İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinde kambiyo senedi tahrifatı ve tefecilik iddialarına dayalı menfi tespit davasının istinaf incelemesi sonucu verilen karar.
Özet: Davacı, aleyhine başlatılan icra takibine dayanak teşkil eden kambiyo senedinin sahtecilik ve tahrifat yapılarak TLden Euroya çevrildiğini, davalının tefecilik yaptığını ve borçlu olmadığını iddia ederek menfi tespit davası açmış; davalı ise takibin yasal olduğunu, davacının borçtan kaçmak için varlıklarını devrettiğini ve dolandırıcı olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise bilirkişi raporları doğrultusunda senet üzerinde fiziksel bir tahrifat saptanmadığını, "YTL" ibaresinin "Euro" olarak değiştirilmesinin çelişki yaratmadığını ve senedin açıkça Euro cinsinden düzenlendiğini kabul ederek davayı reddetmiş, davacı bu karara usul ve yasaya aykırılık ile bilirkişi raporunun yetersizliğini belirterek istinaf başvurusu yapmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/374 KARAR NO: 2026/1045İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ: 23/10/2025NUMARASI: 2023/437 E. - 2025/899 K.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine davalı ... ... tarafından İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin yurt dışında yaşamasına rağmen tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, davalının icra takibini sahte ve tahrif edilmiş bir senede dayandırdığını, aslında müvekkili ...'ın davalıya 50.000 TL borçlandığını, ancak senedin daha sonra 53.500 TL'ye düzenlendiğini ve sonradan tahrifat yapılarak 83.500 EURO'ya çevrildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ve müvekkillere karşı haksız ve hukuksuz icra takibi başlattığını, ayrıca İstanbul 18.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/221 Esas ve İstanbul 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/120 Esas sayılı dosyalarında tasarrufun iptali davaları açtığını, ancak bu davaların da hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu ve herhangi bir mal kaçırma işlemi yapmadıklarını, davalının tefecilik yaptığını ve insanları dolandırdığını, müvekkillerinin zarar görmemesi için icra takibinin durdurulması gerektiğini, aksi takdirde telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağını, yargılama sonucunda müvekkillerinin borçlu olmadığının tespit edilmesini, davanın kabulü ile davalının haksız takibi nedeniyle %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının menfi tespit istemiyle açtığı davada arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki kurulmadığını, müvekkilinin davacıya borç verdiğini ve karşılığında bono alındığını, icra takibinin yasal mevzuata uygun şekilde yapıldığını, davacının tefecilik yaptığı iddiasının gerçek dışı ve iftira niteliğinde olduğunu, davacının müvekkilden farklı zamanlarda borç aldığına ilişkin yazışmalar olduğunu, davacının isim değişikliği yaparak süreçleri uzattığını, davacının dolandırıcılık suçundan hüküm giydiğini ve bu durumun resmi belgelerle kanıtlanabileceğini, davacının müvekkili gibi birçok insandan borç aldığını ve ödemediğini, davacının mal kaçırma kastıyla taşınmazları akrabalarına devrettiğini, bu işlemlerin muvazaalı olduğunu, davacının amacının süreci uzatmak ve müvekkilin alacağını tahsil etmesini engellemek olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; Somut olayda, her ne kadar davacı vekilince bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddia edilmiş ise de buna yönelik herhangi bir yazılı belge sunulmadığı senette tahrifat iddiasına ilişkin mahkememizce alınan 08.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda bedel ve para cinsinde tahrifat yapıldığına dair fiziksel bir bulgu mevcut bulunmadığı tespitine yer verildiği rapora karşı davacı tarafça yapılan itiraz ve sunulan uzman mütalaası dikkate alınarak 22.05.2025 tarihli ATK raporunun alındığı ilgili raporda neticeten inceleme konusu senette miktar belirtir bölümlerde tahrifat yapıldığını gösterir bir bulgu saptanmadığı tespitine yer verildiği her ne kadar raporda senedin matbu ‘YTL’ ibarelerinin üzeri çizilerek ‘E’ ‘Euro’ ibarelerine dönüştürülmüş olduğu söz konusu işlemin senedin tanzim esnasında mı sonradan mı değiştirildiği hususunda teknik bir tespite yer verilemediği belirtilmiş ise de senet metninde bedelin yazı ile belirtilen bölümüne rakamla "83.500" yazıldıktan sonra yanına "Euro" ibaresinin yazıldığı, dolayısıyla senet metni ve üst kısımda belirlenen bedellerin aynı olduğu, para biriminin de senet metninde ve üst kısımda açıkça "EURO" olarak belirtildiği, para birimleri arasında herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, senet metninde ve üst kısımda matbu olan YTL ibaresi çizilip Euro yazılmış ise de bu durumun çelişkili olmadığı matbu senetteki YTL ibarelerinin hukuki sonuç doğurmayacağı bu haliyle davacının tahrifat bulunduğuna ilişkin iddialarının yerinde olmadığı" gerekçesi ile,1-Davanın REDDİNE,2-05.07.2023 tarihli ara karar ile İİK 72/3 Maddesi gereği tedbir kararı verildiği ancak fiilen uygulanmadığı görülmekle davacı aleyhine İİK'nın 72/4. Maddesi gereği tazimata hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 08.03.2024 tarihli bilirkişi raporu, senetteki tahrifat iddialarını aydınlatmaktan uzak olduğunu, raporun yetersiz ve eksik olduğunu, dosyaya sunulan Uz. Dr. Mustafa UZUN’un 14.06.2024 tarihli bilimsel mütalaası hiç değerlendirilmediğini, 22.05.2025 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu eksik ve hatalı olduğunu, rapora yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, davacı, senette tahrifat bulunduğunu ileri sürdüğünü, ancak bu iddiayı ispatlayamadığını, ispat yükü yanlış değerlendirildiğini, mahkeme kararının gerekçesinin çelişkili ve eksik olduğunu, Mahkeme, senette “YTL” ibaresinin üzerinin çizilip “Euro” yazıldığını kabul ettiğini, ancak tahrifat bulunmadığına hükmettiğini, icra dosyasındaki usulsüz tebligatlar nedeniyle takibin kesinleşmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin yurtdışında ikamet ettiğini ve Türkiye'de ve yurt dışında düzenli bir gelirinin bulunmadığını, üzerine kayıtlı bir maaşı ve malı bulunmadığını, hasta olduğunu ve annesinin yardımı ile hayatını sürdürdüğünden adli yardım talep ettiğini belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararınını kaldırılmasını, dosyanın farklı bir Adli Tıp heyetine gönderilmesini, davanın kabulünü, adli yardım talebinin kabulünü ve icra işlemlerinini geçici olarak durdurulmasını talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİDavalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen karar hukuka uygun olduğunu, yargılamaya konu iddia ile ilgili hem ATK'dan hem de gramafoloji uzmanından ayrıntılı raporlar alındığını ve davacı tarafın iddiaların dayanaksız olduğunu, İcra Müdürlüğünden yapılan tebligatın usule aykırı olması söz konusu olmadığını belirterek davacının asılsız istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından dava konusu bonoda tahrifat yapılarak 53.500,00 TL olan bononun 83.500 euroya çevrildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.TTK.nın 778/2-f. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı miktar, vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/02/2003 tarih ve 2003/19-135 E. 2003/105 K. sayılı kararı)Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.08/03/2024 tarihli grafolog bilirkişiye ait raporda özetle; "inceleme konusu senette bedel ve para cinsinde tahrifat yapıldığına dair fiziksel bir bulgu mevcut olmadığı" belirtilmiştir. ATK'na ait 22/05/2025 tarihli raporda özetle; inceleme konusu senedin matbu "YTL" ibarelerinin üzeri çizilerek para biriminin "E"ve "euro "ibarelerine dönüştürülmüş olduğu, söz konusu işlemlerin senedin tanzim esnasında mı sonradan mı değiştirildiği hususunda teknik bir tespite gidilemediği, inceleme konusu senette miktar belirtir bölümde tahrifat yapıldığını gösterir bir bulgu bulunmadığı" belirtilmiştir.14/06/2024 tarihli Adli Tıp Belge İnceleme Uzman mütalaasında, dava konusu senette yer alan 5 rakamının kısmen üzerinden gitme ve tamamlama yolu ile 8 rakamına çevrildiği para birimini gösteren matbu basılmış YTL biriminin de farklı evsafta bir kalem ile üzeri çizilerek E/Euro yazılarak para biriminin değiştirildiği, paraf olmadığından işlemin tahrifat niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava konusu, bonoda tahrifat yapıldığı ileri sürülmüş ise de, dava konusu bonoda senet bedelinin 83.500 E olarak yazdığı bonodaki matbu YTL kısmının çizildiği ve senet içeriğinde de alacak miktarı 83.500 Euro olarak yazdığı, grafolog bilirkişi ve ATK kurumu tarafından düzenlenen raporda senette bedel kısmında tahrifat yapıldığına dair bir değerlendirme bulunmadığından davacı tarafından iddiasının ispat edilemediği, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın hukuken yerinde olduğu ve mahkeme kararının gerekçeli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../10/2025 tarih ve 2023/... E., 2025/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026