Adana BAM 9. Hukuk Dairesinin, davacının hizmet sözleşmesinin haksız feshini iddia ederek aynen ifa veya tazminat talep ettiği ticari dava istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli bir şekilde feshedildiğini iddia ettiği sürekli edimli hizmet sözleşmesinin aynen ifasını veya tazminatını talep etmektedir; zira davalı, davacının uzun süreli çalışma beklentisiyle yaptığı yatırımlara ve sözleşmenin uyarlanması teklifini kabul etme iradesine rağmen, ödemeleri geciktirme, haksız gerekçelerle kusur yaratma çabaları ve makul süre tanımadan tek taraflı fesih bildiriminde bulunma gibi eylemlerle sözleşmeyi sona erdirmeye çalışmış olup, davacı bu durumun haksız olduğunu ileri sürerek telafisi imkansız zararların önlenmesi için dava sonuçlanıncaya kadar işin aynen ifasını istemektedir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1995 KARAR NO : 2026/2289T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 04/10/2023NUMARASI : 2018/468Esas ve 2023/729KararASIL VE BİRLEŞENDAVACI : VEKİLİ : Av. ... ASIL VE BİRLEŞEN DAVALI : DAVA : Sözleşmenin Haksız Feshedildiğinin Tespiti ile Aynen İfası ya da TazminatİSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ :14/07/2026YAZIM TARİHİ :14/07/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi 04/10/2023 tarihli ve 2018/468 Esas-2023/729 Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; taraflar arasında karşılıklı borç yükleyen sürekli edimli sözleşme bulunduğunu, çalışma daha eski yıllara dayanmakla birlikte taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin 01/01/2018 başlangıç ve 31/12/2019 bitiş tarihli olduğunu, davalı şirketin ... Kurucu ve işleticisi olarak çalışmakta olduğunu, sözleşmenin 2872 sayılı Çevre Kanun'na ve 26/12/2004 tarih ve 25682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmakla yürürlüğe giren Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrol Yönetmeliği'ne uygun olarak hizmet almak ve vermek amacıyla imzaladığını, davacının sözleşmeyi, şarta bağlı ve dolaylı olarak 31/12/2021 tarihine kadar uzatılabileceği inancıyla imzaladığını, bu sebeple sözleşmenin 2.5 maddesinde istenilen özelliklere haiz araçları satın aldığını, sözleşmenin 2.1 maddesinde aranan nitelik ve sayıda personeli istihdam ettiğini, davalı şirketin bünyesinde, özelleştirmeden kaynaklanan bazı hisse değişikleri olduğunu, yeni hissedarların şirketin imzalamış olduğu sözleşmeleri bilerek, yatırımlarının kar ve zararını hesaplayarak ihaleye girmiş olduklarını, buna rağmen davalının, davacıya yüklenecek kusur yok iken kötüniyetle kusur yaratma çabasına girdiğini, bunda başarılı olamayınca sözleşmenin uyarlanmasını istediğini, bu teklifleri kabul görünce, bu kez talebinden vazgeçerek ve davacıya münasip bir süre de vermeden sözleşmeyi feshedeceğini bildirdiğini, davalının çeşitli haksız bahanelerle davacı şirketin hak edişlerini ödemediğini, davacının, ücreti ödenmediği halde iyiniyetle çalışmaya devam ettiğini, bir sonraki ayın faturası da ödenmeyince icra takibi yaptığını, davalının takip üzerine ödeme yaptığını, davalının davacıyı bu yollarla işi bırakmaya zorladığını, davalının kötüniyetinin 10/04/2018, 17/04/2018, 24/04/2018, 10/05/2018, 29/06/2018 ve 10/07/2018 tarihli ihtarnameler ve sair yazışmalarla sabit olduğunu, davalının gönderdiği ihtarnamelere davacı tarafından cevaplar verildiğini, davalının ilk 4 ihtarında konu etmediği halde 29/06/2018 tarihli ihtarında, edimler arasında eşitlik ve denge bulunmadığını, kendilerine yüklenen vecibenin ağır olduğunu ve zarar ettiğini belirterek sözleşmede uyarlama yapılmasını istediğini ve uyarlama toplantısı için 11/07/2018 ile 15/07/2018 tarihlerini belirlediklerini bildirdiğini, davalı şirketin bu teklifinde kötüniyetli olduğunu, samimi olmadığını ve amacının görüşmek anlaşmak değil fesih sebebi yaratmak olduğunu öngören davacı şirketin uyarlama toplantısını da kabul ettiğini beyan ettiğini, davacının toplantıda avukatı tarafından temsil edilmek istediğini ve avukat açısından adli tatil başlangıcı olan 20 Temmuz tarihinden itibaren uygun görülecek yer ve saatte toplantıya iştirak sağlanabileceğini bildirdiğini, bu bildirimde tek gün ve saat sınırlaması yapılmadığını ve bu tarihi takiben 5 gün içerisinde müsait gün ve saat ile yeri davalının bildirmesinin istendiğini, ancak kötüniyetli olan davalının bu teklifi dikkate almaksızın ikinci bir ihtar çekerek sözleşmenin 15/07/2018 tarihinde kendiliğinden feshedilmiş sayılacağını ve davacı şirketi limana almayacaklarını bildirdiğini, davacının verdiği cevapla teklifin tekrarlandığını, davalı şirketin yine teklifi kabul etmediğini ve derhal fesih istediğini beyan ettiğini, sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/01/2018 olduğunu ve altı ay gibi kısa bir sürede sözleşme şartlarında ve edimler arasında dengesizlik olduğunu iddia etmenin akılcı ve inandırıcı olmadığını, sözleşmenin uyarlanması talebi için, sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartların esaslı bir değişikliği içermesi ve bu değişikliğin sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülemez olması gerektiğini, taraflar arasında geçerliliğini koruyan bir sözleşme bulunduğunu ve bu sözleşmenin kusurlu tarafın haksız ve hukuken himaye görmeyecek tek taraflı feshiyle ortadan kalkmış sayılmayacağını, davacı şirketin aynen ifayı talep etme hakkı bulunduğunu belirterek; Asıl Davada; telafisi imkansız durumları önlemek maksadıyla dava sonuçlanıncaya kadar işin ifasının devamına, uygun görülmediği taktirde hakkaniyet ilkeleri gereği uygun görülecek süre boyunca devamına tedbiren karar verilmesini, davalı şirketin, emanetinde bulunan ... Bankası ... Şubesi tarafından verilmiş olan 03/04/2018 tarih ve ... Mektup numaralı 78.000,00 TL tutarlı kesin ve süresiz banka teminat mektubunun dava sonuna kadar nakite çevrilmeyeceği yolunda tedbir kararı verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulü ile davanın terditli açıldığı dikkate alınarak, öncelikle, davalı şirketin sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun ve taraflar arasında sözleşme tarihi sonuna kadar geçerli sözleşme bulunduğunun tespiti ile sözleşme konusunun taraflar arasında aynen ifasına, aksi halde sözleşme ile belirlenen tüm hakların, artış oranı da dikkate alınarak, davacı şirketin uğradığı zarara binaen, ileride artırılmak üzere, fazlaya dair hakları saklı kalarak, dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte, şimdilik 360.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, dava giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Davada; Davacı ... vekili Av. ... Mahkememizin 2018/468 Esas sayılı dosya ile birleştirilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/251 Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; yasa gereğince arabulucuya başvurulduğunu, tarafların ara bulucu nezdinde görüşme yapmışlarsa da uzlaşma sağlanamadığını, hukuki ve fiili bağ sebebi ile tarafları ve konusu aynı olan derdest ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/468 Esas sayılı dosya ile dosyamızın duruşmasız olarak, evrak üzerinden birleştirilmesine, Covid 19 sebebi ile kaybedilen sürelerin telafisi yönünden, istemin ivedi olarak değerlendirilmesini, davacı şirketi ile davalı firma arasında karşılıklı borç yükleyen sürekli edimli sözleşme bulunduğunu, çalışma daha eski yıllara dayanmakla birlikte, taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin 01/01/2018 başlangıç ve 31/12/2019 bitiş tarihli olduğunu, sözleşmenin 11. Maddesi uyarınca, 01/01/2020 tarihinde, ... Belediyesi tarafından sözleşme konusu işe başlanmaması halinde, sözleşmenin iki yıl aynı koşullar ile uzayacağı ve böylece bitim tarihinin 31/12/2021 olacağı hususunun belirlendiğini, davalı firmanın ... Kurucu ve işleticisi olarak çalışmakta olan Anonim Şirket olduğunu, davacı şirketle ve başka şirketlerle ticari faaliyet sözleşmesi, hizmet sözleşmesi veya karma sözleşmeler imzalandığını, davacı şirket ile imzalanan sözleşmenin nitelik olarak karma sözleşme olduğunu, davacı vekilinin dava konusu sözleşmeyi ticari kazanç