İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarına ilişkin ihtiyati tedbir kararı hakkında istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, köklü bir gıda holdinginin sahibi olduğu "..." markasının, davalı tarafından benzer ürünlerde ve ticaret unvanında izinsiz kullanılmasına ilişkin marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarıyla açılan bir davada ihtiyati tedbir talebini incelemektedir; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak, özellikle 29. sınıf kuruyemiş ve türevleri gibi geniş tüketici kitlesine hitap eden ürünlerde, davacı ve davalı markalarının yüksek benzerliği ile ortalama tüketici nezdinde bir karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, bu durumun Fikri Sınai Haklar Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturabileceğini ve davalı kullanımlarının yasaklanabileceğini tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/799 Esas
KARAR NO: 2026/1206
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/05/2026 tarihli ara karar
NUMARASI: 2026/15 Esas
TALEP KONUSU: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
TALEP DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin ... yılına dayanan geçmişi ve bugün 60.000’den fazla çalışanı, ... ülkede toplam ... fabrikası, ... ürün kategorisi, ...’den fazla ülkeye ihracatı, 7 halka açık şirketi, gıda alanında başta ... olmak üzere ana ... marka ve binlerce ürün çeşidi, ....... büyük bisküvi ve .......çikolata üreticisi konumuna gelmesi ile ........önde gelen holding şirketlerinden birisi olduğunu, müvekkilinin tarihçesine ilişkin ayrıntılı bilgilere internet sitesinde yer alan https://www......linkinden ulaşılabileceğini, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “.....” markalarının hak sahibi olduğunu, müvekkili ...'in halka açık ikinci büyük gıda şirketi olan ... Anonim Şirketi(“...”)nin kökleri .....’li yıllarda kurulan ...Limited Şirketi’ne dayandığını, Dava dışı ... ...’in abisi ... ...Limited Şirketi’ni kurucularından devir aldığını, müvekkili tarafından “...” markası aktif ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, bugün cin mısırdan ketçaba, ayçiçek yağından nohut vs. bakliyata kadar çok çeşitli ürün gamında “...” markası ile üretiminin ve satışının yapıldığını, davalının, işbu davanın konusunu oluşturan ve dilekçe ekinde sunulan “...” markasını üretip sattığını, ürünler üzerinde kullandığını, davalı tarafından üzerinde “....” markası ve ticaret unvanı yer alan ürünlerin, müvekkiller tarafından veya onların izniyle piyasaya sürüldüğüne dair izlenim yarattığını, müvekkillerinden...’a ait ... nolu “...” markası fındık ve fıstık ezmeleri, ...nolu “... mutfak” markası kuruyemişler, ... nolu “...” markası kuruyemişler, ...... başvuru ve ... tescil nolu “........d” markası ...... ...., ...... yağı, ... yağı, ....... başvuru ve ... nolu “...” markası . yağı, .. yağı, .. yağı ürünlerin de tescilli olduğunu belirterek; Davalının “...” markasını ve ticaret unvanını kullanmasının, üzerinde “...” markasını veya “... ...... A.Ş.” ticaret unvanını içeren ürünleri üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin dava sonuna kadar tedbiren yasaklanmasına, Sayfa 2 / 25 Davalının “...” taklit kullanımı başta https://www......tr/ alan adları ve içeriği ile sosyal medya hesapları olmak üzere internet ortamı dâhil her türlü mecrada herhangi bir şekilde kullanmasının, üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasına, davalının ticaret unvanındaki “.....” ibaresinin TTK m.52 uyarınca ticaret sicilinden terkinine, bunun mümkün olmaması halinde davalıya ait ...A.Ş. ticaret unvanının ticaret sicilinden tümden terkinine, Davalıya ait https://www........r/ alan adlı internet sitesinin erişime engellenmesi ve https://www........com.tr/ alan adının iptaline ve ......tr Alan Adı Yönetimi ve/veya BTK ve/veya ilgili tarihte alan adları sicil kayıtları bakımından yetkili kamu kurumu nezdinde sicilden terkinine, davalıya ait olmak üzere verilecek hükmün tecavüze ve haksız rekabete ilişkin hüküm özetinin Türkiye çapında dağıtım yapan bir gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 04/05/2026 tarihli ara kararı ile; "Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; alınan bilirkişi raporunda davacı yanın marka tescilleri ile karşı yanın kullanımlarının 29.sınıf kapsamında kuruyemiş ve türevleri üzerinde olduğu, 29.sınıf kapsamındaki malların toplumun geneline hitap eden ürünlerden olması nedeniyle ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olmayacağı, bu ürünlerin satın alınmasına yönelik ayırılacak zamanın fazla olmayacağı, aynı satış kanallarında ve aynı / benzer raflarda ürünlerin satışa sunulacağı, markasal benzerliğin yüksek derecede olması nedenleriyle ortalama tüketicinin taraf ürün ve markaları karıştırabileceği, en azından taraflar arasında bağlantı bulunduğu algısına sahip olabileceği nedenleriyle ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Taraf markalarının benzerlik arz ettiği, tarafların marka ve kullanımlarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğu ve ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali bulunması nedenlerinden dolayı SMK’nun 7/2-b maddesi hükümlerine göre marka hakkına tecavüz oluşabileceği , Davalı kullanımlarının aynı zamanda ticaret unvanı ve internet sitesi adresinde kullanılmış olması nedeniyle SMK’nın 7/3-d ve e maddelerine göre marka hakkına tecavüz kapsamında olduğu ve marka hakkı sahibi tarafından yasaklanabileceği, tespit edilmiş ise de davalı tarafın ticaret unvanının 1991 yılında tescil edildiği yine davalı tarafın ....com.tr url adresinin 09.04.1999 tarihinde tahsis edildiği, bu hali ile davalı tarafın markasal kullanımlarının uzun