Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, mirasbırakanın taşınmaz devrinin bedelsiz olduğu anlaşılmasına rağmen alt mahkemelerce davanın reddedilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi kararının temyizine ilişkin hukuki inceleme.
Özet: Mirasçıların, murisin taşınmazını satış göstererek davalıya muvazaalı bir şekilde devrettiği ve miras haklarını engellemek amacı taşıdığı iddiasıyla açtıkları tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, murisin çocukları arasında denkleştirme ve paylaştırma niyetiyle hareket ettiği, muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay ise, muris muvazaasının niteliğini, 01.04.1974 tarihli içtihadı birleştirme kararını ve gerçek iradenin tespiti için değerlendirilmesi gereken faktörleri açıklayarak, somut olayda temlikin bedelsiz olduğunun anlaşılmasına rağmen davalının paylaştırma savunmasıyla davanın reddedilmesini incelemiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/5195 E.  ,  2026/3770 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1048 E., 2025/716 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/285 E., 2022/96 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar; murisleri ...'in 1 60... parsel sayılı taşınmazdaki payını davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; murisin hastalıklarında en büyük gayreti, bakımı ve tedavi sürecindeki yardımı kendisinin gösterdiğini, devraldığı tarihte çok kötü durumda olan taşınmazı tadilatlarını yaparak yenilediğini, murisin taşınmazlarını paylaştırdığını, denkleştirme yaptığını, temliklerde muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık anlatımlarına göre murisin iradesinin taşınmazlarını çocukları arasında paylaştırmak olduğu, geride başkaca taşınmazlarının kaldığı, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların muvazaa iddiasını kanıtlayamadıklarından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1940 doğumlu muris ...'in 18.01.2012 tarihinde öldüğü, geride mirasçısı olarak eşi davacı ... ile çocukları davacı ..., davalı ... ve dava dışı ... ve ...'in kaldığı, murisin 1 60... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payının tamamını 30.04.2001 tarihinde davalı ...'ye satış suretiyle temlik ettiği, yapılan keşif sonucu taşınmazın üzerinde ev ve iş yeri olarak kullanılmakta olan iki katlı yapının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilemeyeceğinden olayda 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Somut olayda; tüm dosya kapsamından temlikin bedelsiz yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu husus Mahkemece benimsenmiş ancak davalının paylaştırma savunması sabit görülerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, Mahkemenin paylaştırma gerekçesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, murisin sağlığında eşi davacı ...'ye herhangi bir yer vermediği, dinlenen tanık beyanlarında, muris tarafından oğullarına verildiği belirtilen dava dışı 1 60... parsel sayılı taşınmazın muris adına kayıtlı iken ölümüyle mirasçılarının tamamına intikal ettiği anlaşılmakla, murisin hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yaptığından söz edilemeyeceği tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle; davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.