Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan havaalanı alan tahsis ücretleri, kullanım giderleri ve banka havale masraflarına ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Davacı havaalanı işletmecisinin, davalı havayolu şirketiyle akdettiği alan tahsis sözleşmesi kapsamında kira, kullanım ve hizmet bedellerinin eksik ödenmesi ile sözleşme gereği davalıya ait banka havale masraflarının ödemelerden düşülmesi sonucu cari hesapta açık oluştuğu iddiasıyla başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebiyle açılan davada, davalı borçların eksiksiz ve vadesinde ödendiğini, banka havale giderlerinden sorumlu olmadığını savunmaktadır.

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/386 Esas
KARAR NO : 2026/651
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/06/2024
KARAR TARİHİ : 14/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davacı ile davalı arasında 03.07.2005 tarihli ... Havalimanı Dış Hatlar Terminali Alan Tahsis Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin 2.3 İşletmeci'ye Tahsis Edilen Alan başıklı kısmında; “Tahsis edilen alanın mahalli, söz konusu sözleşmenin EK-1'inde belirtilmektedir.” şeklinde tanımlandığını, sözleşmenin ekinde belirtildiği üzere alan tahsis mahalli “... Havalimanı Dış Hatlar Terminali Mezanin Kat IML ... No.lu Ofis Kara Tarafi” ve “Servis Katı ISL 1602 No.lu Depo Hava Tarafı” sözleşme hüküm ve koşullarına tabi olarak tanımlanan bu alanı sözleşmenin 2.1 Maddesine göre; yalnızca hava yolları işletmeciliğine ilişkin bilet satış, check-in vesair yer hizmetleri vermek amacına (Tahsis Amacı) uygun şekilde kullanması için davalı borçluya tahsis edildiğini, davalı ile davacı arasında akdedilmiş olan Alan Tahsis Sözleşmesi uyarınca; Tahsil bedeli, tahsisli alan için aylık olarak metrekare başına USD/EUR cinsinden sözleşmenin 3.2 maddesinde belirtilen şart ve koşullarda ödeneceğini, İşletmeci alan tahsis bedelini sözleşmenin, 3.2 Tahsil Bedelinin Ödenmesi kısmında tanımlanan banka hesabına vadesinde ödemediği takdirde, Alan Tahsis Sözleşmesinin 3.3 İşletmeci’ nin Temerrüdü başlıklı kısmında; belirtilen 7 (yedi) takvim gününün hitam ettiği tarih itibarı ile hiçbir ihtara veya başkaca bir merasime gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş olacağını, bu takdirde İşletmeci ...'a 3.4. maddede belirtilen temerrüd faizini ödemekle yükümlü olacağını, buna göre temerrüde düştüğü tarihten itibaren temerrüd konusu miktar tamamen ödediği tarihe kadar geçen süre temerrüt konusu USD/EUR fatura miktarı üzerinden ...’ ye aylık %3 (yüzde üç) oranında temerrüd faizi ödeyeceğini, İşletmeci, Yeni Türk Lirası olarak yapılan ödemelerde ise. ...’ ye aylık %10 (yüzde on) oranında temerrüd faizi ödeyeceğini, davalıya tahsis edilen alanın kullanılmasına ilişkin olarak Alan Tahsis Sözleşmesinin 4.2. Kullanım Giderleri başlıklı bölümünde İşletmecinin (davalının); Tahsili Alanda kullanacağı elektrik için ... tarafından kurulacak tesisattaki ölçüme uygun olarak tespit edilecek sarfiyata göre ödeme yapacağı belirtildiğini, sözleşmenin yine aynı maddesi kapsamında Isıtma - Havalandırma harcamaları tahsisli alan yüzölçümü dikkate alınarak ... ‘ın Isıtma - Havalandırma için terminal binası genelinde uygulayacağı metreküp başına tarife üzerinden faturada belirtilen para cinsinden fatura karşılığında İşletmeci tarafından ...’ a ödeyeceği belirtildiğini, bu kapsamda müvekkili, davalıya alan tahsisi sağladığını ve kullanım giderlerine ilişkin olarak elektrik kullanım hizmetleri, ısıtma havalandırma hizmetleri sunduğunu ayrıca yolcu servisi bedeli, köprü bedeli hizmetleri de sunulmuş ve davalı tarafa işbu hizmetlerin karşılığını faturalandırdığını, ancak davalı tarafından işbu hizmetlere karşılık eksik ödeme yapıldığını ve bu nedenle davalı borçlu temerrüde düştüğünü, Sözleşmenin, 3.1 Tahsis Bedeli kısmında “Ödemelerle ile ilgili bankalar tarafından uygulanan havale giderleri ve sair giderler İşletmeci’ ye aittir.” dendiğini, işletmeci KLM firmasının talimatları ile ödeme dekontları arasında muhabir banka masraf kesintileri mevcut olduğunu, bu nedenle asıl alacak tutarlarının çoğu banka masraflarını kapsadığını, bu nedenle firmadan gelen ödemeler, faturalarda açıkta kalan banka havale ücreti tutarları ile kapatıldığı için cari hesabın örtüşmediğini, taraflar arasında imzalanan alan tahsis sözleşmesinde açık hüküm altına alındığı üzere, bankalar tarafından uygulanan havale giderleri ve sair giderlerin yükümlülüğü davalı borçluya ait olduğunu, buna rağmen ödenmeyen fatura alacaklarına istinaden davalı şirket aleyhine.... İcra Müdürlüğü 2023/... esas sayılı dosyası ile cari hesap ve fatura alacağından kaynaklanan ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, Beyan ederek; İtirazın iptali ile takibin devamına, Davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; icra takibine konu edilen tüm faturaların bedelleri müvekkil tarafından vadesinde ve eksiksiz olarak ödendiğini, takibe konu edilen fatura bedellerinin tamamının eksiksiz ve vadesinde davacıya ödendiğini, dilekçe ekinde her bir fatura bedelinin davalıya eksiksiz ödendiği ödeme belgesi ile ispat edildiğini, müvekkilinin banka havale giderlerinden hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmadığını, davacı, dava dilekçesinde hizmet bedellerine ilişkin faturalanın müvekkili tarafından ödendiğini, faturaların ödenmeyen kısmının ise banka havale ücretlerinden doğan kısımlar olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin banka giderlerine ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacı, banka havale ücretlerinin iddia ettiği tutarlar kadar olduğunu da ispat edemediğini, davacı, huzurdaki davada, müvekkili tarafından hizmetlere ilişkin fatura bedellerinin ödendiğini belirtmiş olsa da, banka havale giderlerinden müvekkilinin sorumlu olduğunu, banka havale giderleri ödenmediğinden, davacının banka havale gideri kadar alacaklı durumuna geldiğini iddia ettiğini, davalının banka havale ücretinden hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmadığını, ancak bir an için müvekkilinin banka havale giderinden sorumluluğunun bulunduğu kabul edilse dahi, davacı, banka havale giderinin hangi tutarda tahsil edilmesi gerektiğini ispat edemediğini, davacının varlığını iddia ettiği alacaklara yönelik talepleri, icra takibi ve davacı tarafından ikame edilen kötü niyetli dava zamanaşımı/hakdüşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğinden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından işbu davaya dayanak olarak gösterilen takipte taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayanılmadığı gibi ödenmediği iddia edilen banka giderlerine ilişkin de hiçbir belge sunulmadığını, bu noktada önemle belirtmek gerekmektedir ki, davacının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağı hususu göz önüne alındığında davacının tüm taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, takibe dayanak bedellerin tamamı müvekkili tarafından ödenmiş olduğundan, davacı, huzurdaki davada kötü niyetli olduğunu, davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Beyan ederek; Davanın reddine, Davacının %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine, karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 28.822,00USD Fiili Ödeme Tarihi ASIL ALACAK USD (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz)
28.822,00
USD Fiili Ödeme Tarihi Toplam Alacak
5.694,46
EUR Fiili Ödeme Tarihi ASIL ALACAK EUR (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz)
5.694,46
EUR Fiili Ödeme Tarihi Toplam Alacak üzerinden
ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 04/07/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 10/07/2023 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür.
Bilirkişinin düzenlediği 01/09/2025 tarihli 24 sayfadan ibaret raporunda özetle; Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Davacının ticari açılış ve kapanış tasdiklerinin eksiksiz olduğu, e-defter beratlarının süresinde oluşturulmuş olduğu, Davalının ticari defterlerini ibraz etmediği, ibraz oluna hasılat defterlerinin borç/alacak tespiti yapmaya elverişli olmadığı, Davacının ticari defterlerine göre 12.06.2023 takip tarihi itibariyle davacının 28.822,00USD ve 5.694,46EURO asıl alacağının olduğu, Davacının takibe konu alacağına dayanak faturaların davalı aleyhine borç doğurduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişinin düzenlediği 29/04/2026 tarihli 18 sayfadan ibaret raporunda özetle; Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Davalının itirazlarına ilişkin hususlara Kök Rapor’da değinildiği ve ek rapor aşamasında da davalının, kök rapordaki görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni bir bilgi ve belge sunmadığı gözetilerek, bu aşamada da, aynı perspektif ile Kök Rapor’daki görüşün özünün muhafaza edildiği, ancak Sayın Mahkemenin HMK 282 gereği bilirkişi görüşü ile bağlı olmadığı gözetilerek, Sayın Mahkemenin davacı savları yönünde hüküm kurmakta muhtar olduğu mütalaa edilmiştir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu, davacının alacağın tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, mahkememizce öninceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalıya işbu duruşma tutanağının ihtaratlı olarak tebliğ edildiği, inceleme gün ve saatinde davalı hazır olmadığı gibi mazeret de bildirmediği, incelemenin sadece davacı defterleri üzerinden yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 13,9. maddesi gereğince uyuşmazlık halinde davacının ticari defter ve kayıtlarının yegane delil olarak kabul edileceğinin belirtildiği, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve faturaların defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığından HMK 222/3 gereğince davacının ticari defter ve kayıtları hükme esas alınmış davacının dolar cinsinden alacağı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının Euro alacağı yönünden yabancı para cinsinden yapılan takiplerde icra takibinde alacağı takip tarihi itibariyle değerinin belirtilmesi zorunlu olup dava konusu takipte euro alacağının takip tarihi itibariyle Türk lirası cinsinden değeri belirtilmediğinden bu yöndeki itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, kabul edilen alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin 28.822,00 Dolar üzerinden devamına, takip talebinde belirtilen faizi aşmamak kaydıyla asıl alacak üzerinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek Devlet Bankalarının Dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 125.045,82-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar ve ilam harcı 63.941,52-TL'nin peşin alınan 15.622,84-TL'den düşümü ile kalan 48.318,68-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 15.622,84-TL peşin ve 427,60-TL başvuru harcı toplam 16.050,44-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul talep oranına göre hesaplanan 2.573,37-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 546,63-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 8.882,50-TL yargılama giderinin kabul/talep oranına göre hesaplanan 7.326,26-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 146.407,38-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/07/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır