İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin eski eşlerin %50 hissedarı olduğu şirkette haksız rekabet, ortaklıktan çıkarma ve tazminat taleplerini ele alan istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki metin, eski eşler olan %50şer hisseli iki ortağın bulunduğu bir şirkette, davacı eşin davalı eşin şirketi kötü yönetimi, rakip şirket kurarak haksız rekabeti ve sadakat yükümlülüğü ihlali gerekçeleriyle şirketin feshi veya kendi ortaklıktan çıkarılması ile maddi ve manevi tazminat talepleriyle açtığı davada, davalı eşin şirketin zarar etmesinden davacıyı sorumlu tutarak davanın reddini istemesi üzerine, ilk derece mahkemesinin şirketin zararda olduğunu ve davalı eşin haksız rekabet ile sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini tespit ederek davanın kısmen kabulüne karar vermesiyle ilgili istinaf başvurusunu incelemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/2194 KARAR NO : 2026/1151T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 15/06/2023NUMARASI : 2020/694 Esas - 2023/705 KararDAVA: Şirketin Feshi, Ortaklıktan Çıkma, Maddi ve Manevi TazminatDAVA TARİHİ: 13/10/2020İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVADavacı vekili, aynı zamanda eski eşler olan müvekkili ...'in ve davalı ...'ın diğer davalı şirketin %50'şer hissedarı olduğunu, davalı ...'ın evlilik birliği devam ederken başka bir birlikteliğinden çocuk sahibi olarak başka bir evde ortak yaşam kurduğunu; davalının kuruluşundan 26/04/2020 tarihine kadar şirketi tek başına müdür olarak yönettiğini, müvekkiline şirketle ilgili bilgi vermediğini; davalının diğer davalı şirketle aynı işkolunda... isimli başka bir şirket kurduğunu ve müdürü olduğunu, davalı şirketin tüm müşteri çevresinin o şirkete geçirerek haksız rekabet yaptığını ve TTK 626/2'ye aykırı hareket ettiğini; şirketin 26/04/2019 tarihli genel kurulunda davalının 26/04/2020 tarihine kadar müdür olarak seçildiğini, bu toplantıya ilişkin çağrı yapılmadığını, müvekkiline bildirilmediğini ve müvekkilinin katılamadığını, kesin hükümsüz olan bu toplantıdaki kararlar için Bakırköy 5. ATM'nin 2020/280 esas sayılı davasının devam ettiğini; müvekkili tarafından daha önde Bakırköy 5. ATM'nin 2015/877 esas sayılı dosyasında bağımsız yönetici atanması talepli dava açıldığını, davalıların da ortaklıktan çıkarma birleşen davasını açtığını, müvekkilinin gelinen aşama itibariyle kayyım atanmasına gerek olmadığı beyanı üzerine karşı davadan da feragat edildiğini, davaların karar verilmesine yer olmadığı ile ret ile sonuçlandığını, ortaklıktan çıkarma davasındaki 18/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda 388.954,91-TL ortaklıktan ayrılma payı hesaplandığını ileri sürerek, yargılama süresince şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına, şirketin haklı sebeple feshine, tasfiye payının davalılardan tahsiline, bu talep kabul edilmezse müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına ve payının hesaplanmasına, davalı ...'ın şirkete verdiği zarar için belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiliyle şirkete ödenmesine, 20.000-TL manevi tazminatın davalı ...'tan tahsiliyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.FERAGAT VE TALEP ARTIRIM : Davacı vekili 10/11/2021 tarihli dilekçesiyle, haklı nedenle fesih ve tasfiye payının ödenmesi taleplerinden feragat ettiklerini; 08/03/2023 tarihli dilekçesiyle, ek rapor alınmadığından maddi tazminat talebinin netleştirilemediğini ve kesin süre verildiğinden 322.241-TL (harç 29/11/2022 tarihinde ödenmiştir) çıkma payı ödenerek müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın şirkete ödenmesine ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalılar vekili, boşanma ve nafaka davalarının derdest olduğunu, o süreçte müvekkilinin mağdur edildiğini; davacının şirketten aylık 20.000-TL para çektiğini, bu durumunda şirketi zorladığını; önceki davada hesaplanan ayrılma payında davacıya yapılan 140.000-TL ödemenin dikkate alınmadığını; davada müvekkili ...'ın pasif husumeti bulunmadığını; boşanma aşamasındaki öfke nedeniyle yetkisi 19/01/2016 tarihinde dolan müvekkilinin veya başka birisinin müdürü seçilemediğinden şirketin 2016 yılında gayrifaal hale geldiğini, davacıya 23/03/2018 tarihinde gönderilmiş ihtara cevap alınamadığını, şirketin gayrifaal hale gelmesinden davacının sorumlu olduğunu, şirketin menfaatine aykırı davranış sergilediğini; ortaklık payı alacağının bulunmadığını, davacıya 233.095-TL ödeme yapıldığını, mizandan kaynaklanan 135.842,19-TL borcunun görüldüğünü; 2016 yılından beri şirketin zarar ettiğini, davacının ödemelere katılmadığını, müvekkili ...'ın şirkete 368.700-TL para aktardığını ve zararı karşıladığını, 163.724,33-TL işçi alacakları için ödediğini; davacının şirkete zarar verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davacının ve davalı ...'ın İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesi'nin 2015/335 esas ve 2017/400 karar sayılı kararıyla boşandıkları, bilirkişi raporunda şirketin son 6 yıldır sadece 1 yıl kar elde ettiği, son 4 yıldır faaliyet gelirinin bulunmadığı, 2016-2017-2018-2019-2020 yıllarında şirketin faaliyetsiz ve sürekli zarar eder konumda olduğu, davalı ...’ın dava dışı... ... Ltd. Şti.'yi kurmasının TTK'nın "Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı" başlıklı 626. maddesine aykırı olduğu, davalının şirketi 2016 yılında tek ortaklı olarak kurduğu, ticari faaliyetlerinin tamamının faaliyeti durdurulan diğer davalı ... ... Ltd. Şti.'nin müşteri portföyünden devam ettiği, bu şirketin karlılık ve yatırımlarının artarak devam ettiği, davalı şirkete kayıtlı makine ve demirbaşlar ile taşıtlar kullanılmadığından değer kaybına uğradığı; davalı ...'ın müdürlük süresinin 26/04/2020 tarihinde sona erdiği; 08/04/2022 tarihinde şirkete yönetim kayyımı atandığı, davacının şirkete 134.542,19-TL borcu olduğu; ortağın kendi kusurundan kaynaklanan bir sebebe dayanarak çıkma talep edemeyeceği, 2016 yılında davacının şirket genel kuruluna katılmaması sebebiyle karar alınamadığı, yetkisiz kalması nedeniyle mevcut işlerin devam edebilmesinin tamamen müşterilerle yeni yıl sözleşmesi yapılabilmesi için... şirketinin 2016 yılında kurulduğu ve temizlik hizmetinin de davalı şirketin personeliyle verildiği, bu durumun ortaklar arasındaki aile içi uyuşmazlığın şirkete yansıması neticesinde gerçekleştiği, şirketin bu nedenle zarar ettiği; davacının şirketteki pay oranı, nominal değeri, şirketten çıkmasının şirketin mali durumu, şirkete olan borcu ve davacının şirket feshi talebinden feragat ettiği dikkate alındığında, şirketin mali durumunu olumsuz etkileyebileceği; davacının katılım yapmamasından dolayı karar alınamamasından davacının da kusuru bulunduğu; şirketteki mal varlıklarının da aile mahkemesince maddi ve manevi tazminatta da dikkate alınabileceği; davalıların da şirketin feshini talep ettiği, bu durumda tarafların tasfiye ile şirketin devam veya faaliyeti konusunda karar alabilecekleri, şirketin zararı bakımından davalı ...'ın yetkili olarak çalıştığı dönemler itibariyle şirkete borcu olduğu ve dava dışı... şirketinin kurucu ortağı olmasının TTK'nın özen, bağlılık yükümü, rekabet yasağına aykırı olarak TTK 626'ya aykırı hareket ederek şirketin zararına yol açtığı,davalıların şirketin feshini talep ettikleri fakat karşı dava açmadıkları ve manevi tazminatın şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 08/04/2021 tarihli ara karar gereği verilen yönetim kayyımının görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına, aylık 5.000-TL ücret takdirine, ücretin şirket kasasından karşılanmak üzere yönetici kayyımına ödenmesine; fesih ve tasfiye taleplerinin duruşmadaki imzalı beyan dikkate alınarak feragat nedeniyle reddine; şirket zararı talebinin taleple bağlı kalınarak kabulü ile 10.000-TL şirket zararının dava tarihinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile diğer davalı ... ... ... Ltd. Şti.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına; ayrılma akçesi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı ...'ın şirket hesaplarında tek yetkili bulunduğunu, talebi olmadan müvekkilinin banka hesaplarına ailenin ortak harcamaları için para aktarımı yaptığını, evlilik birliğinin sona ermesinden itibaren şirket hesaplarından para gönderilmediğini; tarafların evliliği devam ederken davalı ...'