İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde ticari sözleşme, kefalet ve bonolardan kaynaklanan alacak davası istinaf kararı incelemesi.
Özet: Davacı şirket, davalı şirketle arasındaki ticari ilişkiden doğan ve 2007 tarihli bir sözleşmeyle belirlenen alacağını tahsil etmek amacıyla dava açmıştır; bu alacak, ilk etapta arsa ve fabrika satışıyla ödenmesi planlanan ancak gerçekleşmeyen 9.400.000 TL borcun bakiyesi ile davacının davalı şirket adına bankaya ödediği kefalet bedelleri ve devraldığı bono alacaklarından oluşmakta olup, davacı, hem davalı şirketten hem de sözleşmedeki kefaletleri ve bonolardaki sorumlulukları nedeniyle çeşitli şahıs davalılardan toplamda 4.556.919 TLlik alacağın tahsilini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/759
KARAR NO : 2026/1087
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/10/2022
NUMARASI : ... Esas - 2022/1069 Karar
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 24/01/2011
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki neticesinde davalı şirketin borcu doğduğunu, taraf şirketler ve davalılar ...'ın kefil olarak imzasının bulunduğu 31/08/2007 tarihli sözleşmede müvekkilinin davalı şirketten 9.400.000-TL alacağının kabul edildiğini bu borcun 3.700.000-TL'sinin dava dışı ...'a ait arsaların mahsup edilmesi, bakiyesinin ...'a ait fabrika binasının satılması ve satış bedelinin borca mahsup edilmesi yoluyla ödenmesi, fabrika binasının 31/12/2007 tarihine kadar satılamaması halinde taraflarca kurulacak komisyon tarafından tespit edilecek değerinin borca mahsubu, kalacak bakiye borcun ise taksitlendirilerek ödenmesi hususunda mutabık kalındığını, ...'a ait İstanbul ili ... ... mahallesi ... kenarı mevkiinde bulunan ve tapunun 18 pafta ... parsel sayısında kayıtlı taşınmazın 31/12/2007 tarihine kadar satılamadığını, taşınmazın değerini tespit edecek komisyonun seçimi için karşı tarafa gönderilen ihtarnameye kayıtsız kalındığını, davalıların komisyon kurulmasına iştirak etmemeleri nedeniyle müvekkilinin mahkemeye başvurarak değer tespiti yaptırdığını, Bakırköy 4. SHM'nin 2008/73 D.... sayılı dosyası ile taşınmazın değerinin bilirkişilerce 2.046.406-TL tespit edildiğini, bu tutarın 31/08/2007 tarihli sözleşme gereği davalı firmanın borcuna mahsup edilmesi ile borç bakiyesinin 3.653.594-TL kaldığını, 21/03/2008 tarihli ihtara rağmen borcun ödenmediğini, bunun dışında müvekkili şirketin davalı şirketin ...'ndan kullandığı kredilere de kefil olduğunu, kefalet gereğince müvekkilinin bankaya, 31/08/2007 tarihli mutabakattan sonra muhtelif tarihlerde 903.325-TL ödeme yaptığını, davalı şirketin bu şekilde toplam 4.556.919-TL borçlu olduğunu, davalılar ..., ... ve ...'nun 31/08/2007 tarihli sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladıklarını, bu sözleşmede belirtilen borç bakiyesi 3.653.594-TL'den kefil sıfatı ile sorumlu olduklarını, müvekkilinin davalının kullandığı kredilere kefaletinden dolayı muhtelif tarihlerde bankaya 1.056.476,87-Euro ödediğini, kefil sıfatı ile yapılan ödemelerden dolayı 1.056.476,87-Euro için bankanın kanuni halefi olduklarını, buna ilişkin 07.03.2008 tarihli belgenin verildiği, davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından davalı şirket lehine müşterek tanzim edilerek Bankaya verilen toplam 1.041.370-Euro tutarlı bono asıllarının da müvekkiline teslim edildiğini, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'in halefiyet yolu ile iktisap edilen bono bedellerinin vade tarihlerindeki TL karşılığı olan 1.930.151,64-TL kadar borçlu olduklarını, bonoların bir kısmının İstanbul 13.İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine icra takiplerinin iptal edildiğini, karar düzeltme talebinde bulunulduğundan iptal kararlarının halen kesinleşmediğini, bu sebeple bonolardan kaynaklanan alacak için alacak davası açılacağını, netice olarak davalı şirketin müvekkiline 31.08.2007 tarihli sözleşme ile belirlenen borcun bakiyesi olan 3.653.594-TL ve kefalet sebebi ile ödenen 903.325-TL olmak üzere 4.556.919-TL borçlu olduğunu, davalı ...'nun 31.08.2007 tarihli sözleşmedeki kefaleti nedeni ile 3.653.594-TL borçlu olduğunu, davalı ... ve ...'nun buna ilaveten halefiyet yolu ile iktisap edilen bono bedellerinin vade tarihlerindeki TL karşılığı olan 1.930.151,64-TL borçlu olduklarını, davalı ... ve ...'nun davalı firmanın toplam 4.556.919-TL miktarındaki borcunun 2.626.767,36-TL'sinden 31.08.2007 tarihli sözleşmedeki kefaletleri nedeniyle, 1.026.826,64 TL'sinden hem 31.08.2007 tarihli sözleşmedeki kefaletleri, hem de bonolar sebebi ile 903.325-TL'sinden sadece bonolar sebebi ile sorumlu olduklarını, davalı ..., ... ve ...'in halefiyet yolu ile iktisap edilen bono bedellerinin vade tarihlerindeki TL karşılığı olan 1.930.151,64-TL borçlu olduklarını belirterek 4.556.919-TL alacağın şimdilik 2.403.325-TL'sinin 1.500.000-TL için 01/04/2008, 7.024,14-TL için 01/10/2007, 241.276,50-TL için 19/10/2007, 6.051,09-TL için 30/10/2007, 4.968,12-TL için 31/12/2007, 4.898,99-TL için 30/01/2008, 5.082,66-TL için 29/02/2008, 634.023,50-TL için 06/03/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte cari hesap ve bonolara dayalı olarak davalı ...'dan müteselsilen tahsiline, alacağın şimdilik 1.500.000-TL'sının 01.04.2008 tarihinden itibaren işletecek ticari faizi ile ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 4.556.919-TL alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.403.325-TL'sinin (473.173,36-TL'sinin 31.08.2007 tarihli sözleşmedeki kefalete, 1.026.826,64-TL'sinin hem sözleşmedeki kefalete hem de bonolara dayalı olarak 01.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ve 903.325-TL'sinin sadece bonolara dayalı olarak) bono vadelerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ... ve ...'ndan müteselsilen tahsiline, alacağın 1.930.151,64-TL'sinin bonolara dayalı olarak, bono vadelerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili; davacı şirket aleyhine dava konusu edilen senetlere ilgili borçlu olunmadığına dair Bakırköy 3 ATM ...E. sayılı dosya ile menfi tespit davası açıldığını, davacı şirketin kefaletinin mutlak butlanla batıl olduğunu, davacı şirketin ana sözleşmesinde üçüncü kişilerin borçlarına kefil olabileceğine ilişkin bir faaliyet amaç ve konusu bulunmadığından davacının kefaletinin geçerli olmadığını, ... ile imzalanan 30.12.2005 tarihli kredi sözleşmesini kefiller ..., ..., ..., ... ve ... ... ile aynı anda imzaladığını, davacı ile ... ve ...'ın sözleşmenin tanzim tarihinde kefaletlerinin olmadığı için sözleşmede imzalarının bulunmadığını, daha sonra kredi borçlusu şirketin muvafakati ve onayı olmadan alındığı için geçersiz olduğunu, bir an için kefil olarak kabul edilmeleri halinde dahi genel kredi sözleşmelerindeki kefaletlerinin limiti bulunmadığını, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu, buna bağlı olarak rücu haklarının da bulunmadığını, davacı şirketin dava konusu bonoları usul ve yasaya uygun ciro silsilesi ile elde etmediğinden yasal hamil sıfatının ve buna bağlı takip ve alacak hakkı bulunmadığını, davacıya ciro yoluyla yapılmış bir teslim söz konusu olmadığı için meşru hamil sayılamayacağını, bu nedenle İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında takibe konu bonolar için Bakırköy 3. ATM'nin ...E. Sayılı dosyasında 24 adet bononun iptali istemli dava açıldığını, davalı ...'in senetlerde avalist olduğunu, bonolar üzerinde tanzim yeri bulunmadığını, bono üzerinde sadece aval verenin adresinin yazılmasının o bonoyu TTK 688/6 maddesi uyarınca kıymetli evrak haline getirmeyeceğini, davacının bonoların meşru hamili olmadığının ve dava konusu bonoların kambiyo senedi vasfında olmadığının Yargıtay 12. HD'nin 2010/20193-20737 sayılı kararı ile sabit olduğunu, dava konusu bonoların zamanaşımına uğradığını, sözleşmede adı geçenlerin davalı ... şirketinin ortağı veya yetkilisi olmadıklarını, sözleşmede yetkili veya vekil ibaresinin de yer almadığını, ayrıca kefil olunduğunun da yazılı olmadığını, şekle uygun olmayan kefaletin mutlak butlan ile hükümsüz olduğunu, BK m.483'de kefalet sözleşmesi ile kefilin asıl