İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin tanınmış marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarıyla, erişim engelleme ve maddi/manevi tazminat talepleri üzerine verilen istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, eğitim ve öğretim hizmetleri sektöründe tescilli ve tanınmış markasının davalı tarafça online ve fiziki ortamlarda, web sitesi, sosyal medya hesapları ve tanıtım materyalleri aracılığıyla, ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde kullanılarak marka hakkına tecavüz edildiğini ve haksız rekabet oluşturulduğunu ileri sürerek, tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, erişimin engellenmesi, haksız kullanımlara el konulması, hükmün ilanı ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı ise davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2025/783 EsasKARAR NO:2026/971İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:05/02/2025NUMARASI:2024/125 2025/34DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:16/06/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili Mahkememizin 2021/366 esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin köklü bir geçmişi olduğunu, ticaret sicilinde tescilli iştigal mevzuu esas olarak eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünlerini içerdiğini, TÜRKPATENT nezdinde kayıtlı "..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili olan şirketin, markaları ve kullanımlarını ... alan adını taşıyan web sayfasında ve diğer sosyal medya hesaplarında tanıttığını, müvekkili adına tescilli markaların, eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline geldiğini, müvekkilinin "..." ibare ve biçimli markalarının ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı bir marka haline geldiğini ve tanınmış marka olduğunu, markasal anlamda "..." ibaresinin ayırt edicilik kazandığını, davalı tarafça müvekkiline ait markalarla ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak tanıtım işareti şeklinde kullanımın olduğunu, davalı yanın, müvekkilinin markalarına iltibas teşkil eden fiziki kullanımlarının yanı sıra online bir şekilde de müvekkili olan şirketin marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğini, davalı yanın, ... alan adlı internet sitesinde, .../../ kullanıcı adlı Instagram sayfasında ve ... Youtube sayfasında yer alan kullanımlarıyla müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, davalının kötü niyetli eylemlerinin müvekkilinin marka, ticaret unvanı ve alan adı tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğini ve haksız rekabet yarattığını, davalının "..." görselli tanıtım işaretlerini kullanmasının müvekkili aleyhine haksız rekabet yarattığını, davalının kullanımlarının müvekkilinin tescilli markalarına benzer olduğunun ve marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin delil tespiti ve bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan hakları ihlal edilen ve haksız rekabete maruz kalan müvekkilinin, kötü niyetli davalı yanın tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve ref‟i isteminde bulunma koşullarının gerçekleştiğini, davalı adına ... sayılı marka tescil belgesinin bulunmasının, 6769 Sayılı SMK M.155 hükmü karşısında kullanım eylemlerinin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmadığını, davalının eylemlerinin müvekkiline ait marka ve ticaret unvanı gibi fikri mülkiyet haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinden müvekkili lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilme koşullarının oluştuğunu, açıklanan nedenlerle, davalının, müvekkilinin ticaret unvanı, işletme adı ve markası ile karışıklığa yol açacak biçimde ibare ve biçimli tanıtım işaret içeren kullanımlarının, müvekkilinin marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, davalının, müvekkilinin marka ve ticaret unvanı tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tüm fiillerinin önlenmesini ve durdurulmasını, alan adı ve içeriği ihlal oluşturan ... alan adını ve uzantılarını taşıyan internet sitesine ve tespit edilen sosyal medya hesaplarının bulunduğu internet sayfalarına erişimin engellenmesini, ... adlı elektronik satış sitesinde kendisine ait işletmesinin resimlerini de kullanarak, "..." başlığı altında, müvekkilinin markasıyla karışıklığa yol açan tanıtım işareti için üçüncü kişilere lisans teklifinde bulunmasının önlenmesini, karşı yanın ve lisans verdiği kişilerin işletmelerinde bulunan, ayrıca