ın evlilik dışı ilişkisinden çocuk sahibi olduğunu, davalının 2019 yılında kendi kendine düzenlediği genel kurul toplantısında, müvekkilinin imzasını taklit ettiğini ve şirkete kendisini müdür olarak atadığını, Bakırköy 5. ATM'nin 2020/280 esas sayılı dosyasında bu hususun tespit edildiğini; müdürlük süresi 26/04/2020 tarihinde sona eren davalının şirketin devamlılığını istiyor ise usulüne uygun şekilde ortakları çağırarak genel kurul toplantısını yapabilecekken yapmadığını, bunun yerine sahte imzayla işlem yapmayı tercih ettiğini, yani davalı şirketin mevcut durumundan tek sorumlunun davalı ... olduğunu; davalının şirkete verdiği zararın hesaplanması için dosyanın bilirkişiye verilmesi talep edilmesine rağmen reddedildiğini, bu nedenle davada maddi tazminat taleplerinin incelenmediğini, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra davalının... şirketini kurarak TTK 626'daki rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının anılan şirket üzerinden elde ettiği karın hesaplanması için dosyasının bilirkişiye verilmediğini; 23/02/2023 tarihli duruşmada şirket zararı bakımından dava değerini belirleyerek harçlandırma için süre verildiğini, 08/03/2023 tarihli dilekçelerinde belirtildiği üzere maddi tazminat talebini belirleyemediklerinden fazla haklarını saklı tutarak 10.000-TL maddi tazminata karar verilmesinin istenildiğini; davet edilmediği genel kurullara katılmadığından şirketin mevcut durumundan müvekkilinin de sorumlu olduğuna ilişkin gerekçenin kabul edilemeyeceğini; ortaklığın müvekkili için çekilmez hal almasının sebebinin davalının aile birliği içindeki sadakatsiz davranışları ve ticari olarak müvekkiline zarar verme çabası olduğunu, Bakırköy 5. ATM'nin genel kurul iptali kararı ve ailem mahkemesinin boşanmanın kesinleşmesine ilişkin kararının sunulduğunu, buna karşın müvekkilinin şirkete borçlu olduğu ve tamamen veya büyük ölçüde kendi kusurundan doğan bir sebebe dayanarak çıkma talep edemeyeceği gerekçesiyle, çıkma talebinin reddinin hatalı olduğunu; manevi tazminat koşullarının bulunduğunu; dosyaya sunulan kayyım raporlarında, şirketin sürekli zarar ettiğinin ifade edildiğini, artık işe yaramayan şirketin mahkemece ayakta tutulmaya çalışılmasının müvekkiline zarar verdiğini, 25/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre 322.241-TL ayrılma payının müvekkiline ödenerek ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili, müvekkili ...'a husumet yöneltilemeyeceğini; müvekkilinin diğer müvekkili şirketi zarara uğratmadığını, haksız rekabet eylemlerinin bulunmadığını, davacının şirketi gayrifaal hale getirdiğini ve bu nedenle müvekkillerinin zarar ettiğini; gayrifaal durumdaki şirketin devamlılığının mümkün olmadığını, davacının taleplerinin boşanma davasının konusunu oluşturan saiklere dayandığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddi ile şirketin feshine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı şirketin feshi ile tasfiye payının, kabul edilmediği takdirde ortaklıktan çıkarılma ve ayrılma payı ile davalı ortağın diğer davalı şirkete verdiği zararlar için maddi tazminat ve davacıya manevi tazminat ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili 10/11/2021 tarihli dilekçesiyle, haklı nedenle fesih ve tasfiye payının ödenmesi taleplerinden feragat ettiklerini, davaya ortaklıktan çıkma, maddi ve manevi tazminat bakımından devam ettiklerini, davalı ...'ın kurduğu... ... Ltd. Şti.'nin defter ve belgelerinin de celbi ile davalı şirketin müşterilerine hizmet verdiği, fatura kestiği ve iş yaptığının tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yapılmasını istediklerini belirtmiştir.Mahkeme 23/02/2023 tarihli ara kararıyla davacıya şirket zararı bakımından HMK'nın 107/2. maddesi kapsamında dava değerini belirleyip harçlandırması için 2 hafta kesin süre vermiş, davacı vekili 08/03/2023 tarihli dilekçesiyle, davalı ...'