borçlunun alacaklısına karşı olan asıl borcunun ödenmesini yüklendiğini, asıl borç sona erdiğinde kefaletinde kendiliğinden sona ereceğini, davalı ... şirketinin davacı tarafa borcu olmaması nedeni ile olmayan borca kefil olunamayacağını, belgenin bir an için geçerli bir kefalet sözleşmesi olarak kabul edilmesi halinde dahi kefaletin adi kefalet olarak kabul edilmesi gerektiğini, belgede davalıların müteselsil kefil olarak belgeyi imzaladıklarına ilişkin bir ibare bulunmadığını, asıl borçludan takip yolları tüketilmediği müddetçe kefile başvurulamayacağını belirterek davanın reddine, davacının %40 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; davacının kefaletinin mutlak butlanla batıl olup yok hükmünde olduğunu, davacı şirketin ... Bankasının haklarına halef olmasının hukuken mümkün olmadığını, 31.08.2007 tarihli ... firmasının ... firması ile arasındaki cari hesap durumunun görüşüldüğü toplantıda hazırlanan bu belgenin kefalet sözleşmesi olmadığını, sözleşmede adı geçenlerden hiç birinin ... firmasının ortağı veya yetkilisi olmadığını, bu belgede yetkili veya vekil ibaresinin de yer almadığını, belgede bulunan imzaların yanında kefil olunduğunun da yazmamakta olduğunu, kefalet sözleşmesi olarak geçerli bir belgenin bulunmadığını, kefaletin geçerli olması için kefalet limitinin belli olması gerektiği gibi açıkça borca kefil olunduğunun yazılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... ...AŞ vekili; davacının bankaya verdiği kefaletinin mutlak butlanla batıl olup yok hükmünde olduğunu, davacı şirketin dava konusu edilen senetlerde meşru hamil olmadığını, bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliğin yeterli olmayıp aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla kanıtlaması gerektiğini, senetlerdeki hak ve alacakların ayrı bir yazılı sözleşme ile devredilemeyeceğini, senetlerdeki hak ve alacakların senedin arkasına atılan geçerli bir ciro ile temlik edilebileceğini, dava konusu senetlerin kambiyo niteliğinde olmadığını, 31.08.2007 tarihli anlaşmayı diğer davalıların kefil olarak imzalamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Davanın Bakırköy 1. ATM'nin 2011/53 E. sırasında açıldığı, mahkemelerin birleşmesi ile yargılamaya Bakırköy 5. ATM'nin ... E. sırasında devam edildiği, davanın Bakırköy 3. ATM'nin ... E. sayılı davası ile birleştirildiği, bahsi geçen davada verilen tefrik kararı ile yargılamanın devam ettiği Bakırköy 3. ATM'nin ... esas sırasında mahkemece; anlaşma başlıklı 31/08/2007 tarihli sözleşme ve davalı şirket tarafından kullanılan kredinin kefil olarak davacı şirket tarafından ödenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı olarak 2.030.800-TL, banka kredi ödemesinden kaynaklanan 903.325,00-TL olmak üzere toplam 2.934.125-TL borcu bulunduğu, davacının sözleşmeden kaynaklı 1.500.000-TL ve banka kredi ödemesinden kaynaklı 903.325-TL alacak talep ettiği, 31/08/2007 tarihli sözleşmede açıkça faiz istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, banka kredisi ile ilgili olarak davacı tarafından herhangi bir ihtarname gönderilip davalı temerrüde düşürülmediğinden ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmadığından davalının dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, davacının dava dilekçesinde davalı ... ile ilgili olarak şimdilik 1.500.000-TL'yi talep ettiği, davalılar vekili ve aynı zamanda davalı sıfatını taşıyan davalı ...'nun 31.08.2007 tarihli sözleşmeyi şahsen imzaladığı, sözleşmede davalı şirketin borcunun ne şekilde tasfiye edileceğinin kararlaştırıldığı, davalı ile birlikte ölü davalı ... ve diğer davalı ... tarafından şahsen de imzalandığı belirtilerek imzalanmış olup bağımsız bir borcun ödenmesinin üstlenilmediği, teminat beyanının bağımsızlığını ve asli niteliğini kaybederek fer’i nitelik yani asıl borca bağlı hâle geldiği, sözleşmedeki teminatın garanti sözleşmesi amacı ile değil kefalet amacı ile verildiği, 818 sayılı BK’nın 484. (6098 sayılı TBK’nın 583.) maddesi gereğince kefilin sorumlu olduğu miktarın sözleşmede belirtilmemiş olması