fiziki ve elektronik ortamlarda yer alan tanıtım işaretlerini içeren sabit veya taşınır tabela, kartvizit, fatura, irsaliye, afiş, broşür, tanıtım dergilerinin ve bu cümleden olarak tüm iş ve tanıtım evrakı ile tanıtıcı tüm materyallere el konulması, sabit ortamlardan silinmesini, hükmün ilanını, 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, ilk eylem tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 21/02/2022 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesinde 10.000,00 TL olarak gösterdikleri maddi tazminat taleplerini 66.666,00 TL'ye yükselttiklerini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile, yasal süresi içerisinde dava açmayan tarafın davasının hak düşürücü süre nazara alınarak reddi gerektiğini, aksi takdirde davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının TMK Madde 2 hükmü gereği kabulü gerektiğini, müvekkilinin, markasında salt ... unvanının değil; kendi ismiyle birlikte " ..." unvanının kullanıldığını, iltibas iddiasında bulunan tarafın markasının Zeytinburnu ilçesinde bir şubesinin bulunmadığını, ... unvanının, tek başına tescile yeterli bir unvan olmadığını, talepte bulunan tarafın renkleri tescil ettirmesinin hukuka ve kanuna uygun olmamakla birlikte, başka bir kurumca kullanılan renklerin kendi markasına ait olduğunu iddia etmesinin hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmadığını, müvekkilinin kullandığı sembol ile karşı tarafın tescil ettirdiği sembol arasında farklılık bulunduğunu, aynı sektörde hizmet veren karşı tarafın eğitim sektöründe tek olabilmek ve tüketici çevresini genişletebilmek amacıyla rakip firma olan müvekkiline karşı kötü niyetli olarak dava açtığını ve müvekkilinin itibarının zedelendiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, kötü niyetin korunmayacağı kanaatiyle davacının davasının reddini talep etmiştir.Mahkemenin 28/09/2022 Tarih 2021/366 Esas, 2022/176 Karar sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların istinaf talebi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş, Dairemizin 29/05/2024 tarih ve 2022/2033 Esas, 2024/1003 Karar sayılı ilamıyla "İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının taraf markalarının görsellerine yer vererek yazıldığı görülmüştür.Mahkeme kararlarında gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verilebilir ise de;hükmün gerekçe kısmında HMK.297.maddesi düzenlemesine uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi başka hukuki uyuşmazlıklara yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerden yoksun bir şekilde markaların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir (Yargıtay HGK 12.04.2017 tarih ve 2017/11-75 E-2017/637 K.sayılı kararı).Sonuç olarak, mahkemece kararın gerekçesinde davacı ve davalı taraflara ait marka görünümlerine yer verilmesi HMK 297.maddesine aykırı olduğundan, sair yönlerden inceleme yapılmaksızın, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir. YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 2. FSHHM 2024/125 Esas 2025/34 Karar 05.02.2025 Tarihli kararı: "... Davacı markaları 41.sınıfta yer alan "eğitim ve öğretim hizmetleri"nde tescillidir. Davalının fiili markasal kullanımları ise aynı hizmet sınıfındadır. Bu durumda taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik "..." düzeyindedir. Bu durumda taraf markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak incelenmelidir. Davacı markalarının ortak unsurları "..." kelimeleri ile "..." işaretidir.Davalı her ne kadar markasının "...,... Öğretim Kurumları" şeklinde olduğu yönünde savunmalarını sunmuşsa da fiili markasal kullanımlarında "..." kelimeleri ile "..." işaretinin büyük puntolarla ön planda olduğu bütünsel değerlendirmede münhasıran bu unsurların dikkati çektiği ve marka olarak algılandığı anlaşılmıştır. Bu noktada üzerinde durulması gereken husus "zayıf marka" kavramıdır. Bilirkişi raporunda yapılan sektörel değerlendirmede "..." ibaresinin eğitim ve öğretim hizmetlerinde zayıf marka olduğu yönündeki tespitlere mahkememizce de iştirak edilse de; bir markanın zayıf olması, söz konusu markanın hiçbir markasal korumadan yararlanmayacağı sonucunu doğurmayacağı, yalnızca korumanın daha dar kapsamda değerlendirmesini gerektirdiği yerleşmiş uygulamalara ve kanuni düzenlemelere göre genel kabuldür. Somut olay bakımından sektörel, işitsel, görsel ve anlamsal ayniyet içeren davalı fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalar ile ortalama tüketici nezdinde karıştırma, işletmesel ya da ekonomik bağlantı kurma, çağrıştırma ihtimallerini yaratacağı, fiili bir zorunluluk bulunmaksızın sektörel bilinirliği bulunan davacı markalarına yaklaşma iradesinin, aynı sektörde ticari faaliyet gösteren ve "..." gibi davranma yükümlülüğü altında bulunan davalı bakımından marka tecavüzü ile haksız fiil sorumluluğunu doğuracağı hukuki kanaatine ulaşılmıştır. Davalı vekili her ne kadar sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiasında bulunmuşsa da, delil tespiti tarihinin 30/09/2020 olduğu, bu tarihten daha önceki fiili markasal kullanımların dosyaya delil olarak yansımadığı, davacının davalı kullanımlarından 13/07/2020 tarihli ihtarname ile haberdar olduğu yönündeki savunmasının aksini ispatlayacak bir delil sunulmadığı ve davacının 13/07/2020 tarihinde haberdar olduğu tecavüz fiiline yönelik 11/09/2020 tarihinde İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/163 değişik iş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduğu ve 22/12/2020 tarihinde huzurdaki davayı açtığı, bu itibarla sessiz kalmasından bahsedilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.Davacı netice-i talebinde "..." alan adına erişim engeli talep etmiş is de, yapılan bilirkişi incelemesi neticesi söz konusu internet adresinde yukarıda tecavüz oluşturduğu tespit olunan fiili markasal kullanımların yer almadığı, bu itibarla erişim engeli kararı verilmesinin hukuki koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, 2019/5189 esas ve 2022/1852 karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; sunulan sözleşmede belirlenen koşullar ile mevcut delillere göre bilirkişi raporu ile hesaplanan maddi tazminatın dosya içeriği ile uyumlu olduğu ve davacı vekilince artırılan miktar üzerinden davanın kabulü gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 20.000,00 TL olarak talep edilen manevi tazminatın tamamının kabulü gerektiği kanaatine ulaşılmış ve yukarıda anılı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2024 tarih ve 2022/2033 Esas, 2024/1003 Karar sayılı kararında belirtilen hususlar doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile,-Davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, bu tecavüzün ref ve men'ine; bu kapsamda; tecavüz oluşturan ibare ve işaretleri ihtiva eden tüm basılı tanıtım materyallerine ve ticaret evrakına el konulmasına, davalının ".../.../...-ve-...-...-...-...-...-......-...-...-...-...-.../..." adresinde tecavüz oluşturan ibare ve işaretler ile 3. kişilere lisans teklifinde bulunmasının men'ine, -"..." alan adına erişimin engellenmesi talebinin reddine, -66.666,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 30/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının haksız rekabet davasının REDDİNE,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davacı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; haksız rekabet ve davalı adına kayıtlı olan alan adına erişimin engellenmesi talebi yönünden, haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle davanın kısmen reddine karar verildiğini, davalı tarafın işbu davaya konu eylemleri,SMK uyarınca müvekkilin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gibi aynı zamanda TTK m. 54-55 hükmü kapsamında haksız rekabet de yarattığını, Davanın haksız rekabet yönünden reddine karar verilmesi ve bu yönde karşı taraf lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin eylemlerinin aynı zamanda TTK m. 54-55 uyarınca haksız rekabet oluşturduğu sabit olduğunu, Mahkemenin "..." alan adına erişimin engellenmesi talebinin reddine" ilişkin kararının da hukuka aykırı olduğunu, Zira, davalı taraf dava tarihi itibariyle "..." alan adlı İnternet sitesinde de marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımlara yer verdiğini, Dava dilekçesi ile sunulan görsellerden açıkça anlaşılacağı üzere davalı taraf "..." alan adlı internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında da müvekkilinin marka ve tescilli ticaret unvanından doğan haklarını ihlal ettiğini, Yukarıdaki görsellerden açıkça görüldüğü üzere; davalı tarafın, adına kayıtlı olan ... alan adlı internet sitesinde davacı müvekkilin marka ve ticaret unvanından doğan haklarını ihlal eden kullanımlar dava tarihinde yer aldığından ve davalı tarafın tekrar bu kullanımlara yer vermesi olasılığı yüksek olduğundan, ihlallerin önlenmesi bakımından davalı adına kayıtlı olan internet