İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, marka devrinde yanıltıcı tescil sınıfı bilgisi nedeniyle açılan senetlerden kaynaklı menfi tespit davasını değerlendirdi.
Özet: Davacılar, marka devir sözleşmesiyle devraldıkları markaların, kozmetik krem üretimi için zorunlu olan 3. sınıf tesciline sahip olmaması nedeniyle, devralan şirket tarafından yanlış bilgilendirilerek iradelerinin fesada uğratıldığını ve bu yüzden ödedikleri veya taahhüt ettikleri kıymetli evrak bedelleri karşılığında borçlu bulunmadıklarının tespitini talep etmektedirler; marka devri karşılığında verilen senetlerin bedelinin haksız olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli davrandığını ileri sürerek, senetlerin iptalini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı şahıslar ise davanın tarafı olmadıklarını belirterek haklarındaki davanın reddini savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/647 Esas
KARAR NO: 2026/1257
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/03/2026
NUMARASI: 2024/850 E. - 2026/206 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .... Şti. yetkilisi ... ile davalı .... A.Ş. yetkilisi ... arasında ....Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, akdedilen marka devir sözleşmesi gereği, sözleşmede 23 markanın devrine karşılık toplam 480.000 TL bedelli ... adet senedin şahsı tarafından imzalanarak davalı tarafa teslim edilmiş olduğunu, sözleşmeye konu markaların şahsı tarafından çeşitli sağlık sorunlarına alternatif çözüm oluşturacak kozmetik kremlerin üretilmesi amacıyla devir alınmış olduğunu, fakat üretimin gerçekleştirilebilmesini için markaların 3.Sınıf tescilinin bulunması gerektiği, aksi halde doğabilecek riskler ile cezai yaptırımların kabul edilmesi gerektiğinin öğrenildiğini, buna ilişkin .... Şti. tarafından hazırlanan 07.05.2019 tarihli belgenin dilekçe ekinde sunulduğunu ve ilgili markaların yalnızca 5.sınıf tescilinin bulunmasının şahsı tarafından söz konusu üretimlerin yapılmasını imkânsız kılmakta olduğunu, davalı devreden tarafından yanlış ve eksik bilgilendirme ile iradesinin yönlendirildiğinin açık olduğunu, devreden ... .... A.Ş.' nin ilgili markalara ilişkin kremlerin kendileri tarafından üretilip satıldığı gerek internet gerekse fiziki satışların tatmin edici olduğu ve cironun beklenenin çok üzerinde olduğunu söylemesinin ilgili markaların devir alınmasında büyük etken olduğunu, ilgili markaların 5.sınıf tescilinin yanında 3.sınıf tescilinin de bulunması zorunlu olup, bu hususun ilgili markaların kullanımını ve üretimini imkânsız kıldığını, bu durumun davalı şirkete iletildiğini ve nasıl bir çözüm bulunacağı konusunun görüşülmesinin istendiğini, fakat ilgili hususta davalı tarafından herhangi bir öneri getirilememiş olduğunu, uzlaşma sağlanamadığını, devreden davalının TTK.18 md.' ye aykırılık oluşturan bu sorumsuz hareketlerin kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu, davalının haksız şekilde elinde bulundurduğu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açan ... senedin iptalinin gerektiğini, devir alınan markalardan beklenen menfaatin sağlanamayacak olmasının hem maddi hem de manevi zarara sebebiyet verecek olup, piyasadaki mevcut itibarını da büyük oranda zedeleyeceğini, satış sözleşmesine dayanak toplam 480.000. TL değerindeki ... adet senedin vadesinin gelmiş olduğu ve her an takibe konulabileceği endişesiyle borçlunun hukuki durumunun tehlikede olduğunun açık olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile, 01.06.2019 vadeli toplam 480.000.