İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında proforma faturanın bağlayıcılığı ve gümrükten çekilmeyen malların millileştirilmesi üzerine verdiği istinaf kararı özeti.
Özet: Davacı şirketin proforma fatura kapsamında yurt dışından gönderdiği emtianın davalı tarafından gümrükten süresinde çekilemeyerek millileştirilmesi üzerine, bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, davalının proforma faturayı onaylaması ve malları gümrükten çekmeyerek millileştirilmesine sebebiyet vermesi nedeniyle haklı olduğuna karar vererek itirazı iptal etmiş ve %20 icra inkar tazminatına hükmetmiş olup, davalı bu kararı, proforma faturanın bağlayıcı bir belge ve satış sözleşmesi olmadığını, geçerlilik süresi dolmuş bir icaba davet niteliğinde olduğunu belirterek istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/255 Esas
KARAR NO : 2026/1400 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2022/334 Esas - 2023/891Karar
TARİH: 25/10/2023
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalının proforma fatura kapsamında talep edilen emtianın yurt dışından davalıya gönderildiğini, ancak davalının süresinde gümrük işlemlerini ikmal edip gümrükten alınmayan malların mevzuat gereğince millileştirilerek satıldığını, bu kapsamda satılan malların bedeli olan 31.793,16-EURO alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine davalı tarafın haklı bir neden olmaksızın itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptaliyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle proforma fatura resmi bir belge olmadığından herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını, ayrıca malların gümrükten teslimiyle ilgili konşimento bulunması gerektiğini, bu bağlamda malların müvekkili tarafından teslim alınmadığını, teslim alınmayan mallarla ilgili alacak talep edilemeyeceğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 25/10/2023 tarih ve 2022/334 Esas - 2023/891 Karar sayılı kararında; " Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; proforma faturaya davalı tarafın kaşe ve imzası kapsamında onay verdiği, satışa konu emtianın gümrük aracılığıyla davalıya gönderildiği, davalı tarafın Gümrük Müdürlüğüne müracaat ederek süre talebinde bulunduğu, kendisine süre verildiği halde emtiayı gümrükten çekmediğinden dolayı eşyanın millileştirilerek Hazineye gelir kaydedildiği, taraflar arasında mevcut mail yazışmaları, proforma faturaya verilen onay, karşılıklı çekilen ihtarnameler ve davalının Gümrük Müdürlüğüne yapmış olduğu süre uzatımına ilişkin müracaat hep birlikte değerlendirildiğinde faturaya konu emtianın davalıya gönderildiği, ancak davalının haklı bir neden olmaksızın malları gümrükten çekmeyerek malların millileştirilmesine sebebiyet verdiği, bu nedenlerle davacının faturaya konu bedeli davalıdan talep etme hakkı bulunduğu anlaşıldığından, icra takibine yönelik haksız itirazın iptaline, likit olan alacağa yapılan itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile,
''1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının, Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 31.793,16-EURO asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına,
2-Hükmedilen alacağın TL karşılığının %20'si üzerinden hesaplanan 102.819-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; proforma faturanın resmi bir belge olmadığını; proforma faturanın herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını, bilgi verme amacını güden bir ön mektup olduğunu, Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulduğunu, karşı tarafın proforma faturayı adete bir icap olarak kabul ederek 10.07.2020 tarihinde imza edildiğinden bahisle satış sözleşmesinin kurulduğundan bahsettiğini, fakat proforma faturanın icap niteliğinde olmadığını; proforma fatura sözleşmenin asli unsurlarını taşımadığından en fazla bir icaba davet niteliği taşıyabileceğini; proforma fatura imzalansa dahi bir satış sözleşmesi akdedilmiş olmadığını; ortada bir icap olmadığını, proforma faturanın geçerlilik süresinin 7 iş günü olduğunun proforma fatura üzerinden yazdığını; davacının iddia ettiği imza tarihinin ise 1 ay sonraki tarihli olduğunu; dolayısıyla proforma geçerlilik tarihinden sonra proforma faturanın imzalanmasının en fazla taraflara satış şartlarını