elde etmek amacı ile imzaladığını, davalının ise gider kalemini oluşturacak hizmeti, 2872 sayılı Çevre Kanuna ve 26/12/2004 tarihli 25682 sayılı resmi gazete ile yürürlüğe giren "Gemilerden atık alınması ve Atıkların Kontrol Yönetmeliği'ne" uygun olarak almak amacı ile imzaladığını, davacı şirketin sözleşme kapsamında davalı şirkete verdiği hizmetin riskli ve spekülatif bir hizmet olduğunu, sözleşme gereğince davacı şirketin; ... Limanına gelen gemilerden, sıvı atık ve katı atıkları gemilere yanaşarak alacağını, limana gelen her gemiden alım yapmasının zorunlu olduğunu, aksi yönde bir şikayetin limanın kapatılması sonucunu dahi doğuracak riski taşıdığını, gemilerden alınan atıklar için atık transfer formları tertip edileceğini, daha sonra sıvı atıklar, atık kabul tesisine getirilerek, orada susuzlaştırılmak ve arıtılmak için tanklara basılacağını, bu aktarma aşamasının da yine küçük bir sızıntıyı kabul etmeyecek kadar hassas olduğunu, zira denize logarlardan sızıntı olabileceğini, bu durumda davacı şirketin ağır cezalara maruz kalacağını, tanklara basılarak dinlendirilen atıkların, kimyager eşliğinde arıtma ünitesine alınarak, gerekli kimyasal çalışmalar yapıldığını, denize deşarz kriterlerine uygun olarak 19 parametreye arındırıldırıldığının raporlandığını, bu çalışmaların Çevre Müdürlüğünden gözetiminde akredite bir kuruluş tarafından alınan numunelerle düzenli olarak denetlendiğini, davacı şirketin çalışmalarının her denetlemede verilere uygun bulunduğunu, nihayet sıvı atıkların yasaya ve sözleşmeye uygun şekilde denize deşarz edilirken, sintine yağları ve slaçın davacı şirkete ait sertifikalı araçlarla nihai bertaraf merkezi olan ...'ya taşınarak teslim edildiğini, atıkların ... kabul normlarına uygun olmasından ve taşıma sırasında meydana gelecek risklerden de davacı şirketin sorumlu olduğunu, özetle, davacı şirketin risk ihtiva eden spekülatif hizmeti sözleşme uyarınca vereceğini, bu hizmetin davalı firma yönünden alınması gereken, olmazsa olmaz, zorunlu bir hizmet olduğunu, aksi taktirde davalı şirketin çalışma sahasının işletilmesine izin verilmeyeceğini, hizmete karşılık, davalının edimi her ay sonunda fatura edilecek taraflarca kabul gören 76.775,00 TL hizmet bedelininin sözleşmenin 12 maddesi uyarınca ödendiğini, davacı şirketin serbest bölgede uzun yıllar hizmet verdiğini, taraflar arasındaki başlangıç tarihi 01/01/2018 olan sözleşmeyi, davacı şirketin şartsız olarak 31/12/2019 tarihine kadar ve şarta bağlı, dolaylı olarak da 31/12/2021 tarihine kadar yürüteceği inancı ile imzaladığını, bu inanç ile sözleşmenin 2.5 maddesinde istenilen özelliklere haiz araçları satın aldığını, sözleşmenin 2.1 maddesinde aranan nitelik ve sayıda personeli istihdam ettiğini, davalı şirketin, Anonim Şirket bünyesinde, özelleştirmeden kaynaklanan bazı hisse değişikleri olduğunu, yeni hissedarların, basiretli bir tacir gibi, hisse satın aldıkları Anonim Şirketin imzalamış olduğu sözleşmelerini bilerek, yatırımlarının kar ve zararını hesaplayarak ihaleye girmiş olduklarının tartışmasız olduğunu, buna rağmen, sözleşmede ahde vefayı ve imzanın hukuki bağlayıcılığını hiçe sayan davalı şirketin, kötü niyetle, davacı şirkete yüklenecek kusur yokken, kusur yaratma çabasına girdiğini, bu çabada başarılı olamadığını görünce, sözleşmenin uyarlanmasını istediğini bu teklifi kabul görünce, bu kez talebinden vazgeçerek, davacı şirkete münasip bir süre dahi vermeden sözleşmesini fesih edeceğini bildirdiğini, davalı şirketin, kötü niyetinin, davacı şirkete kasti davranışının ve haksızlığının; 10/04/2018, 17/04/2018, 24/04/2018, 10/05/2018, 29/06/2018 ve 10/07/2018 tarihli ihtarnameler ile ve sair yazışmalarla sabit olduğunu, davalı şirket tarafından gönderilen ihtarnamelere davacı şirket tarafından cevaplar verildiğini, davalı şirketin çeşitli haksız bahanelerle davacı şirketin hak edişlerini ödemediğini, yani davalı şirketin temel karşı edimi olan borç ödeme yükümlülüğünü kasten yerine getirmediğini, bu nedenle davalı şirketin kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin iyi niyetle, ücreti ödenmediği halde çalışmaya devam ettiğini, bir sonraki ayın faturası da ödenmeyince davalı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/6924 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yaptığını, icra takibi üzerinde davalı şirketin ödemeyi yaptığını, davalı şirketin davacı şirketi bu yollarla işi bırakmaya zorladığını, davacı şirketin sözleşme ile elde ettiği çalışma hakkında vazgeçmediğini, davacı şirketin geçim kaynağı ve işinin bu olduğunu, hala geçerliliğini koruyan bir sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmenin kusurlu tarafın haksız ve hukuken himaye görmeyecek tek taraflı feshi ile ortadan kalkmış sayılmayacağını, davacı şirketin aynen ifayı talep etme hakkı bulunduğunu, çektiği dört ihtarın da haksız ve anlamsızlığı alenen ortaya konan davalı şirketin, bu kez ilk 4 ihtara hiç konu etmediği şekilde, 29/06/2018 tarihli ihtarında, sözleşme uyarınca, edimler arasında eşitlik ve denge bulunmadığını, kendilerine yüklenen vecibenin ağır olduğunu, zarar ettiğini belirterek sözleşmede uyarlama yapılmasını istediğini, bu uyarlama toplantısı için 11/07/2018 ile 15/07/2018 tarihlerini belirlediklerini bildirdiğini, davalı şirketin yasal olarak uyarlama talebinin de kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/01/2018 olduğunu, altı ay gibi kısa bir sürede sözleşme şartlarında, edimler arasında dengesizlik olduğunu iddia etmenin, akılcı ve inandırıcı olmadığını, sözleşmenin uyarlanması talebi için, sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartların esaslı bir değişikliği içermesi gerektiğini, bu değişikliğin sözleşmenin kurulduğu sıra da öngörülemez olması gerektiğini, zira öngörülen değişikliklerin taraflarca hesaba katıldığının ve bu sebeple değişiklik riskinin taraflarca üstlenildiğinin kabul edildiğini, davacı şirketin yaptığı hizmetin riskli ve spekülatif bir iş olduğunu, uyarlama talebinin özel şartlara bağlı olduğunu, ayrıca edimlerinde temerrüde düşen tarafın davalı şirket olduğunu, davalı şirketin bu teklifinde kötü niyetli olduğunu, samimi olmadığını ve amacının görüşmek anlaşmak değil fesih sebebi yaratmak olduğunu öngören davacı şirketin uyarlama toplantısını da kabul ettiğini beyan ettiğini, cevabi yazıda davacı şirketin toplantıda, en temel hakkı olan, avukatı tarafından temsil edilmek istediğini bildirdiğini, avukat açısından adli tatil başlangıcı olan 20 Temmuz tarihinden itibaren uygun görülecek yer ve saatte toplantıya iştirak sağlanabileceğini bildirdiğini, toplantı tarihinin 15/07/2018 yerine 5 gün sonraya 20 Temmuz tarihine alınmasının rica edildiğini, üstelik tek gün ve saat sınırlaması yapılmamış bu tarihi takiben 5 gün içerisinde müsait gün ve saat ve yeri davalı şirketin bildirmesinin istendiğini, ancak kötü niyetli olan davalı şirketin bu teklifi dikkate almadan ikinci bir ihtar çektiğini ve sözleşmenin 15/07/2018 tarihinde kendiliğinden fesih edilmiş sayılacağının ve davacı şirketin limana almayacaklarının belirtildiğini, davacı şirketin verdiği cevap ile teklifin tekrarlandığını, davalı şirketin yine teklifi kabul etmediğini ve derhal fesih istediğini beyan ettiğini, davalı şirketin benzer şekilde fesih yoluna gittiğinde başka firmalara sözleşme sonuna kadar süre tanıdığının bilindiğini ileri sürerek; öncelikle, fiili ve hukuki bağlantı sebebi ile dava dosyasının halen derdest .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/468 Esas sayılı dosyası ile duruşmasız olarak, evrak üzerinden birleştirilmesini, Covid 19 sebebi ile kaybedilen sürelerin telafisi yönünden, istemin ivedi olarak değerlendirilmesine karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulü ile terditli dava açıldığı dikkate alınarak, öncelikle, davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğuna, taraflar arasında geçerli sözleşme bulunduğunun tespiti ile sözleşme konusunun tarafalar arasında, sözleşme süresi kadar aynen ifasına, aksi halde sözleşme ile belirlenen tüm hakların, artış oranı da dikkate alınarak, davacı şirketin uğradığı müspet ve menfi zararın ileride artırılmak üzere, fazlaya dair hakları saklı kalmak suretiyle, dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte, şimdilik 100.