İstanbul BAM, factoring şirketinin mükerrer takip ve iptal edilen icra nedenleriyle ihtiyati haciz kararına itirazın istinafını inceledi.
Özet: Bir borçlu, ödenmemiş bir çeke dayalı olarak aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine istinaf başvurusu yapmıştır; istinaf gerekçelerinde, aynı borç ilişkisinden kaynaklı mükerrer takip iddiaları, alacaklı faktoring şirketinin yetkili hamil olup olmadığının yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı ve dayanak icra takibinin başka mahkeme kararlarıyla iptal edildiği ileri sürülerek, ihtiyati haczin yasal dayanağının ortadan kalktığı ve devamının hukuka aykırı olduğu vurgulanmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/820 KARAR NO : 2026/1242İNCELENEN EK KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 01/04/2026 (Ek Karar)NUMARASI : 2026/1059 D.İş - 2026/1081 K.DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz (Finans)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati Haciz İsteyen Vekili 16/03/2026 tarihli Dava Dilekçesinde Özetle; dilekçenin ekinde sunulan 2.500.000,00-TL'lik 11/03/2026 vade tarihli çekin gününde ödenmediğini, vadesi gelen ve herhangi bir rehinle de teminat altına alınmamış olan alacak açısından ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiğini, borçlular hakkında...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takibin bu aşamada kesinleşmediğini belirterek, borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 18/03/2026 Tarihli 2026/1059 D.iş Esas, 2026/1081 K. Sayılı Kararı İle; ihtiyati haciz koşulları oluştuğu kabul edilerek, talebin %15 teminat karşılığında kabulüne karar verilmiştir. İhtiyati Hacze İtiraz Edenler Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; alacaklı tarafından aynı borç ilişkisinden kaynaklı olarak önce senet, sonrasında çek üzerinden takip başlatarak mükerrer takip yapıldığını, başlatılan takibin hukuka aykırı olduğunu ve bu sebeple ihtiyati hacze dayanak oluşturamayacağını, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 01/04/2026 Tarihli 2026/1059 D.iş 2026/1081 K. Sayılı Ek Kararı İle; Karşı taraflar .... Şti.'nin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2026 tarih ve 2026/1059 D. İş Esas, 2026/1081 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına yapmış olduğu itirazlarının reddine karar verilmiştir.Karşı taraflar (....Şti.) vekili istinaf dilekçesinde özetle;-İhtiyati haczin sebebine, alacağın yaklaşık ispatına, alacaklının yetkili hamil olup olmadığına, takibin mükerrer ve hukuken dayanaksız oluşuna ilişkin itiraz ettiklerini, Mahkemenin itirazı değerlendirme yükümlülüğünün bulunduğunu matbu ve soyut gerekçelerle itirazı reddettiğini, ihtiyati haczin varlık şartı olan muaccel, rehinle temin edilmemiş ve yaklaşık olarak ispatlanmış bir alacağın bulunup bulunmadığına ilişkin olduğunu, taraflarınca aynı borç ilişkisine dayalı olarak önce bono, sonra çek üzerinden takip başlatıldığı, mükerrer takip yapıldığı, alacaklının faktoring şirketi olması nedeniyle yetkili hamil olup olmadığının ve alacağın fatura ile tevsik edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği açıkça ileri sürülmüş olduğunu, itirazlarının haklılığının sonradan ayrıca mahkeme kararı ile de ortaya çıktığını, İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2026/110 Esas, 2026/235 Karar sayılı dosyada,....... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takibi bakımından, faktoring şirketinin yetkili hamil olup olmadığı, alacağın miktarı ve tahsilinin gerekip gerekmediği hususlarının yargılamayı gerektirdiği belirtilmiş ve İİK m.170/a-2 gereğince takibin iptaline karar verilmiş olduğunu, bu karar ile ihtiyati hacze itirazlarının soyut, dayanaksız veya sırf borca yönelik olmadığını; aksine ihtiyati haczin dayanağı olan alacağın hukuken tartışmalı olduğunu, yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini ve alacaklının kambiyo takibi yapma hakkının bulunmadığını açıkça ortaya koyduğunu, daha önce İstanbul 31. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2026/91 Esas, 2026/290 Karar sayılı dosyasında da aynı alacaklı faktoring şirketi tarafından başlatılan bono takibinin, faktoring mevzuatı ve İİK m.170/a-2 kapsamında iptaline karar verilmiştir. Mahkeme bu kararında, faktoring şirketinin takip dayanağı kambiyo senedi yönünden alacağını ve yetkili hamil olup olmadığını fatura ile tevsik etmesi gerektiğini, aksi halde kambiyo takibi yapılamayacağını açıkça kabul ettiğini, aynı taraflar arasında, aynı borç ilişkisi çevresinde önce bono takibi, sonra çek takibi başlatıldığını; her iki takip yönünden de faktoring şirketinin yetkili hamil olup olmadığı ve kambiyo yoluna başvurma hakkı ciddi biçimde tartışmalı hale geldiğini, ihtiyati haciz gibi ağır ve geçici hukuki koruma tedbirinin devamı hukuken mümkün olmadığını,-İtirazlarının yanlış şekilde “borca itiraz” olarak nitelendirildiğini,-Mahkemenin duruşma açmasına rağmen duruşmanın amacına uygun inceleme yapmadığını, -“Yargılamayı gerektirir” gerekçesinin, bu dosyada ihtiyati haczin kaldırılmasını gerektirdiğini, -Takibin iptal edilmesiyle ihtiyati haczin dayanağının ortadan kalktığını, İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından, ihtiyati hacze dayanak yapılan İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip iptal edildiğini, -Aynı alacak ilişkisi nedeniyle önce bono, sonra çek üzerinden takip yapılması mükerrerlik ve kötü niyet göstergesi olduğunu, -Faktoring şirketinin yetkili hamil olup olmadığı re’sen dikkate alınması gereken bir husus olduğunu,-Vekâlet ücretine hükmedilmesi ayrıca hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,-Mahkeme kararı gerekçesiz ve matbu nitelikte olduğunu,-İhtiyati haczin devamı ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu bu nedenle itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Uyuşmazlık, verilen ihtiyati hacze itiraz kararının reddi nedeniyle kaldırılması istemine ilişkindir.2004 sayılı İİK.'nun ihtiyati haciz şartlarını düzenleyen 257'nci maddesinde vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını, alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiştir.İhtiyati haczin bir para alacağının ödenmesini güvence altına alan tedbir niteliğinde bir kurum olması nedeniyle mahkemece bu yöndeki istem değerlendirilirken yaklaşık ispat kurulanına göre hareket edilmelidir. 2004 sayılı İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır.İİK’nın 265/1. maddesi uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yasal süresi içinde itiraz edebilir.Somut olayda; ihtiyati haciz talep eden sözleşme ve çek ile alacağını yaklaşık olarak ispat ettiğini ileri sürmüş olup, itiraz eden itirazlarının borca itiraz olarak yanlış değerlendirildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, daha önce bono ile alacağın talep edildiğini, talep edenin kötü niyetli olduğunu, icra takibinin iptaline karar verildiğini bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiş ise de, çek ödeme aracı olup, çekin yasal unsurları taşıdığı, vadesinde ödenmediği , alacağın varlığına dair sunulan çek ve çekin temlikine ilişkin faktoring sözleşmesi ve ekleri ile yaklaşık ispat koşulunun mevcut olduğu , yasal koşulları oluşan İİK 257/1. Maddesi uyarınca mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, aynı alacağa ilişkin bono olup olmadığının da geçici hukuki koruma tedbirinde değerlendirilemeyeceği yargılama gerektirdiği, İcra Hukuk Mahkemesince verilen iptal kararının çekin iptali kararı olmayıp takip hukukuna ilişkin olması nedeniyle dikkate alınamayacağı, talep edenin görünüşte ciro silsilesine göre yetkili hamil olduğu, itiraz edenin itirazlarının İİK'nın 265/1. Maddesinde tahdidi olarak sayılan itirazlardan olmayıp iş bu itirazların yargılamayı gerektirdiği, itirazın duruşmalı incelenmesi nedeniyle vekalet ücreti verilmesinde yasa gereği aykırılık bulunmadığı, yapılan itirazın reddi kararının da dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince itirazın reddine dair verilen kararda isabetsizlik söz konusu olmadığından, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../04/2026 tarih ve 2026/..... D., 2026/.... K. sayılı kararına karşı Karşı taraflar (....Şti.) vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı Karşı taraflar (....Şti.) taraflarından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Karşı taraflar (....Şti.) taraflarınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026