Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde Nakliyat Emtia Katılım Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat Davası: Taşımacılık Sırasında Cam Emtiada Meydana Gelen Hasarın Teminat Dışı Bırakılmasına Yönelik Eksper Raporuna İtiraz.
Özet: Davacı, 15.08.2023 tarihli nakliyat emtia katılım poliçesi kapsamında taşınan cam ürünlerde uluslararası taşıma sırasında meydana gelen zararın tazmini amacıyla dava açmış; davalı sigorta şirketinin, ambalaj yetersizliği ve istifleme hatası nedeniyle hasarın teminat dışı olduğu yönündeki eksper raporunun taraflı ve çelişkili olduğunu, taşıma sürecindeki özensizliğin zarara yol açtığını ve hasarın poliçe kapsamında karşılanması gerektiğini belirterek, arabuluculukla anlaşma sağlanamaması üzerine şimdilik 100,00 TL belirsiz alacak davası açarak zararın ticari temerrüt faiziyle tahsilini talep etmektedir.

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 21/08/2025KARAR TARİHİ : 17/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ve davalı ... Sigorta AŞ. Arasında 15.08.2023 tarihinde Nakliyat Emtia Katılım Poliçesi düzenlenmiş olduğunu, açıklamadaki genişletme üzerine Zeyilname düzenlenmiş olduğunu, bu poliçede sigortalanan emtia Kayseri'den Yalova'ya Karayolu ile Yalovadan Fransa Sete Limanına gemi (Myra Seaways IMO N°9422122) ile Fransa Sete Limanından İspanya Murcia'ya karayolu ile gidecek olduğunu, bu taşıma işlemi sırasında meydana gelen olaylardan dolayı taşınan emtialarda zarar meydana geldiğini, taşınanların Cam olduğu gözetildiğinde taşıma işleminde hassas davranılmadığı ortada olduğunu, ortaya çıkan zararla ilgili eklerde sundukları poliçe ve zeyilnameye bakılıp zararın tazminini talep üzerine Davalı Kurum'dan talep edildiyse de ortaya çıkan zarara ilişkin ekspere başvurup zararın meydana gelmesinde kusur tahlilini araştırma yoluna gitmiş olduklarını, bu eksper raporunda "...Poliçede “ambalaj yetersizliği veya uygunsuzluğundan ve/veya istifleme hatasından kaynaklanan ziya, hasar veya masraflar işbu sigorta teminatı dışındadır” notu bulunmakta olduğunu, bu nedenlerle sigorta şirketi açısından sigortalıya yöneltilen bu talebin ve taraflarınca hesaplanan tutarının teminat harici değerlendirilmesinin uygun olacağının belirtilmiş olduğunu, alınan raporun taraflı ve çelişkili olduğunu, raporda "...gönderici firma, bu deneyim üzerine ambalaj yapısını değiştirdiğini, camları ahşap kasa içinde gönderdiğini, kullanılan patpatların değiştirildiği, ürünler arasına köpük konularak birbirlerine sürtmelerinin engellendiğini ve yeni sevkiyatın bu şekilde planlandığını beyan etmiştir. Tarafımıza iletilen yükleme fotoğraflarına da bakıldığında ambalajın değiştiği, güçlendirildiği, gerekli sabitleme önlemlerinin (kasaların kayışlarla sabitlenmesi, boşlukların hava yastığı ile doldurulması) alındığı ve emtianın genel ambalaj kondisyonunun büyük oranda iyileştirildiği görülmektedir...." denildiğini, raporda yukarıdaki çıkarım yapılmış olsa da bu durumu teminat dışı olarak nitelendirmenin hukuka uygun olmadığını, ekspertizin 24.10.2023 tarihinde İspanya'da yapılmış olduğunu, ayrıca raporun içinde olayı ilgilendirmeyen sorular ve cevaplar barındırmakta olduğunu, 28.08.2023 , 29.08.2023, 30.08.2023 tarihinde varış noktasına varan araçlardaki emtia için neden 13.10.2025'te ekspertiz talep ettiği sorulup yanıt alınmaması rapora girmiş olduğunu, bunun ekspertizin değerlendirebileceği bir durum olmadığını, kaldı ki işinin kapsamında olan sorgular yapmasına gerek olmadığını, raporun taraflı hazırlanmış olduğunu, raporda "...Ekspertiz esnasında emtianın tamamı ambalajından çıkarılmış olduğu için eksper tarafından ambalaj veya istif değerlendirmesi yapılamamıştır. ..." denildiğini, bu ifadeye bakılarak istif değerlendirmesi ve ambalaj değerlendirmesi yapılamayacağını söylese de davacının