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline, dava giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Kurucu ve İşleticisi AŞ vekili Av. ... tarafından 2018/468 Esas sayılı dosyasına sunulan cevap layihasında özetle; davacının dava dilekçesinde birtakım iddialarda bulunduğunu, öncelikle davayı, tedbir talebini, davacının tüm taleplerini, ferileriyle birlikte reddettiklerini, davanın tümüyle reddini talep ettiklerini, davacının terditli olarak birtakım haklarını saklı tutarak 360.000,00 TL müspet zarar talep ettiğini, kabul anlamında olmamak üzere ancak böyle bir davanın HMK uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, saklı tutulan haklara muvafakat etmediklerini, davanın bu yönden de reddini istediklerini, bununla birlikte, HMK'nin 190 ve 194. maddeleri uyarınca, tarafların dayandıkları vakaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiğini, talebin ne şekilde hesaplandığının ve neye ilişkin olduğunun da davacı tarafından açıklanması gerektiğini, davacıya bu konuda süre verilmesini, gerekli açıklama yapılmadığı takdirde davanın bu yönden de reddini istediklerini, dava dilekçesinde davacının taraflar arasında akdedilmiş 28/12/2016 imza tarihli, 01/01/2017 başlangıç tarihli, Atık Alım Hizmeti Verilmesi ve Atık Kabul Tesisi ile Paket Kimyasal Ünitesinin işletilmesine ilişkin ticari sözleşmeye farklı tanımlar getirmeye çalışmaktaysa da, TBK'nin 19. maddesi uyarınca, sözleşmenin türü ve içeriğinin belirlenmesi ve yorumlanmasında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını, ilgili sözleşmenin 1. maddesinde, Sözleşmenin Konusu başlığı altında; "... tarafından kurulan Atık Alım Tesisinin ve bu tesis ile beraber çalışacak Paket Kimyasal Ünitesinin işletilmesi, ... Rıhtımlarına yanaşan gemilerden sözleşmede belirlenen atıkların alınarak, Atık Kabul Tesisine, bertaraf tesislerine veya nihai teslim yerlerine kendi araçları ile taşınması, yönetmelikle ...'a verilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi, işlerinin her türlü sorumluluk yüklenici yani davacı ...'a ait olmak üzere yüklenici tarafından yapılmasıdır." denilmek suretiyle yapılacak işlerin açıkça tanımlandığını, ancak, davacının birtakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve anılan sözleşmenin 14. maddesi uyarınca, sözleşme imzalanmasını takiben bir hafta içerisinde 78.000,00 TL tutarındaki Süresiz Kesin Banka Teminat Mektubunun ...'a verilmesi gerekirken, belirtilen sürede teslim edilmemiş olması nedeniyle; davalı tarafından .... Noterliği'nin 10/04/2018 tarih ve 10823 sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, ilgili ihtarnameye rağmen, yeterli sayıda ve nitelikte hizmet birimi oluşturulmadığının, görev yerinde bulundurulmadığının, araçların yenilenmediğinin .... Noterliği'nin 17/04/2018 tarih ve 11715 sayılı ihtarnamesi ile tekrar bildirildiğini, anılan iki ihtarnameye rağmen gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle .... Noterliği'nin 24/04/2018 tarih ve 12417 sayılı ihtarnamesi gönderilmek zorunda kalındığını, gönderilen 3 ihtarnameye rağmen sözleşmeden doğan sorumluluk ve taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeniyle, bir kez daha, .... Noterliği'nin 10/05/2018 tarih ve 14302 sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamede gereğinin yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin yaptırım ve fesihle ilgili koşullarının uygulanacağının bildirildiğini, davacının dilekçesinde iddia ettiği hususların doğru olmadığını, davacının sözleşmenin yenilenmesi talebinde; işletme maliyeti ve ekstra maliyetler olarak ilgili kalemleri doğrudan davalıya yansıtmış olmasına rağmen, süresinde taahhütlerini yerine getirmediğini, buna karşılık davalının iyi niyetli olarak, 4 kez ihtarname gönderdiğini, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi için, üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını, davacının sözleşmenin yenilenmesi başvurusunda, İşletme Maliyeti ve Ekstra Maliyetler kalemlerini doğrudan sözleşmeye yansıtmasına rağmen, gereğinin yerine getirilmesi için 4 Adet ihtar çekilmesi gerektiği hususu da dikkate alınarak, şirket yönetim kurulu tarafından bir değerlendirme yapılma zaruretinin hasıl olduğunu, yapılan değerlendirmede, gemilere verilen hizmetten elde edilen gelirle, hizmeti veren davacıya yapılan ödeme arasında ciddi bir fark oluştuğu, davalının bu hizmetten 2017 yılında 492.563,40 TL, 2018 yılının ilk beş ayında ise 252.385,71.-TL net zarar ettiği, bu arada Davacının 2016 yılından bu yana 10.000,00 TL civarındaki fatura karşılığı borcunu da davalıya ödemediği gibi taraflar arasındaki mali konularda da davacı tarafça birtakım hususların örtülmeye çalışıldığı izleniminin uyandığını, bunun üzerine, şirket Yönetim Kurulu'nun 27/06/2018 tarihli kararıyla, sözleşme koşullarının uyumlu hale getirilebilmesi için davacıyla görüşme yapılmasına, bu olmadığı takdirde, anılan hizmetin aksamaması için, zorunlu olarak davalı şirket tarafından yerine getirilmesine karar verildiğini, belirtilen hususların ışığı altında, davacıya .... Noterliği'nin 29/06/2018 tarih ve 21909 sayılı ihtarnamesiyle, anılan hususların açıklandığını, davalı aleyhine, tek taraflı ve adil olmayan aşırı vecibe yüklendiğini, bu nedenle her iki taraf için de hakkaniyetli, doğruluk ve dürüstlük kuralları da gözetilerek ilgili sözleşmenin uyumlu hale getirilmesi için 7 gün içerisinde bir görüşme yapılarak sözleşmenin revize edilmesinin ihtar edildiğini, ancak davacının, TTK'nin 18. maddesi ve TBK uyarınca usulüne uygun gönderilmiş ihtarnameye rağmen, görüşme davetine verdiği cevapta birtakım dayanaksız iddialarının yanısıra, avukatının ... Barosuna kayıtlı olduğu ve 20 Temmuz tarihinden sonra müsait olabileceğini bildirdiğini, bunun üzerine davalı, .... Noterliği'nin 10/07/2018 tarih ve 23747 sayılı ihtarnamesi ile bir önceki ihtarnamede 7 gün süre verilmiş olmasına rağmen, bir kez daha 11/07/2018 - 15/07/2018 tarihleri arasında görüşmeye hazır olunduğunun, ancak bu sefer görüşme sağlanamadığı takdirde davacıdan kaynaklanan sebeplerle sözleşmenin münfesih hale geleceğinin ihtar edildiğini, belirtilen ihtarnameye istinaden de davacı tarafça görüşmeye gelinmediğini, bunun sebebinin işbu dava dilekçesi tebliğ edildikten sonra anlaşıldığını, dava dilekçesinin tarihinin 13/07/2018 olduğu dikkate alındığında davacının davalıyı oyalamaya çalışarak yasal süreci lehine kullanmaya çalıştığını, davalının iyi niyetli davrandığını, temerrüd konusundaki iddiaların doğru olmadığını, temerrüde düşenin bizzat davalı olduğunu, gönderilen 6 ihtarname ve 2 kez verilen süreye rağmen görüşme yapmayan ve gereğini yerine getirmeyen davalı sebebiyle sözleşmenin münfesih hale geldiğini, edim ve karşı edim arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilemez, katlanılamaz biçimde bozulduğu hallerde, işlem temelinin çökmesinin söz konusu olduğunu, 2017 yılında 492.563,40 TL, 2018 yılının ilk beş ayında ise 252.385,71 TL net zarar artık davalı için çekilemez ve katlanılamaz nitelikte olduğunu savunarak; tedbir talebiyle, haksız ve dayanaksız davanın, davacının tüm taleplerinin, ferileriyle birlikte reddine, yasal masraflar ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Kurucu ve İşleticisi AŞ vekili Av. ... tarafından 2018/468 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/251 Esas sayılı dosyası yönünden sunulan cevap layihasında özetle; davacının işbu birleşen davanın dayanağı olarak; davacının temerrüdü nedeniyle münfesih hale gelmiş sözleşmenin bir maddesi uyarınca, ... Belediyesi tarafından atık alımı yapılmadığı iddiasıyla işbu davayı açtıklarını beyan ettiklerini, öncelikle, taraflar arasındaki sözleşme, münfesih hale gelmesi nedeniyle yürürlükten kalkmış olduğundan geleceğe yönelik taleplerde bulunulmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, açılan dava tarihi itibariyle, iddia edilen sözleşmeye konu iş, ... Belediyesi tarafından yapılmıyorsa da, 2021 yılı sonuna gelinmeden önce herhangi bir zamanda bu hizmetin ... Belediyesi tarafından verilmeye başlanabileceğinden, davacının şu anda hak kazanmadığı sürelerle ilgili talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, işbu davanın birleştirildiği asıl dosyaya sunulmuş 7 Eylül 2018 tarihli davaya cevap ve 30 Ekim 2018 tarihli cevaba dilekçelerinde de detaylı olarak açıklanmaya çalışıldığı gibi; davacının, 2016 yılı sonunda sözleşmenin yenilenmesi talebinde bulunurken, tüm yapacağı yatırım ve harcamalarını/masraflarını maliyet olarak nitelendirdiğini, buna da % 25 kar ekleyerek teklif verdiğini, davacının kendi teklif ve hesaplamasına göre 53.692,49 TL maliyet + kar = 67.000,00 TL'ye sözleşme imzalandığını, kabul anlamında olmamakla birlikte, davacının tazminat taleplerinin hatalı ve mevzuata aykırı olduğunu, ...'