Hatalı mirasçılık belgesine dayalı kadastro öncesi tapu iptali ve tescil isteminde, 10 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı ve uygulanabilirliği üzerine Yargıtay kararı.
Özet: Miras bırakanın yasal mirasçılarından olan davacı, kadastro çalışmaları sırasında kullanılan hatalı mirasçılık belgesi sebebiyle murisinden kendisine intikal etmesi gereken taşınmazların tapu kayıtlarına isminin işlenmemesi ve diğer mirasçılar adına tescil edilmesi üzerine, kadastro öncesi sebebe dayanarak tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel ödenmesi talebiyle dava açmış; ancak ilk derece mahkemesi, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/3029 E., 2026/160 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/366 E., 2025/219 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Dava kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.Dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 22... ( eski 1495 parsel), 1 09... ( eski 730 parsel), 1 09... (eski 737 parsel), 1 09... (eski 726 parsel), 1 09... (eski 712 parsel) parsel 1 14... ( eski 971 parsel), taşınmazların, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yolu ile gelen hakka dayanılarak ... ... ... ve müşterekleri adına tespit edildiği, askı ilan süresi içerisinde ... Tapulama Hakimliğinde (...Kadastro Mahkemesi) açılan dava sonucunda Mahkemenin 1959/975 Esas, 1961/994 Karar sayılı kararıyla, dava konusu 971 nolu parselin 96 hisse itibariyle, 4'erden 12 hissesinin, ... nolu parselin 132 hissesinin 4'erden 12 hissesinin, 712, 737, 7 26... nolu parsellerin 36 hissesinin 4'erden 12 hissesinin muris ... oğlu ... çocukları ... ..., ... ... ve ... ... namına tescilciline karar verildiği, kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.12.1966 tarihli 1966/6733 Esas, 1966/ 8127 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği, Dairenin 08.06.1967 tarihli ve 1967/5440 Esas, 5416 Karar sayılı karar ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği görülmekle taşınmazlar 27.10.1967 tarihinde hükmen tescil edilmiş; dava konusu taşınmazlardan Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 44... (eski 89 parsel) sayılı taşınmazın 03.04.1957 tarihinde tespit gördüğü, 11.01.1958 tarihinde kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği,1 44... (eski 89 parseli) parsel sayılı taşınmaz da aynı nedenle ... ... ve müşterekleri adına tespit edilmiş askı ilan süresinde dava açılmadığından 11.01.1958 tarihinde kadastro tespitinin kesinleştiği görülmüştür.Davacı vekili; davacının muris ...'nun dört çocuğundan biri olduğu halde muristen kalan bir takım taşınmazlarda davacının hissedar olmadığını gördüğünü, yapılan araştırmalarda, kadastro çalışmaları sırasında açılan davalarda murise ait hatalı mirasçılık belgesine istinaden taşınmazların murisin mirasçıları görünen davalılar adına tesciline karar verildiğini, davacının murisin yasal mirasçısı olduğunu belirterek Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 22... , 1 09... , 1 09... , 1 09... , 1 09... , 1 44... ve 1 14... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali murise ait yeni alınacak olan mirasçılık belgesine göre davacının hissesi oranında tesciline karar verilmesini mümkün olmadığı takdirde taşınmazların davacının miras hissesi oranında bedelinin işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili; dava konusu taşınmazların ... ..., ... ... ve ... ... adına hükmen tescil edildiğini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, ... ...'nun dava açıldığı tarihte henüz reşit olmadığı için onun adına annesi ...'nin velayeten dava açtığını, ...'nin, diğer çocuğu olan davacı ... adına dava açmadığını, dolayısıyla davacı adına dava açılmadığı için dava konusu taşınmazlarda hakkı bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı için veraset ilamı iptal edilse bile davanın sonucunu değiştirmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; dava dilekçesinde belirttikler hususların doğru olduğunu, davacının öz kardeşi olduğunu, ...'den olma 4 kardeş olduklarını, kendisi, abisi ... ..., ... ... ... ve kızkardeşi ... olduğunu, babalarından kalan bir kısım taşınmazlarda davacı adına da intikaller yapıldığını, bazı taşınmazlarda yanlış veraset ilamı ile işlem yapıldığını belirterek haklı olarak açılmış olan davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazlar hakkında tesis kadastrosundan önceki nedenlere dayanılarak iptal ve tescil istemiyle dava açıldığı, dava konusu taşınmazların bir kısmının kadastro tespitinin 27.10.1967 tarihinde hükmen kesinleştiği ve taşınmazların bu tarihte tapuya tescil edildiği, 1 44... parselin ise 11.01.1958 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, davanın ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 11.10.2024 tarihinde açıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE.Ancak; dava konusu taşınmazlardan 1 22... ( eski 1495 parsel) sayılı taşınmazın 4/192, 1 09... ( eski 730 parsel), 1 09... (eski 737 parsel), 1 09... (eski 726 parsel), 1 09... (eski 712 parsel) ve 1 14... (eski 971 parsel) sayılı taşınmazların 4/96 hisse maliki olarak ... ... görülmekle, davalı ... ile tapu kayıt malikinin aynı kişi olup olmadığı hususu araştırılmadan ve davalılardan ...'in davayı kabul beyanını da içeren 17.12.2024 havale tarihli dilekçesi değerlendirilmeden karar verilmiştir. Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazlardan 1 22... ( eski 1495 parsel) sayılı taşınmazın 4/192, 1 09... (eski 730 parsel), 1 09... (eski 737 parsel), 1 09... (eski 726 parsel), 1 09... (eski 712 parsel) ve 1 14... (eski 971 parsel) sayılı taşınmazların 4/96 hisse maliki olarak ... ile davalı ...'in aynı kişi olup olmadığı hususunun araştırılması, aynı kişi olduğunun tespiti halinde ...'in 17.12.2024 havale tarihli dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği göz ardı edilmesi doğru değildir.Davacı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerinde bulunduğundan kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.