istif durumuna, sabitleme tarzına, yastık ve kasalar ile sabitleyip koruyucu oluşturmasına raporun başında nakliyat önü fotoğrafları değerlendirerek gerekli ifadeleri kullanmış olduğunu, kaldı ki poliçenin içeriğinde "Dahil/Yükleme- Boşaltma - Aktarma - Hırsızlık / Dahil " olarak anlaşılmış olduğunu, Ekspertizin davacıya yönelttiği kusurların da davacının sorumluluğunda olmadığını, bunlar gibi bazı çelişkili ve taraflı ifadeler ile hazırlanan ekspertiz raporunu değerlendirip meydana gelen hasarı teminat dışı olarak değerlendirip ödeme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, belirtildiği üzere Nakliyat Emtia Katılım Poliçesi kapsamında zararın tazmini sağlanmadığından işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu belirterek, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı için, 100,00 TL Sigortadan kaynaklanan zararın tazmini , (Belirsiz Alacak Davası Olarak) olmak üzere şimdilik 100,00TL'nin zararın meydana geliş tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava eda ve tespit olarak ikame edilmiş olup, ilgili mevzuatta yapılan değişiklik nedeni ile farklı yargılama usulüne tabi olan iki dava türünün aynı davanın konusu yapılması mümkün olmayıp, hukuki yarar da bulunmamakta olduğunu, HMK M.401'de tespit davasında sulh mahkemelerinin görevli olduğunun hüküm altına alınmış olduğunu, bu nedenle davacı tarafça HMK m.400 vd hükümlerine göre kaybolacak deliller olabileceğinden bahisle ivedi şekilde tespit talep ediliyor ise Sulh Hukuk Mahkemelerinde delil tespiti davası ikame edilmeli ve akabinde husumet gösterilerek dava açılması gerekmekte olduğunu, ancak her ne kadar kısmi alacak davası olsa da, huzurdaki dava bir eda davası olduğundan; davacının tespitini talep ettiği hususlar yenilik doğurucu nitelikte olmayacağını, bu nedenle davacının HMK m.400 vd hükümlerine göre tespitini talep ettiği hususlarda hukuki yarar bulunmamakta olup, ayrıca araştırılmasına muvafakatleri bulunmamakta olduğunu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E:2017/21045, K:2019/6313 sayılı ve 14.03.2019 tarihli ilamının dikkate alınması gerektiğini, açıklanan nedenlerle HMK m.114 gereği hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, delillerini sunmamış ve davalı Şirkete tebliğ ettirmemiş olduğunu, bu kapsamda oluştuğu ileri sürülen zarar gerek rakamsal olarak gerekse varlık olarak ispata muhtaç olduğunu, HMK m.121 ve HMK m. 122 uyarınca da dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesi zorunlu olduğunu, oysa, dava dilekçesi ekinde Davalıya hiçbir belge tebliğ edilmemiş olduğunu, davacı tarafa delillerini sunmak ve davalıya tebliğ ettirmek yönünden süre verilmesini talep ediyor ve esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarını delillerin tebliğinden sonra kullanılmak üzere saklı tuttuklarını, zamanaşımı süresi geçmiş olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 855. Maddesi ve CMR Konvansiyonu 32.md maddeye göre göre eşya taşımalarında hasar meydana gelmesi durumunda alacak 1 yılda zamanaşımına uğrayacağını, Dava konusu hasarın 28.09.2023 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu, bu nedenle öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, işbu davanın davacısının ihbarını talep ettikleri şirkete karşı da ayrı bir dava ikame etmiş olması ihtimaline binaen davacının sebepsiz zenginleşmesinin engellenmesi maksadıyla davanın nakliye firması BD Lojistik Ve Gümrükleme Hizmetleri Ltd. Şti.'ye ihbarını talep etme zaruriyeti hasıl olmuş olduğunu, bu sebeple Mahkemede görülmekte olan davanın BD Lojistik Ve Gümrükleme Hizmetleri Ltd. Şti.'ye (VKN: 1601224100) ihbarını ve dava dilekçesinin, eklerinin ve dosyadan alınan bilirkişi raporlarının tebliğ edilmesini arz ve talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte ise -asla davayı kabul anlamı taşımamakla