ın sözleşmenin yenilenmesi teklifinde talep ettiği ve sözleşme konusu işte çalıştırdığı kişi ve araç sayısının ihtiyacın üzerinde olduğunun davalının işi kendi bünyesinde yapmaya başladığında ortaya çıktığını, davalı şirketin sözleşme konusu işi kendisi yapmaya başladıktan sonra, ...'a göre çalıştırdığı araç ve eleman sayısının azaldığını, ...'ın kullandığı araç ve çalıştırdığı eleman sayısının da fazla olduğunu ve gereksiz yere fazla eleman ve fazla araç kullanılmasının, sözleşme ücretinin yüksek olmasına sebep olduğunun açıkça belirlenmiş olduğunu, Mahkemece bu hususlarında araştırılmasını ve dikkate alınmasını talep ettiklerini, sözleşme konusu iş olan, gemilerden alınan atık miktarlarında 2019 ve 2020 yıllarında Covid-19 sebebiyle ciddi oranda azalma bulunduğunu, mücbir sebep olarak da değerlendirilebilecek bu hususun da dikkate alınmasını talep ettiklerini, davalı ...-... Kurucu ve İşleticisi A.Ş. ile davacı ... Kumanyacılık Taşımacılık Liman Hizmetleri San. ve Tic.Ltd.Şti. Arasında "... tarafından kurulan Atık Alım Tesisinin ve bu tesis ile beraber çalışacak Paket Kimyasal Ünitesinin işletilmesi, ... rıhtımlarına yanaşan gemilerden, işbu sözleşmede belirlenen atıkların alınarak, Atık Kabul Tesisine, bertaraf tesislerine veya nihai teslim yerlerine kendi araçları ile taşınması, yönetmelikle ...' a verilen yükümlülükterin yerine getirilmesi işlerinin ... Kumanyacılık Taşımacılık Liman Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması" için Gemilerden Atık Alım Hizmeti Verilmesi ve Atık kabul Tesisi ile Paket Kimyasal Ünitesi İşletilmesine Dair Sözleşme imzalandığını, belirtilen sözleşme konusu iş için davacıya verilecek ücretin de 12. Maddede hüküm altına alındığını, davalı ile ... arasında "... Atık kabul tesisinde depolanan susuzlaştırılmış sintine ve slaçın ... bertaraf tesislerine taşınması ve ... tarafından bertaraf edilmesi" konusunda, yıllık olarak yenilenen Susuzlaştırılmış Sintine Yağı-Slaç Alım Sözleşmeleri imzalandığını, işbu sözleşmenin fiyat ve süre başlıklı 4. maddesinde atıkların nakliye bedelinin ...'ya ait olacağının kararlaştırıldığını, susuzlaştırılmış sintine ve slaçların, ...'tan, ... bertaraf tesislerine ...'ın araçları ile taşındığını, ...'nın, nakliye bedelini ... Ltd.Şti'ne ödediğini, aslında, ...'nın ...'a ödediği nakliye bedellerinin ...'a ait olduğunu, çünkü, ... ile ... arasında yapılan sözleşmenin konusuna atıkların alınarak, Atık Kabul Tesisine bertaraf tesislerine veya nihai teslim yerlerine ...'ın kendi araçları ile taşınmasının dahil olduğunu, bu taşıma işinin de ...'ın ...'tan alacağı ücretin içerisinde olduğunu, ...'ın, aslında bu nakliye bedellerini Sözleşme konusu işin içinde olduğundan ...'tan aldığı halde, mükerrer olarak ...'dan da aldığını, ...'ın, ...'tan, ... bertaraf tesislerine taşıdığı atıklar sebebiyle, ...'dan aldığı nakliye bedelinin ...'a ait olmasından dolayı, ...'ın 2014, 2015 ve 2016 yıllarında ...'ya kestiği faturaların karşılığını aldığı bu taşıma bedellerinin, KDV mahsup edilerek ...' a ödendiğini, ...'ın 2012 yılından 2018 yılı Temmuz ayına kadar, ...'tan ... bertaraf tesislerine taşıdığı atıklardan dolayı ...'dan nakliye bedeli aldığını, ...'dan 2012'den itibaren aldığı nakliye bedellerinden sadece 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait olanlarını ...'a ödediğini, 2012, 2013, 2017 ve 2018 yıllarına ait olan taşıma bedellerinin uhdesinde kaldığını, ...'ın, 2012, 2013, 2017 ve 2018 yıllarında, ...'a ait atıkları ... bertaraf tesislerine taşımasından dolayı ...'dan nakliye bedeli olarak aldığı ve ...'a ödemediği bedeller sebebiyle, ...'ın, ...'tan alacaklı olduğunu, bu sebeple, 2012, 2013, 2017 ve 2018 yıllarında, ... tarafından, ...'a ait atıkların taşıma nakliye bedeli olarak ...'a ödenen ücretlerin, ... tarafından ...'a ödenmesi gerekirken, ödenmediğinden, ... Kumanyacılık Taşımacılık Liman Hizmetleri San. ve Tic.Ltd Şti.'ne karşı bu alacaklardan dolayı Takas-Mahsup talebinde bulunduklarını, ... ... Fabrikasının ve davacının defter, kayıt, tüm muhasebe evrak ve faturaları incelendiğinde davalı şirketin alacağının miktarının ortaya çıkacağını, ayrıca ... ve davalının bağlı oldukları Vergi Dairesinden 2012, 2013, 2017 ve 2018 yıllarında vermiş bulundukları BA-BS formları istenildiğinde de ...'nın ...'a ödemiş olduğu taşıma ücretinin ortaya çıkacağını, doktrin ve Yargıtay içtihatları uyarıca müspet zarar ve menfi zararın birlikte talep edilemeyeceğini, doktrinde müspet ve menfi zararlar arasındaki en önemli farkın, korunan menfaat bakımından ortaya çıktığının kabul gördüğünü, müspet zarar borcun gereği gibi ifa edileceği ve alacaklının bu sayede kazanç elde edeceği konusundaki haklı beklentisini korurken; menfi zarar geçerli olarak kurulduğu veya geçersizliğe rağmen ifanın gerçekleşeceği yönünde alacaklıda oluşan güveni koruduğunu, bu halde yapılan masrafların ve sözleşmenin kurulacağına duyulan güvenden dolayı kaçırılan fırsatların gideriminin sağlanmış olacağını, korunan menfaatlerin farklı olmasının müspet ve menfi zarar hesaplanırken dikkate alınacak kalemlerin de farklılık göstermesine sebep olduğunu, menfi ve müspet zarar arasındaki bir diğer farkın ise hukuki sebeplerinin farklı olması olduğunu, müspet zararın geçerli bir sözleşmeden doğan borçların ifa edilmemesi halinde meydana gelirken, menfi zararın müspet zararın tam aksine hükümsüz bir sözleşmenin varlığında meydana çıkacağını, bu durumda menfi ve müspet zararın birlikte talep edilemeyeceğinin belirgin olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 1993/2905 Esas - 1993/4544 Karar 25/05/1993 tarihli kararında, davacının sözleşmeyi haklı olarak feshi kabul edilmekle birlikte, davacının artık hükümsüz kalan bu sözleşmeye tekrar dönerek borcun ifa edilmemesinden doğan müspet zararını talep edemeyeceğinin ve burada tazminini talep edebileceği zararın menfi zarar olabileceğinin vurgulandığını, öğretide, Sözleşmenin haksız feshedilmesiyle kastedilenin sözleşmeyi fesheden tarafın geçerli bir nedene dayanmaması veyahut kusuruyla sözleşmenin feshine sebep olması olduğunu, dava dilekçesinde davacının taraflar arasında akdedilmiş 28/12/2016 imza tarihli, 01/01/2017 başlangıç tarihli, Atık Alım Hizmeti Verilmesi ve Atık Kabul Tesisi ile Paket Kimyasal Ünitesinin işletilmesine ilişkin ticari sözleşmeye birtakım farklı tanımlar getirmeye çalışmaktaysa da, TBK'nin 19. maddesi uyarınca, sözleşmenin türü ve içeriğinin belirlenmesi ve yorumlanmasında tarafların gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını, ilgili sözleşmenin 1. maddesinde, Sözleşmenin Konusu başlığı altında; "... tarafından kurulan Atık Alım Tesisinin ve bu tesis ile beraber çalışacak Paket Kimyasal Ünitesinin işletilmesi, ... Rıhtımlarına Yanaşan gemilerden sözleşmede belirlenen atıkların alınarak, Atık Kabul Tesisine, bertaraf tesislerine veya nihai teslim yerlerine kendi araçları ile taşınması, yönetmelikte ...'a verilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi işlerinin her türlü sorumluluğunun davacıya ait olmak üzere davacı tarafından yapılmasıdır." denilmek suretiyle yapılacak işlerin açıkça tanımlandığını, davacının sözleşmenin