İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, çeklerdeki imza sahteciliği iddiasıyla açılan menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuk şartının eksikliği nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, bankaya ibraz edilen çeklerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını ve taklit edildiğini öne sürerek borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptalini talep etmiş; davalı ise çeklerin meşru hamili olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu ve davanın zorunlu ticari arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için usulden reddedilmesi gerektiğini savunmuş, ilk derece mahkemesi de zorunlu arabuluculuk şartı karşılanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/759
KARAR NO: 2026/1308
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/12/2025
NUMARASI : 2025/690 E. - 2025/820 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine bankaya ibraz edilen çeklerdeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu çeklerin hamiline karşı borcu bulunmadığını, müvekkilinin ...Limited Şirketi, ... Anonim Şirketi ... Şubesi tarafından kendisine verilmiş olan seri numaraları ... ve ... olan iki adet hamiline yazılı çek tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edildiğini, ancak çeklerin müvekkili şirketin yetkilisi tarafından imzalanmadığını, çek üzerindeki imzaların taklit edildiğini, ... ... Şubesinden alınan ... ve ... seri numaralı hamiline yazılı olan müvekkiline ait çeklere ödeme yasağı konulması ve icra takibi yasağı konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, söz konusu çeklerin iptali ile müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, ticari arabuluculuk sürecine tabi davanın arabulucuya başvurulmaksızın açılması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davaya konu çekleri uyması gereken tüm yasal mevzuata uygun olarak devir ve temlik almış olup çekin meşru hamili olduğunu, davacı keşidecinin, istihbarat çalışmaları kapsamında arandığında dava konusu çeki kendisinin keşide ettiğini ve dayanak ticari ilişkiyi kabul etmiş olduğunu, davacının, dava dilekçesinde imzaya itiraz etmiş olup işbu itirazın reddi gerektiğini, davacı keşidecinin imza itirazında bulunuyor olsa da çek karnesinin kendisine ait olduğunun açık olduğunu, çeklerin elinden ne şekilde çıktığına veya çalındığına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamış olduğunu, davacının kötü niyetli olduğu çeklerin kaybolduğuna, çalındığına veya nerede olduğuna ilişkin tarafınca herhangi bir suç duyurusu yapılmaması, savcılık dosyasının olmaması, ödemeden men kararı almamış olması ile görülebilmekte olduğunu, davacının imza itirazında bulunuyor olmasının tek amacının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, bu hususu açıklar nitelikte bir beyanda veya suç duyurusunu bildirir bir açıklamada bulunmamış olduğunu, davacının kötü niyetli olarak işbu davayı açmış olduğunu, nitekim; çeklerin kaybolduğu veya çalındığını iddia etmekle birlikte bu hususta bir suç duyurusu dahi yapılmamış olduğunu, davacının her ne kadar çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyor olsa da basiretli tacir olarak çekin ne şekilde kaybolduğunu veya elinden ne şekilde çıktığını açıklar nitelikte bir beyanda veya suç duyurusunu bildirir bir açıklamada bulunmamış olduğunu, davaya konu çeklerin faktoring işlemine tabi tutulması için müvekkili şirkete getiren ...Limited Şirketi' ne ve ...' ye davayı ihbar etme talepleri mevcut olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm gereği davacıya harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesine uygun hareket eden ve Yargıtay kararları ile TK 792 ve 687’nin açık metni gereğince müvekkili şirketin tamamen iyi niyetli olarak dava konusu çeke sahip olduğu; kaldı ki bu durumun aksinin, yani müvekkili şirketin kötüniyetle ve bilerek davacının zararına sebebiyet vermek amacıyla çeki iktisap ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, fakat davacı tarafından bunun kanıtlanamadığı, sebepleriyle davanın esas yönünden reddini, davanın aşağıda bilgileri yer alan, dava konusu çeklerden tarafına ihbarını; ... A.Ş. ... Şubesi, ... seri numaralı, 05.08.2025 keşide tarihli, 657.000,00 TL bedelli çek için; ...Limited Şirketi (VKN ...), ... A.Ş. ... Şubesi, ... seri numaralı, 15.08.2025 keşide tarihli, 562.000,00 TL bedelli çek için; ... (TC ...) davacının %20' den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2025/690 e. 2025/820 k. sayılı, 16/12/2025 tarihli kararı ile; "Davacının çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin iptalini talep ettiği, davanın niteliği itibariyle menfi tespit davası olduğu, davanın 7445 sayılı kanunla değişik TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olan davalardan olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde arabuluculuk tutanağı sunmadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulsa dahi arabuluculuk dava şartının, yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte olmadığı gözetilerek HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ... A. Ş. ... Şubesine ait ... seri numaralı 05.08.2025 keşide tarihli 657.000,00 TL bedelli ve ... seri numaralı 15.08.2025 keşide tarihli 562.000,00 TL bedelli çekler üzerinden menfi tespit davası açtığını, davacının toplam 1.219.000,00 TL bedelli çekler için yalnızca 100,00 TL üzerinden kısmi dava ikame ettiğini, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/690 e. ve 2025/820 k. sayılı 16.12.2025 tarihli karar ile davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ancak hükmedilen 100-TL vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, dava değerinin belirlenmesinin mümkün olmadığı hallerde güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için güncel vekalet ücretinin 45.000-TL olduğunu, yerel mahkemece 100-TL üzerinden vekalet ücreti tayin edilmesinin hakkaniyete ve taraf menfaatlerine aykırı olduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi ve ilgili doktrin görüşleri uyarınca davanın reddi halinde davalı lehine olması gerekenden az vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/2071 K. ve 2015/829 sayılı 18.2.2015 tarihli ilamında da belirtildiği üzere dava şartı yokluğu nedeniyle esasa girilmeden verilen kararlarda maktu tarife üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının sadece vekalet ücreti yönünden istinaf incelemesi neticesinde düzeltilmesini, müvekkili lehine 45.000-TL vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak çeke yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, davalı vekili tarafından 45.000-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiası ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davanın 18/08/2025 tarihinde açıldığı, arabuluculuk tutanağının sunulmadığı, mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği ve davalı lehine kısmi dava değeri olarak gösterilen 100-TL vekalet ücretine hükmedildiği görülmüştür. Somut olaya tatbiki gereken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) ''Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret'' başlıklı 7/2.maddesi; "(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklinde, AAÜT'nin 13/2 maddesi ise "(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiş olup dava değerinin şimdilik 100-TL olarak gösterildiği, böylece ilk derece mahkemesi tarafından usulden reddedilen davada işbu tarifenin 7/2. ve 13/2 maddelerini dikkate alarak davalı lehine 100-TL vekalet ücreti takdir etmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusuna itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında yapılan inceleme neticesinde, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../12/2025 tarih ve 2025/... E. 2025/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026