beraber- davacının talep kalemleri açık olmadığından somutlaştırılması gerekmekte olduğunu, dava dilekçesi anlaşılırlıktan uzak olup bu anlamıyla dava dilekçesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ("HMK")'nun 'Dava dilekçesinin içeriği' başlıklı 119.maddesindeki şartları da taşımamakta olduğunu, bu hususlar davanın esasına etki edecek olduğundan Mahkemece süre verilmesi suretiyle davacının açık olmayan beyanlarının davacı tarafça açıklanması gerekmekte olduğunu, davalı nezdinde 234997086 numaralı "Nakliyat Emtia Katılım Poliçesi" ile dava konusu "Cam ve PVC Malzemeler" sigortalanmış olduğunu, konu poliçede sigortalı davacı ... ve sigorta konusu ise cam ve pvc malzemeler olduğunu, konu poliçede "Maximum Araç Bedeli" 242.770,00-€ olarak belirlenmiş olup, -asla davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte- davalı şirketin azami sorumluluğunun bu tutarla sınırlı olduğunu, ekspertiz raporunda açıklandığı üzere yetersiz ambalajlama ve istifleme nedeniyle meydana gelen hasar teminat kapsamı dışında kalmakta olduğunu, işbu dava konusu kara taşıması Türkiye - İspanya arasında yapılmış olduğunu, CMR Konvansiyonu m. 1/1’de açıkça belirtildiği üzere yükleme ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde kara yolu ile yapılan taşımaların tümüne CMR Konvansiyonu kuralları uygulanacağını, Türkiye’nin de CMR Konvansiyonu akit devletlerinden biri olması ve T.C. Anayasa md. 90 gereğince huzurdaki davaya konu taşımanın da anılan kurallara tabi olarak değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, CMR Konvansiyonu kapsamında taşıyanın sorumluluğunun çerçevesi çizilmiş olduğunu, işbu davaya uygulanacak CMR Konvansiyonu ve ilgili mevzuat göz önüne alındığında ise yükleme, sabitleme ve boşaltma ile ilgili olarak TTK md. 863 dikkate alınması gerektiğini, İşbu madde kapsamında göndericinin sorumluluğu açık bir şekilde belirtilmiş olduğunu, bu hususla ilgili olarak aksi konuda davacı tarafından dosya kapsamına herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış olduğundan davalı Şirketin sigortalısının işbu taşıma kapsamında yükleme, araç içi sabitleme ve istifleme konusunda herhangi bir sorumluluğunun olmadığının aşikar olduğunu, CMR Konvansiyonu md. 17/f.4 gereğince taşıyıcının hasar ve ziyadan sorumlu olmadığı haller içinde b ve c bendindeki durumların belirtildiğini, bu halde tamamen gönderici firmanın sorumluluğu altında gerçekleştirilen yükleme, araç içi sabitleme ve istifleme ve ambalaj yetersizliği fiili sonucunda yükün iddia olunduğu şekilde hasara uğramasında davalı Şirketin hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığı ve nitekim CMR Konvansiyon kapsamında da davalı Şirketin ve sigortalısının sorumluluğuna gidilemeyeceğinin ortada olduğunu, meydana geldiği iddia olunan hasarın kaynağı olarak istifleme ve yükleme hatası ile emtianın ambalaj yapısındaki yetersizlik olduğunun açık belli olduğunu, CMR Konvansiyonuna göre malın ambalajının kötü olduğu durumlarda taşıyıcının bir sorumluluğu olmadığını, CMR 17. Madde 4/b’ya göre “ Malların ambalajlanmadıkları veya fena ambalajlandıkları zaman, mahiyetleri icabı fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması yahutta hatalı ambalajlanmış olması,” hallerinde taşıyıcı mesuliyetten ibra edilir demekte olduğunu, bu durumda davalı şirkete ithaf edilebilecek herhangi bir kusur olmadığı gibi CMR 17.md ye göre davalı şirketin bu hasar nedeniyle herhangi bir sorumluluğu olmadığını, bu anlamda, raporda yer alan açıklamadan da anlaşılacağı üzere meydana geldiği iddia olunan hasar ambalajlama /paketleme /istifleme hatasından kaynaklanmakta olduğunu, bu durumda, meydana geldiği iddia olunan hasardan davalı Şirket sorumlu olmayacağını, bu durumda, hiçbir şekilde davalı Şirketin sigortalısının sorumluluğunu kabul anlamına gelememek kaydı ile, ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere ortada bir hasar varsa dahi bu hasar emtianın taşıma aracı içerisine gönderici tarafından emtianın hassas bir emtia olması sebebi ile layıkıyla yüklenmemesi ve istiflenmemesinden kaynaklanmakta olduğunu, Taşımanın kapalı kasa ve gönderici tarafından yüklenip, istiflenmesi yapılmasından sonra yalnızca alıcının adresinde açılmış olduğu tarafların kabulünde olduğunu, buna göre meydana geldiği iddia olunan hasarın istifleme ve yükleme hatası ile ambalaj yetersizliğinin olduğu izahtan vareste olduğunu, eğer ki gönderici konumunda bulunan şirket taşıma aracına emtiaları yüklerken yolun hal ve durumu göz önüne alınarak emtianın daha iyi bir şekilde paketlenmesini sağlamış olsa idi bu durumda herhangi bir hasarın ortaya çıkmayacağını Mahkemenin dikkatine sunduklarını, sigorta eksperlerinin kanun gereği bağımsız ve tarafsız olduğu ve tazminat yükümlülüğünün belirlenebilmesi açısından zaruri bir müessese olduğu hususunun tartışmasız olduğunu, araştırma raporları da tıpkı ekspertiz raporları gibi bağımsız ve tarafsız sigorta eksperleri tarafından düzenlenmekte olduğunu, bu konuda Sigorta Eksperleri Yönetmeliği’nin tarafsızlığı düzenleyen 22. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, Ekspertiz raporlarının hukuki niteliği hususunda ise Danıştay 8. Daire’ nin E. 2011/2237 Esas ve 2011/2623 Karar sayılı 11.5.2011 tarihli kararı ile eksper raporlarının tarafsız ve bağımsız biçimde tesis edildiği ve hukuken geçerli belge niteliğini haiz olduğunu açıklamakta olduğunu, açıklandığı gibi ekspertiz raporları kesin delil olmamakla birlikte yargılamada hükme esas alınabilecek kuvvetli delil niteliğinde olduğunu, bu durumda ekspertiz raporu objektif, tarafsız ve bağımsız bir şekilde tanzim edildiğinden, bu delilin yok sayılamayacağı tartışmasız olduğunu, işbu davaya konu taşıma kapsamında taşıyanın kusurlu fiili neticesinde emtianın hasara uğradığına ilişkin veyahut iddia olunan hasarın taşıma esnasına meydana geldiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve/veya belge bulunmamakta olduğunu, arz edilen nedenlerle ve Mahkeme tarafından re'sen gözetilecek sebeplerle; Davanın davalı yönünden tümüyle reddini, aksi kanaat hasıl olması halinde ise müterafik kusurun yukarıda belirtilen husular gözetilerek değerlendirilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerini, davalı şirket’in ve sigortalısının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek üzere, davalı şirket’in sorumluluğunun cmr madde 23/3 gereğince sınırlı sorumluluk kapsamında tespiti gerekli olduğunu, davacının CMR Konvansiyonu madde 23 vd. maddelerinde yer alan sınırlı sorumluluk miktarının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerekli olduğunu, hasar miktarının ispatlanması gerektiğini, öncelikle hasar miktarına ve kusur durumuna itiraz ettiklerini, talep konusu yapılan alacak bedelinin dahi nasıl oluşturulduğu, şayet var ise hasarlı emteanın sovtaj değerlendirilmesine tabi tutulup tutulmadığı anlaşılamamış olduğunu, hasarlanan mala ilişkin gerçek bir tespit yapılmadığını, şayet var ise ne kadar malın hasarlandığı ve ne kadarının kurtarıldığının dosyaya sunulması ve hasar miktarının ispatlanmasının gerekmekte olduğunu, taraflarına sigorta poliçesi sebebiyle husumet yöneltildiğinden, kesinlikle hasarın poliçe teminatı altında olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile ve pasif husumet itirazımızı tekrar ederek, bir an için pasif husumet itirazları kabul görmediği ve hasarın poliçe teminatı altında olduğu farz edilse dahi, sigortacının ancak poliçe şartları ve limitleri ile sınırlı olarak sorumluluğu söz konusu olacağını, Poliçede yer alan "Her bir hasarda ve olayda poliçede yazılı vasıta başına emtea sigorta bedeli üzerinden %5 oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır." muafiyet