yenilenmesi talebinde; işletme maliyeti ve ekstra maliyetler olarak ilgili kalemleri doğrudan davalıya yansıtmış olmasına rağmen, süresinde taahhütlerini yerine getirmediğini, buna karşılık davalı iyiniyetli olarak, 4 kez ihtarname gönderdiğini, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi için, üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını, davacının sözleşmenin yenilenmesi başvurusunda, İşletme Maliyeti ve Ekstra Maliyetler kalemlerini doğrudan sözleşmeye yansıtmasına rağmen, gereğinin yerine getirilmesi için 4 Adet ihtar çekilmesi gerektiği hususu da dikkate alınarak, şirket yönetim kurulu tarafından bir değerlendirme yapılma zarureti hasıl olduğunu, yapılan değerlendirmede, gemilere verilen hizmetten elde edilen gelirle, hizmeti veren davacıya yapılan ödeme arasında ciddi bir fark oluştuğunu, davalının bu hizmetten 2017 yılında 492.563,40 TL, 2018 yılının ilk beş ayında ise 252.385,71 TL net zarar ettiğini, bu davada davacının 2016 yılından bu yana 10.000,00 TL civarındaki fatura karşılığı borcunu da davalı arasındaki mali konularda da davacı tarafça bir takım hususların örtülmeye çalışıldığı izleniminin uyandığını, bunun üzerine, şirket Yönetim Kurulu'nun 27/06/2018 tarihli kararıyla, sözleşme koşullarının uyumlu hale getirilebilmesi için davacıyla görüşme yapılmasını, bu olmadığı takdirde, anılan hizmetin aksamaması için, zorunlu olarak davalı şirket tarafından yerine getirilmesine karar verildiğini, belirtilen hususların ışığı altında, davacıya .... Noterliği'nin 29/06/2018 tarih ve 21909 sayılı ihtarnamesi ile anılan hususların açıklandığını, davalı aleyhine tek taraflı ve adil olmayan aşırı vecibe yüklendiğini, bu nedenle her iki taraf için de hakkaniyetli, doğruluk ve dürüstlük kuralları da gözetilerek ilgili sözleşmenin uyumlu hale getirilmesi için 7 gün içerisinde bir görüşme yapılarak sözleşmenin revize edilmesinin ihtar edildiğini, davacının TTK'nin 18. Maddesi ve TBK uyarınca usulüne uygun olarak gönderilmiş ihtarnameye rağmen görüşme davetine icabet etmediğini, bunun üzerine davalının .... Noterliği'nin 10/07/2018 tarih ve 23747 sayılı ihtarnamesi ile bir önceki ihtarnamede 7 gün süre verilmiş olmasına rağmen bir kez daha 11/07/2018 -15/07/2018 tarihleri arasında görüşmeye hazır olduğunu, ancak bu sefer görüşme sağlanamadığı takdirde davacıdan kaynaklanan sebeplerle sözleşmenin münfesih hale geleceğinin ihtar edildiğini, belirtilen ihtarnameye istinaden de davacının görüşmeye gelmediğini, bizzat davacı tarafından temerrüde düşürüldüğünü, dolayısıyla temerrüt konusundaki iddiaların doğru olmadığını, temerrüde düşenin bizzat davacı olduğunu, gönderilen 6 ihtarname ve iki kez verilen süreye rağmen görüşme yapmayan ve gereğini yerine getirmeyen davacı sebebiyle sözleşmenin münfesih hale geldiğini savunarak haksız ve dayanaksız davanın, davacının tüm taleplerinin, birleşen davayla birlikte işbu davanın da ferileriyle birlikte reddine, yasal masraflar ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Her ne kadar davacı tarafça kar kaybı dışındaki zarar kalemleri dava konusu edilmiş ise de, dava dilekçesindeki nitelemelere göre davacı tarafın iradesi sözleşmenin devamı yönünde olduğundan ve müspet zarar ve menfi zarar kalemleri aynı anda istenemeyeceğinden, davacının talep edebileceği tek alacak kaleminin müspet zarar niteliğinde olan " kar kaybı" olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişi ... tarafından dosya kapsamıyla birlikte ticari defterlerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda iki olasılıklı değerlendirme yapılmıştır. Mahkememizce bu olasılıklardan raporun sonuç ve kanaat kısmının 4. Bendinde ifade edilen aylık kar mahrumiyeti tutarının dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Raporda ifade edildiği gibi "ücret/gelirde artışa neden olan verilerin aynı şekilde gider kalemlerini de arttıracağı dikkate alınarak ve davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı nitelikte bir iş bulduğuna dair delil olmadığı ve bu hususun ticari defter kayıtları ile de sabit olduğu göz önüne alınarak davalının kar kaybının aylık 31.491,95 TL olduğu," kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme 10/07/2018 tarihi itibariyle münfesih hale gelmiştir. Her ne kadar davacı taraf sözleşmenin fesih edildiği tarihten sonra kalan tüm sözleşme süresi için kar kaybı talebinde bulunulmuş ise de yerleşmiş yargıtay kararlarına göre tüm sözleşme süresince değil sözleşmenin sona ermesi nedeniyle çalışma gücü sona eren davacının yeni bir iş bulması için geçecek makul süre için kar kaybı talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır. Dosyamıza konu işin istisnai ve kapsamlı bir iş olduğu ve davalının ticari defterlerinde mali müşavir bilirkişi ... tarafından yapılan incelemeye göre sözleşmenin feshinden sonra aynı nitelikte bir yapılmıyor olduğunun tespit edildiği de dikkate alındığında, dosyamız davacısının aynı nitelikteki bir işi bulabileceği sürenin bir yıl olduğu kanaatine varılmış, davacının bilirkişinin raporunda tespit edilen aylık 31.491,95 TL x12=377.903,40 TL kar kaybı talebinde bulunulabileceği, kanaatine varılmıştır. Bu sebeple, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ana dosya yönünden; sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tesptine dair davanın kabulüne, taraflar arasında yapılan Gemilerden Atık Alım Hizmeti Verilmesi Ve Atık Kabul Tesisi İle Paket Kimyasal Ünitesi İşletilmesine dair sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitine, haksız fesih nedeniyle kar kaybına yönelik davanın kısmen kabulune kısmen reddine, 377.903,40 TL kar kaybı alacağının 360.000,00 TL'si için dava tarihinden bakiyesi için ıslah tarihi olan 09/09/2023 tarihinden itiaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davcıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar vermek gerekmiştir. Birleşen .... ATM'nin 2020/251 E sayılı dosyasında sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti talep edilmiş ise de, ana ve birleşen dosyaya konu sözleşme tek bir sözleşme olduğundan ve sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti için mahkememizin ana dosyasında da dava açılmış olduğundan, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti için .... ATM'nin 2020/251 E sayılı dosyasında açılan dava açısından mahkememizin ana dosyasının derdestlik oluşturacağı kanaatine varılmakla, birleşen dosyada sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitine dair davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Yine derdestlik oluşturan ana dava açısından verilen karar gerekçesinde de ifade edildiği üzere tarafların iradeleri, sözleşme kapsamı ve dosyada toplanan deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sözleşmenin aynen ifasının da mümkün olamayacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca (sözleşmenin 11. Maddesindeki süre uzatımına dair düzenlemelere dayanılmak suretiyle 31/12/2019 dan 31/12/2021 tarihine kadar geçecek döneme ilişkin olarak) birleşen davaya konu edilen tüm taleplerin de reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır Zira ,ana dosyaya ilişkin yukarıdaki gerekçemizde de ifade edildiği üzere, davacının aynı neviden iş bulması için geçen makul sürenin bir yıl olduğu, dolayısıyla bu süreden sonra geçecek süre için müspet zarar istemiyle tazminat istenilmesinin mümkün olamayacağı, aksine bir düşüncenin kar kaybına yönelik yasal düzenlemelere ters düşeceği ,müspet ve menfi zararın da birlikte istenemeyeceği ,davacı iradesinin sözleşmenin devamı yönünde olduğu ifade edilerek dava açılması nedeniyle müspet zararının yanı sıra sair tazminat isteminin de reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır Tüm bu nedenlerle, birleşen dosyadaki haksız fesih nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara ilişkin olarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından, ... ile ... arasında düzenlenen sözleşme ile bağlantılı olarak ... rıhtımına yaklaşan gemilerden atıkların alınarak bertaraf edilme tesislerine kadar taşınması işi nedeniyle ...'