karşısında kefalet sözleşmenin bu hâli ile geçersiz olduğu,davacı vekilinin davalılar ... ve ... hakkındaki açtıkları davada bu davalılar ilgili olarak 2.403.325-TL alacağın 473.173,36-TL'sinin 31.08.2007 tarihli sözleşmedeki kefalete, 1.026.826,64-TL'sinin hem sözleşmedeki kefalete hem de bonolara dayalı, 903.325-TL'sinin ise sadece bonolara dayalı olarak talep edildiği, 31/08/2007 tarihli sözleşmedeki kefaletin bu davalılar yönünden de geçersiz olduğu, buna karşılık davalılar ... ve ...'nun davalı şirketin bankadan kullandığı kredilerin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili oldukları, davacının kredi borcunu ödemesiyle bankaya olan borçlarından kurtuldukları, bu nedenle davacının yaptıkları ödemelerden dolayı davacı şirkete borçlu oldukları, bu davalılardan istenen diğer alacağın 24 adet bononun toplamı olan 1.026.826,64-TL olduğu ve bu bonolardan dolayı davalılar ..., ...-...-... ve ... tarafından davacı şirket ve davalı şirket aleyhine Bakırköy 3. ATM'nin ..sayılı dosyasında davacı şirket tarafından Icra takibine konu edilen dava konusu 15 adet ve icra takibine konu edilmeyen 9 adet bonodan dolayı davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, dolayısıyla davacının bonolara dayalı olarak alacak talebinde bulunamayacağı, davacının davalılar ..., ... ve ... ile ilgili olarak “Alacağın 1.930,151,64 TL'sinin bonolara dayalı olarak, bono - vadelerinden - itibaren - işleyecek faizi ile birlikte davalı ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili” isteminde bulunduğu, kesinleşen karar ile adı geçen bu davalıların 24 adet kredi açan bankaya teminat otarak verilen bonolardan dolayı davacı şirkete borçlu olmadıkları gerekçesiyle davacının davalı ... ... ...AŞ aleyhine sözleşmeden kaynaklı olarak açtığı davanın kabulü ile 1.500.000-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının davalı ... ... ...AŞ, ... ve ... miraşçıları (... ve ...) aleyhine dava dışı bankaya ödenen kredi ödemesinden kaynaklı olarak açtığı davanın kabulü ile 903.325-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının davalı ... miraşçısı ... Aleyhine dava dışı bankaya ödenen kredi ödemesinden kaynaklı olarak açtığı davanın bu kişinin mirası reddetmesi nedeniyle reddine, davacının davalı ... ... ...AŞ aleyhine sözleşmeden kaynaklı olarak açtığı davada fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, davacının davalılar, ..., ... ve ... mirasçıları (..., ... ve ...), ..., ... ve ... aleyhine sözleşmeden ve bonolardan kaynaklı olarak açtığı davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : 1-Davacı vekili; 31/08/2007 tarihli sözleşmedeki kefalet imzalarının geçerli olduğunu, sözleşmenin hem şirket adına kefaleten ve şahsen imzalandığını, bahsi geçen sözleşmenin son cümlesinde tarafların şahsi ve şirket adına işbu sözleşmeyi imzaladıklarını açıkça ifade ettiklerini, sözleşmenin davalılardan ... tarafından hazırlandığını, yine müvekkili şirketin, davalı şirketin borcuna kefil olmasına dair işlemin geçerli olduğunu, müvekkili şirketin tamamen davalıların bilgisi ve onayı dahilinde kefil olduğunu, davalı şirketin yapılan ödemelerin bir kısmını muhasebeleştirildiğini, buna rağmen müvekkilinin kefaletinin geçerli olmadığının ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin ... Bankasından kendisine intikal eden bonoların meşru hamili olduğunu, müvekkilinin dava dışı bankaya kefil olarak yaptığı ödemeler nedeniyle dava dışı bankaya 1.056.476,87-Euro halef olduğunu, yaklaşık bu tutara tekabül eden bono asıllarının müvekkiline belgeyle birlikte teslim edildiğini, kefilin eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarına halef olacağını, davada dava dışı bankanın meşru hamil olduğu hususunda herhangi bir duraksama bulunmadığını, ödemeyle birlikte alacaklı bankanın tüm haklarının müvekkiline geçtiğini, bunun için ciroya gerek de bulunmadığını, ayrıca bonoların yasal unsurları içerdiğini, senette unsurun olmadığına dair dar yetkili icra hukuk mahkemesi kararının esas alınamayacağını, davalı ...