ın davalı şirketin müşterileriyle... ... Ltd. Şti. üzerinden elde ettiği karın hesaplanması, bu bedelin şirkete maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğini ve bu hususta bilirkişi ek raporu alınması taleplerinin reddedildiğini, bu nedenle maddi tazminat talebinin netleştirilemediğini, mahkemece kesin süre verildiğinden 322.241-TL çıkma payı ödenerek müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, davalının şirkete verdiği zarar için de şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın şirkete ödenmesine ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." Anılan düzenleme ile ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Ancak "haklı sebeplerin" nelerden ibaret olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Bu durumda şirket kavramının doğuşu ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir. 6102 sayılı TTK'nın 641. maddesine göre, ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Ayrılma akçesinin belirlenmesinde, hissenin kaydi-nominal değerleri esas alınamaz. Şirkete ortaklar tarafından konulan sermaye, ortakların şirketten alacağı anlamındadır. Şirket, ortakların koydukları sermaye ile mal varlığı edinmiş ve bunları kullanarak kar elde etmeye yönelmiştir. Şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde, karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerekmektedir. Zira ayrılma alacağı, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale gelecektir. TTK'nın 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Ortaklar veya alacaklılar tarafından tazminatın şirkete ödenmesi istemiyle açılacak davalarda ortaklar kurulu kararı alınması şart değildir.Limited şirket ortaklarına ilişkin "Bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı" başlıklı 613. maddesi," (1) Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz. (2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir. (3) Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626 ncı madde hükümleri saklıdır. ..." ve Limited şirket müdürlerine ilişkin "Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı" başlıklı 626. Maddesi "(1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir." şeklinde düzenlenmiştir.Davalı 80.000-TL sermayeli limited şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre davacının %50, diğer davalı ...'ın %50 oranında hissedar olduğu, 06/01/2006 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davalı ...'ın 10 yıllığına müdür seçildiği; 22/09/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması hususundaki ilanın 04/09/2015 tarihli ...'de ilan edildiği, toplantı gündeminin yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve seçimi olduğu, fakat toplantının yapıldığına dair dosyada tutanak bulunmadığı görülmüştür.15/05/2019 tarihli ...'de, davalı şirketin 26/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında davalı ...'ın 26/04/2020 tarihine kadar müdür seçildiği ilan edilmiştir. Ancak davacı ...'in 27/04/2020 tarihinde açtığı Bakırköy 5. ATM'nin 2020/280 esas ve 2021/676 karar sayılı davasıyla, söz konusu 26/04/2019 tarihli genel kurul tutanağındaki imzanın kendisine ait olmadığını, toplantıya katılmadığını ve ...'ın şirkette kendisini müdür seçtiğini ileri sürerek, kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece 15/09/2021 tarihli kararla, yapılan imza incelemesinde genel kurul tutanağındaki imzanın davacıya ait olmadığının belirlendiği gerekçesiyle, toplantıdaki kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği; davalı vekilinin istinaf başvurusunun İstanbul BAM 43. HD'nin 19/12/2024 tarihli ilamıyla esastan reddine karar verildiği; davalı vekilinin temyiz başvurusunun Yargıtay 11. HD'nin 08/10/2025 tarihli ilamıyla kararın onandığı belirlenmiştir.Tarafların delil olarak dayandığı Bakırköy 5. ATM'nin 2015/877 esas ve 2017/610 karar sayılı dosyada, tarafların eldeki davanın taraflarıyla aynı olduğu, davacının kendisine şirketle ilgili bilgi verilmediğinden şirkete bağımsız yönetici atanmasını talep ettiği, asıl davadaki davalıların açtığı Bakırköy 1. ATM'nin 2015/1162 esas sayılı birleşen davada, davanın da tarafları olan ortaklar arasında boşanma davasının devam ettiği, birleşen davada davalı-asıl davada davacı ...'in olumsuz tutumu sebebiyle şirketin faaliyetini devam ettiremediğinden, şirket ortaklığından çıkarılmasının istenildiği; asıl davada davacı vekilinin duruşmadaki beyanında, şirkete tedbiren kayyım atanmadığından artık yönetim kayımı atanmasına gerek kalmadığını, (taleplerinden vazgeçtiğini) davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, birleşen davada da davacılar vekilinin davadan feragat ettiği gerekçesiyle, asıl davada konusu kalmayan davanın reddine; birleşen davanın da, feragat nedeniyle reddine karar verildiği; kararın istinaf edilmeden, 17/10/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılıştır. Mahkemece 08/04/2022 tarihli ara kararla davalı müdürün görev süresi 26/04/2020 tarihinde sona erdiği ve tarafların menfaat çatışmasını önlemek amacıyla, davalı şirkete mali müşavir ...n'in yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir..... Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarına göre, 20/01/2016 tarihli ...'de ilan edilen ana sözleşmeye göre, şirketin tek ortaklı olarak 14/01/2016 tarihli tescille davalı ... tarafından kurulduğu ve 20 yıl için müdür olarak belirlendiği; 23/08/2016 tarihli ...'de ilan edilen genel kurul kararına göre, davalının toplam 200 adet hissesinin ... isimli kişiye devrettiği, kendisinin 10 adet hissesinin kaldığı; 01/08/2017 tarihli ...'de ilan edilen genel kurul kararına göre, ...'in 190 adet hissesini ...'a devrettiği, davalının 10 adet hissesinin bulunduğu; (davadan önce) 30/07/2020 tarihli ...'de ilan edilen genel kurul kararına göre, ...'ın 190 adet hissesini davalıya devrettiği ve şirketteki tüm hisselerin davalıya ait olduğu belirlenmektedir.İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesi'nin 2015/535 esas ve 2017/400 karar sayılı dosyasında, davacının ile davalı ...'a 24/04/2015 tarihinde boşanma davası açtığı, birleşen İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesi'nin 2015/979 esas ve 2016/33 karar sayılı dosyasında da davalı ...'ın davacıya boşanma davası açtığı, mahkemece16/05/2017 tarihli kararla, davalının İstanbul beraberlik yaşadığı şahsın Anadolu CBS'nin 2016/36951 soruşturma sayılı dosyasındaki beyanında davalıdan çocuğu olduğunu beyan ettiği (davalının nüfus kadına göre 30/06/2015 doğumlu çocuğun bulunduğu), davacıya izafe edilecek bir kusurun ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, davacıya 3.000-TL tedbir-yoksulluk nafakası, aldatılma ve fiziksel şiddet nedeniyle 60.000-TL manevi ve mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma nedeniyle zedeleneceğinden 70.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline; birleşen davanın reddine karar verildiği; boşanma kararının kısmi kesinleşmeyle 11/09/2017 tarihinde kesinleştiği; kararın diğer yönlerine karşı davalının istinaf başvurusu yaptığı, İstanbul BAM 38. HD'nin 12/06/2020 tarihli ilamıyla, diğer istinaf itirazlarının reddiyle, 1.500-TL tedbir-yoksulluk nafakasının davalıdan tahsiline kararı verildiği; kararın temyizi üzerine Yargıtay 2. HD'nin 09/12/2020 tarihli kararıyla davacının sürekli geliri olduğundan yoksulluk nafakasının reddinin gerektiğinden, kararın bozulduğu ve İstanbul BAM 38. HD'nin 24/02/2021 tarihli ilamıyla, bozma kararı doğrultusunda diğer yönler kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalının istinaf isteminin kabulü ile davacının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı ...'ın delil olarak dayandığı, Büyükçekmece 6. Aile Mahkemesi'nin 2020/563 esas ve 2020/1261 karar sayılı dosyasında, davacının ile davalı ...'a 25/03/2020 tarihinde 3.000-TL yoksulluk nafakasının 7.000-TL'ye yükseltilmesi için dava açtığı, İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesi'nin kararıyla verilmiş yoksulluk nafakası henüz kesinleşmediğinden, 09/10/2020 tarihinde derdestlik dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği; davacının başvurusu üzerine İstanbul BAM 38. HD'nin 08/02/2021 tarihli ilamıyla başvurunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinin 25/07/2022 tarihli raporunda, davalı şirketin 2015-2021 yılları defterlerinin incelendiği, şirketin 2015 yılında 2.854.799,19-TL net satış yaptığı, 416.722,56-TL faaliyet geliri, 146.488,56-TL faaliyet gideri, 265.234,04-TL kar; 2016 yılında 557.085,99-TL net satış yaptığı, 