ın ... ile yaptığı sözleşmeye dayanarak aldığı bedelin davacı alacağından takas ve mahsubu gerektiği ileri sürülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede davacının dava dışı ...'dan aldığı ileri sürülen bedelin sözleşmeye konu alacaktan mahsup edileceğine dair herhangi bir düzenleme olmadığı, her iki sözleşme arasında bir bağlantı kurulamadığı, ... ile ... arasında yapılan sözleşmede davalının taraf olmadığı, Mali Müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede de, ...-... arasındaki hukuki ilişkinin bu dosya ile doğrudan bağlantısını gösteren bir kayıt tespit edilmediği , davalı ...'ın bu yöndeki iddiasının dosyamızda toplanan deliller ve sözleşme kapsamına uygun düşmediği kanaatine varılmakla takas ve mahsup talebine itibar edilmemiştir. 1-MAHKEMEMZİN 2018/468 ESAS SAYILI ANA DOSYASINDA, Sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tesptine dair davanın KABULÜNE, Taraflar arasında yapılan Gemilerden Atık Alım Hizmeti Verilmesi Ve Atık Kabul Tesisi İle Paket Kimyasal Ünitesi İşletilmesine dair sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitine, Haksız fesih nedeniyle kar kaybına yönelik davanın KISMEN KABULUNE KISMEN REDDİNE, 377.903,40 TL kar kaybı alacağının 360.000,00 TL'si için dava tarihinden bakiyesi için ıslah tarihi olan 09/09/2023 tarihinden itiaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davcıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin haksız feshi söz konusu olmadığını, davacını tasarruf ettiği giderler ve elde ettiği kazançlar zarardan mahsup edilmediğini, ... ve diğer üçüncü kişilerden doğan alacakların takas mahsup talebi değerlendirilmediğini, bilirkişi raporundaki makul süre ve mahsup hesaplarının hatalı yapıldığını, Yargıtay içtihatlarına aykırı değerlendirme yapıldığını bilirkişi raporunda makul süre ve mahsup hesaplarının hatalı yapıldığını, Yargıtay içtihatlarına aykırı değerlendirme yapıldığının davalının ödeme sorumluluğu bulunmadığı halde hukuka aykırı şekilde sorumlu tutulduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince benzer iş bulma süresinin 1 yıl kabul etmesinin dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, davacının aynı nitelikte iş bulmasının mümkün olmadığını, işverenin kötü niyetli davranışlarının göz ardı edildiğinin ileri sürdüğünü, birleşen davanın reddinin de yasaya aykırı olduğunu, kar zarar hesabının bilirkişi raporlarında hatalı yapıldığını, mahkemenin bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı değerlendirildiğini iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER :Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :Asıl ve birleşen davalar, terditli olarak ileri sürülen öncelikle sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile aynen ifası, aksi halde tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davalının davacıdan hizmet alımı konusunda 19.12.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığı hususunda çekişme yoktur. Uyuşmazlık, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ile davalının sözleşmeyi feshinin haksız olması halinde davacının sözleşmenin aynen ifasını ya da haksız fesih sebebiyle tazminat talep edip edemeyeceği ve kapsamı ile buna karşılık davalının davacıdan takas ve mahsuba konu edilebileceği alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan 19.12.2017 tarihli ... Limanı Gemilerden Atık Alım Hizmeti Verilmesi ve Atık Kabul Tesisi ile Paket Kimyasal Ünitesi İşletilmesine Dair Sözleşme'nin incelenmesinde, sözleşmenin 3.maddesinde; 26.12.2004 tarih 25682 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrol Yönetmeliği hükümleri gereğince, davalının yükümlülüğünde bulunan ... limanına yanaşacak gemilerden atık alım işinin, ilgili Atık Yönetim Planına uygun olarak davacı tarafından yerine getirilmesi, bu kapsamda davacının, davalı tarafından kurulan Atık Alım Tesisini, personeli kendisine ait olmak üzere işletmesi, ... Rıhtımları'na yanaşan gemilerden, kimyasal ve tehlikeli atıklar hariç olmak üzere, sintine, slaç, pis su, çöp vb atıkları alarak, bu atıkların Serbest Bölge rıhtımındaki Atık Kabul Tesisine taşınması, depolanması, ayrıştırılması, Paket Kimyasal Ünitesinde işleme tabu tutulması ve ayrıştırılması ve sonrasında deşarj noktasına veya bertaraf tesislerine veya nihai teslim yerlerine kendi lisanslı araçları ie taşınması işini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın mevzuatına uygun olarak realize etmesi, bu kapsamda bertaraf edilecek ürünlerin, ... A.Ş. tesislerine, katı atıkların (çöp, evsel atıklar) ... Belediyesi Atık Toplama Merkezine taşınması, davacının bu işler için, haftanın 7 günü (hafta sonu, resmi ve dini bayramlar, yılbaşı ve diğer tüm tatil zamanlarında) 24 saat (3vardiye) görev yapacak şekilde hizmet birimini kurması ve çalıştırması, sözleşmenin 2.maddesinde; davacının, Serbest Bölge Limanı'nda kurulmuş bulunan Atık Kabul Tesisi'nin sevk ve idaresi ile teknik çalışma düzenini sağlamak üzere 5 eleman istihdam etmesi ile bu elemanların 1 çevre mühendisi veya kimyager, 1 teknisyen seviyesinde yetkili bir eleman ile 3 lisanslı atık taşıyıcı tankeri kullanmaya ehliyetli ve tanker-gemi, tanker-atık kabul tesisi, tanker-bertaraf tesisi, tanker-teslim tesisi arası işlemlerde bağlantı düzeneklerinden anlayan ve bu işi yapabilecek eleman ( en az 2'si ADR-SRC5 sertifikalı) ve bu elemanlardan en az birinin atık alımı yapılacak gemilerin yetkilisi ile irtibat sağlayacak seviyede İngilizce bilmesi niteliklerine sahip olması, davacının, sözleşme konusu iş için taşınacak sıvı atık niteliğine göre taşıma yapabilecek biri en az 23 ton, biri en az 24 ton ve biri en az 26 ton kapasiteli olmak üzere 3 kara tankeri (araçlar TSE belgeli ve en az biri Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tehlikeli madde taşıma lisanslı) temin ve tahsis etmesi, tüm araçların gemi-atık kabul tesisi-terfi istasyonu ve bertaraf tesisi ile dolum-boşaltımı sağlayacak ara bağlantı, hortum vb elemanlarının mevcut olması, davacının ayrıca katı atık (evsel atık ve çöp) taşıması için 1 adet damperli ahşap kasa jumbo boy kamyonet temin ve tahsis etmesi, davacının, sözleşme dönemi içerisinde 3 aracı yenileyeceğini taahhüt etmiş olup yenilenecek araçlara ilişkin belgelerin yenilenme aşamasında davalıya sunulacağı, sözleşmenin 11.maddesinde; sözleşme başlama tarihinin 01.01.2018 ve bitim tarihinin 31.12.2019 tarihi olması, 01.01.2020 tarihinde ... Belediyesi işbu sözleşme konusu işi yapmaya başlayamaz ise, sözleşmenin aynı şartlarla 2 yıl süreyle 01.01.2020 tarihinden 31.12.2021 tarihine kadar uzatılmış sayılacağı, bu sürenin sonunda ve her halükarda işbu sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı, sözleşmenin 12.maddesinde; sözleşme konusu iş için 01.01.2018-31.12.2019 dönemine ilişkin olarak davacıya aylık 76.775,00.TL (KDV istisna) ödeneceği, takip eden dönemlerde sözleşme bedelinin her yıl için (TÜFE + ÜFE) / 2 oranında arttırılacağı, sözleşmenin 14.maddesinde; davacının, sözleşmenin imzalanmasını takiben 1 hafta içerisinde 78.000,00.TL tutarındaki süresiz kesin banka teminat mektubunu davalıya vermesi, sözleşmenin 16.maddesinde; davacının Serbest Bölgeler mevzuatı, Çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuata aykırı davranışlarının tespiti ve Serbest Bölge Müdürlüğü ile davalının talimatlarına uymaması hallerinde, sözleşmenin, davalı tarafından tek taraflı olarak feshedileceği, ayrıca davacının, işbu sözleşmede ve sözleşmede belirtilen/belirtilecek hususlar ile Serbest Bölge çalışma şartlarına riayet etmediği ve bu hususta davalının 3 kez yazılı ihtarına uymadığı takdirde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davalı tarafından davacıya hitaben muhtelif tarihlerde ihtarnameler keşide edildiği, davacı tarafından bu ihtarnamelere cevap verildiği, davalının .... Noterliği'nden keşide ettiği 10.04.2018 tarih ve 10823 yevmiye numaralı ihtarnamesinde " ... Sözleşmenin 2.1 ve devamında yer alan sayıda ve nitelikte hizmet birimi oluşturulmadığı ve görev yerinde bulundurulmadığı anlaşıldığından en geç bu ihtarın tarafınıza bildirimini takiben üç iş günü içinde yükümlülüğe uymanız, sözleşmenin 2.5 ve devamı maddelerinde bahse konu üç adet aracın yenilenmesi taahhüdüne uymadığınız anlaşılmış olup, en geç bu ihtarın tarafınıza bildirimini takiben on gün içinde bu yükümlülüğüne uymanız, aksi halde sözleşmenin yaptırım ve fesih ile ilgili düzenlemelerine göre işlem yapılacağının" ihtar edildiği, .... Noterliği'nden keşide ettiği 17.04.2018 tarih ve 11715 yevmiye numaralı ihtarnamesinde " ... 