-TL değerindeki senetler sebebiyle borçlu bulunulmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri hakkında neden menfi tespit davası açıldığını, taraflar kısmında isimlerinin yazılması dışında anlamanın mümkün olmadığını, dosyada, müvekkilleri hakkında ara buluculuk tutanağı mevcut olmayıp, dava şartı yokluğundan müvekkilleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde bahsedilen, dava konusu olan markalar ve marka devir sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, müvekkilleriyle ilgili bu konuda bir beyanın da mevcut olmadığından, bu anlamda da davanın reddini talep ettiklerini, davaya konu, İst. ....İcra Md. ... E. sayılı dosyasının tarafı olmadıklarını, dava konusu 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 tarihli senetler ile ilgili yapmış oldukları icra takibinin bulunmadığını, davacılar hakkında müvekkili ... adına, İst. ....İcra Müd. ... E. İst. And. ....İcra Müd. ... E. İst. ....icra Müd. ... E. ve müvekkili ... adına İst. ....icra Müd. ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yaptıklarını, iki dosyanın icradan infaz edildiğini, diğer dosyada taraflarından yatırılan harç ile bir diğer dosyada borçlunun yatırması gereken tahsil harçlarının kalmış olduğunu, davacıların ıslah dilekçesi vermiş ve devamında da 04,03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 tarihli senetler ile ilgili tedbir talep etmiş olduklarını, taleplerinden davanın bahsedilen 4 senet tutarı olan 160.000.-TL üzerinden davaya devam etmek istemekte anlamının çıktığını, bu senetlere ilişkin İst...İcra Müd. ... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibinin tarafı olmadıklarını, haklarındaki davadan da feragat edildiğini, bu sebeple haklarındaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların icra takipleriyle alakalı imza itirazları ve diğer birçok dava açmış olduklarını, imza itirazlarından dosyanın bir tanesinin ret olduğunu, İhtiyati haciz dosyasına borcumuz yok itirazında bulunulduğunu, taşkın haciz vs. birçok dava açmış olduklarını, bu dosyalarında celbini talep ettiklerini, İst. And. 1 İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2020/51 Esas, İst. And. 1. İcra Hukuk, Mahkemesi' nin 2020/231 Esas, İst. ....İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2019/1147 Esas, 2020/281 K. İst. And, 10.icra Hukuk Mahkemesi' nin 2019/654 Esas sayılı dosyaları, diğer dosyaların öğrenildiğinde Mahkemeye bildirileceğini, müvekkillerinin davacılarla ticari ilişkileri bulunmadığını, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını, bu anlamda da davanın reddinin gerektiğini savunarak, açıklanan nedenlerle, imza itirazları ret olan, kötü niyetli oldukları açık olan, davacıların davasının reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmelerine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Diğer davalı ... ile ..., yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
Davacı vekili 09.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davasının dava değerinin 160.000-TL'ye ıslah etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 21/.../2021 tarihli 2020/300 E. 2021/1012 K. Sayılı kararı ile; Somut olayda konusu olan markalarda sicile kayıtlı tescilli markalardan olup davacının aleni olan sicil kayıtlarına ulaşması mümkündür. Alenilik ilkesinin sonucu olarak davacının devre konu markaların mahiyetini bilmesi, basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmaları yapması gerektiği, davalı ...'nın sözleşmede nitelik taahhüdünde bulunmadığı birlikte değerlendirdiğinde mahkemece yapılan yargılamada davacının iradesinin fesada uğradığı iddiasının T.T.K m.18/2 uyarınca basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne uygun olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca davalılar ... ve ... davaya konu sözleşmenin tarafı olmayıp, uyuşmazlık konusu senet sebebiyle açılan takiplerde alacaklı konumunda olup ticari ilişkinin tarafı olmayan iyiniyetli üçüncü kişiler olup, iyiniyetli olmadıkları hususu da davacılar tarafından ispat edilememiştir.
Davacıların kötüniyetli oldukları da ispat edilemediğinden davalılar ... ve ...'ın kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dairemiz 31/10/2024 tarihli 2022/567 E. 2024/1786 K. Sayılı kararı ile; "....Somut olayda davalı .... Şti. Yetkilisi olan davalı ... ile davalı .... A.Ş. Yetkilisi davalı ... arasında ....Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesi imzalandığı, marka devir sözleşmesi gereği, sözleşmede devrine karar verilen 23 markanın devrine karşılık toplam 480.000-TL bedelli ... adet senedin davacı tarafından imzalanarak davalı tarafa teslim edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde devrine karar verilen markalar ile üretim yapabilmeleri için markaların 3. Sınıf tescili bulunması gerekirken 3. Sınıf tescilinin bulunmadığı, 5. Sınıf tescilinin bulunduğunu, 5. Sınıf tescil ile markalarının kullanımının ve kremlerinin üretiminin yapılamayacağını, marka devri için verilen ... adet senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre de devri yapılan markaların 5. Sınıfta yer aldığı, davacının markalarının tescilli olmasını istediği sınıfın 3. Sınıf olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, dosya içerisinde bulunan ...Esas sayılı icra dosyasının taraflarla ilgisinin bulunmadığı görülmekle, davacı tarafa dosya numarası açıklattırılarak davaya konu icra dosyalarının celbinin sağlanarak, davacının 160.000-TL üzerinden ıslah dilekçesi sunduğu ve harcın bu bedel üzerinden tamamlattırılmasına rağmen, bu miktar dikkate alınarak hangi icra dosyalarına ilişkin menfi tespit talebinde bulunduğunun açıklattırılması ve dosyaların getirtilerek incelenmesi, her bir davalı yönünden ayrı değerlendirme yapılması, 19/09/2017 tarihinde dava konusu markalara ilişkin hükümsüzlük davası açıldığı, sözleşme tarihinin 03/04/2019 Tarihli olduğu, hükümsüzlük davasının sözleşme tarihinden önce olduğu bu nedenle dolandırıcılık hususunda HMK 145. Madde gereği, hükümsüzlük davasının delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de gözetilerek, hükümsüzlük dava dosyasının incelenmesi ve Savcılık dosyasının da getirtilerek incelenmesi sonuca göre tüm deliller toplanıp, dilekçeler açıklattırıldıktan sonra değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmakla, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği kanaatine varılmakla, Mahkemece verilen karar yerinde olmadığından, HMK 355. Madde gereğince, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda, icra takibinden sonra İİK'nun 72. maddesine göre açılan eldeki menfi tespit davasında davacı tarafından borçlu olmadığı iddiası ile davalı ..., A.Ş.'ye de dava açılmış ise de davalı takip alacaklısı konumunda bulunmadığından yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı ..., A.Ş. Yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı ... yönünden ise, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosya ve .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyalar yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin dava yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın esasının ispat edilememiş olması sebebiyle esastan reddedilmiş, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü, ... Esas Sayılı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü, ... Esas Sayılı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyalar bakımından ise davalı ... Takip alacaklısı olmaması sebebiyle bu dosyalar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalılar ... ve ... davaya konu sözleşmenin tarafı olmayıp, uyuşmazlık konusu senet sebebiyle açılan takiplerde alacaklı konumunda olup ticari ilişkinin tarafı olmayan iyiniyetli üçüncü kişiler olup, iyiniyetli olmadıkları hususu da davacılar tarafından ispat edilememiştir. Davalı ... yönünden İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü... Esas Sayılı ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosya yönünden takip alacaklısı ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacıların borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın bu dosyalar yönünden esastan reddine, davalı ...'ın takip alacaklısı konumunda olmadığı İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyalar bakımından borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Aynı şekilde davalı ...'