klozu gereğince tenzili muafiyet ve koasürans hükümleri tüm talepler için de ayrı ayrı uygulanması gerekmekte olduğunu, davacı tarafça talep edilen takip tarihinden itibaren ticari faiz talep edilmiş olması hukuka aykırı olduğunu, CMR Konvansiyonu md. 27 uyarınca CMR Konvansiyonu’na tabi tazminat talepleri ödeme isteminin taşıyıcıya gönderildiği tarihten itibaren yılda %5 üzerinden hesaplanacak kanuni faiz oranı üzerinden talep edilebileceğini, davacının davasını kabul anlamına gelmemekle veya davalı Şirket’in ve sigortalısının temerrüde düştüğünü kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının bu açık yasal düzenleme karşısında talep etmiş olduğu faiz oranı hukuken geçerli olmayıp Mahkemece reddi gerekmekte olduğunu, yasal ihbar süresine uyulmamış olduğunu, CMR Konvansiyonu madde 30 uyarınca zıya ve hasarda en geç bildirim süresi teslimden itibaren 7 gün olup, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı zaman zarar ve ziyadan taşıyanın sorumlu olmadığı karine olduğunu, dolayısıyla her halükârda gerek davacı gerek dava dışı alıcı gerekse de 3. Kişiler işbu ihbar süresi içerisinde yasaya uygun bir bildirim yapmamış, davalıya hasarı ihbar etmemiş ve her iki tarafın da katılımıyla bir tespit yapılmamış olduğunu, dolayısıyla CMR Kuralları m. 30/1 hükmü uyarınca taşıma konusu eşyada meydana gelen hasardan taşıyanın sorumlu olmadığı karine olduğunu, bu karinenin ispatının yükünün Davacı tarafta olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen sebepler doğrultusunda davalı şirket sigortalısına karşı açılmış olan bu haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, esasa girilmesi durumunda da esastan reddini Mahkemeden talep ettiklerini, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek üzere, mallardaki iddia olunan hasarın/zıyaının davalı şirketin ve sigortalısının sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiğinin kabulü zorunlu olup davanın reddi gerekmekte olduğunu belirterek, Esasa ilişkin cevap ve delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı delillerinin taraflarına tebliğini, Davanın zamanaşımı def’i doğrultusunda usulden reddine, Davanın aktif husumet itirazları nedeniyle usulden reddine, hiçbir hukuki mesnede dayanmayan, hiçbir hukuki menfaati bulunmayan haksız, yersiz ve suiniyetli davacının taleplerinin reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇEDava, taraflar arasında imzalanan Nakliyat Emtia Katılım Poliçesi kapsamında davacının yapılan uluslararası taşıma sırasında zarar gören ürünler nedeni ile yapmış olduğu ödemeyi davalıya rücu edip edemeyeceği, davalının bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı hususlarına ilişkindir. ... Sigorta Anonim Şirketine ve Erciyes Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu, ilgili evrakların dosyamız arasına alınmış olduğu görüldü.Mahkememizin 28/01/2026 tarihli duruşma zaptının 7 nolu ara kararı gereğince dosyanın Uluslararası taşıma hukuku alanında uzman bilirkişi ile, uzman bilirkişi (cam konusunda) heyetine tevdii ile rapor alınmasına karar verildiği ve 13/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle '' Eksper raporunda görüleceği üzere malda meydana gelen hasarların emtianın ambalaj yapısı ve istifi kaynaklı yola hazırlığındaki yetersizlik olduğu tespitine yer verilmiştir. Bu kapsamda; CMR uyarınca emtiaların ambalaj ve istifi görevinin gönderen şirkette olacağı, ayrıca taşıyıcının da basiretli bir tacir olması nedeniyle gerekli özeni göstermesi gerektiği bu nedenle sorumluluğu bulunacağı değerlendirilmektedir. CMR 17/2 maddesinde eğer kayıp veya hasar; hasara uğrayan malların ambalajlanmaması ya da hatalı ambalajlanmış olması halinde yükün gönderici veya alıcı tarafından alınması, yüklenmesi ve özellikleri gereği özel risklerden doğmuş ise taşıyıcının