10.04.2018 tarihli ihtarnamenin gereğinin yerine getirilmesi, üç gün içinde bu yükümlülüğe uymanız, aksi halde sözleşmenin yaptırım ve fesih ile ilgili düzenlemelerine göre işlem yapılacağının" ihtar edildiği, .... Noterliği'nden keşide ettiği 24.04.2018 tarih ve 12417 yevmiye numaralı ihtarnamesinde "verilen süreler içinde sözleşmenin 2.5 maddesi ve devamında yer alan düzenlemelere uygun olarak 3 adet aracın yenilenmesi taahhüdüne uymadığınız ve bahse konu araçları yenileyip şirketimizin limanında bulunan atık kabul tesisinin kullanımına teslim ve tahsis etmediğiniz işyeri ve liman kayıtları ile tespit edilmiştir. On gün içinde bu yükümlülüğünüzü yerine getirmenizi hatırlatır, aksi halde sözleşmenin yaptırım ve fesih ile ilgili düzenlemelerine göre işlem yapılacağının" ihtar edildiği, .... Noterliği'nden keşide ettiği 10.05.2018 tarih ve 14302 yevmiye numaralı ihtarnamesinde "... Verilen süre içinde araçların yenilenmesi taahhüdüne uyulmadığı, tahsis edilmediği, araçların yenilenmesi için sözleşme süresinin sonuna kadar sürenin olmadığına ilişkin karşı itirazların kabul edilmediği, dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığının" ihtar edildiği, .... Noterliği'nden keşide ettiği 29.06.2018 tarih ve 21909 yevmiye numaralı ihtarnamesinde "... Yazılı ihtarlar sonrasında araçların belirlenen sayıda ve nitelikte görev yerinde hazır bulundurulmasına rağmen, hurda kriterlerine uyan araçlarla değiştirildiği, teminat mektubunun geç teslim edildiği, 27.06.2018 tarihli Yönetim Kurulu Kararı gereğince taraflar arasında akdedilmiş sözleşme uyarınca edimler arasındaki bulunması gereken denge ve eşitlik ilkesi hilafına tek tarafa adil olmayan aşırı vecibe yüklenmesi nedeniyle, verilen süre içinde sözleşme koşullarının uyumlu hale getirilmesi, bu olmadığı takdirde anılan hizmetin zorunlu olarak şirketimizce yerine getirileceği ve tarafınızdan kaynaklanan nedenlerle sözleşmenin verilen süre sonunda feshedilmiş sayılacağı, Serbest Bölge Liman Sahasına alınmayacağınız, ticari ilişkide 2017 yılında net 492.563,40.TL, 2018 yılının ilk beş ayında 252.385,71.TL net zararın sözkonusu olduğunun" ihtar edildiği, .... Noterliği'nden keşide ettiği 10.07.2018 tarih ve 23747 yevmiye numaralı ihtarnamesinde "... 11.07.2018-15.07.2018 tarihleri arasında görüşmeye hazır olduklarını, 15 Temmuz 2018 tarihine kadar görüşme sağlanamadığı takdirde yeniden bir ihtarname gönderilmesine gerek olmaksızın sözleşmenin 15.07.2018 tarihinde tarafınızdan kaynaklanan sebeplerle münfesih hale geleceğinin" ihtar edildiği anlaşılmıştır.Dosyada mevcut olup, taraflarca imzalanan 15.07.2018 tarihli Gemiden Atık Alım Tesisi Eki başlıklı belgenin incelenmesinde, bir takım ekipmanların davalı iş sahibine teslim edildiği, buna karşılık davacıya ait araçların liman dışına çıkarıldığı, davacıya ait bir takım menkullerin de liman dışına çıkarılacağının tutanak altına alındığı görülmüştür.Davacı tarafından, asıl ve birleşen davalarda, taraflar arasında 01.01.2018-31.12.2019 dönemine ilişkin olarak 19.12.2017 tarihinde imzalanan ve sözleşmeye konu işin 01.01.2020 tarihinde ... Belediyesi'nce yapılmaya başlanmaması halinde aynı şartlarla 2 süreyle olmak üzere 01.01.2020-31.12.2021 dönemi için uzayacağı kararlaştırılan sözleşmenin, davalı tarafça 10.07.2018 tarihli ihtarnameyle 15.07.2018 tarihi itibariyle haksız olarak feshedildiği iddiasıyla, terditli olarak ileri sürülen öncelikle sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile aynen ifasına, aksi halde tazminata karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafça sözleşmenin, davacı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği, gönderdikleri ihtarnamelere rağmen davacının edimlerini yerine getirmemeye devam ettiği, ayrıca tarafların sözleşmeye konu edimleri arasında bulunması gereken denge ve eşitlik hilafına kendilerine aşırı vecibeler yüklenmesi nedeniyle sözleşme koşullarının uyarlanması gerektiği, uyarlama görüşmeleri için belirlenen 11.07.2018-15.07.2018 arasındaki dönemde davacı görüşme için hazır bulunmadığından, uyarlama görüşmesine davet ihtarnamesi doğrultusunda sözleşmenin haklı olarak feshedildiği, münfesih sözleşmeden kaynaklı geleceğe yönelik taleplerde bulunulamayacağı ileri sürülerek asıl ve birleşen davanın reddinin savunulduğu anlaşılmaktadır.Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalının ihtarnamelerinde ileri sürüldüğü şekilde, davacı şirketin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği, bu kapsamda davacının sözleşmede belirtilen sayı ve nitelikte hizmet birimi oluşturmadığı, araçları yenileriyle değiştirme taahhüdüne uymadığı, sözleşmeye konu işin ifası konusunda sözleşme ve mevzuat hükümlerine uymadığı ve bu sebeple sözleşme konusu işin gereği gibi ya da hiç ifa edilmediği hususlarında dosyaya yansıyan herhangi bir somut delil bulunmadığı, davacının sözleşmede belirtilen teminat mektubunu süresinden sonra davalıya vermiş olsa da, bu teminat mektubunun davalı tarafça kabul edildiği, teminat mektubunun verildiği tarih itibariyle davalının davacıdan kaynaklı doğmuş bir zararının da bulunmadığı, davalı tarafça sözleşmenin uyarlanması için belirledikleri 11.07.2018-15.07.2018 arasındaki dönemde davacının görüşme için hazır bulunmadığı ileri sürülerek feshin haklı sebebe dayandığı savunulmuş ise de, tarafların karşılıklı mutabakatı halinde sözleşme şartlarının her zaman değiştirilmesi mümkün olup, sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasının ise, tarafların sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılması hususunda anlaşamamaları halinde hakimin müdahalesinin talep edilmesiyle mümkün olduğu, dolayısıyla davacının sözleşmenin uyarlanması için belirlenen tarihlerde davacının görüşme için hazır bulunmamasının münhasıran sözleşmenin feshi olmadığı anlaşıldığından, davalının, taraflar arasında 19.12.2017 tarihinde imzalanan 01.01.2018-31.12.2019 dönemine ilişkin sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiş, bu itibarla ilk derece mahkemesinin sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğine ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmadığından, davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sözleşmenin feshi haksız da olsa, sözleşmeyi fesheden taraf, sözleşme serbestisi ilkesi gereği sözleşmeye devama zorlanamaz. Ancak, karşı tarafın sözleşme süresinin dolmasından önce sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi durumunda, bu sebeple kar mahrumiyetine uğrayan davacı, bundan kaynaklanan zararının giderilmesini talep edebilir. Mahkemece, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak, davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı nitelikte iş yapmadığı, ancak aynı nitelikte bir iş bulabileceği makul sürenin 1 yıl olduğunun kabul edildiği ve bu süre için davacının mahrum kaldığı kar kaybına hükmedildiği anlaşılmakta ise de, sözleşmenin haksız feshi halinde kar mahrumiyetinin belirlenmesinde makul süre hesabı belirsiz süreli sözleşmeler için sözkonusu olup, taraflar arasında imzalanan ve feshe konu edilen sözleşmenin 01.01.2018-31.12.2019 dönemine ilişkin düzenlenmiş belirli süreli sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmakta olup, davacının, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren bakiye sözleşme süresi bakımından kar mahrumiyeti zararının bulunduğunun gözetilmesi ve buna göre belirlenen zarar miktarı üzerinden tazminata hükmedilmesi gereklidir. İlk derece mahkemesince, bilirkişiler ..., Prof.Dr.... ve Doç.Dr....'dan alınan 22.