İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin, kaçak elektrik iddiasıyla düzenlenen usulsüz faturadan kaynaklanan menfi tespit davasında, davacının dava tarihi itibarıyla tacir sıfatına sahip olmaması nedeniyle davanın ticari dava niteliği taşımadığına ilişkin görev incelemesi kararı.
Özet: Bu menfi tespit davasında, davacı, artık kendisine ait olmayan bir işyerine kesilen yaklaşık 693.884,42 TL tutarındaki usulsüz elektrik faturası nedeniyle davalıya borçlu olmadığını iddia ederek haksız takibin durdurulmasını ve kötüniyet tazminatı talep ederken, mahkeme, davalıya dilekçe tebliğ edilmeden önce görev hususunu resen incelemiş ve davacının dava tarihi itibarıyla tacir sıfatını haiz olmadığını, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda sayılan mutlak ticari davalardan olmadığını ve haksız fiile dayandığını tespit ederek davanın kendi görev alanına girmediği sonucuna ulaşmıştır.

T.C.
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/478 EsasKARAR NO : 2026/575DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 04/06/2026KARAR TARİHİ : 08/07/2026 Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının yapılan yargılaması sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının "..." işyeri adresinde kaçak elektrik iddiası ile 693.884,42-TL tutarında usulsüz fatura düzenlediğini, ancak söz konusu işyerinin işletmesinin müvekkiline ait olmadığını, iş yerinin işletmesinin 22/10/2025 tarihinden itibaren müvekkilinin halihazırda eşi olan ...'ya ait olduğunu, müvekkili ile eşi arasında bir ayrılık ve boşanma sürecinin devam ettiğini, davalı yanın gerçekleştirdiği denetim sırasında gerekli inceleme yapılmaksızın eski tarihli vergi levhasına göre müvekkili aleyhine tutanak tanzim edildiğini ve müvekkili aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün 2026/... takip sayılı dosyasının açıldığını, ....ATM'nin 2026/... değişik iş sayılı dosyası ile elektriğin kesilmemesine yönelik ihtiyati tedbir talep ettiklerini ve talebin kabul edildiğini belirterek, ....ATM tarafından verilen tedbir kararının devamına, müvekkilinin davalı yana borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir . Davalıya henüz dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmemiştir. TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; davalı tarafça kaçak elektrik kullanımına dayalı olarak kesilen faturaların haksız olduğundan bahisle davalı tarafa borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir.TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafın da tacir olması VE ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.Davacının tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmış olup müzekkere cevapları işbu dosya kapsamına alınmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda dosyanın görev yönünden irdelenmesinde; eldeki davanın, TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, zira haksız fiile dayandığı, BAM 45. H.D nin 2021/702 esas ve 2021/716 karar nolu ilamında ''.. O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen bilgiler ve açıklamalar doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılıp, davacı asilin ve davalı şirketin dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra..'' denilmek suretiyle tarafların dava tarihinde tacir olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda Mahkememizce, davacı gerçek kişinin son olarak bağlı bulunduğu İstanbul Sarıyer Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında görüleceği üzere davacı gerçek kişinin bir ticari faaliyetinin dava tarihinden önce 17.04.2026 tarihinde terkin edildiği gibi faaliyet dönemindeki kazancının da VUK'ta belirtilen tacir olma sınırına ulaşmadığı, yine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısı uyarınca da davacı gerçek kişinin tacir olmadığı, böylece davacının dava tarihi itibari ile tacir olduğuna dair bir delil bulunmadığı, kaçak kullanım ya da abonelik yapılan yerin iş yeri/ticarethane olmasının, ilgiliyi tacir olarak nitelendirmek için yeterli olmayacağı, kullanıma konu yer işyeri olmakla davacının tüketici olarak da nitelendirilemeyeceği, davacının dava açıldığında tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle haksız fiile dayalı eldeki uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, (Emsal Karar İstanbul BAM 37 H.D. 2021/2076 esas 2022/939 karar, İstanbul BAM 37 H.D. 2022/2442 Esas, 2023/1074 karar ) anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı gerekçe ile;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,2-HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır