Ticaret Mahkemesinin iflas tasfiyesinde sıra cetveline itiraz davasında, zamanaşımına uğradığı iddia edilen kıdem tazminatı ve maaş alacaklarının kaydının kabulüne ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: İflas tasfiyesindeki sıra cetveline itiraz eden eski bir çalışan, iflas idaresinin 1981-2006 yılları arasındaki kıdem tazminatı ve maaş alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddetme kararının haksız olduğunu savunarak 2.000.000 TL alacağının cetvele kaydedilmesini talep etmiş, iflas idaresi ise alacakların zamanaşımına uğradığını iddia ederek davanın reddini istemiş; bilirkişi raporu da alacağa dayanak senetlere ilişkin 2006da başlatılan icra takibinin on yıl işlem görmeyerek zamanaşımına uğradığını doğrulamıştır.

T.C. ........ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/169 Esas - 2025/598
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ........ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/169 EsasKARAR NO : 2025/598BA.....x.........x.......x..x.......x..........x..............x.......x.........x......x......x.........................x........x..........xDAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ : 11/03/2024KARAR TARİHİ : 16/10/2025KARAR Y. TARİHİ : 21/10/2025Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP: Davacı dava dilekçesinde özetle; Aralık 1981 - Eylül 2006 dönemleri arasında 24 yıl, 8 ay, 26 gün davalı şirkette çalıştığını, çalıştığı dönemlere yönelik olarak kıdem tazminatı ve maaş alacaklarına istinaden tarafına verilmiş olan çek senetlerin ödemesi yapılmadığından dolayı 18/12/202 tarihinde ........ İflas Müdürlüğü'ne evraklarını teslim ettiğini, İflas Müdürlüğü tarafından talep edilen alacağın reddine karar verildiğini, alacakları için ........ 21. İcra DAiresi'nin 2006/23 sayılı dosyaları üzerinden yasal takip başlatıldığını ancak kurumdan olan alacaklarının tahsil edilemediğini, alacak belgelerinin zamanaşımına uğradığı yönündeki kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile alacaklarının tamamının sıra cetveline kaydına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi ibraz edilmemiş; HMK m. 128 gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamı inkar edilmiş sayılmıştır. Davalı iflas idaresi vekili; mahkememizin 13/02/2025 tarihli celsesinde davacının iflas idaresine yapmış olduğu başvurunun zamanaşımı nedeni ile reddedildiğini, iflas idaresinin verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ........ 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2013 tarihli, 2012/569 sayılı hükümle müflis ....... Dişli Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin (Yeni Ünvanı ...b...... Makina San. Ve Tic. A.Ş.) iflasına karar verildiği verilen kararın 27/09/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ........ İflas Dairesi'nin 2013/17 İflas sayılı dosyasında ....... Dişli Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin (Yeni Ünvanı ...b...... Makina San. Ve Tic. A.Ş.) ilişkin dosyada davacı tarafından 18/12/2023 tarihinde 2.000.000,00 TL alacak için iflas masasına yapılan başvuruya yönelik, iflas masasında 12/02/2024 tarihinde "Alacaklının talep ve ekindeki belgeler incelenmiştir. Alacaklı müflisten 2013 yılı itibari ile alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Yapılan incelemede eki belgelerdeki bilgilere göre alacaklının alacağının 2006 yılı ve öncesine dayanmaktadır. Alacaklının alacak talebindeki alacakları zamanaşımına uğradığı, alacaklının alacağını başkaca bir belge ve kanıt ile ortaya koymadığı anlaşıldığından yargılamayı gerektiren alacak isteminin reddine karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile davacının alacak kaydı talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. Davacının dilekçesinde tanık deliline dayanmadığı; Mahkememizin 27/03/2023 tarihli celsesinde, davalı tarafın muvafakati olmadığından davalı tarafın tanık dinletme talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi T......al'dan alınan bilirkişi raporunda özetle; müflis şirket tarafından davacıya ödeme tarihi 2004 ve 2005 yılları olan senetler verildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından bu senetlerin taraflar arasındaki hizmet akdinin sona ermesinden kaynaklı olarak verildiği iddia edidiği, müflis şirket tarafından verilen bu senetlere dayanılarak davacı tarafından Ekim 2006'da ........ 26. İcra Müdürlüğü'nün 2006/13685 Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, ancak icra takip dosyasının işlemsiz kalması nedeni ile dosyanın saklama süresi dolduğundan imha edilmiş olduğu, davacı tarafından müflis şirket aleyhine açılmış olan icra takibinin 10 yıl işlem görmediği, bu suretle takibe dayanak kambiyo senedi alacağının genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık sürenin geçmiş olduğu, ........ 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 11.07.2013 tarih, Esas: 2012/569, Karar: 2013/504 sayılı kararı ile şirketin iflasına karar verildiği, ........ İflas Dairesi'nin 14.02.2025 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgelere göre, davacı tarafından iflas masasına alacak kaydının 18/12/2023 tarihinde yapıldığı belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, İİK. 235. maddesine dayalı olarak açılan kayıt kabul davasıdır.Davadaki uyuşmazlık; Davacının çalıştığını belirttiği Aralık 1981- Eylül 2006 yıllarına 24 yıl 8 ay 26 gün dönem içinde kıdem tazminatı maaş bordroları, maaş alacaklarına istinaden tarafına verilmiş olan çek, senetlerin ödemesi yapılmadığından 18/12/2023 tarihinde ........ İflas müdürlüğüne yaptığı başvurunun 12/02/2024 tarihli ve 2013/17 esas sayılı (447 nolu) başvuru kararı ile alacak isteminin reddine karar verildiği ileri sürülerek kayıt kabul ve sıra cetveline itiraz davasıdır.Davacı; kendisinin davalı müflis şirketin işçisi olduğunu, Eylül 2006 ayında iş akdinin sona erdiğini, müflis şirket tarafından kendisine kıdem tazminatı ve ücret alacakları için çek ve senetler verildiğini, ancak ödeme yapılmaması nedeni ile ........ 26.İcra Müdürlüğü'nün 2006/13685 sayılı dosyasından kambiyo senetlerine dayanılarak icra takibi başlatıldığını, icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığını, şirketin iflasına karar verilmesi üzerine sözkonusu icra dosyasındaki alacaklar için kayıt kabul başvurusunda bulunduğunu, bu talebinin haksız olarak alacağın zamanaşımına uğradığından bahisle reddedildiğini iddia etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, 2022/1789 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, 2022/1789 Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ........ 2013, s. 1212).İflâs alacakları, iflâs kararından önceki dönemlere isabet eden alacaklar olup alacaklılar tarafından masaya yazdırılarak istenebilir ve iflâs kararına kadar olan müflis borçlarını gösterir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 235. maddesinde; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde sıra cetveline itiraz ve neticeleri düzenlenmiştir. Anılan hüküm gereğince alacağı iflâs idaresi tarafından tamamen veya kısmen reddedilen ve sıra cetveline alınmayan yahut da sıra cetveline alınan başka bir alacaklının alacağına veya sırasına karşı koymak isteyen alacaklının, sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş gün içerisinde iflâs masasına (idaresine) karşı iflâs kararı verilen yerdeki asliye ticaret mahkemesine sıra cetveline itiraz davası açması gerekir. Bu dava iflâs alacaklıları veya mülkiyet dışında istihkak iddiasında bulunanlar tarafından açılabilir; müflisin bu davayı açması mümkün değildir (Atalı, Murat/Ermenek, İbrahim/Erdoğan, Ersin: İcra ve İflas Hukuku, 6. Baskı, ........ 2022, s. 613). Sıra cetveline itiraz davası, normal bir eda (alacak) davasıdır. Çünkü bu dava ile, alacaklı, iflâs idaresinin alacağını tamamen veya kısmen haksız olarak reddettiğini iddia ederek iflâs masasının (idaresinin) bu alacağı ödemeye mahkûm edilmesini ister. Uygulamada bu dava “kayıt kabul davası” olarak nitelendirilmekte ve dava dilekçesinde, alacaklı, alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmektedir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ........ 2013, s. 1333).İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır.İİK m. 206'da imtiyazlı (rehinle karşılanmamış) alacakların ilk üç sırada düzenlendiği, dördüncü sıradaki imtiyazsız alacaklara göre önce ödenmesi gerektiği, İİK m. 206/4 gereğince iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hakedilen işçi alacaklarının birinci sırada olduğu belirtilmiştir.Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/15-425 E., 2021/440 K.; 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 Esas, 2021/546 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, 2019/11-172 Esas, 2022/69 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, 2019/23 (6)-852 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararları).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih ve 2020/(23)6-663 Esas, 2022/1789 Karar sayılı kararında iflas ve masa alacaklarına ilişkin ilkeler belirtilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 184/1. maddesinde; “İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen “alacaklar” teriminden maksat, aslında yalnız “iflâs alacaklarıdır.” İflâs alacakları, iflâs açıldığı anda müflise (borçluya) karşı hukuken mevcut olan alacaklardır. Başka bir deyimle, müflisin iflâs açıldığı andaki borçlarıdır. İflâs alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ........ 2013, s. 1212).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/10/2022 tarih, 2019/23 (6)-852 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere İspatı gerekli ve önemli olan vakıalar, hâkimin vereceği kararı etkileyen ve hâkimin karar verirken dikkate alması gereken vakıalardır Kural olarak hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; HMK'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Açıklanan bu hususlara Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/15-425 E., 2021/440 K.; 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 E., 2021/546 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarih, 2019/11-172 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere HMK’nın 219/1. maddesi gereğince taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar. Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır. Tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür. Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir. Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s, 1814, 1815) İİK. m.235 uyarınca; alacağı kısmen veya tamamen reddedilen ve bu reddine haksız olduğu iddiasında olan alacaklı, iflas masasına karşı alacağın reddine dair kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açabilir. Açılan bu davada ispat yükümlülüğü genel hükümler doğrultusunda alacaklı olduğu iddiasında bulunan tarafa aittir.Sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü davacıya aittir. 6098 Sayılı TBK'nın 146. maddesi; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir" 149. maddesi; "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar." düzenlemelerini içermektedir. Dava, cevap, iflas dairesi ve icra dairesi cevabi yazıları, mübrez belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre somut olayda, davalı iflas idaresinin temsil ettiği müflis şirket tarafından davacıya ödeme tarihi 2004 ve 2005 yılları olan senetler verildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından bu senetlerin taraflar arasındaki hizmet akdinin sona ermesinden kaynaklı olarak verildiği ileri sürüldüğü, ........ 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.07.2013 tarih, 2012/569 Esas, 2013/504 Karar sayılı kararı ile ....... Dişli San. Tic. A.Ş ne karşı açılan iflas davasının kabulü ile İİK nun 158 ve 165 maddelerine göre şirketin 11/07/2013 günü saat 12.24 itibariyle iflasının açılmasına ve iflasına karar verildiği, ........ İflas Dairesinin 2023/17 Esas sayılı dosyasının müflis ....... Dişli San. Ve Tic. A.Ş (Yeni unvanının ...b...... Makina San. Ve Tic. A.Ş. hakkında iflas tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü, davacı tarafından 18/12/2023 tarihinde yapılan başvurunun 12/02/2024 tarihli ve 2013/17 esas sayılı (447 nolu) başvuru kararı ile alacak isteminin reddine karar verildiği, iş bu davanın 11/03/2024 tarihinde İİK 235. Maddesinde belirtilen onbeşgünlük hak düşürücü süre içinde açıldığı, müflis şirket tarafından verilen senetlere dayanılarak davacı tarafından Ekim 2006'da ........ 26.İcra Müdürlüğü'nün 2006/13685 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı, ancak icra takibi dosyasının işlemsiz kalması nedeni ile dosyanın saklama süresi dolduğundan imha edilmiş olduğu, davacı tarafından müflis şirket aleyhine açılmış olan icra takibinin 10 yıl işlem görmediği, bu suretle takibe ekli belgelere istinaden alacağının genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık sürenin geçmiş olması nedeni ile Ekim 2016 ayında zamanaşımına uğradığı, ........ İflas Dairesi'nin 14.02.2025 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgelere göre, davacı tarafından iflas masasına alacak kaydı 18.12.2023 tarihinde yani iflas kararından 10 yıl 5 ay sonra yapıldığı, davacının eldeki davaya konu ettiği işçilik alacaklarına yönelik olarak müflis şirkete karşı 2006 yılında icra takibi başlattığı, müflis ....... Dişli Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin (Yeni Ünvanı ...b...... Makina San. Ve Tic. A.Ş.) 11/07/2013 tarihinde iflasına karar verildiği, davacı tarafça alacağın kaydına ilişkin iflas masasına başvurunun ise 18/12/2023 tarihinde yapıldığı, davacının işbu davaya konu edilen alacak talebi için yasal genel zamanaşımı süresi geçtiği gibi mevcut delil durumuna göre davacının alacağını da ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki hükmü tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-Davalı vekili vekalet ücreti talep etmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde, yatırana iadesine,Dair, davacı asilin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025