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının, yapması gerekli giderler düşüldükten sonra, sözleşmenin feshedildiği 15.07.2018 tarihinden sonra 2018 yılının geriye kalan 5,5 aylık dönemi için 126.953,81.TL ve 2019 yılı için 351.694,36.TL kar mahrumiyeti zararının bulunduğunun hesaplandığı, buna göre davacının sözleşmenin feshedildiği 15.07.2018 tarihinden sözleşme süresinin sona erdiği 31.12.2019 tarihine kadar olan döneme ilişkin kar mahrumiyeti zararının (126.953,81.TL + 351.694,36.TL =) 478.648,17.TL olduğu gözetilerek davacının asıl davaya konu tazminat talebinin bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, asıl davada yazılı şekilde eksik tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi ise yerinde görülmemiştir.Davalı tarafından, davadışı ... firması ile yapılan sözleşme uyarınca, ... firmasından yapılan nakliyeye ilişkin hizmet bedellerinin bu firma tarafından ödeneceği, ancak ... firmasının yapacağı nakliye bedeli ödemelerinin, davacı ... şirketinin davalı ... şirketinden talep edebileceği sözleşme bedelinden mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davadışı ... firmasının, eldeki davanın tarafları arasındaki sözleşme ilişkisinde taraf olmadığı gibi, eldeki davanın tarafları arasında ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/653 Esas-2019/784 Karar sayılı itirazın iptali davasında da davalı ... tarafından aynı konuda mahsup/takas talebinde bulunulduğu, sözügeçen dosyada ... firmasının 06.12.2018 tarihli yazısında hiçbir zaman davalı adına veya davalıya ödenmek üzere davacı şirkete bir ödeme yapılmadığının bildirildiğinden davalının mahsup/takas talebinin kabul edilmediği, davalının ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.11.2019 tarih ve 2018/653 Esas-2019/784 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Dairemizin 09.05.2022 tarih ve 2020/232 Esas-2022/600 Karar sayılı istinaf kararıyla kesin olmak üzere esastan reddediği anlaşıldığından, davalı vekilinin mahsup ve takasa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından, birleşen davaya ilişkin hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, davacının birleşen davaya konu talebinin, 01.01.2018-31.12.2019 dönemine ilişkin sözleşmenin davalı tarafça 15.07.2018 tarihinde haksız olarak feshedildiği, sözleşme hükümleri gereği 01.01.2020 tarihi itibariyle ... Belediyesi'nce sözleşme konusu işin yapılmasına başlanılmadığı, bu sebeple sözleşmenin 01.01.2020 tarihinden başlamak üzere 31.12.2021 tarihine kadar 2 yıl süreyle uzadığı iddiayla, terditli olarak ileri sürülen öncelikle sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile aynen ifası, aksi halde tazminata karar verilmesi talep edilmiş ise de, sözleşme süresi içinde feshedilen sözleşmenin, sözleşme süresinin sona ermesinden sonra uzadığından söz edilmeyeceğinden, ilk derece mahkemesince davacının birleşen davaya konu taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davacının birleşen dava hakkında verilen karara yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun haklı olduğu, kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında imzalanan 19.12.2017 tarihli Gemilerden Atık Alım Hizmeti Verilmesi ve Atık Kabul Tesisi ile Paket Kimyasal Ünitesi İşletilmesine Dair Sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinin tespitine, davacının sözleşmenin aynen ifasına yönelik talebinin reddine, davacının haksız fesih nedeniyle kar kaybına yönelik talebinin kısmen kabulü ile 478.648,17.TL kar kaybı alacağının 360.000,00.TL'si için dava tarihinden ve bakiyesi için ıslah tarihi olan 09/09/2023 tarihinden itiaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi 04/10/2023 tarihli ve 2018/468 Esas-2023/729 Karar sayılı kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi 04/10/2023 tarihli ve 2018/468 Esas-2023/729 Karar sayılı kararına ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK.nun 353/1-b/2. maddesi uyarınca .... Asliye Ticaret Mahkemesi 04/10/2023 tarihli ve 2018/468 Esas-2023/729 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,4-HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,5-A) ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/468 ESAS SAYILI ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜNE,a)-Taraflar arasında imzalanan 19.12.2017 tarihli Gemilerden Atık Alım Hizmeti Verilmesi ve Atık Kabul Tesisi ile Paket Kimyasal Ünitesi İşletilmesine Dair Sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinin TESPİTİNE,b)-Davacının sözleşmenin aynen ifasına yönelik talebinin REDDİNE,c)-Davacının haksız fesih nedeniyle kar kaybına yönelik talebinin kısmen kabulü ile 478.648,17.TL kar kaybı alacağının 360.000,00.TL'si için dava tarihi olan 13/07/2018'den ve bakiyesi için ıslah tarihi olan 09/09/2023 tarihinden itiaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,e)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 32.696,45.TL nispi karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılan toplam 20.969,92.TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.726,53.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,f)-Davacı tarafından yatırılan 6.147,90.TL. Peşin Harç, 35,90.TL Başvurma Harcı ve 14.822,02.TL Islah Harcı olmak üzere toplam 21.005,82 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)-Davacı tarafından yatırılan yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ve takdir edilen 3.013,27.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, h)-Davalı tarafından yatırılan yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ve takdir edilen 4.885,04.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, ı)-6100 Sayılı HMK'nın 330 maddesi gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 76.583,71.TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,i)-6100 sayılı HMK'nın 330 maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin göre hesaplanan 45.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, j)-Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK.'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, B)-....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/251 ESAS SAYILI BİRLEŞEN DAVA DOSYASINDA;a)-Sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitine ve aynen ifasına dair davanın USULDEN REDDİNE,b)-Haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın subut bulmadığından REDDİNE,c)-Davacı tarafından yatırılan, 1.707,75.TL Peşin Harçtan alınması gereken 732,00. TL harcın mahsubu ile bakiye 975,75.TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE, d)-Davacı tarafından yatırılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,e)-Davalı tarafından yatırılan 803,25.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, f)-Reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kademeli olarak hesaplanan 89.880,38.TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa VERİLMESİNE,g)-Dosyada mevcut olan harcanmayan davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, h)-Dosyada mevcut olan harcanmayan davalı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,ı)-Birleşen dosya yönünden, 6325 sayılı kanunun 18/A-14. maddesi uyarınca arabuluculuk aşamasında Devlet tarafından sarf edilen 1.320,00.TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,İstinaf incelemesi yönünden;1-a)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan peşin alınan 6.454,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,b)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 25.814,58.TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.453,64.TL harcın mahsubu ile bakiye 19.360,94.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,2-a)6100 sayılı HMK'nun 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 738,00.TL istinaf başvuru harcı, 303,00.TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.041.TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,b)-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,3-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince istinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE,5-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır