İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, genel kredi sözleşmesi kefaletindeki 10 yıllık hak düşürücü süre itirazı üzerine verilen itirazın iptali davası kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bir bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için müteselsil kefil davalıya karşı başlattığı icra takibine yönelik itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, davalının gerçek kişi kefil olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 598/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin, kefalet sözleşmesinin yapıldığı 13/11/1997 tarihinden başlayarak dolduğunu, hatta TBKnın yürürlüğe girmesiyle sağlanan bir yıllık ek sürenin de 01/07/2013te sona erdiğini ve icra takibinin bu sürelerin bitiminden sonra 15/04/2016 tarihinde başlatıldığını belirterek, kefaletin sona ermiş olması sebebiyle davayı reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1201 EsasKARAR NO : 2026/1374 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2026/64 Esas- 2026/363 KararTARİH: 29/04/2026DAVA: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ: 02/07/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ile dava dışı borçlu ...A.Ş. arasında akdedilen 13/11/1997 tarihli ve 80.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden asıl borçluya krediler kullandırıldığını, davalının genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, borçların ödememesi nedeniyle hesaplar kat edildiği ve borçlulara Bolu 2. Noterliği'nin 11/08/1998 tarih ve ... yevmiye numaralı ve Bolu 3. Noterliği'nin 04/11/1998 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi gönderildiği, ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı, davalı aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, icra takibinin yenilenmesi sonrasında dosya numarasının ... Esas olarak değişmiş olduğunu, davalı borca ve ferilerine itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağını halen tahsil edememiş olup yapılacak incelemeyle sabit olacağı üzere borçlunun itirazının haksız olduğunu, arabuluculuk başvurusunun anlaşmama ile sonuçlandığını, dayanak genel kredi sözleşmelerinin ... A.Ş. ile davalı arasında imzalandığını, ...A.Ş. fona devredildiği, fon alacaklarının 20 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle duran icra dosyasına vaki itirazın iptali için işbu davanın açılması zarureti doğduğundan, davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile duran icra takibinin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Şirketi tarafından haksız bir dava açıldığını, dosya konusu borçtan müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, borcun zamanaşımına uğradığını, genel kredi sözleşmesinin 13/11/1997 tarihinde taraflarca imza altına alınmış olduğunu, TBK 598/3 maddesi uyarınca kefil için 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle reddi gerektiğini, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesinin şekil şartlarının bulunmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli yasal şartların oluşmadığını, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, haksız davanın reddini, haksız ve kötüniyetli davacı taraf hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/04/2026 tarih ve 2026/64 Esas-2026/363 Karar sayılı kararında;Davanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davalının müteselsil kefili olduğu genel kredi sözleşmesinin 13/11/1997 tarihinde akdedildiği, kefalet sözleşmesi 818 s. mülga Borçlar Kanunun yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olsa da, 6101 s. Kanunun 1.maddesi hükmü uyarınca kefaletin sona ermesine ilişkin olarak Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 6098 s. TBK 598/3. maddesi uyarınca gerçek kişiler tarafından verilen her türlü kefaletlerde 10 yıllık geçerlilik süresinin bulunduğu, anılan Yasa hükmünde düzenlenen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu ve Hâkim tarafından resen nazara alınması gerektiği, bu itibarla gerçek kişi olan davalı yönünden kefaletin sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 10 yıllık süre sonunda 13/11/2007 tarihinde sona erdiği, 6101 sayılı Kanunu m.5/2.de Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü sürenin ilk defa öngörülmesi ve bu sürenin kanunun yürürlüğünden önce dolmuş olması halinde hak sahiplerine yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce 13/11/2007 tarihinde on yıllık sürenin dolduğu, Kanunun (TBK) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bu tarihten itibaren hak sahiplerine bir yıllık ek sürenin tanındığı ve bu ek sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle dolduğu, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacaklarının tahsili amacıyla davalı kefil hakkında başlattığı icra takibinin hak düşürücü süreden sonra 15/04/2016 tarihinde olduğu, takip ve dava tarihi davalının kefaleti sona erdiğinden davacının artık davalı kefili takip ve dava etme hakkının sona erdiği anlaşılmakla, davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 598/3.maddesi hükmü uyarınca hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle reddine, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Genel kredi ilişkisine dayanak Genel Kredi Sözleşmeleri dava dışı ... AŞ ile asıl borçlu dava dışı ...AŞ ve davalı müşterek müteselsil kefil arasında imzalandığını, ...'a devredildiğini, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından temsil edildiğini, fon yönetimindeki bankaların alacakları 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, buna ilişkin Yargıtay kararları dava dilekçesi ekinde sunulmasına rağmen, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/64 Esas dosyasıyla eksik incelemeyle hukuka aykırı şekilde davanın hak düşürücü süreden reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava dışı banka ve asıl borçlu şirket arasında akdedilen davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece de gerekçeli kararda isabetli bir şekilde belirtildiği üzere 6098 Sayılı Kanunun 598/3 maddesi uyarınca; bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. 6098 Sayılı Kanunun 598/3 fıkrasında düzenlenen süre, hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle sürenin durmasından veya kesilmesinden bahsedilemeyeceği gibi, bu süre mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmak zorundadır. Ancak bu Kanuni düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile ihdas edilmiş olup, genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununda bu şekilde bir düzenleme mevcut olmadığından 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2 bendine göre Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Buna göre Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup ilk defa öngörülen hak düşürücü süreler en geç 01.07.2013 tarihi itibariyle sona ermiş bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta 10 yıllık hak düşürücü süre Kanunun yürürlük tarihinden önce dolmuş olup, davacı tarafından bir yıllık ek süre içerisinde de takip başlatılmadığı ve takip tarihinde kefalet sözleşmesi yönünden hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla davacının bu kefalet sözleşmesine dayalı olarak davalıya başvuru hakkı ortadan kalkmıştır. 5411 sayılı kanunun 141. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin elde ki davada uygulanma olanağı bulunmadığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.