İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satımdan doğan itirazın iptali davasında yaklaşık ispat eksikliği nedeniyle reddedilen ihtiyati haciz kararının istinaf yoluyla incelenmesi.
Özet: Davacı, ticari satımdan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ticari defter ve kayıtlara işlenmeyen fatura ve sevk irsaliyeleri ile alacağının yaklaşık olarak ispatlandığını belirterek davalının malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise sunulan mevcut delillerin bu aşamada yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, alacağın kesin tespiti için tam tahkikat ve tüm delillerin toplanarak esas hakkında hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmiş olup, davacı bu karara karşı, Türk Ticaret Kanununun faturalara ilişkin hükümleri uyarınca ihtiyati haciz talebinde kesin ispat aranmaması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1282 EsasKARAR NO : 2026/1330 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2026/341 Esas (Derdest Dava Dosyası)TARİH: 28/04/2026 (Ara Karar Tarihi)DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 25/06/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının alacağının tahsili amacıyla öncelikle İstanbul 6.İcra Dairesi ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalı tarafından hem borca hem yetkiye itiraz edildiğini, bunun üzerine dosyanın Büyükçekmece İcra Dairesi'ne gönderildiğini ve ... esasını aldığını, bu takip dosyası üzerinden çıkan ödeme emrine davalının borçlu olmadığını iddia ederek itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının alacağının haklılığının ortaya çıkacağını, davacının davaya ve icra takibine konu alacağının, davalı ile arasındaki cari hesaptan kaynaklandığını, davalı takip borçlusunun, taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisi sebebiyle düzenlenen sevk irsaliyelerini, faturaları ve teslim tutanaklarını ticari defter ve kayıtlarına işlememe ve yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınma ihtimali bulunduğunu, bu sebeple tensip zaptı ile davalıya ait ba bs formlarının ilgili vergi dairesinden celbini ve ara kararın yerine getirilmesinin akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, ileri sürerek, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyasından borçluya çıkan ödeme emrinde yazılı olduğu üzere 662.101,18-TL yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, avalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki alacaklarının öncelikle teminatsız olarak, aksi halde mahkemece uygun görülecek olan teminat karşılığında ihtiyaten haczine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/04/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/341 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; " Somut olayın incelemesinde; Davacı vekili ihtiyati haciz karar verilmesini talep etmiş olup, ihtiyati haczin şartları 2004 sayılı İİK'nun 257 vd.maddelerinde öngörülmüştür. Anılan kanunun 257.maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" hükmünü amirdir. Aynı kanunun 258/1-2.cümlesi "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur" şeklinde olup; dosyaya sunulan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, mevcut delillere göre davacının alacağının mevcudiyetini ve miktarını yaklaşık olarak ispatlayamadığı, alacağın mevcudiyeti ve miktarının tespitinin ancak tüm delillerin ortaya koyup muhakeme yapılması ile mümkün olabileceği, Davaya konu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyayı çözümler şekilde ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, dosyanın dilekçeler aşaması olduğu, sunulan belgelerin bu aşamada yaklaşık ispat koşulunu oluşturmadığı tahkikat aşamasını ve tüm delillerin toplanarak esas hakkında hüküm kurulabilir bir delil durumunu gerektirdiği, mevcut durumda yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı kanaatine varılarak ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1-İhtiyati haciz talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; VUK’da faturanın, kendi amacına uygun olarak vergi mükelleflerinin gelir ve giderini tespit etmeye yönelik, yani genel olarak verginin tam olarak toplanmasına hizmet edecek şekilde ele alındığını, TTK’da ise tacirin ticari ilişkisinde iş ilişkilerinin yazılı hale gelmesi, ticari işlemlerde fatura verilmesi ve faturaya itiraz edilmemesinin sonuçları gibi hususların düzenlendiğini, TTK'nın tacir olmayan kişileri kapsam dışı bırakarak, onlara müdahalede bulunmadığını; VUK'un ise hem tacir hem de tacir olmayan kişilere yönelik fatura ile ilgili düzenlemeler getirdiğini; TTK'nun 21/2 fıkrası uyarınca tacirin gönderdiği faturayı alan kimsenin sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumunda fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını; faturaya dayalı alacak için tacir ihtiyati haciz talebinde bulunduğunda alacağının varlığı ile alacağın muaccel olduğunu kesin olarak ispat etmesinin aranmaması gerektiğini, ancak İİK m.257’nin uygulanmasında kanun koyucunun amacının dışına çıkıldığını; tacir, yasal sürede itiraz edilmemiş faturaya dayalı olarak mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunduğunda mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermesi gerektiğini; burada hâkimin öncelikle faturaya itiraz edilip edilmediğini belirlemesi, yaklaşık kanaate ulaşabilmesi açısından mümkün olduğunca karşı tarafı dinleyerek karar vermesi gerektiğini, aksi kabulün menfaat dengesinin alacaklı tacir aleyhine bozulmasına neden olacağını; ticari defterlerin kesin delil olduğunu, tacir, ticari defterlere işlenmiş bulunan faturaya dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunduğunda mahkemenin, diğer şartların da varlığı halinde faturaya dayalı olarak ihtiyati haciz kararı vermesi gerektiğini, fatura, ticari defterlere işlenmiş ya da sevk irsaliyesi, teslim belgesi gibi yan delillerle desteklenmiş ise artık mahkemenin, karşı tarafı dinlemeden de ihtiyati haciz kararı verebilmesi gerektiğini; davacının, davalıdan cari hesap ve faturalara istinaden 662.101,18 TL vadesi geçen alacağı mevcut olduğunu; alacakları hiçbir teminata bağlı bulunmadığı gibi, ilgili isteme konu borcun vadesi de geçmesine rağmen bugüne kadar ödenmediğini; borçlunun mal varlığını kaçırmasından endişe ettiklerini, davalının hileli davranışlarda bulunuyor olması ve bu durumu mahkemenin yargılama sonunda uygun görmesi halinde takdir edeceği tazminatın tahsilini önemli ölçüde tehlikeye düşüreceğini; ileri sürerek, izah edilen nedenlerle, ilk derece mahkemesinin 28/04/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati haciz taleplerinin öncelikle teminatsız, aksi halde mahkemece uygun görülecek olan teminat karşılığında kabulüne, ihtiyati haciz kararının Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden infazına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğduğu iddia olunan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, dava dilekçesi ile ileri sürülen ihtiyati haciz istemi mahkemenin 28/04/2026 tarihli ara kararı ile reddedilmiş, ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; davacı tarafından davalı aleyhine açık hesaba dayalı ilamsız takip başlatıldığı tespit edilmiş olup, dava dilekçesi ve ekleri, takip dosyası ile tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında açık hesaba dayalı olduğu ileri sürülen ticari ilişkinin en başından itibaren incelenmesi neticesinde davacının davalıdan bakiye açık hesap alacağının varlığı ve miktarının tespit edilebileceği, talep tarihi itibariyle mevcut delil durumuna göre davacının davalıdan muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığı ve miktarı hususunda yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, değişen delil durumuna göre mahkemeden yeniden geçici hukuki koruma talebinde bulunabileceği de gözetildiğinde, mahkemece ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.