ın kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden alacaklı olduğu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü, ... Esas Sayılı dosya yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın esastan reddine, takip alacaklısı olmadığı İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü, ... Esas Sayılı, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı, .... İcra Müdürlüğü, ... Esas Sayılı dosyaları bakımından da davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacıların kötüniyetli oldukları da ispat edilemediğinden davalılar ... ve ...'ın kötüniyet tazminatı talepleri yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 03.03.2026 tarihli gerekçeli karar ile TTK m. ... ve TTK m. 18/2 (basiretli tacir) hükümleri hatalı bir şekilde dar yorumlanarak, iradelerinin fesada uğradığı (hile/aldatma) iddialarının dikkate alınmadığını ve davanın reddine karar verildiğini,
-Marka sicilinde şerh bulunmaması ve davalı ...'ın hileli (aldatma) eylemlerinin mahkemece göz ardı edildiğini, .... Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesinin yapıldığı tarihte, marka sicilinde markaların dava konusu olduğuna ilişkin herhangi bir şerh veya beyan bulunmadığını, Müvekkilinin, üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, basiretli bir tacir olarak gerekli araştırmayı yaptığını, marka siciline baktığını ve markaların herhangi bir şekilde dava konusu edildiğine dair şerh ile karşılaşmadığından sözleşmeyi imzaladığını, ancak satıcı davalı ...'ın, devir konusu markalar hakkında İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/171 E. sayılı dosyası ile 19.09.2017 tarihinde (sözleşmeden yaklaşık 1,5 yıl önce) açılmış bir hükümsüzlük davası olduğunu bilmesine rağmen bu çok hayati hususu kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkilinden gizlediğini, marka siciline hükümsüzlük davasına ilişkin işlenen şerh tarihi ile 03.04.2019 tarihli noter devir sözleşmesi tarihleri karşılaştırıldığında, müvekkilinin bu davayı önceden bilmesinin ve sicilden görmesinin fiilen ve hukuken imkansız olduğunu, markaların bir davaya konu edildiğini ancak devraldıktan sonra kendisine yapılan bir tebligat ile öğrenebildiğini,
-hükümsüzlük davasının sözleşme tarihinden önce açılmış olmasının dolandırıcılık/hile hususunun HMK 145 kapsamında doğrudan ispatı niteliğinde olduğunu, Davalı ...'ın bu ağır kusurunu "nitelik taahhüdünde bulunmadığı" gerekçesiyle meşrulaştırmak hukuken himaye edilemeyeceğini, Müvekkilinin, markaların sahibi olmayan ya da tescili iptal tehlikesiyle karşı karşıya olan birinden, devredilen 23 markanın 16'sının iptal edileceğini bilseydi 480.000 TL değerinde senet verip bu işlemi yapmayacağını,
-Müvekkili tarafından davalı şirkete/...'a marka bedeli olarak toplam 480.000 TL bedelli ... adet senet verildiğini, ancak markaların iptal edildiğini ve müvekkilinin beklediği menfaati sağlayamadığını, bu sebeple ortada tamamen bedelsiz kalmış ve müvekkilinin iradesi sakatlanarak (hileyle) alınmış senetler olduğunu, bu senetlerin davalılarca icraya konulması (İstanbul .... İcra Md. ... E., İstanbul Anadolu .... İcra Md. ... E., .... İcra Md. ... E., ... İcra Md. ... E. ve .... İcra Md. ... E.) neticesinde müvekkilinin haciz tehdidi altında kalarak icra dosyalarındaki tüm borçları ödemek zorunda kaldığını, menfi tespit davasının re'sen istirdat davasına dönüştüğünü,
-Diğer davalılar ... Ve ...'ın iyi niyetli üçüncü kişi olmadığını, bu kişilerin başkaca hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan müvekkiline karşı devir-satış sözleşmesinden doğan senetleri icraya koymaları, aralarındaki ilişkinin asıl hukuki ilişkinin sakatlığını dolanmak ve haksız tahsilat yapmak amacıyla oluşturulmuş "muvazaalı" bir ciro zinciri olduğunu gösterdiğini, Müvekkilinin alamadığı, hile ile kendisine satılan markalar için senet verdiğini ve davalıların elbirliği ile bu senetleri tahsil etme yoluna gittiğini bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak çalın menfi tespit davasıdır.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " Taraflar arasında .... Noterliği'nde .../04/2019 tarihinde ... yevmiye sayı ile düzenlenerek imzalanmış marka devir sözleşmesinin konusunun ... AŞ adına Turkpatent nezdinde ; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., 2012 ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... no ile tescilli markaların 1.000-TL karşılığında ...Limited Şirketine devri olduğu, Türk Patent Kayıtları incelendiğinde devir sözleşmesinde yer alan tüm markaların Türk Patent nezdinde davacı şirket adına devri ve tescilinin yapılmış olduğunu, Davacının, davalı tarafa ..... Noterliğinden 10.07.2019 tarihinde ...yevmiye sayılı ihtarnameyi keşide ederek; "26.03,2019 tarihinde yapılan satış sözleşmesinde yer alan şartların yerine getirilmediği, bu sözleşmeye ilişkin para ve bonoların kendilerine iadesini talep ettiklerinin görüldüğünü, yapılan mali incelemelerde; davacı şirketin 2019-2020 yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiğini, defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğunu, İlgili davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde, dava konusu yapılan senetlere ilişkin olarak şirket hesaplarından yapılan toplam ödemenin 41.116,00 TL olduğu ve Verilen Sipariş Avansları hesabında kayıtlı bulunduğu, sonuç olarak; Dosya kapsamı, davacılardan ... şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan incelemeler, dosya İçeriği ve yukarıda yer verdiğimiz tespitler muvacehesinde;
Markalarla ilgili bilgilerin yer aldığı Marka Sicilinin, yukarıda anıldığı üzere, "alenilik" arz etmesi, buna bağlı olarak, somut işlemde gündeme getirilen markaların hangi sınıfta olduğunun belirlenmesi açısından, satım ve devir İşlemi öncesinde alıcının markalarla ilgili bilgi edinmesinin mümkün bulunması; "aleniliğin" bir sonucu olmak üzere, davacı yanın satım ve devre konu edilen markaların mahiyetini bilmesinin mümkün ve hatta TTK md. 18 hükmünde yer bulan esas karşısında gerekli olması, satım ve devir sürecinde satıcının, davacının sağladığı anlamda özel bir "nitelik taahhüdü"nde bulunmamış olması hususları gözetilerek, davacı yanı oluşturanın davadaki isteminin kabul koşullarının oluşmadığının düşünüldüğünü, Bundan başka, devir için noterde yapılan işlemde belirtilen devir bedelinin sözleşmede açıklıkla yazılması karşısında, takdirin yargı makamına ait kalarak, davacının davada andığı bonoların devir işlemi ile ilgili olarak verilip verilmediğinin takdiri de (...a- bonolar üzerinden davacının savını kanıtlayacak nitelikte bir kayıt görülmemekle bu cihetin, b- ilgili davalılar yönünden "iyiniyetli 3. kişi statüsünün takdiri yargısal değerlendirmeyi gerektirmekle bu yönün ve c- "kıymetli evrakın mücerretliği ilkesi" ile ilgili kanuni konstrüksiyonun mahiyeti de ayrıca Mahkemece gözetilmek mevkiinde bulunmakla Mahkemeye ait olacağı" şeklinde rapor sunulmuştur.
Somut olayda davalı .... Şti. Yetkilisi olan davalı ... ile davalı .... A.Ş. Yetkilisi davalı ... arasında ....Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesi imzalandığı, marka devir sözleşmesi gereği, sözleşmede devrine karar verilen 23 markanın devrine karşılık toplam 480.000 TL bedelli ... adet senedin davacı tarafından imzalanarak davalı tarafa teslim edildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde devrine karar verilen markalar ile üretim yapabilmeleri için markaların 3. Sınıf tescili bulunması gerekirken 3. Sınıf tescilinin bulunmadığı, 5. Sınıf tescilinin bulunduğunu, 5. Sınıf tescil ile markalarının kullanımının ve kremlerinin üretiminin yapılamayacağını, marka devri için verilen ... adet senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre de devri yapılan markaların 5. Sınıfta yer aldığı, davacının markalarının tescilli olmasını istediği sınıfın 3. Sınıf olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/105102 E., 2020/114716 E., 2020/17674 E., 2019/164633 E., 2019/105801 E., 2020/90373 E. Sayılı dosyaların eldeki davanın tarafları arasında olduğu, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik, şirket yöneticisinin dolandırıcılığı suçlarından davacı ...'in şikayeti üzerine başyalayn dosyalar olduğu, dosyaların tamamının kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile kapatıldığı, şikayetler üzerine dava konusu ile ilgili bir iddianame düzenlenmediği, mahkememiz dosyasını aydınlatacak bir maddi vakıa bulunmadığ, davacı tarafından bildirilen diğer dosyaların ise eldeki dava konusu ve tarafları ile ilgisinin olmadığı görülmüştür.
Somut olay incelendiğinde,Davacı tarafça, sözleşmeye konu markaların şahsı tarafından çeşitli sağlık sorunlarına alternatif çözüm oluşturacak kozmetik kremlerin üretilmesi amacıyla devir alınmış olduğunu, fakat üretimin gerçekleştirilebilmesini için markaların 3.Sınıf tescilinin bulunması gerektiği ancak 3. Sınıf tescilinin bulunmadığı, 5. Sınıf tescilinin bulunduğunu, 5. Sınıf tescil ile markalarının kullanımının ve kremlerinin üretiminin yapılamayacağını, marka devri için verilen ... adet senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bununla birlikte 19/09/2017 tarihinde dava konusu markalara ilişkin hükümsüzlük davası açıldığı, sözleşme tarihinin 03/04/2019 Tarihli olduğu, hükümsüzlük davasının sözleşme tarihinden önce olduğu, HMK'nın 145. madde gereği: "HMK 145, taraflar kanunda belirtilen süreden sonra kural olarak delil gösteremez; ancak gecikme amacı taşımayan ya da süresinde sunulamaması ilgilinin kusurundan kaynaklanmayan bir delilin sonradan gösterilmesine mahkeme izin verebilir." hükmünün bulunduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde bu hususun ileri sürülmediği ancak süresinde ileri sürülememesinin davacı tarafın kusurundan da kaynaklanmadığı, marka siciline hükümsüzlük davasına ilişkin işlenen şerh tarihi itibariyle, bu davayı önceden bilmediği ve sicilden görmediğinin anlaşıldığı, davacının sözleşme imzalarken ve dava açarken bu durumdan haberdar olmadığı, buna göre davacının yeni delil olarak hükümsüzlük davasını göstermesinin Mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiği halde dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu, davacı ile imzalanan sözleşme tarihinin 03/04/2019 olduğu, dava konusu markalara ilişkin hükümsüzlük davasının ise 19/09/2017 tarihi olduğu, buna göre davalının davacıya hükümsüzlük davası konusunda bilgilendirmediği, hükümsüzlük dava dosyası içeriğinden, davalı ... şirketi ile hükümsüzlük davası açan dava dışı marka sahibi yabancı menşeli ... Şirketi arasında distribütörlük ilişkisi bulunduğu ve davalının hükümsüzlüğe konu 17 adet markanın distribütörü olduğu şirkete ait olduğunu bildiği, mahkemece markaların kötüniyetli tescil edildiği gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 02/07/2019 tarihli 2017/171 Esas-2019/190 Karar sayılı hükümsüzlük kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği, davacı ... Şirketi'nin bu karara karşı 15/06/2020 tarihinde yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu ancak yargılamanın iadesi talebinin de reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına sunulan hükümsüzlük dava dosyası ve delillerden, davalı ... Şirketi tarafından, hükümsüzlüğe karar verilen markalar yönünden davacı tarafın esaslı hataya düşürülerek marka devir sözleşmesinin imzalandığı, davacının marka devrine ilişkin sözleşmeyi, marka hükümsüzlüğü davasını bilseydi yapmayacağı açık olmakla 03.04.2019 tarihli noter devir sözleşmesi ile üstlenilen devir bedeli ve senetlerin, hükümsüzlüğe karar verilen markalar yönünden iradesi sakatlanarak üstlenildiğinden, geçersiz olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, 10/03/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 22/06/2020 tarihli tedbir dilekçesi açıklamaları ile, 480.000,00 TL'lık ... senet yönünden açtığı menfi tespit davasını, 8 adet senet yönünden yapılan takiplere konu borçların ödendiğini, istirdat taleplerini saklı tuttuklarını beyanla; 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 Vadeli toplam 160.000,00- TL bedelli takibe konu edilmeyen dört adet senet yönünden ıslah ettiği, senetlerin her birinin 40.000,00 TL tutarlı sıralı senet olduğu, buna göre davacının 480.000 TL bedel ödeyerek devir aldığı 23 markadan hükümsüz kılınan 17 adet marka bulunduğu, buna göre her bir marka için 20.869 TL ödendiği, 17 markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle sözleşmenin feshinin bu 17 marka yönünden haklı olduğu, buna göre 17 marka için 354.783,00 TL borçlu olmadığı, menfi tespit talebine konu 160.000 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, dava konusu bu senetlerde, davalı ...'nın hamil olduğu, ... yönünden davanın kabulünün gerektiği, diğer davalı .... A.Ş.'nin senetlerde isminin bulunmadığı, ıslah dilekçesinde sözleşme nedeniyle sorçlu bulunmadığının tespitinin de talep edilmediği buna göre talep aşımı yapılarak karar verilemeyeceğinden bu davalı yönünden senetlerde hamil olmaması nedeniyle husumetten reddinin gerektiği, davalılar ... ve ...'ın dava konusu bu dört adet senetlerde adının bulunmadığı, davaya konu sözleşmenin tarafı olmayıp, uyuşmazlık konusu senet sebebiyle alacaklı konumunda olmadıkları, ticari ilişkinin tarafı olmayan üçüncü kişiler yönünden de ıslah nedeniyle husumet de bulunmadığı gözetilerek ,bu davalılar yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin dava dilekçesine ekli ödeme belgeleri, dekont ve makbuzlardan, davaya konu olup takibi yapılan diğer 8 adet senetlerin davadan önce ödendiği, davacı tarafın istirdat davası açabilecekken menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, 320.000 TL bedelli 8 adet senet yönünden, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm nedenlerle, Davacının 480.000 TL bedel ödeyerek devir aldığı 23 markadan hükümsüz kılınan 17 adet marka bulunduğu, buna göre her bir marka için 20.869 TL ödendiği, 17 markanın iptali nedeniyle sözleşmenin feshinini bu 17 marka yönünden haklı olduğu, buna göre 17 marka için 354.783,00 TL borçlu olmadığı, ancak davacının takibe konulmayan ve dava tarihi itibarıyla ödenmediği anlaşılan bu dört senetten dolayı menfi tespit talep etmiş olması nedeniyle taleple bağlı kalınarak 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 Vadeli toplam 160.000 TL senet üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/03/2026 tarih, 2024/850 E., 2026/206 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Davalı ..., A.Ş. Yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
-Davalı ... yönünden, davacının 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 Vadeli toplam 160.000 TL senet yönünden davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine,
- 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 Vadeli toplam 160.000 TL bedelli senetlerde davalılar ..., Davalı ...'ın alacaklı sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
-Davacının davaya konu 320.000 TL bedelli 8 adet senet yönünden açtığı menfi tespit davasında davalılar ... ve ... yönünden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, bu senetlere yönelik davalılar ... ve ... yönünden davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.929,60 TL karar harcından peşin alınan 8.197,20 TL'nin mahsubu ile 2.732,40 TL harcın davalı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b- Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 8.197,20 TL (peşin+ıslah) harcı 7,80 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.454,65 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 13.714,05 TL'nin, davalı ...'dan tahsiliyle davacılara verilmesine,
4/c-Davalı ... tarafından yapılan 50,00-TL tebligat ve müzekkere gideri yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davalı ...'a verilmesine, davalı ... tarafından yatırılan 62,00 -TL tebligat ve müzekkere gideri yargılama giderinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davalı ...'a verilmesine,
4/ç-Davacılar yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak, davacılara verilmesine,
4/d-Davalılar ..., A.ş., kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 'ne göre 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Davalıya ödenmesine, ..., A.Ş'ye verilmesine,
4/e-Davalı ... yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılar ...'a verilmesine,
4/f-Davalı ... yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılar ...'a verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 500,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.502,00 TL'nin davalı ...'dan tahsiliyle davacılara verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026