Bölge Adliye Mahkemesi, otomotiv yan sanayi şirketinin ihraç edilen Isofix parçaların hatalı boyanması ve somun dişlerindeki boya kalıntısı nedeniyle uğradığı zararın tahsili talepli ticari alacak davasını inceliyor.
Özet: Bir otomobil yan sanayi şirketi, davalı otomotiv şirketinin sözleşmeye aykırı şekilde, isofix parçalarının boyama işleminde somun içlerinde boya kalıntısı bırakması nedeniyle ihraç edilen ürünlerin ayıplı hale geldiğini, bunun sonucunda yurt dışı müşterilerin montaj sorunları yaşadığını ve kendisine yansıyan yaklaşık ... Euroluk zararı faiziyle birlikte talep etmiştir; davalı ise boyama işlemini titizlikle ve sözleşmeye uygun yaptığını, hatanın davacının kendi ürünlerinde veya teslimat öncesi kontrol eksikliğinde olduğunu, ayrıca davacı tarafından ayıplı ürün bildirimi yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ... BAM ... DAİRESİ Esas-Karar No: .../... - ...
T.C....BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ... DAİRESİDOSYA NO : .../... KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ... MAHKEMESİTARİHİ : .../...NUMARASI : .../... - .../...DAVACI : ... OTOMOBİL YAN SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : ... OTOMOTİV İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ.- VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ : ...KARAR YAZIM TARİHİ : ... Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi. İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ... tarihli sözleşmede belirtilen mal ve hizmetlerin satın almasında dair ticari ilişkinin kurulduğunu, sözleşmede davalının ürünlerin kalitesinden sorumlu olacağına dair hükümlerin düzenlendiğini, “...” prensibinin kabul edildiğini, üründe meydana gelecek zararlardan müvekkilinin uğrayacağı zararı tazmin etmeyi kabul ettiğini, davalının üründeki her türlü ayıbından sorumlu olacağının hüküm altına alındığını, bu kapsamda müvekkili tarafından ... marka araçlara ait ısofiks isimli parçaların bu iş için kullanılan özel boya ile boyanması amacıyla davalı şirkete gönderdiğini, davalının yaptığı boya uygulaması sonrasında bu malların yurt dışı Almanya’da bulunan müşterilere ihraç edildiğini, davalının taahhüdüne rağmen boya uygulaması ile ihraç edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, somun içlerinde boya kalıntısı bulunduğunu, bu durumun montaj problemi oluşturduğunu, bu kalıntılar nedeniyle civatanın somunun içerisine geçmediğini, montajın yapılamadığını, parçanın da kullanılamadığını, yurt dışı müşterilerin bu ayıplar nedeniyle zararı müvekkiline yansıttığını, bu zararlar karşılığı ... Euro'nun ödediğini, müvekkilinin davalı ile ... tarihli mail yazışmasında parçaların boyama işleminin nasıl yapılması gerektiğinin davalıya bildirildiğini, bu mail yazışmasında geçen "F" bendine yazılı "... pim ve somun dişlerinde boya olmamalıdır. Bunun için maskeleme yapılmalıdır" ibaresi ile durumun belirtildiğini, davalının açık sözleşme hükümleri ve mail yazışmasındaki ihtarata rağmen yapılan işin ayıplı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ... Euro'nun bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranı ile birlikte yabancı paranın Euro cinsinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye istinaden ticaret yapmaya başladıklarını, müvekkili şirket tarafından yapılan anlaşmaya uygun olarak davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ürünlerin boyama işlemleri yapılarak tekrardan iade edildiğini, müvekkilinden kaynaklı herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, uzun yıllardır profesyonel olarak toz boya, kataforez, kaplama işi yaptığını, bu noktada birçok büyük şirketle çalışmaya devam ettiğini, bu zamana kadar hiçbir şirket ile sorun yaşamadığını, hatalı ürün gibi bir sorunla karşılaşmadığını, anlaşmaya uygun olarak titizlikle ürünlerin boyamasını gerekli maskeleme işlemini uygulayarak yaptığını, müvekkiline atfedilebilecek kusur ve hata bulunmadığını, asıl hatanın davacı tarafın ürünlerinde olduğunu, kusurun müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını, aynı zamanda hatalı olarak iddia edilen ürünlerin müvekkili şirkete tekrar iadesinin de sağlanmadığını, davacının akdedilmiş olan