‘in bonoda avalist olmadığını, bonoyu keşide eden beş kişiden biri olduğunu, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun itiraza uğradığını, mahkemece taşınmaz değerinin hatalı tespit edildiğini, bilirkişilerinin delil tespiti raporundan hiç bahsetmediklerini, yine binanın kapalı olması nedeniyle binanın içini görmediklerini, rapor tarihi itibari ile imar işlem dosyasının mahkemeye intikal etmediğini, binanın büyük kısmının kaçak olduğunu, üç adet yapı tatil tutanağı bulunduğunu, yıkıma dair encümen kararı bulunan binanın değerinin dikkate alınamayacağını, bilirkişiler tarafından belirlenen değerin her halükarda fahiş olduğunu, inşaat miktarının 7364 m² olduğuna dair bilirkişi görüşünün dayanaksız ve gerçek dışı olduğunu bu hususta ek bir rapor raporuna itiraz edildiğini, aşamalarda alınan bilirkişi raporlarını ayrıntılı itiraz edildiğini, itirazların dikkate alınmadığını, mütemerrit olan davalı yönünden faize hükmedilmediğini, sözleşmedeki faize ilişkin düzenlemenin akdi faiz için olduğunu, temerrüt faizini kapsamadığını, müvekkili tarafından ödenen 903.225-TL açısından faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesinin de doğru olmadığını, 31.08.2007 tarihli sözleşmede kefil olunan miktarını yazmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğu belirtilmiş ise de sözleşmede açıkça borç miktarından bahsedildiğini belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Davalı ... ...AŞ, ... ve ... vekili; müvekkillerinin murisi ... yönünden alacağın 31.08.2007 tarihli belgeye dayandırıldığını, ... yönünden bankaya ödenen kredi borcu ile ilgili talepte bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilleri aleyhine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kefiller arasında rücu ilişkisinde kefillerin kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabileceğini, genel kredi sözleşmesi incelendiğinde taraflar dışında da müteselsil kefiller bulunduğunu, bu nedenle ödeme yapan her bir kefilin ödeme miktarının kefil sayısına bölünmesi ile bulunacak miktarı talep edebileceğini, davacı tarafın dosyaya sunduğu dekontlarda ödemeyi yapan kişinin adı ve ödeme sebebinin yer almadığını, ödemelerin kendisi tarafından yapıldığını da ispatlanamadığını, bu nedenle kredi ödemelerinin davacı şirketi yapmış gibi davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının defterin delil niteliğinde olmadığını, 31.08.2007 tarihli sözleşmede imzası bulunan kişilerin ... ...AŞ adına yetkili veya vekil sıfatının bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, sözleşmede faiz istenemeyeceğinin yazılı olduğu halde faiz hükme edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının İşbankasının hakkına halef olmasının mümkün olmadığını, şirketin konusu itibarıyla geçersiz bir durum bulunduğunu, şirketin üçüncü kişilere kefil olmak gibi bir amacının bulunmadığını, yine diğer kefillerin sözleşme tarihlerinde kefaleti olmadığı için sonradan alınan kefaletlerin geçersiz olduğunu, genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti bulunmadığından kefaletlerin geçersiz olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir
3-Davalı ...; bankaya kendisi adına herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava dilekçesinde bankaya ödenen 903.325-TL yönünden diğer davalılar ve kendisi hakkında herhangi bir talepte bulunulmadığını, yine rücu ilişkisinde kefillerin kendi payını ödemekten kaçınabileceğini, bu hususun dikkate alınmamasının da doğru olmadığını, dekontlar üzerinde kredi ödemesinin kimin tarafından yapıldığının açık olmadığını ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, davacının davalı şirketten 31/08/2007 tarihli sözleşme kapsamında olan alacağının ve davalı şirketin asıl borçlusu olduğu kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla yapılan ödemeden kaynaklı rücu alacağının davalı şirket ile kefil ve senet borçlusu olan diğer davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacının alacak talepleri 31/08/2007 tarihli sözleşme ile bankaya kefil sıfatıyla yapılan ödemeden kaynaklanmaktadır.