konuşmaları için bir alt zemin hazırlayabileceğini; 7 günlük fatura geçerlilik süresi geçtiği de göz önünde bulundurulduğunda kabul anlamına gelmemekle beraber karşı imzanın en fazla icaba davet olarak yorumlanabileceğini, ayrıca bir sözleşme korumasının olabilmesi için yalnızca esaslı unsurların bulunması yeterli olmayıp tamamlayıcı hususlara da yer verilmesi gerektiğini, proforma faturanın herhangi bir mali yükümlülük yaratmadığını; bu fatura karşılığı mal sevkiyatı yapılmayacağını ve/veya para ödemesi yapılmayacağını, davacı tarafça sunulan proformaların üstünde " Proforma valid for 7 working days" denildiğini; proforma tarihinin ise 10/06/2022 olarak yazıldığını; davacı tarafın dava dilekçesinde proforma faturanın müvekkili tarafından 10.07.2020 tarihinde imzalandığının iddia edildiğini; dolayısıyla proforma faturanın imzalanması hiçbir şekilde satış sözleşmesi kurmamakla beraber; aksini kabul anlamına gelmemekle beraber Proforma Geçerlilik süresinden sonra imzalanan bir belgenin herhangi bir geçerliliği de olmayacağını; ayrıca proforma faturanın yabancı dilde olup çevirisi yapılması gerektiğini; yerel mahkemeden talep etmelerine rağmen yeminli tercümandan Türkçe çeviri yapılmadığını, karşı tarafın imza tarihinden önce yükleri taşımaya başladığını; bu sebeple bir zarar varsa da kendisinin sebebiyet verdiğini; müvekkilinin iyi niyetle yükler limana ulaşmadan önce yüklerin teslim alınmayacağı yönünde iyi niyetli bildirim yaptığını ve yükler limana ulaştıktan sonra da bu bildirimlerine devam ettiğini, müvekkili tarafından herhangi bir sorumluluğu ve yükümlülüğü olmamasına rağmen davacı tarafa iyi niyetli bildirimlerde bulunulduğunu; kabul anlamına gelmemekle beraber bir zarar var ise de bunun davacının kusurundan kaynaklı olduğunu, deniz taşımacılığı teamüllerine göre; taşıma aşamasının her safhasında geminin rotasının değiştirilmesi için taşıyıcıya talimat verebileceğini ve malların geri çağırabileceğini ancak davacı tarafın bu haklarını kullanmayarak açık bir kötü niyet sergilediğini; davacı tarafın varış limanında başka bir alıcı bulma imkanı varken bu imkanı da kullanmadığını, yerel mahkemeden deniz ticareti alanında uzman bilirkişiden bilirkişi raporu alınmasını talep etiklerini, yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin kabul edilmediğini ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, ortada bir zarar var ise de bu zararın davacının deniz taşımacılığı teammüllerine aykırı davranışları, basiretli bir tacire uymayan davranışları ve kötü niyeti sebebiyle meydana geldiğini, müvekkiline konşimento verilmediğini, taşıyıcı, malları önceden belirlenmiş bir varış noktasına teslim ettiğinde, konşimentonun malların alıcısına teslim edilmesini sağlayacağını ancak davacı tarafça müvekkiline gönderilen bir konşimento söz konusu olmadığını; müvekkilinin konşimento olmadan zaten bir malı teslim almasının söz konusu olmadığını; dolayısıyla bu açıdan da müvekkilinin herhangi bir zarardan sorumluluğu olamayacağını, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, asıl alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacak likid olmamasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedildiğini; yerel mahkeme kararının bu yönü ile de kanuna ve usule aykırı olduğunu, ileri sürerek, izah olunan re’sen tespit edilecek hususlar çerçevesinde tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; 10/06/2020 tarihli ve davalı tarafından imzalanan proforma faturadaki koşullarla kurulduğu ileri sürülen satış sözleşmesine istinaden davacının düzenlediği 21/06/2020 tarihli 31.793,16-Euro bedelli satış faturasına konu ürünlerin, sözleşme uyarınca Ambarlı Limanı'na teslim edilmesine rağmen davalı tarafından ithalatının tamamlanmaması nedeniyle millileştirildiği, ancak satış bedelinin ödenmediğinden bahisle, fatura tutarının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalıya mail yolu ile gönderilen 10/06/2020 tarihli proforma faturada yer alan birim fiyattan indirim talep edilmesi üzerine revize proforma faturanın davalıya mail yolu ile iletildiğini, akabinde davalıya ... aracılığı ile numune ürün gönderildiğini, numunenin beğenilmesi sonrası davalının 10/06/2020 tarihli birim fiyatı revize edilmiş proforma faturaya kaşe ve imza atarak 10/07/2020 tarihinde davacıya mail yolu ile ilettiğini, böylece taraflar arasında satış ilişkisi kurulduğu, satış faturası, yükleme listesi, konişmento ve menşe şahadetnamesi evraklarının davalının çalıştığı bankaya gönderilmesi için davalının banka bilgilerini davacıya mail yolu ile gönderdiği, ilgili evrakların doğruluğunun 22/07/2020 tarihli mail ile davalı tarafından tekrar teyit edildiğini, emtianın 11/08/2020 tarihinde Ambarlı Limanı'na ulaştığını, ödeme şekli hususunda davalı talebi üzerine güncelleme yapıldığı ve son olarak bedelin %20'sinin peşin kalanının 45 günlük poliçe ile ödeneceği hususunda tarafların anlaştığını, yeni ödeme planının davacının çalıştığı banka tarafından davalının çalıştığı bankaya swift mesajı ile 25/08/2020 tarihinde iletildiğini, davalının ithalat işlemine başlamadığını ve 02/10/2020 tarihinde Gümrük Müdürlüğü'ne başvurarak yasal 45 günlük sürede ithalatın tamamlanamayacağını belirtip 30 günlük ek süre talep ettiğini, Müdürlüğün cevabi yazısında belirtilen mal bedelinin %1 i oranındaki cezayı ödeyerek ek süre aldığını, ancak bu kez de 02/11/2020 tarihinde kendi sorumluluğunda olan demuraj ve ardiye bedelinden yarı oranında indirim talep ettiğini, davacının indirimin yapılabilmesi için ithalat işlemlerine başlanması gerektiğini belirtmesi üzerine bu kez 04/11/2020 tarihli mail ile ardiye ve demuraj ücretinin tamamı için indirim talep edilerek aksi halde malın ithal edilmeyeceğinin beyan edildiğini, davacı tarafından ek sürenin sonu yaklaştığı için ithalat işlemlerine başlanması halinde zaten kendilerine yardımcı olunacağı beyan edilmesine rağmen, davalının bu kez tüm ithalat masraflarının davacı tarafından karşılanması ve davalı aleyhine herhangi bir yasal hakkın kullanılmamasının taahhüt edilmesi halinde ithalatın gerçekleştirileceğinin mail yolu ile bildirildiğini, davalının nihayet 12/11/2020 tarihli maili ile gümrükteki malın kendilerine ait olmadığını, taraflar arasında bir satış sözleşmesi bulunmadığını ileri sürdüğünü, davalıya 17/11/2020 tarihli noter ihtarnamesi ile ithalatın gerçekleştirilmesi aksi halde davalının sorumluluğuna gidileceği hususunun ihtar edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde malların kendilerine ait olmadığına satış sözleşmesi kurulmadığına yönelik iddialarını yinelediğini, sonuçta ek sürenin de geçmesi ile gümrükte bekleyen malların tasfiyeye tabi tutularak millileştirildiğini, davacının davalıdan olan 31.793,16-Euro tutarlı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı; dava dilekçesi ekinde sunulan yabancı dildeki belgelerin yeminli tercümelerinin dosyada bulunmadığını, proforma faturanın resmi bir belge olmadığını ve icaba davet mahiyetinde kabul edilebileceğini, kaldı ki davacının sunduğu yabacı dildeki proforma fatura üzerinde yedi günlük geçerlilik süresi olduğunun yazılı bulunduğunu, davacının faturanın 10/07/2020 tarihinde imzalandığını ileri sürdüğünü, buna göre yedi günden sonra imzalanmış proforma faturanın geçerliliğinin bulunmadığını, taraflar arasında dava konusu mallara ilişkin bir satış sözleşmesi kurulmadığını, davacının davalıya kurulduğunu iddia ettiği satış sözleşmesine konu malların teslim alınması için bir konişmento da göndermediğini, konişmento olmadan malların zaten teslim alınamayacağını, davacının proforma faturanın davalı tarafından imzalandığı tarihten önce yükleri taşımaya başladığını, davalının yükler limana ulaşmadan önce yüklerin teslim alınmayacağını davacıya bildirdiğini, davacının deniz taşımacılığına göre geminin rotasını değiştirmek üzere taşıyıcıya talimat verme veya mallarını geri çağırma seçeneklerini kullanmadığını, dolayısıyla zarara kendisinin katlanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ekinde; davalıya gönderilen ilk proforma fatura, birim fiyatı revize edilmiş ve davalının kaşe ve imzasının bulunduğu ikinci proforma fatura, satış faturası, konişmento ve çeki listesinin İngilizce fotokopilerinin, mail yazışmalarının, davalı tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün davalıya hitaben yazdığı belirtilen 05/10/2020 tarihli yazı ve ceza tutarının yatırıldığına dair dekont örneğinin, karşılıklı gönderilen ihtarnameler ile davalının davacıya gönderdiği ileri sürülen 12/11/2020 tarihli yazı örneğinin sunulmuş olduğu, mahkemece