Harici sözleşmeye dayalı inançlı işlem iddiasıyla taşınmazın geri devri ve tapu iptali tescil talepli davada, sözleşmenin şekil şartları ve davacının aktif dava ehliyeti uyuşmazlığı.
Özet: Davacılar, davalıya teminat amacıyla devredilen bir taşınmazın, inanç sözleşmesine dayanarak belirli bir bedel karşılığında geri alınması konusunda anlaştıklarını ancak davalının bu taahhüdüne uymayarak devirden imtina edip fahiş fiyat talep ettiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri ise söz konusu anlaşmayı adi yazılı şekilde yapılmış ve geçerlilik şartlarını taşımayan bir geri alım sözleşmesi olarak nitelendirip davanın reddine karar vermiş; bunun üzerine davacılar vekili, sözleşmenin aslında inanç sözleşmesine dayalı bir ödünç ilişkisi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
7. Hukuk Dairesi         2026/371 E.  ,  2026/2597 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2227 E., 2025/1751 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/88 E., 2025/124 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... arasında dava konusu ... Mh., ... Cd., .... Etap A8 Blok D:33 Körfez, Kocaeli adresindeki taşınmaz müvekkili ile davalı arasında akdedilen "Sözleşme" başlıklı sözleşme uyarınca inanç sözleşmesine dayanarak devir işlemi gerçekleştiğini, davalı ... 02.03.2021 tarihinde ... Noterliği 02.03.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Sözleşme ile .... Noterliğinin 08.10.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yeni tarafı olduğunu ve taşınmazı bu şekilde müvekkilinin yetkili olduğu ... Anonim Şirketinden devraldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede dava konusu taşınmaza ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 01.09.2021 tarihinde davalının masrafları ile zararının karşılanacağını, karşılanan bu masraf ve zarara ek olarak 20.000,00 TL ödeme yapılacağını, işbu sözleşmenin müvekkilinin yetkilisi olduğu ... tarafından yeniden devralınacağını ve bu süreçte müvekkilinin taşınmazda kiracı olarak oturacağının kararlaştırıldığını, müvekkili söz konusu sözleşmedeki edimleri sözleşmede belirtilen tarihlerde yerine getirme amacıyla hareket ederek belirtilen tarihlerde, belirlenen bedelle geri almak istediğini, ancak, davalı ... ile davalının eşi ... sözleşmede belirtilen halleri uygulamayarak devirden imtina ettiklerini, devire yanaşmayan davalı taraf müvekkilinin her girişiminde söz konusu sözleşmeye aykırı olarak fiyat artışı yaptığını, fahiş miktarlar talep ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye uyma konusunda ısrarcı davranırken davalı taraf sözleşme hükümleri gereğince yapılacak devri sürüncemede bırakma gayreti içerisinde olduğunu talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazdaki hak sahipliğinin davacı ...'nin yetkili olan davacı ...'dan .... Noterliği 02.03.2021 tarihli noter sözleşmesi ile satın alındığını, taraflar arasında ise yapılan harici sözleşmede müvekkillinin zarar ve masraflarının yanında ayrıca 20.000 TL'nin 01.09.2020'de ödeneceğinin ve taşınmazın... İnşaat A.Ş'ye devredileceğinin kararlaştırılmasına rağmen davacı tarafın edimine yerine getirmediğini, davacı tarafa yaptıkları ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, evin kullanılmasından kaynaklı masrafların da müvekkilince karşılandığını, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu sözleşmenin niteliğinin geri alım sözleşmesi olduğu, geri alım (vefa hakkı) sözleşmesinin adi yazılı şekilde düzenlendiği, sözleşmenin kanunda öngörülen geçerlilik şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, diğer taraftan dava konusu sözleşmede taşınmazın 01.09.2021 tarihinde ... tarafından tekrar alınacak olduğunun belirtilmesi nedeniyle davacı ...'nın aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... Yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı müvekkilinin teminat amacıyla devrettiğini, evin geçici bir süreliğine devredildiğini, sözleşme edimlerini yerine getireceklerini beyan etmelerine rağmen davalı tarafın sürekli fiyat yükselttiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin inanç sözleşmesine dayalı ödünç sözleşmesi olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalı tarafa zararları gidermeye yönelik defalarca teklifte bulunmasına rağmen davalı tarafın devre yanaşmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, harici sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi uyarınca, “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır."
2. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu kapsamda HMK'nın 124. maddesi tarafta iradi değişikliğini düzenlemekte olup dava açıldıktan sonra taraf değişikliğine ancak karşı tarafın açık rızası ile izin verilebildiği gibi bu rızanın bulunmadığı hallerde ise yanlış taraf aleyhine dava açılmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı hallerde hâkimin davacı tarafın talebi üzerine taraf değişikliğine karar verebilecektir. Maddenin öngördüğü taraf değişikliği kurumu; mevcut davada zaten taraf olan kişinin yerine başkasının geçirilmesine ya da mevcut taraf yanına yeni bir tarafın eklenmesine imkân tanımaktadır. Ancak bu kurumun işletilebilmesi için her şeyden önce, usulüne uygun olarak açılmış ve tarafları belirlenmiş bir davanın varlığı zorunludur; taraf değişikliği usul işlemi, bağımsız bir dava ikamesi niteliği taşımaz ve açılmamış bir dava yerine geçemez. Öte yandan taraf değişikliği talebi, dilekçeyle yapılmak, harç yatırılmak ve karşı tarafın rızası ya da kanuni koşulların gerçekleşmesi suretiyle hâkim kararına bağlanmak gibi usul gerekliliklerinin eksiksiz yerine getirilmesini gerektirmektedir. Eldeki davada ise, davacı sıfatıyla ... tarafından ...'a husumet yöneltilerek dava açılmıştır. Yargılama sırasında ...'ın Mahkemeye sunduğu 08.04.2022 tarihli dilekçesi üzerine Hakim tarafından dilekçeye yapılan "derkenar" ile davacı ...'ın talebinin kabulü ile HMK 124 uyarınca... İnşaat Anonim Şirketinin davacı sıfatıyla eklenmesine karar verilmiş ve yargılamada ... şirketi davacı sıfatıyla bulunmuştur. Dosya kapsamında ise bu hususta davalının açık rızası bulunmadığı gibi, HMK 124'ün öngördüğü anlamda da kabul edilebilir yanılgı koşulunun gerçekleştiğine dair dosyada kapsamında herhangi bir tespit de mevcut değildir. Bu itibarla söz konusu davacı ...'ın isteminin ve Mahkemenin ...'ni davacı olarak eklemesine yönelik işlemin HMK'nın 124. maddesindeki taraf değişikliği kurumunun koşullarını taşımamaktadır.
3.Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Asli müdahale" kenar başlıklı 65. maddesi, "(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir.
4. İki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde bir dava devam ederken, üçüncü bir kişi, bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde (kısmen veya tamamen) bir hak sahibi olduğunu iddia ederek (aynı mahkemede ve aynı dava dosyasında) bir dava açarsa, buna asli müdahale denir.
5. Üçüncü kişinin asli müdahalesinin söz konusu olabilmesi için, iki kişi arasında bir davanın mevcut ve görülmekte olması ve asli müdahilin, müdahale etmek istediği davanın konusu olan şey veya hak üzerinde (kısmen veya tamamen) bir hak sahibi olduğunu iddia etmesi gerekir. Fakat, asli müdahilin, müdahale etmek istediği davanın konusunu teşkil eden şey veya hak üzerinde, o davanın davacısının istediği hakkın (kısmen veya tamamen) aynını istemesi şart değildir.
6. Asli müdahilin, ilk davanın açılmış (ve görülmekte) olduğu mahkemede ayrı bir dava açması ve bu davanın usulüne uygun biçimde açılması gerekir. Yani asli müdahale davası da bir dava dilekçesi ile açılmalıdır. Asli müdahale davası açan kişinin (asli müdahale davacısının) asli müdahale davası için ayrı harç (başvurma ve peşin karar ile ilam harcı) ödemesi gerekir. Aslında asli müdahale davası açması gereken bir kişi, fer'i müdahale talebinde bulunursa, mahkemenin, müdahalenin niteliğinin asli müdahale olduğunu bildirerek (asli) müdahilden (asli müdahale davası için) ayrı harç yatırmasını istemesi gerekir. Asli müdahil, asli müdahil davası için gerekli harcı ödemezse, mahkeme, asli müdahale talebini inceleme konusu yapamaz. Asli müdahilin usulüne uygun biçimde dava açması (ve harçlarını ödemesi) ile asli müdahale tamamlanmış olur. Bunun dışında mahkemenin asli müdahale talebinin kabulüne karar vermesine gerek yoktur. (... Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.IV, İstanbul, Altıncı Baskı, 2001, s.3491 vd.)
7. Medeni usul hukukunun temel ilkeleri uyarınca bir davada taraf; davayı kendi adına açan ya da aleyhine dava açılan kişidir. Taraf sıfatı, dava dilekçesiyle kurulan usul ilişkisinin süjeleri olan davacı ve davalıyı belirler; bu sıfat, kanunun öngördüğü usul işlemleriyle kazanılır. Davaya katılma ise HMK'nın 65... . maddelerinde ayrıca düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca asli müdahale; üçüncü kişinin, devam eden bir davada dava konusu şeyin tamamen ya da kısmen kendisine ait olduğunu ileri sürerek her iki tarafa karşı bağımsız bir dava açması şeklinde tanımlanmaktadır. Asli müdahale, usulüne uygun bir dava dilekçesi ve harç ödenmesi yoluyla gerçekleştirilir; dava dilekçesindeki basit bir talep veya hâkimin derkenar niteliğindeki kararı ile üçüncü kişiye taraf sıfatı kazandırılamaz. Fer'i müdahale ise HMK'nın 66. maddesi kapsamında taraflardan birinin yanında yer alan ve davayı destekleyen katılımcının konumunu ifade etmekte olup bu durumda müdahil bağımsız bir taraf değil yardımcı konumunda bir katılımcı niteliğini taşır; hüküm de doğrudan müdahil adına kurulmaz.
8.Yukarıda açıklanan tüm ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ...İnşaat Anonim Şirketinin usulüne uygun biçimde ikame edilmiş bağımsız bir davası bulunmamaktadır. Şirket, ne dava dilekçesiyle davacı sıfatını kazanmış, ne de HMK'nın 65. maddesi uyarınca harç yatırılmak suretiyle usulüne uygun bir asli müdahale talebinde bulunmuştur. Hâkimin dilekçeye düşürdüğü derkenar niteliğindeki yazı ise bir usul işlemi olarak HMK 124'teki koşulları taşımadığından hukuki sonuç doğurmayacak, şirkete davacı sıfatı kazandırmayacaktır. Dolayısıyla ..., bu davada usul hukuku anlamında taraf sıfatını kazanmamıştır. HMK 124'teki taraf değişikliği koşullarının gerçekleşmediği, usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı ve HMK 65 kapsamında harç yatırılmak suretiyle bir asli müdahale talebinin de mevcut olmadığı gözetildiğinde, Mahkemece ... yönünden davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, şirket hakkında esasa ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.