696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçinin, bireysel iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre fark ücret, ilave tediye ve ikramiye alacakları talepli davasında bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi kaynaklı usul ve esasa ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Kanun Hükmünde Kararname ile sürekli işçi kadrosuna geçen davacının, bireysel iş sözleşmesindeki asgari ücretin belirli bir oranı üzerinde ücret ödenmesi ve toplu iş sözleşmesindeki zam oranları dikkate alınarak fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları talebiyle açtığı davada, işverenin ücretlerin Yüksek Hakem Kurulu kararlarına uygun ödendiği savunması; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararlarının, bilirkişi raporu hataları, yanlış faiz uygulamaları ve ıslah dilekçesindeki talep döneminin hatalı hesaplanması nedenleriyle yüksek mahkeme tarafından iki kez bozulmasının ardından, bozmaya uyularak aldırılan ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul edilmesi üzerine, işveren tarafından, ücretin belirlenmesinde Yüksek Hakem Kurulu kararlarının esas alınması gerektiği gerekçesiyle tekrar temyiz edilmesini konu almaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2026/2229 E.  ,  2026/2147 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/169 E., 2025/305 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçtiğini, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesinde Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilere de uygulanacağının hüküm altına alındığını, taraflar arasında imzalanmış belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacıya her ay brüt asgari ücretin belirli bir oran fazlası üzerinden günlük olarak ödeme yapılması gerektiğinin düzenlendiğini, ayrıca davacının ücretine toplu iş sözleşmesi uyarınca 6 aylık dönemlerde %4 oranında zam yapılması gerektiğini ancak davalı tarafça iş sözleşmesi dikkate alınmaksızın ücretlerin ödendiğini iddia ederek fark ücret, fark ilave tediye ve fark ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, 01.01.2019 tarihinden itibaren ücretlerin Bakanlıktan alınan görüş yazıları doğrultusunda işçilerin 31.12.2018 tarihinde almakta oldukları ücretlerinin %4 zamlı hâli ile ödendiğini, davacının herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, ikramiye ve ilave tediye ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde, davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15.03.2024 tarihli kararı ile; kadroya geçirildiği sırada yapılan bireysel iş sözleşmesinde ücretin, asgari ücretin belli oranda fazlası olacağına dair düzenlemenin mevcut olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2022 yılı yönünden yapılan ücret tespitinin hatalı olduğu; ayrıca davacı talebi dikkate alındığında fark ilave tediye alacağına en yüksek banka mevduat faizini aşmamak üzere yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken en yüksek işletme kredisi faizini aşmamak üzere yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 20.12.2024 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak ve ıslah dilekçesindeki talep miktarı da gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli kararının süresi içerisinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki talebinin 14.09.2020 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu, belirtilen tarihten önceki döneme ilişkin fark alacakların mükerrerlik nedeniyle dışlanması gerekirken bu dönem de dikkate alınmak suretiyle fark alacakların hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmaya uyularak aldırılan ek bilirkişi raporu doğrultusunda, 15.09.2020 tarihinden itibaren fark alacaklar hesaplanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alındığını, İdare tarafından bu düzenlemelere uygun bir şekilde ücretin belirlendiğini, davacı işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını ve yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını,
2. Faiz türüne ve faizin başlangıç tarihine itiraz ettiklerini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fark alacakların hesap dönemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.