İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin, çeklerdeki imza inkarına dayalı menfi tespit davasında ilk derece kararının eksik bilirkişi incelemesi iddiasıyla istinaf incelemesi.
Özet: İlk derece mahkemesi, icra takibine konu iki çekteki ciro imzalarının bilirkişi raporuyla sahte olduğu tespit edildiğinden davacının borçlu olmadığına hükmetmiş; davalı vekili ise bu kararı istinaf ederek, bilirkişi incelemesinin eksik olduğunu, davacının kabul ettiği diğer çeklerdeki imza ve yazıların mukayese edilmediğini, ayrıca çekleri teslim eden davacı çalışanlarının da imza örneklerinin karşılaştırma kapsamına alınmadığını ileri sürerek kararın bozulması gerektiğini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/797
KARAR NO: 2026/1014
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/02/2024
NUMARASI: 2022/943 E. - 2024/214 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas ve .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyaları ile iki ayrı çekten dolayı kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığını, çeklerin ciranta kısmında yer alan ve müvekkili adına atılan imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenlerle söz konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin müvekkilinin huzurunda imzalanmadığını, çeklerdeki imzalar davacı ait değil ise davacının çalışanları olan... ve ...'e ait olabileceğini, davacının imzalayıp ödenen farklı 3 adet çekin bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin dava konusu çeklerden dolayı alacağı bulunduğunu, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...menfi tespit davasına konu iki ayrı icra takibinde alacağın dayanağı olarak gösterilen her iki çekteki ciranta sıfatı ile davacı adına atılan imzaların bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere davacıya ait olmadığı, sahte imzaya ilişkin mutlak definin herkese karşı ileri sürülebileceği, bu nedenlerle davacının menfi tespit davasının kabulü ile icra takibine konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin çeklerin davalının huzurunda imzalanmamış olması nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-bilirkişi raporunun eksik olduğunu, 22.01.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda " Ayrıca kabul edilen ... ... Şubesine ait, keşidecileri “.... Şti.” olan, “...” ve “...” no.lu “ödenmiş” çeklerde avalist imzalarının sol tarafında yazılı “...” isim soy isim yazılar ile itiraz edilen 2.ciranta imzalarının üzerinde yazılı “...” isim soy isim yazıları aralarında ortak harflerin tersim tarzı, harf kombinasyonları, işleklik derecesi bakımından fark saptanmıştır. (tablo)" tespiti yapıldığını, Davacı ...'in 22.11.2023 tarihli duruşmada " dava konusu yapılan ve tarafıma ciranta olarak imzaladığım iddiasıyla gösterilen her iki çekteki imza bana ait değildir. Ancak ... tarafından mahkemeye gönderilen 31/08/2019 keşide tarihli 155.000-TL'lik ve 31/10/2019 keşide tarihli 155.000-TL'lik iki ayrı çekte avalist olarak atılan imza bana aittir. Çeklerde yer alan isim ve avalimdir şeklindeki yazı da bana aittir. Söz konusu çeklerde ödenmiştir. Ancak dava konusu yapılan çeklerdeki imzalar bana ait değildir. " beyanında bulunduğunu, davacının yine bu borcu sebebiyle verdiği çeklerden yine aynı şekilde arkasında davacının cirosu olan ...Şubesi, 25.06.2021 Tarih, 350.000,00 TL. Bedelli , çek seri no: ...olan çekin de davacı borçlu tarafından ödendiğini, bu çekin de bu bankadan celbi ile imza ve yazı mukayesesine alınması gerektiğini, ödenmiş olan çeklerin de bu bankadan celbi ile çekteki yazı ve imzaların imza incelemesinde mukayeseye esasa alınması gerektiğini,
-davacının hem imza ve hemde üzerilerindeki yazılarını kabul ettiği ...Şubesi, 25.06.2021 Tarih, 350.000,00 TL. Bedelli , çek seri no: ...olan çek ... A.Ş. ... Şubesi, Çek Seri No: ... , 31.08.2019 Tarih , 155.000 TL. Bedelli , Çek Seri No: ... , 31.10.2019 Tarih , 155.000 TL. Bedelli , Çek Seri No: ... , 31.12.2019 Tarih , 155.000 TL. Bedelli olan bu 4 adet çekteki imza ve yazıların, imzaları inkar edilen dava konusu çeklerdeki hem imza hem de yazıları bakımından teker teker ve ayrı ayrı mukayeselerinin yapılması gerekirken sadece itiraz edilen 2.ciranta imzalarının üzerinde yazılı “...” isim soy isim yazıları yönünden yazı mukayesesi yapılmasının eksiklik oluşturduğunu, bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olmayan, eksik düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini,
-davaya konu çeklerin, ... Ve ... isimli davacının çalışanları tarafından davalı müvekkiline getirilip verildiğini , imzaya itiraz eden davacının bu çekleri kötüniyetle ve bilinçli olarak çalışanlarından... Ve ... isimli şahıslara imzalatmış olabileceğini , bu sebeple davacı ile birlikte... Ve ... isimli şahısların da imza ve yazı örneklerinin alınması ve tespiti gerektiğini, Davacı , duruşmada bu kişilerin çalışanları olduğunu kabul ettiğini, bu konuda araştırma yapılmadan neticede eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava İİK 72 gereğince icra takibinden sonra açılan imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
22/11/2023 tarihli oturumda hazır bulunan davacı ... beyanında; ...'e ait 31/08/2019 keşide tarihli 155.000-TL ve 31/10/2019 keşide tarihli 155.000-TL'lik iki ayrı çekte avanist olarak atılan imzaların kendisine ait olduğunu, söz konusu çeklerin davalının babası olan ...ile olan ticari ilişki kapsamında kendisinden garanti istemesi nedeniyle avalist olarak çekleri imzaladığını, söz konusu çeklerden sonra ...ile olan ticari ilişkisini sonlandırdığını, davalının ...'tan olan alacağını tahsil edebilmek amacıyla dava konusu çekleri ya kendisi ya da 3.bir kişiye imzalattırılarak kendisini ciranta olarak borçlandırmak istediklerini, dava konusu çeklerde ciranta olarak atılan imzaların kendisine ait olmadığını beyan ve ifade etmiştir.
Davacıya ait celp edilen belge ve kayıtlarla birlikte dosya bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi düzenlemiş olduğu 22/01/2024 tarihli raporunda özetle; dava konusu her iki çekteki imzaların ...'in eli ürünü olmadığını, adı geçenin hakiki imzalarına benzetilerek yapılandırılmış olduklarını teknik kanaati olarak belirtmiştir.
Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda, inceleme konusu ve mukayese imzaların, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren noter ve banka asıl imza örneklerinin incelendiği, sadece fotokopi belgenin değil asıl belgelerin de incelendiği, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapıldığı, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı, imzanın davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının aynı mahiyetteki başka çekleri ödemesi davacının iş bu davaya konu çeklerdeki imzaya itiraz etmesine engel olmadığı bu hususta teamül oluştuğuna ilişkin savunmanın dinlenilmesinin mümkün olmadığı, ödenen çeklerde davacının avalist olduğu çekleri ise keşidecinin ödediği, keşideci tarafından ödeme yapılmasının aval verenin imzasını kabul anlamına gelmeyeceği, ayrıca bilirkişi raporunda sıralı çeklerin de değerlendirmeye alındığı, davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../02/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 49.859,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 12.464,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 37.394,25-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026