Davacının alacak taleplerinden birincisini oluşturan 31.08.2007 tarihli "Anlaşma" başlıklı sözleşmede davalı şirketin davacı şirkete 31.08.2007 tarihi itibariyle 9.400.000-TL borçlu olduğu, dava dışı bir kısım davalıların ortağı olduğu ... ......Ltd.Şti'ye ait iken davacı şirketin ortağı ve yetkilisi ...'a devredilen Çorlu ...deki arsaların değeri taraflarca 3.700.000-TL kabul edilerek davalı şirketin borcundan düşüldüğü, bakiye 5.700.000-TL borcun kaldığı, ... ... mahallesinde bulunan 18 pafta ... parsel sayısında kayıtlı taşınmazın 31/12/2007 tarihine kadar satılarak hesaptan düşüleceği, bu tarihe kadar satılmaması halinde kurulacak komisyon tarafından belirlenecek taşınmaz değerinin borçtan mahsup edileceği kararlaştırılmıştır. Bahsi geçen sözleşme davacı ... davalı şirketin dışında, dava dışı ..., ..., ... ile davalılar ..., ... ve ... tarafından da imzalanmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda 31.12.2007 tarihi itibariyle ... - ... sınırları içinde kalan ... sayılı parselin değeri 3.669.200-TL olarak belirlenmiş olup, taşınmazın değerinin davacı alacağından düşülmesi ile (5.700.000 - 3.669.200) 31/08/2007 tarihli sözleşmeden kalan borç 2.030.800-TL tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça taşınmazın değeri yönünden bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de 30/03/2021 tarihli bilirkişi kök raporunda taşınmazın üzerinde 3.344 m2 ve 4.020 m2 iki ayrı bina bulunduğunun, taşınmazın değerine etki edebilecek olumlu ya da olumsuz unsurların raporda denetime elverişli bir şekilde gösterildiği, taşınmazın görselleri ve krokisiyle hesaplamaların dayanağının sunulduğu, üzerinde yer alan yapıların yaşının ve durumunun değerlendirildiği, yine emsallerin tartışıldığı, ek rapor ile dava tarihindeki değerin belirlendiği anlaşılmakla davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sözleşmede davalılar ...'nin asıl borçlu ile birlikte bağımsız borç üstlendikleri ileri sürülmüş ise de sözleşme hükümlerinin incelenmesinde davalı şirketin davacıya olan borcunun ne şekilde tasfiye edileceği düzenlenmiş olup davalılar ..., davalı şirketten bağımsız olarak bir borç üstlenmemişlerdir. Sözleşmenin son paragrafında adı geçen davalıların sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladıkları açıkça belirtilmiştir. Sözleşme hükümlerinde kefaletten öte garanti taahhüdü bulunmamaktadır. Bu durumda davalılar ...'nin sorumluluğunun 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 483. ilâ 503. maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle 818 sayılı BK’nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. Bahsi geçen sözleşmede kefillerin sorumlu olduğu miktar gösterilmemiştir. Yine sözleşmede asıl borçlusunun sorumlu olduğu borç tutarı açıklanmaya çalışılmış ise de Çorlu ... deki arsaların değeri 3.700.000-TL kabul edilerek borçtan düşülmesi ile borç bakiyesi 5.700.000-TL olarak belirlenmiş, ancak ... mahallesinde bulunan 18 pafta ... parsel sayılı taşınmaza karşılık ne kadar tutarda mahsup yapılacağı gösterilmemiştir. Dolayısıyla asıl borçlunun borcu da Yenibosnadaki taşınmazın 31/12/2007 tarihindeki değerine bağlı olduğundan sözleşmede kesin bir borç belirlemesi yapıldığının kabulü mümkün değildir. Bu durumda kefalet sözleşmesinde geçerli olan belirlilik ilkesi de dikkate alınarak davalılar ...'nin sorumlu oldukları miktar açıkça tespit edilemediğinden kefalet sözleşmesi adı geçen davalılar yönünden geçersizdir.
Yine sözleşmede faiz ödenmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davacının faize ilişkin istinaf nedenleri de yerinde değildir.
Davacının alacak taleplerinden ikincisi ise davalı şirketin kredi borcunun kefil sıfatıyla ödenmesine dayanmaktadır. Davacı şirketin, davalı şirketin banka kredi borçlularını ödemek amacıyla yaptığı ödemelerin toplamı ise 903.325-TL olup bahsi geçen tutarları davalılardan banka sözleşmelerinde kefaletleri nedeniyle talep etmektedir.