icra dosyası celbedildikten sonra dosyanın bir mali müşavir ve bir gümrük uzmanı bilirkişiye tevdii edilerek dosya ve taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmasına, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verildiği, bilirkişi heyetince davalı defterleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, gümrük uzmanı bilirkişi tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, proforma faturanın ticari fatura öncesi oluşturulan bir belge olduğu, ticari fatura tarihinin 21/06/2020 olduğu, eşyanın da 21/06/2020 tarihinde yüklendiği, davalının gümrük müdürlüğüne 02/10/2020 tarihinde ek süre talebinde bulunması karşısında eşyadan haberdar olduğu, eşyanın tasfiyeye tabi tutulduğu anlaşılmakla birlikte satılıp satılmadığına dair dosyada bilgi bulunmadığı, takdir mahkemeye ait olmak üzere davacının davalıdan 21/06/2020 tarihli satış faturasına göre 31.793,16-Euro alacaklı göründüğü kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece dava dilekçesi ekinde yer alan yabancı dildeki belgelerin yeminli tercümelerinin dosyaya sunulması için davacı vekiline süre verilmediği gibi, millileştirildiği ileri sürülen dava konusu emtiaya ilişkin gümrük belgelerinin de celbedilmediği, bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde dava dilekçesi ekindeki mail yazışmalarının tartışılıp değerlendirilmediği görülmüştür. Yine mahkemece Ticaret Bakanlığı İstanbul Gümrük Bölge Müdürlüğünün 24/05/2023 havale tarihli yazısına göre, dava konusu malların satışının yapıldığını, satış bedelinin emanete alındığı ve bir yıl içinde iade talebinde bulunulmadığından döner sermayeye gelir olarak kaydedildiğinin bildirildiği belirtilmiş ise de, bu yazının davacı vekilinin 15/05/2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan, davacı şirket vekilinin gümrük müdürlüğüne yaptığı başvuru üzerine düzenlendiği anlaşılan ve aslı gibidir şerhi bulunmayan bir suretten ibaret olduğu, yoksa mahkemece Gümrük Müdürlüğü'ne yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi, Gümrük Müdürlüğü'nce mahkemeye hitaben yazılmış herhangi bir cevabi yazının da mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı, taraflar arasında koşulları, davalının kaşe ve imzasını içeren 10/06/2020 tarihli proforma fatura ile belirlenen satış sözleşmesine istinaden düzenlenen 21/06/2020 tarihli satış faturasına dayalı alacağını talep ettiğine göre; mahkemece dava dilekçesi ekindeki davalı kaşe ve imzasını içerir proforma faturanın ön ve "terms and condition" başlıklı arka sayfalarının tamamının, konişmento, çeki listesi ve satış faturasının yeminli tercümelerinin sunulması için davacı vekiline sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, dava konusu ithalat işlemine ve ithalat işlemine konu malların tasfiyesi sürecine ilişkin bütün gümrük belgelerinin Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nden celbedilmesi, 21/06/2020 tarihli satış faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının mali bilirkişi incelemesi ile tespit ettirilmesi, yine bu faturanın davalı tarfaından vergi dairesine beyan edilip edilmediğinin tespiti için 2020 yılı ba formlarının celbedilmesi, dosyaya mübrez tüm deliller ve mail yazışmaları ve proforma fatura içeriğine göre, anılan proforma faturanın icap mahiyetinde ve davalının kaşe ve imzasının kabul mahiyetinde bulunup bulunmadığı, buna göre sözleşme kurulup kurulmadığı, kurulmuş ise taraflar arasındaki sözleşme koşullarına ve kararlaştırılan teslim şekline göre Ambarlı Limanı'na ulaşan 21/06/2020 tarihli satış faturasına konu emtianın davalıya teslim edilmiş olup olmadığı, ithalat işlemlerini tamamlama yükümlülüğünün kimin üzerinde olduğu, buna göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle satış bedeli alacağının varlığı ve miktarı hususunda, gerekli görülmesi halinde ek rapor da alınarak, gerekçesi de yazılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, tüm deliller toplanıp, değerlendirilmeksiz eksik tahkikat ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesis edilmesi yerinde olmamış, davalının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.
Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2023 tarih ve 2022/334 Esas ve 2023/891 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.