zarardan sorumlu olamayacağı düzenlenmiştir. Ancak, yükün ambalajının kifayetsiz ya da ambalajsız olmasından veya araca hatalı istiflenip, sabitlenmesine bağlı tertipleme hatalarından dolayı vuku bulan hasarlardan taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranarak nezaret görevi ve sorumluluğunun bulunduğu yerleşik yargı uygulamasıdır. Taşınacak emtianın ambalajsız veya ambalajının kifayetsiz olması ya da araca ve güzergaha uygun olmayan şekilde sabitlenmesi halinde taşıyıcı göndereni uyarmadan ve CMR’nin 8. ve 9. maddelerine uygun olarak taşıma senedine çekince koymadan yükü teslim alır ve yükte bu sebepten hasar meydana gelirse; öncelikle zarara sebep olan hatayı taşıyıcının nezaret borcu esnasında kendi bilgisiyle fark edip edemeyeceğinin tespiti gerekecek; fark edebileceği durumlarda ise hasar kifayetsiz ambalaj veya istif hatasından ya da yükün usulüne uygun bir şekilde sabitlenmemesinden kaynaklansa da zararın taşıyan ve gönderen arasında paylaştırılması ve taşıyıcıya müterafik kusur atfı gerekmektedir. yükleme ve istif hatasının açıkça göründüğü hallerde kusurun ağırlıklı bölümü gönderenin üzerine bırakılır. İstiflemenin her türlü yol koşulu öngörülerek, doğru yeterli güven verici bir şekilde yapılması gerekir. bu durumda taşıyıcının sadece müterafik kusur hali dışında sorumluluğu bulunmadığının kabulü gerekir. Bu sebeple doğacak zarardan sorumluluğun kalkması için taşıyıcının taşıma sözleşmesine ihtirazi kayıt koyması gerekir. Taşıyıcı ihtirazi kayıt koymamış ise emtianın sağlam teslim alındığı kabul edilse de ambalaj ve istifleme yönünden müterafik kusurunun varlığının kabulü gerekir. Mutat Paketleme (CISG m. 35/2-d): Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında BM Antlaşması (CISG) uyarınca, mallar aynı türdeki mallar için "mutat" sayılan şekilde, böyle bir usul yoksa malın muhafazasına uygun şekilde paketlenmelidir. Taşıyıcı, yükü teslim alırken ambalajın "görünürdeki durumunu" kontrol etmekle yükümlüdür (CMR m. 8, TTK m. 858). Ambalajda açık bir kusur varsa taşıma senedine çekince konulmalıdır; aksi halde ambalajın iyi durumda olduğuna dair karine oluşur. Gönderenin taşıması üstlenilen makinelerin istifini yanlış yapmış olması halinde anılan hükümler uyarınca, taşıyıcının tazminatla sorumlu tutulması düşünülemezse de, yükleme ve istif hatasının, ayrıca bir araştırmaya gerek duyulmaksızın kolaylıkla fark edilebileceği hallerde, taşıyıcının durumu gönderene duyurarak onu uyarması TMK’nın 2’nci maddesinde yer alan dürüstlük ilkesinin bir gereğidir. Dolayısıyla uyarının yapılmadığı hallerde zararın gönderen ile taşıyıcı arasında TBK’nın 44. Maddesi uyarınca paylaştırılması daha uygun olur. (Doç. Dr. Sabih ARKAN, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, syf 124) Bahse konu emtea cam olduğu için; taşıma esnasında alınacak önlemler; hava yastıkları (airbag), ahşap sandıklama ve araç içi sabitleme (lashing) sistemlerinin kullanılması zorunludur. Müterafik kusur kapsamında satıcı ve taşıyıcı hususunda kusur oranı değerlendirme yetkisi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; sigorta şirketi, gönderenin kusuruna isabet eden oranı reddetme hakkına sahiptir. Bu durumda sigorta şirketi, hasarın tamamından değil, sadece taşıyıcının kusuruna isabet eden o kısımdan sorumlu tutulabilir. Bu kapsamda; poliçede belirtilen “Ambalaj yetersizliği veya uygunsuzluğundan ve/veya istifleme hatasından kaynaklanan ziya, hasar veya masraflar işbu sigorta teminatı dışındadır.” Şeklindeki istisna uyarınca hasarın göndericinin hatasından kaynaklanan kısmı için sigorta şirketinden sorumlu tutulamayacak olup bu kısım poliçe istisnası kapsamında kalacaktır. Sigorta şirketinin, sadece taşıyıcıya (nakliyeciye) atfedilen kusur oranı kadar tazminden sorumlu tutulabileceği değerlendirilmektedir. Zarar miktarının