Davalı şirket ile dava dışı ... arasında düzenlenen 30.12.2005 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete kredi kullandırılmış olup, sözleşmede ..., ..., ..., ..., ..., ... ve davacı şirketin 889.000-Euro için kefil sıfatıyla imzaları bulunmaktadır. Dava dışı banka tarafından düzenlenen 07.03.2008 tarihli yazıda asıl kredi borçlusu davalı şirketin ödemediği 1.056.476,87-Euro kredi borcunun kefil sıfatıyla davacı şirket tarafından ödendiği, kredi borcunun teminatı olarak 30.06.2006 - 30.12.2008 tarihleri arasında vadeleri bulunan Euro üzerinden düzenlenen 26 adet bono üzerinde davacının 1.056.476,87 Euro için BK.m.496 uyarınca halef olduğu bildirilmiştir. Kredinin teminatı olarak düzenlenen 26 bonodan 24 adeti davacı şirkete 06.03.2008 tarihinde düzenlenen tutanak ile teslim edilmiştir. Bahsi geçen bonoların lehtarının davalı şirket, borçlularının ise davalı ... dışındaki gerçek kişi davalılar olduğu, lehtarın cirosu ile dava dışı bankaya teslim edildiği, davacı tarafından başlatılan icra takiplerinin davacının yasal hamil olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından davacı şirket ve davalı şirket aleyhine açılan Bakırköy 3. ATM'nin ...E. Sayılı dosyasında 09.02.2009 tarihinde davacı şirket tarafından icra takibine konu edilen 15 adet ve icra takibine konu edilmeyen 9 adet dava konusu bonolardan dolayı menfi tespit isteminin kabul edildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının bonolara dayalı alacak istemi yerinde değildir.
Bununla birlikte davacının 903.325-TL alacağı, genel kredi sözleşmesi kapsamında ödediği tutara dayalı olup, bankanın sözleşme kapsamında aldığı bonolar, kefil sıfatıyla ödeme yapan davacıya tevdi edilmiştir. Dolayısıyla dava dilekçesinin neticei talep kısmında 903.325-TL alacak kefillerden bonolara dayalı olarak talep edilmiş ise de alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır. Zira bahsi geçen bonolar kredi alacağının teminatını teşkil etmek üzere düzenlenmiştir. Bu durumda bonolar geçersiz olsa dahi davacının alacağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığından davacının alacağının bonolara göre değil genel kredi sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bonolarda borçlu sıfatıyla imzası bulunan ...-...-..., ... ve ... isimli davalılar aynı zamanda genel kredi sözleşmesinde kefil olduğundan bu kefaletleri nedeniyle davacıya karşı sorumlulukları bulunmaktadır.
Davalılarca, şirketin işletme mevzusu içinde yer almaması nedeniyle davacının kefaletinin geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de bir ticari işletmenin ana sözleşmesinde belirtilen işletme mevzuuna doğrudan doğruya girmemekle beraber, o işletmenin ticari faaliyetlerini kolaylaştıran ticari ... ve ticari sözleşmelerin de o işletme mevzuu içinde bulunduğu doktrin ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. (Bkz. Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri cilt: 2, Ankara 1982, sh. 535, 11. HD. E.2005/4621 K.2005/7778 T. 19.7.2005; 11.HD. E.392, K.981 T. 4.3.1979; 13. HD. E.2008/10689 K.2009/3770 T.23.03.2009) Bir ticari işletmenin faaliyetini sürdürebilmesi için gerektiğinde kredi temini yoluna gitmesi ve bu nedenle başkasının kefaletini temin etmesi olağan olduğu gibi, başka bir şirkete kefil olması da mutad bir işlemdir. O halde kefalet akdi, ticari hayatın gereği olarak yapılan mutad ... ve muamelelerden olduğundan, şirket ana sözleşmesinde bu hususta açık hüküm olmasa dahi normal koşullarda şirketi bağlayıcı ve geçerli kabul edilmelidir. Bu nedenle davalıların, davacı şirketin kefaletinin geçersizliğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir. Yine, davalılarca, kredi borcunun kim tarafından ödendiğinin açıklığa kavuşturulmadığı ileri sürülmüş ise de banka tarafından davacıya verilen halefiyet belgesi karşısında aksi yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir.
818 sayılı BK’nın 488. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 587. maddesi) "Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.
Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir." şeklindedir. Ancak dosyada mevcut genel kredi sözleşmesi incelendiğinde davanın tarafları dışında da müteselsil kefillerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı ancak herbir kefilden ödediği miktarın kefil sayısına bölünmesi ile bulunacak miktar kadar rücuen tahsil talebinde bulunabilecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5099 E. 2021/4421 K. Sayılı içtihadı). Genel kredi sözleşmesinde davacı da dahil olmak üzere toplam 8 kefil bulunmaktadır. Bu durumda rücu ilişkisinde ödeme yapan davacı kefile karşı her bir kefil ayrı ayrı (903.325/8=) 112.915,62-TL ile sorumludur. Bu husus dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından davalı ... ve ... mirasçısı olan davalılar Derin ve ...'nun istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Yine, kefil sıfatıyla sorumluluğu bulunduğu halde bononun geçersizliğine dayalı olarak ..., ... ve ... yönünden davanın reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Öte yandan; alacaklıya borcu ifa ederek onun yerine geçen kefil ile asıl borçlu arasında ortaya çıkan borç, asıl borçtan ayrı bir borçtur. Zira alacaklıyı tatmin eden kefilin, alacaklının asıl borçlu ile arasındaki borç ilişkisinden doğan alacağının, kefilin alacaklıyı tatmin ettiği oranda bir para borcuna dönüşerek kefile geçmesi yeni bir borç doğurmaktadır. Dolayısıyla alacaklının asıl borçludan beklediği ifa ile kefilin alacaklıya halef olduktan sonra asıl borçludan beklediği ifa aynı değildir. Alacak yenilendiği için artık asıl borçlunun borcu da değişmiştir. Bu durumda yeni bir borç ilişkisi doğduğundan faiz için borçlunun temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Somut olayda davacı ödeme yaptıktan sonra davalıları temerrüte düşürdüğüne ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda davacının rücuen alacağa uygulanan faizin başlangıç tarihine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle; davacının her bir kefilden ödediği miktarın kefil sayısına bölünmesi ile bulunacak miktar kadar talepte bulunabileceği ve davalılar ..., ... ve ...'ın genel kredi sözleşmesindeki kefil sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından, davacı, davalı ... ve davalı ... mirasçıları ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 31/08/2007 tarihli protokolden kaynaklanan 1.500.000-TL'nin davalı ... ... ...AŞ'den alınarak davacıya ödenmesine, diğer davalılar yönünden 31/08/2007 tarihli protokole dayalı alacak isteminin reddine, rücuen alacak talebi bakımından 903.325-TL'nin davalı ... ... ...AŞ, ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'dan dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, kefil olan davalıların bu alacaktan her birinin ayrı ayrı 112.915,62-TL ve bu tutara dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasına, kefalete ve bonolara dayalı fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ...'nun mirasını reddeden davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... ...AŞ'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı ... .... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekili ve davalı ... (mirasçıları ... ve ...) vekili ve ...'nun istinaf başvurularının kabulüne; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2022 Tarih ... Esas - 2022/1069 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
Davanın kısmen kabulü ile;
"A) 31/08/2007 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 1.500.000-TL'nin davalı ... .... AŞ'den alınarak davacıya ödenmesine, 31/08/2007 tarihli sözleşmeye dayalı olarak alacak isteminin diğer davalılar yönünden reddine, davacının davalı ... .... AŞ yönünden fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına,
B) Davacının rücuen alacak isteminin kısmen kabulü ile 903.325-TL'nin davalı ... ....AŞ, ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'dan dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, kefil olan davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'ın bu alacaktan sorumluluğunun her birinin ayrı ayrı 112.915,62-TL ve bu tutara dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmasına, davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ... yönünden fazla istemin reddine, davalı ...'nun mirasını reddeden miraşçısı davalı ... yönünden davanın reddine, davacının bonolara dayalı fazla isteminin reddine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 164.171,13-TL harçtan peşin alınan 35.689,40.-TL'nin mahsubu ile 128.481,73-TL harcın davalılar ... .... AŞ, ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ..., ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'ın harçtan sorumluluğunun her birinin ayrı ayrı 7.713,26-TL ile sınırlı tutulmasına,
Davacı tarafından yatırılan 35.707,80-TL peşin harçların davalılar ... .... AŞ, ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ..., ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'ın davacıya karşı harçtan sorumluluğunun her birinin ayrı ayrı 1.677,55-TL ile sınırlı tutulmasına,
Davacı tarafından yapılan 12.850-TL bilirkişi ücreti, 300,50-TL tebligat-posta masrafı ve 130-TL ATGV araç ücreti olmak üzere toplam 13.280,50.-TL yargı giderinin davalılar ... .... AŞ, ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ..., ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'ın yargı giderinden sorumluluğunun her birinin ayrı ayrı 623,91-TL ile sınırlı tutulmasına,
Davacı lehine takdir olunan 354.432,25-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... .... AŞ, ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ..., ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'ın vekalet ücretinden sorumluluğunun her birinin ayrı ayrı 18.066,49-TL ile sınırlı tutulmasına,
Davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ... lehine takdir olunan 338.657,31-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,
Davalı ... ...AŞ'den alınması gereken 164.171,13-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 41.042,78-TL harcın mahsubu ile kalan 123.128,35-TL harcın adı geçen davalı şirketten alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı ... tarafından yatırılan 15.426,53-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,
Davacı tarafından yapılan 424-TL istinaf yargı giderinin davalılar ... .... AŞ, ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ..., ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ..., ..., ... (mirasçıları ... ve ...), ... ve ...'ın sorumluluğunun her birinin ayrı ayrı 20-TL ile sınırlı tutulmasına,
Davalı ...,... tarafından yapılan istinaf yargı giderinin miktarına ve davanın reddi oranı gözönüne alınarak üzerlerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026