912,97-TL faaliyet geliri, 91.264,02-TL faaliyet gideri, 90.351,05-TL zarar; 2017 yılında satış yapmadığı, 6.530,59-TL faaliyet geliri, 73.752,86-TL faaliyet gideri, 67.222,27-TL zarar; 2018 yılında satış yapmadığı, faaliyet geliri olmadığı, 68.023,78-TL faaliyet gideri, 68.023,78-TL zarar; 2019 yılında satış yapmadığı, faaliyet geliri olmadığı, 71.024,60-TL faaliyet gideri, 71.024,60-TL zarar; 2020 yılında satış yapmadığı, faaliyet geliri olmadığı, 11.554,75-TL faaliyet gideri, 11.554,75-TL zarar ettiği; muavin defterine göre davalı şirketin... ... Ltd. Şti.'ye 30/01/2016 tarihli 201.603-TL, 29/02/2016 tarihli 209.397,01-TL ve 29/03/2016 tarihli 147.500-TL bedelli "... mağazaları Temizlik Hizmet Bedeli" açıklamalı toplam 558,500,01-TL bedelli 3 adet fatura kestiği, ... ... Ltd. Şti.'nin 2902/2016-21/05/2016 arasında davalı şirkete 558.500,01-TL ödeme yaptığı, ...’in 2016 yılında diğer ortağın katılmamasından dolayı karar alınamadığından, yetkisiz kalması nedeniyle, mevcut işlerin devam edebilmesini teminen, müşterilerle yeni yıl sözleşmesi yapılabilmesi için... şirketinin 2016 yılında kurulduğu, ...’in personel devri aşamasında, ... tarafından müşterilere verilen temizlik hizmeti, ... personeli ile yapıldığı bu bedellerin fatura edilerek, banka havalesi ile ayrıca davalı şirketin mevcut giderleri ve devredilen personellerin özlük hakları davalı şirketin hesabına... ... Ltd. Şti. tarafından ödendiğinin tespit edildiği; 11/05/2022 tarihinde kayyım tarafından davalı şirketin maddi duran varlıklarıyla ilgili ... AŞ'ye hazırlatılan 27/05/2022 tarihli "Muhtelif Makine Teçhizat, Demirbaş ve 2 adet Araç değerlendirmesi" raporunda, makine, teçhizat ve demirbaşların kapsamlı yenileme ihtiyacının bulunduğu, mevcut halleriyle incelendiği, amortismanlar tahmin edilerek geriye kalan değerinin rayiç değer olarak takdir edildiği, buna göre maddi duran varlıkların (varlıklar toplamı 317.426,08-birikmiş amortisman 164.871,88=) 152.554,20-TL olduğu; 2 araç ve makine ile demirbaşların toplam değerinin 339.070-TL odluğu; 2006-2015 arasında toplam karın 569.323,69-TL, 2016-2020 arasında toplam zararın 308.176,45-TL göründüğü; şirketin 2016-2020 yıllarında faaliyetsiz hale dönüştüğünden sürekli zarar etmesi nedeniyle dağıtılabilir karının bulunmadığı; heyetteki makine mühendisi bilirkişi tarafından araç, makine ile demirbaşların serbest piyasa rayiç değerinin 447.100-TL hesaplandığı; buna göre değerleme şirketinin 27/05/2022 tarihli raporu uyarınca 2020 yılı şirket özvarlık tutarının 536.482-TL olup, %50'sine tekabül eden ortaklık payının 268.241-TL; makine mühendisinin değerlemesi uyarınca 2020 yılı şirket özvarlık tutarının 644.482-TL olup, %50'sine tekabül eden ortaklık payının 322.241-TL belirlendiği; dava dışı... ... Ltd. Şti.'nin 2016-2020 defterlerinin incelendiği, buna göre maddi duran varlıklarının 2016 yılında 667.936,37-TL, 2020 yılında 1.779.565,61-TL; özkaynaklarının 2016 yılında 416.657,51-TL, 2020 yılında 796.187,41-TL olduğu; sonuç olarak davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı ve sürekli zarar ettiği, davalılardan ...'ın dava dışı... ... Ltd. Şti.'de kurucu ortak olmasının TTK'nın özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağına ilişkin 626. maddesine aykırı olduğu, ... ... Ltd. Şti.'nin ticari faaliyetlerinin tamamını faaliyeti durdurulan davalı şirketin müşteri portföyünden devam ettirdiği, makine ve demirbaş ile taşıtlar atıl durumda olduğundan davacının ortaklık payında sürekli kayba neden olduğu görüşü bildirilmiştir.Mahkemece atanmış yönetim kayyımın 05/08/2022 tarihli raporunda, şirket merkezinin bulunduğu ofis dairesinin davacı adına kayıtlı olduğu, ofiste bir kısım malzemeler bulunduğu, çalışanın olmadığı, faaliyetsiz halde bulunduğu, aktifler için değerleme raporu alındığı, bilirkişi raporundaki benzer hesap tespitlerinin yapıldığı kaydi özvarlığın 333.319,43-TL olduğu, şirketin davalı ...'tan 32.907,19-TL ve davacıdan 134.542,19-TL alacaklı olduğu, ortalıktan ayrılma payı değerlendirmesinde ortakların borçlarının mahsup edilmesiyle değerin netleşeceği, son 5 yıldır faaliyet geliri bulunmadığı, sürekli zarar ettiği, ticari sürdürülebilirliğinin kalmadığı, fesih sebeplerinin oluştuğu ifade edilmiştir. Davacı vekili kayyım raporuna karşı sunduğu 12/09/2022 tarihli dilekçesinde, kayyım raporundaki müvekkilinin şirkete borçlu olduğu tespitinin gerçeği yansıtmadığını, davalı ...'ın, Şirket hesapları üzerinde tek yetkili olduğu ve müvekkilinin talebi olmadan şirketin banka hesaplarından müvekkilinin banka hesaplarına para aktardığını, o bedellerin ortaklık payına binaen veya müvekkiline borç olarak verilmediğini, tarafların evlilik birliği devam ederken ailenin ortak harcamaları için gönderildiğini, zaten evlilik birliği sonlanınca para gönderilmediğinden bunun anlaşıldığını; borçlu sayılsa dahi zamanaşımına uğradığını; davalı ...'ın davalı şirketin müşterileriyle... ... Ltd. Şti. üzerinden elde ettiği karın hesaplanması, bu bedelin şirkete maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, gerçek ayrılma payının ancak bundan sonra ortaya çıkacağını, bunun için dosyanın bilirkişiye tevdiini istemiştir.Mahkemece atanmış yönetim kayyımın 03/02/2023 tarihli raporunda, şirketin gayrifaal durumunun devam ettiği ve ilk rapor ile bilirkişi raporundaki tespitler tekrar edilmiştir.Somut olayda davacı ... (önceki soyadı: ...) ve davalı ..., davalı şirketin %50'şer hisseyle ortağıdır. Davalı ..., 06/01/2006 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirkete 10 yıllığına müdür seçilmiştir. Eldeki dava, 13/10/2020 tarihinde açılmış olup, davacı şirketin fesih isteminden feragat ettiğinden, davacının ortaklıktan çıkma ve çıkma payı alacağı, davalı ortağın şirkete verdiği zararın tazmini ve manevi tazminat talepleri mevcuttur. Davacı, o tarihte eşi olan davalı ortağa karşı 24/04/2015 tarihinde boşanma davası açmış, 16/05/2017 tarihinde davacının boşanma davası kabul edilerek maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, davalının kusurlu olması sebebiyle onun açtığı birleşen dava reddedilmiş, boşanma kararı 11/09/2017 tarihinde kesinleşmiş, yoksulluk nafakası kararı Yargıtay 2. HD'nin bozma ilamına istinaden İstanbul BAM 38. HD'nin (bu davanın açılmasından sonra) 24/02/2021 tarihli kesin ilamıyla kaldırılmış ve o davanın safahatı sona ermiştir. Davalı şirket 2016 yılından beri her hangi bir faaliyeti bulunmadığı ve zarar ettiği tarafların kabulünde olduğu gibi mahkemece de tespit edilmiştir. Mahkeme ortaklıktan çıkma talebinin reddi gerekçesi olarak, davacının 2016 yılındaki genel kurula katılmadığından, şirket müdürü davalının yetkisinin sona erdiği, müşterilerle yeni yıla ilişkin sözleşmeler yapılabilmesi amacıyla dava dışı... ... Ltd. Şti.'nin kurulduğunu ve şirketin mevcut durumundan davacının da kusurunun bulunduğu gösterilmiştir.2016 yılında genel kurul yapılmasına ilişkin bir bilgi dosyada bulunmamakta olup, 22/09/2015 tarihinde yönetici ibrası ve seçimi gündemli olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin ilan 04/09/2015 tarihli ...'de yayımlanmıştır. Fakat davalılar tarafından TTK'nın 617/3. maddesinin atfıyla, uygulanan 414/1. maddesi uyarınca toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazetelerin, davacıya iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğine ilişkin bir delil dosyaya sunulmamıştır. Davacı da toplantıya usulünce davet edilmediğini iddia etmektedir. Buna göre, davalı taraf davacı ortağın söz konusu toplantıya usulünce çağrıldığını ispat edememiştir. Kaldı ki davalı müdür ortağın 10 yıllık yetki süresi 06/01/2016 tarihinde sona erecek ise de, davacının salt söz konusu toplantıya katılım sağlamamasından sonra şirket veya davalı ortak tarafından bu hususta her hangi bir girişimde bulunulmamıştır. Tam tersine davacı tarafından 17/09/2015 tarihinde şirkete ve davalı ortağa karşı şirket için yönetim kayyımı atanması talepli dava açılmış; davalı şirket ile ortak tarafından da 17/12/2015 tarihinde davacının ortaklıktan çıkarılması için açılmış dava ise, davacının açtığı davayla birleştirilmiştir. Zaten sonrasında da davalı taraf, birleşen davadan feragat etmiştir.Yine davalı ortak, diğer davalı şirketle aynı konuda faaliyet gösteren dava dışı... ... Ltd. Şti.'yi tek başına 14/01/2016 tarihinde kurarak, çözümü davalı şirketin tüzel kişiliği bünyesinde aramamıştır. Davalı ortak, diğer davalı şirketin müşteri portföyünü dava dışı şirkete aktararak ticari faaliyete o tüzel kişilik üzerinden devam etmiştir. Bunun sonucunda da, davalı şirketin gayrifaal ve sürekli zarar eder hale gelmiştir. Davalı müdür ortağın bu eylemleri, limited şirket ortaklarına ilişkin TTK'nın 613. maddesindeki bağımlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı ile müdürlere ilişkin 626. maddesindeki özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırılık teşkil etmektedir. Bu anlamda bilirkişiler davalı ortağın yeni yıla dair sözleşmeler akdedilmesi için yeni şirket kurduğunu belirtmiş iseler de, önceki dönemlerde akdedilmiş sözleşmelerin tarafı davalı şirket olup, şirket tüzel kişiliğinin ortakların kişiliğinden ayrı bulunması karşısında, bu tespitin kabulü imkanı yoktur. Zira yeni sözleşmeler dava dışı şirket lehine yapılmakta olup, davalı şirketi ilgilendirmemektedir. Ayrıca 26/04/2019 tarihli genel kurul tutanağındaki imzanın davacıya ait olmadığı ve davacının toplantıya katılmadığı belirlendiğinden, toplantıda alınmış davalı ...'ın müdür olarak seçilmesine ilişkin kararın yok hükmünde olduğu kesinleşmiş mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Davacının dosyaya bildirdiği davalı şirketin İstanbul ... ilçesi, ... Mah., ... mevkii ... parsel 1 nolu mesken niteliğindeki taşınmazın tapu kaydına göre, davalı şirket tarafından dava dışı ve davalı ...'ın tek ortağı ile müdürü olduğu... .... Ltd. Şti.'ye 02/08/2019 tarihinde yani kararları yoklukla malul olan toplantıda davalının müdür olarak seçilmesine istinaden satıldığı görülmektedir.Buna göre yukarıda gösterilen taraflar arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin davalar ve olayların gelişimi gözetildiğinde, taraflar arasında güven kalmadığından, ortaklığa devam etme ve şirketin kuruluş amacının gerçekleşmesi imkansız hale geldiğinden, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılması için TTK'nın 638/2. maddesi kapsamında, haklı sebeplerin varlığı bulunduğu açıktır. Sadece genel kurula katılmadığından hareketle (şartları tartışılmadan), davacının da şirketin içinde bulunduğu durumda kusurlu olduğu gerekçesiyle, ortaklıktan çıkma talebinin reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Davacı bu hususta kusurlu kabul edilse dahi, açıklanan nedenlerle davalının kusuru davacıdan dan fazla orandadır.Davalı ortağın eylemleriyle, diğer davalı şirketi zarara uğrattığı belli olup, davacının şirkete ödenmesini talep ettiği zarar bedeli hususunda mahkemece yeterli olduğu belirtilen bilirkişi heyet raporunda bir tespit yoktur. Davacı vekili de mahkemenin 23/02/2023 tarihli ara kararına istinaden sunduğu 08/03/2023 tarihli dilekçesinde, bu talepleri bakımından bilirkişi raporunda bir saptama bulunmadığından ek rapor alınmasını istemiş, fakat mahkemece bu talep reddedilmiştir. HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak olarak ileri sürülmüş bu talep bakımından, yeterli araştırma ve tespit içermeyen bilirkişi raporuna göre davacıdan talebini belirlemesi beklenemeyecektir.Davalılar vekili, müvekkili ...'a davada husumet yöneltilemeyeceğini iddia etmiş ise de, zarar talebi ve manevi tazminat talebi bakımından, müdür ortağa pasif husumet yöneltilecektir. Açıklanan nedenlerle, davacının ortaklıktan çıkma talebinin yerinde olduğu gözetilerek mahkemece, davacının iddiası ve davalı tarafın savunmaları kapsamında, davacının çıkma payının yukarıda belirlen ilkeler çerçevesinde ve şirkete ödenmesi istenen tazminat tutarı bakımından da, özellikle davalı şirketin defterlerindeki kayıtların müstenidatları ve kayyım raporundaki davacının şirkete borcu bulunduğu belirtilen miktar için davacının beyanları üzerinde durularak bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ve eksik inceleme ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 Tarih 2020/694 Esas 2023/705 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalılar tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davacı 539,70-TL, davalılar 170,77-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026