tespiti heyetimizce mümkün olmamıştır. Sayın mahkemenin tespit raporunu kabul etmesi durumunda "son tespit hasar tutarı 24.762,49 EUR olduğunun'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2024/214 E, 2024/1397 K sayılı ilamında “…..Davaya konu taşıma Türkiye-Macaristan arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, işbu davada ileri sürülen zamanaşımı def’inin karşılanmasında dava dışı sigortalı ile davalı taşımacı arasındaki taşıma ilişkisi bakımından uygulanması gereken sözü geçen uluslararası sözleşmenin (CMR) 32. maddesi hükmünün nazara alınması gerektiğinde kuşku yoktur. CMR'nin 32/1. Maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Dava açma süresi kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde işlemeye başlar. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir. …. Dosyaya toplanan delillerden meydana gelen hasarın CMR 32/1 maddesinin 2. cümlesinde "Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır" şeklindeki düzenleme kapsamında kaldığına dair bir veri mevcut değildir. Yargılama konusu olaya uygulanacak zamanaşımı süresi CMR 32. Maddesi gereği 1 yıldır. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise taşımaya konu emtianın alıcıya teslim edileceği tarihtir. Kazanın vuku bulduğu Romanya ili yükün varış yeri olan Macaristan dikkate alındığında yükün 28/09/2018 tarihinde alıcıya teslim edileceği anlaşılmakla zamanaşımının başlangıç tarihi olarak oluşa uygun bulunmuştur. Bu durumda zamanaşımı süresi 28/09/2019 tarihinde sona erecektir. Davacı tarafça davalılardan CMR 32/2 fıkrasına göre yazılı bir istemin yapıldığı ve taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlemesini uygulanmasını gerektirir bir istem bulunduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda davacını takip başlattığı 04/10/2019 tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmuş bulunmaktadır. Bir an için takibin süresinde yapıldığı ve zamanaşımı kestiği düşünülse dahi takip tarihi olan 04/10/2019 tarihinden davacı vekilinin icra dairesinden ödeme emri tebliğini talep ettiği 07/03/2023 tarihine kadar yaklaşık 3 yıl 5 ay 3 günlük süre geçmiştir. Bu durumda ilk derce mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur….” denildiği görülmüş olup, iş bu davamıza konu olayda da dosyada mevcut deliller itibari ile taşıma işinin 30/08/2023 tarihi itibari ile tamamlanmış olduğu, taşıma sırasında kısmi kayıp ve hasar oluştuğu, bu durumda dava açma süresinin 30 gün sonra başlayacağı, bu süre de eklendiğinde arabuluculuk tarihide dikkate alınmakla 1 yıllık zamanaşımı süresinin arabuluculuk tarihi itibari ile de sona erdiği, dosyada bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusura ilişkin ispat olmadığı, bu nedenle 3 yıllık zamanaşımı süresinin dosya açısından dikkate alınamayacağı, dosyada CMR 32/2 fıkrasına göre zaman limitinin erteleyeceği düzenlemesini uygulanmasını gerektirir bir durumunda bulunmadığı, bu hali ile zamanaşımının uzamasını gerektirir koşullarında bulunmadığı görülmüş ve dava konusu talebin 1 yıllık zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça, davalı ile aralarında düzenlenen Nakliyat Emtia Katılım Poliçesi kapsamında yapılan uluslararası taşıma sırasında zarar gören ürünler nedeni ile davalının sorumlu olduğu belirtilerek rücu talepli olarak dava açılmış ve deliller toplandıktan sonra davacının talebinin yerinde olup olmadığının tespiti için Mahkememizce bilirkişi heyetinden 13/03/2026 tarihli rapor alınmış ise de, davalının zamanaşımı defi kapsamında inceleme yapılmakla, yukarda bahsedilen ilamda dikkate alındığında açıklandığı üzere davacının davasının zamanaşımına uğradığı anlaşılmış ve bu nedenle Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 500,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/06/2026Katip ¸E-imzalıdır Hakim ¸E-imzalıdır