddine dair ara kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Somut olayda; davalı bakımından 5684 Sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen koşulların oluştuğuna, yine bu koşulların oluşması nedeniyle aynı Kanun'un 9/5 fıkrası kapsamında davalının dava dışı sigorta şirketindeki var olduğu iddia olunan dolaylı paylarından doğan temettü hariç ortaklık haklarının kayyım tarafından kullanılması gerektiğine yönelik davacı iddialarının esası hakkında yaklaşık düzeyde ispat koşulu bu aşamada oluşmadığı gibi, davacının netice-i talebinin yalnızca kayyım tayinine ilişkin olduğu da nazara alındığında, netice-i talebi karşılar ve davanın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceği, bu saptamalar karşısında mahkemece tedbir isteminin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.