sitesine erişimin engellenmesi kararı verilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; davacının dayandığı adına tescilli markanın ortak unsurunun (... ibaresinin) kullanımının ... olduğu tespit edildiğini,, hatta yerel mahkeme gerekçeli kararı 5. Sayfasında zayıf marka değerlendirmesine açıkça katıldığını belirttiğini, Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o marka ile normal koşullarda karıştırılma ihtimali oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumunda olduğunu, ayırt ediciliği düşük ibarelere yapılan bazı küçük eklemeler dahi bu ibareleri birbirlerinden farklılaştırabilmektedir ve marka olarak tescil edilmiş olsa bile ayırt ediciliği düşük bir işaret üzerinde bir kişiye geniş, mutlak bir hak tanınması mümkün olmadığını,Yargıtay’ın son dönemde verdiği kararlar incelendiğinde tanımlayıcı ifadeler içeren markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesine ilişkin temel ilkeleri belirleyen birçok karar verdiği için yeni yaklaşımın yerleşik uygulama haline geldiğini, Davacılar iddialarında uzun yıllardır ... A.Ş tescilli markaları kullandıklarını ve tescil oldukları sınıf ile bulundukları sektörde TANINMIŞ MARKA olduklarını belirttiklerini, davacıların Türk Patent ve Marka Kurumu'na ... Başvuru numarası ile yapmış olduğu 19/11/2020 tarihli tanınmış marka başvurusunun 29/06/2021 tarihinde reddedildiğini, Davacılar ile müvekkilimin adına tescilli markalar bilirkişi tarafından kısım kısım incelenerek hatalı bir değerlendirme yapıldığını, Markanın bir bütün olarak kazandığı ayırt edicilik gücü dikkate alınmadan bu şekilde bir inceleme, yanlış bir değerlendirmeye yol açmış ve bu hata Yerel mahkeme hükmüne esas alındığını, evrensel sembol ve tanınmış bilim insanlarının davacılar tekeline bırakılması mümkün değil iken yerel mahkeme ilâmında ve hükme esas bilirkişi raporunda, yine davacılara hasredilemeyecek olan "..." ibaresi üzerinden hareketle S.M.K. 6/1 ve yine S.M.K. 7/1 uyarınca karıştırma ve marka hakkına tecavüz olarak nitelendirmek yasaya ve marka hukukuna aykırı olduğunu, Davacılar tarafından Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/264 E sayılı dosyasında hükümsüzlük davası ikame edilmiş olup bu dosya da halen kesinleşmediğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, ref ve men'ine; alan adına erişimin engellenmesi talebinin reddine, 66.666,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline, haksız rekabet davasının ise reddine karar verilmiştir. Karar, taraflar vekillerince istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların eğitim sektöründe faaliyet gösterdiği, yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı markalarının ortak unsurları olan "..." kelimeleri ile "..." işaretinin davalının fiili markasal kullanımlarında da büyük puntolarla ön planda olduğunun tespit edildiği, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri nazara alındığında, davalı fiili kullanımlarının davacının "..." markası ile seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, "..." ibaresinin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2024/4266 E- 2025/2718 K.ve 2024/4128E- 2025/2555 K.sayılı onama kararları), sessiz kalma ile hak kaybı iddiasını ispata elverişli ve yeterli dosya kapsamında delil bulunmadığı, davalı kullanımlarının davacı markalarına tecavüz oluşturduğu, tecavüz iddiası sabit bulunduğundan davacının SMK 149. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği, davacı tarafın talebi doğrultusunda sunulan lisans sözleşmelerine göre hesaplanan maddi tazminatın yerinde olduğu, hüküm altına alınan manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, 6769 sayılı kanun ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın geçerli olmadığı gerekçesi ile haksız rekabet davasının reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, alan adı içerisinde herhangi bir markasal kullanımın tespit edilememesi karşısında erişim engeli talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, sunulu kök ve ek raporun denetime elverişli olduğu, sunulu rapora karşı taraf itirazlarının ek rapor alınarak karşılandığı anlaşıldığından taraf vekillerince ileri sürülen istinaf itirazlarının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, - Alınması gereken 5.920,15 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.481,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.439,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2026