yıllara dayandığı ve dava tarihinden 5 yılı çok aşkın süre önce kullanımlarının başladığı dikkate alındığında kullanıma dayalı öncelikli hak sahipliği ve sessiz kalma olgusunun uyuşmazlıkta tartışılması gerektiği, hem davacının talebi hem de az yukarıda belirtilen sebeplerle zarar hususunun da bu aşamada yaklaşık olarak sabit olmadığı kabul edilerek SMK'nın 159. Maddesi gereği de teminata hükmetmeye yer olmadığı kanaati ile ve uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalı kullanımları ile müvekkillere ait markalar arasında sınıf ayniyeti ve benzerliği bulunduğunun, davalı kullanımları ile müvekkili markaları arasında yüksek derecede benzerlik olduğunun, ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimali bulunduğunun, davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin davalının ticaret unvanının 1991 yılında tescil edildiği ve .... com. tr adresinin 09.04.1999 tarihinde tahsis edildiği gerekçesiyle kullanıma dayalı öncelikli hak sahipliği ve sessiz kalma olgusuna dayanarak ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, ancak mahkemenin ticaret unvanı ile markasal kullanım kavramlarını birbirine karıştırdığını, davalının ticaret unvanının esas unsurunun beşler olmasına rağmen ambalajlarda ... markasını kullandığını, bu durumun ticaret unvanı kullanımı değil markasal kullanım olduğunu, davalının herhangi bir markası bulunmadığını ve taklit kastıyla hareket ettiğini, müvekkillerin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığını, davalıya ihtarname gönderildiğini ve ihtarnameye rağmen kullanımların devam ettiğini, ilk derece mahkemesinin hatalı değerlendirme yaptığını, müvekkillerin dava sonunda haksız çıkması ihtimaline karşı her türlü teminatı yatırmaya hazır olduklarını belirterek 04.05.2026 tarihli ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulünü talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticaret unvanını yasal hakları kapsamında kullandığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesinin 5. fıkrası uyarınca bu kullanımın dürüst ticari kullanım teşkil ettiğini, ihracat odaklı faaliyetler nedeniyle ambalajlarda zorunlu harf dönüşümü yapıldığını, tescilli unvanın terkin edilinceye kadar tecavüz oluşturmayacağını, davacıların 35 yıldır süregelen ticari faaliyetlere sessiz kalarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı davrandıklarını, uzun süreli eylemsizliğin hak kaybı yarattığını, tarafların faaliyet alanları ve hitap ettikleri tüketici kitlelerinin farklı olması sebebiyle iltibas ihtimalinin bulunmadığını, ürünlerin görsel ve kavramsal olarak birbirinden ayrıldığını, sınai haklarda kümülatif koruma yasağı gereği tescilli hakların ihlali iddialarında haksız rekabet hükümlerinin eş zamanlı uygulanamayacağını belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddini, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2026/15 E. sayılı dosyasından verilen 04.05.2026 tarihli ara kararın onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması istemlerine ilişkin olup ilk derece mahkemesi tarafından davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 159/1. maddesi gereğince bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda SMK'nın 159. maddesi ile HMK'nın 389 vd. maddeleri kapsamında davacı tarafın ihtiyati tedbir talebine cevaz verilebilmesi için davalı kullanımının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispat edilmesi, mevcut durumda değişiklik olacağı, tedbir kararı verilmediği taktirde hükmün infazının zorlaşacağı yahut imkansız hale geleceğinin, bu fiillerden zararın doğduğunun yahut doğma ihtimali bulunduğunun yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde kanıtlaması gerekmektedir.
Dosyanın tetkikinde; mahkemece alınan bilirkişi raporu kapsamında davacı yanın marka tescilleri ile karşı yanın markasal kullanımlarının 29.sınıf kapsamında kuruyemiş ve türevleri üzerinde olduğu, 29.sınıf kapsamındaki malların toplumun geneline hitap eden ürünlerden olması nedeniyle ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olmayacağı, aynı satış kanallarında ve aynı / benzer raflarda ürünlerin satışa sunulacağı, markasal benzerliğin yüksek derecede olması nedenleriyle ortalama tüketicinin taraf ürün ve markaları karıştırabileceği, en azından taraflar arasında bağlantı bulunduğu algısına sahip olabileceği nedenleriyle ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, taraf markalarının benzerlik arz ettiği, tarafların marka ve kullanımlarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğu ve ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali bulunması nedenlerinden dolayı marka hakkına tecavüz oluşabileceği, davalı kullanımlarının aynı zamanda ticaret unvanı ve internet sitesi adresinde markasal kullanılmış olması nedeniyle SMK’nın 7/3-d ve e maddelerine göre marka hakkına tecavüz kapsamında olduğu kanaatine varıldığı görülmüştür. Bu kapsamda her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de davalının Beşler ve ... ibareli markasal kullanımlarının davacının markaları ile iltibas teşkil edecek sınıflarda kullanımının önlenmesi, tecavüz teşkil eden fiillerin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu, erişim engeli talep edilmiş ise de raporda tecavüz teşkil ettiği belirlenen içeriklerin çıkarılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesinin taraflar arasında hak ve menfaat dengesinin sağlanması bakımından dosya kapsamına uygun düşeceği, mevcut delillerin bu çerçevede değerlendirilerek oluşacak sonuca göre ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul Anadolu ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../05/2026 tarih, 2026/.. E. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026