Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, şanzuman yedeği teminine ilişkin ticari satım sözleşmesinin feshi ve gecikme cezası talepli alacak davası gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirketin, davalı ile imzaladığı ticari satış sözleşmesi kapsamında belirlenen şanzıman yedek parçalarının uzatılan süreye rağmen teslim edilmemesi üzerine sözleşmenin feshedilmesi ve sözleşme bedelinin %10u tutarında gecikme cezası tahsilini talep ettiği; davalının ise teslimatın kendi kontrolü dışındaki sebeplerle yapılamadığını, talep edilen cezanın haksız, mükerrer ve sözleşmenin genel işlem koşulları nedeniyle geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istediği ticari alacak davasında, mahkeme toplanan deliller ve bilirkişi raporları ışığında taraflar arasındaki sözleşmenin gecikme ve feshe ilişkin maddeleri çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2023/817 EsasKARAR NO : 2025/647H.....x.........x.......x..x.......x..........x..............x.......x.........x......x......x.........................x........x..........xDAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 21/06/2019KARAR TARİHİ : 11/11/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili kurum ile davalı arasında 28/09/2017 tarihli ''246-GLİ/17-07 Referanslı 75 Kalem ....... Şanzuman Yedeği Teminine Ait Sözleşme'' imzaladığını, sözleşme konusunun, 75 kalem ....... marka şanzuman yedeklerinin doğrudan temin alım usulü ile davalının 458.511,86-USD bedelle satın alınmasına ilişkin olduğunu, 28/09/2017 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre 75 kalem malzemenin son teslim süresinin 150 iş günü olduğunu (25/02/2018), malzemelerin davalı firma tarafından son teslim tarihinde teslim edilmediğini, davalı firma tarafından ek süre talep edildiği, ek süre verilmesine rağmen davalı tarafından malzemelerin tesliminin yapılmadığını, firmaya ek süre bitim tarihi olan 30/04/2018 tarihinden sonra yapacağı teslimatlarda sözleşmenin 14. Maddesine göre sözleşme bedeli üzerinden gecikme cezasının uygulanacağının bildirildiğini, firma ile görüşmeler yapıldığını ancak davalı firmadan herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, müvekkili idarenin genel müdürlük makamından alınan 10/10/2018 tarihli onay ile sözleşmenin 33.1.madddesine istinaden sözleşmenin feshedildiğini, 27.510,71-USD tutarındaki kesin teminat mektubunu irad olarak kaydedildiğini, ayrıca fesih bildirimi ve sözleşme bedelinin %10'unu geçmeyen 45.851,18-USD miktarında gecikme cezasının sözleşmenin 14.3.maddesi uyarınca davalıdan tahsili için davalıya mektup yazıldığını, söz konusu mektuba karşılık davalı tarafından 11/12/2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, söz konusu ihtar ile davalı tarafından müvekkilinin taleplerinin yerine getirilmeyeceğinin bildirildiği beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ile yapılan sözleşme gereği sözleşme bedelinin %10'ı olan 45.851,18-USD'nin fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının, temerrüdün oluştuğu 30/08/2018 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı kadar temerrüt faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafında talebinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 28/09/2017 tarihili sözleşmenin cezasız olarak 30/04/2018 tarihinde kadar uzatıldığını, taraflarca uzamasına kara verilen süre sonunda sözleşme konusu ürünlerin müvekkili elinde olmayan sebeplerden ötürü teslim edildiğini, akabinde davacı kurumca 15/10/2018 tarih ve 2528703 sayılı yazı ile sözleşmenin 33. Maddesi gereği sözleşmenin feshedildiğini, kesin teminatın irat kaydedileceğini ve sözleşmenini 14.3.maddesi gereği gecikme cezasının ödenmesinin talep edildiğini, davacı tarafından talep dilen cezai şartın ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğunu, davacının talebinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davacı tarafından cezai şart talep edilebileceği bir an için kabul edilse bile talep süresinin en fazla 10 gün olduğunu, sözleşme konusu ürünlerin teslim edilmemesi sebebi ile davacı kurumunu hiçbir zararının doğmadığını, davacının talep edebileceği 10 günlük gecikme cezasını tahsil ettiğini, davacının talebinin mükerrer bir talep olduğunu, söz konusu sözleşmenin genel işlem koşulları ihtiva ettiğini, geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.YAPILAN YARGILAMA,DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,GEREKÇE VE KANAAT:Dava ticari satış sözleşmesinden doğan cezai şartın tahsiline ilişkindir. Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanmış, yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporlarına göre, 08/09/2020 gün ve 2019/349 Esas-2020/449 Karar sayılı karar ile, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.2.maddesinde "Sözleşme konusu malın/işin, 11.madde de belirtilen şartlarla termin programı formunda veya teknik şartnamede belirtilen süre içinde teslim edilmemesi halinde yükleniciye 10 günden az olmamak üzere, İdare Teslim Ve Muayene Komisyonunca belirlenip, ihale yetkilisince onaylanacak olan son teslim süresi (14.1.madde de belirtilmiş olan gecikme cezasına tabi) verilecek ve bu süre yükleniciye gecikme ihtarı olarak tebliğ edilecektir. Tebliğ edilmiş olan bu sürede de teslimat yapılmamışsa idare, sözleşmeyi 33.1.maddeye dayanarak feshedecektir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, söz konusu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi davalı tarafından süresi içerisinde teslim yapılmadığı takdirde davacının davalıya 10 günden az olmamak üzere süre vermesi gerektiği, söz konusu sürenin sonunda tekrar teslim gerçekleşmediği takdirde sözleşmenin 33.1.madde gereğince feshedilmesinin gerektiğinin anlaşıldığı, mevcut olayımızda ürünlerin son teslim süresinin 25/02/2018 olduğu, bu sürenin taraflarca karşılıklı olarak 30/04/2018 tarihine kadar uzatıldığı, söz konusu süre içerisinde de teslim olmayınca 09/10/2018 tarihinde sözleşmenin feshedildiği, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, zira davalının edimini süresi içerisinde yerine getiremediği, bu tespit yapıldıktan sonra davacının isteyebileceği cezai şart miktarının tespitinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.2.maddesin göre teslim için en az 10 günlük süre verildikten sonra teslim gerçekleşmezse sözleşmenin 33.1.maddeye göre feshedilmesinin gerektiği, davacının davalı tarafa teslimi gerçekleştirmesi için süre vermesine rağmen verilen süre içerisinde teslimin gerçekleştirilemediği, teslim gerçekleştirilememesine rağmen davacının da 10 günlük sürenin bitiminde sözleşmeyi feshetmediği, davacının sözleşmeyi feshedebilecek iken feshetmemesi nedeniyle 10 günden sonraki cezai şartı davalıdan isteyemeyeceği, zira Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2015 tarih 2014/19831 Esas 2015/7516 Karar sayılı kararının ve diğer içtihatlarının da bu yönde olduğu, bundan dolayı davacının sadece 10 günlük cezai şart isteyebileceği, 10 günlük cezai şartın bedelinin ise 4.585,10-USD olduğu (günlük 458,51x10=4.585,10), bundan dolayı davacının davasının 4.585,10-USD yönünden kabulünün gerektiği, söz konusu bedele davalının temerrüt tarihi olan 24/12/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Kararımıza karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış, kararımız, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi'nin 2021/508 Esas-2023/1320 Karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki sözleşmenin 14. Ve 31.maddesi gereğince sözleşmenin süresinde ifa edilmediği hususu dosya kapsamıyla sabit olup, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince davacının cezai 45.851,18-USD tutarındaki cezai şartın tamamına hak kazanacağı, mahkemece 10 günlük süreyle sınırlandırılmasının hukuken doğru olmadığı, ayrıca 11/12/2018 tarihli cevabi ihtarname ile davalının sözleşmeyi ifa etmeyeceği açıkça belli olduğundan temerrüt tarihinin bu tarih olarak kabulü gerektiği, öte yandan tenkis koşullarının var olup olmadığına dair alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu konudaki esaslı deliller toplandıktan sonra bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararımız kaldırılmış, dava dosyası yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkememize gönderilmiş, yargılamaya yukarıda belirtilen esas numarası üzerinden devam olunmuştur.Mahkememizce kaldırma kararından önceki heyete tevdii edilerek kaldırma ilamındaki esaslara uygun rapor tanzimi istenilmiştir. Mahkememize sunulan raporda dosyaya sunulan delillere göre davalı şirketin borçlarını ödeme kabiliyetinin %77 olduğu yönünde görüş ve tespit bildirmiştir. Taraflarca rapora yönelik yapılan itirazlar karşılanmak üzere yeniden ek rapor alınmış, bilirkişi heyeti dosyadaki verilere göre başka hesaplama yapma imkanı bulunmadığını bildirerek, ek rapordaki görüşlerini değiştirmemiştir. BAM kaldırma kararı içeriğine göre davacının talep edebileceği cezai şart tutarı (45.585,10-USD) ve temerrüt tarihi tespit (11/12/2018) edilmiş olup, kaldırma kararından sonraki yargılamanın konusu cezai şartın tenkisi için yasanın aradığı şartların oluşup oluşmadığına ilişkindir. TBK'nın, '' Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi'' başlığını taşıyan 182.maddesi; Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.'' düzenlemesini içermektedir. Görüldüğü üzere yasa koyucu hakime bu konuda takdir yetkisi tanımıştır. Tarafların tacir oldukları gözetildiğinde davalının ödeme güçlüğü içinde olup olmadığının tespiti gerekecektir. Davalı şirket borca batıksa bu husustaki ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Davalı dosyaya bu durumu ispat edecek mahiyette delil sunmamış olup, bilirkişi heyeti mevcut belgeler ve davalı şirketin mali verilerine göre bilançosunda gerileme olduğu, 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin ekindeki bilançoya göre borçlarını ödeme kapasitesinin %77 olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf 2.ek rapora karşı beyan dilekçesi sunmamış olup şirketin borca batık olduğuna dair savunması dosya kapsamına göre ispata muhtaç kalmıştır ancak davalının ödeme güçlüğü içinde olduğu, mal varlığının ve bilançosunun borçlarını ödemeye yetmediği de dosya kapsamıyla sabittir. Mahkememizce, tenkis şartlarının oluştuğu kanaatine varılmış, cezai şartın yabancı para cinsinden olduğu da gözetilerek takdiren %50 oranında tenkis yapılması somut uyuşmazlık, davalının mali durumu ve piyasadaki ekonomik şartlar için uygun görülmüştür. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;1-Davanın kısmen kabulü ile, 45.851,18-USD cezai şarttan %50 oranında tenkis yapılarak 22.925,59-USD cezai şartın 11/12/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının dolar ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilerek fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 9.100,30-TL olduğundan peşin olarak alınan 4.502,39-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.597,91-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin ret kabul oranına göre hesaplanan 660,00-TL'sinin davalıdan, geriye kalan 660,00-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, davacıya düşen 660,00-TL'nin dosyaya 25/12/2020 tarihinde arabuluculuk ücreti adıyla yatırılan tutardan karşılanarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan; 5.943,14-TL harç toplamı, 13.947-TL posta, tebligat ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 19.890,14-TL yargılama giderinin ret kabul oranına göre hesaplanan 9.945,07-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalanının davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/11/2025Katip ... ¸e-imza Hakim ...¸e-imza