sözleşmede maddeler ekleyerek müvekkili şirketin tüm bunlardan sorumlu olacağını belirtmişse de yapılan sözleşmede müvekkili tarafından boyama işlemi yapılan parçaların davacı tarafından kontrol ve testlerinin yapılması gerektiğini, bir ayıp- kusur söz konusu olduğunda müvekkiline bildirileceğinin belirtildiğini, davacı tarafın herhangi bir kontrol yapmadan ürünleri çalışmakta olduğu büyük firmalara gönderdiğini, orada bu şekilde hatalar olduğunu öğrendiğini, söz konusu ürüne ilişkin hataların sorumluluğu karşılığı üreticin davacıda olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkette yapılmış bir bildirim ya da çekilmiş ihtarname bulunmadığını, müvekkili tarafından yapılmış bir üretim söz konusu olmadığını, kendisine teslim edilen ürünlerin boyama işlemlerini yaptığını, davacı tarafın tekrardan bir kontrol sağlayıp, ona göre diğer firmalara ürünleri göndermesi gerekirken kendi ihmalinin bedelini müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını, bu aşamaya kadar müvekkiline davacının haber vermediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın eser sözleşmesinde ayıp iddiasından kaynaklanan alacak davası olduğu, davacı taraf boyanan parçalarda ayıp bulunduğunu, bu ayıpların yurt dışı müşteriye teslim edildikten sonra müşteri nezdinde yapılan kontrollerde ayıpların ortaya çıktığını bu ayıpların yurt dışı müşteri tarafından giderilerek yapılan masrafların davacıya yansıtıldığını iddia ettiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesinde davalının yapmış olduğu boyama işlemlerinde ayıp olup olmadığı, bu ayıp açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı niteliğinde mi olduğu, malın teslimi anında gözle görülebilir mi yoksa ilgili parçanın monte edilmesi sırasında belirlenebilecek nitelikte gizli bir ayıp mı olduğu, davalı tarafın muayene yükümlülüğüne aykırı davranışının olup olmadığı, davacıya müşterileri tarafından zarara ilişkin olarak yansıtılan, yansıtma bedelleri ile mevcut zarar miktarı birbiri ile uyumlu olup olmadığı, parçaların iade edilmemesi nedeniyle mahkeme nezdinde inceleme yapılamayacak olmasının sonuca etkisi ile yurt dışı müşteri tarafından davacıya yapılan yansıtmanın mahkeme nezdinde parçalarda yapılacak incelemenin yerine geçip geçemeyeceği, ayıp dolayısıyla parçalar kullanılamaz hale mi geldiği, ayıbın bir başka işlemle giderimi mümkün olup olmadığı, parçalar kullanılamaz hale gelmişse uygulanması gereken bir sovtaj bedelinin olup olmadığı tartışılmalı olduğu, dosya kapsamında davacı ve davalı tarafın tanıkları dinlenildiği, sözleşme akdedildikten sonra başlayan ticari ilişkide davacı tarafça parçaların davalıya teslim edildiği, boyama işleminin davalı tarafça yapıldığı, ürünlerin tekrar boyama sonrası davacıya teslim edildiği, davacının ürünlerde herhangi bir kontrol ve inceleme yapmadığı, doğrudan yurtdışı müşterisine ihraç etmek suretiyle gönderdiği, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının malları teslim aldıktan sonra herhangi bir muayene yapmadığı tarafların beyanlarına ve dinlenilen tanık anlatımlarına göre sabit bulunduğu, bilirkişi raporunu hazırlarken ürünlerde herhangi bir inceleme yapmadığı, özellikle teknik bilirkişi yapılan işin niteliğine ve iddia edilen ayıp haline göre raporlama yaptığı, ürünler yurt dışı müşterileri tarafından geri gönderilmediği için mahkeme nezdinde bilirkişiler tarafından keşfen incelenebilecek bir delil bulunmadığı, dava açılmazdan evvel söz konusu parçalarda yurt dışı müşterisinden örnek numune istenip delil tespiti mahiyetinde inceleme yapılmış bir şahit bir numune dahi bulunmadığı, ayıp iddiasıyla ilgili eldeki tek veri yurt dışı müşterisi tarafından yapılan yansıtma işlemleri ile parçalara ilişkin bir takım görseller olduğu, ayıbın varlığını ve türünü ispat yükü davacı tarafta, bir iddiadan lehine hak ve sonuç çıkartan taraf iddiasını ispatla yükümlü olduğu, davacı tarafça üretilen ayıplı ürünlere ilişkin şayet örnek tutulmadığı gibi yapılmış bir delil tespiti de bulunmadığı, yalnızca yansıtma faturaları, bir kısım belgeler ile üretilen mallara ilişkin görüntüler, bilirkişilerde dosya muhteviyatındaki olgular nezdinde inceleme yapmak suretiyle rapor düzenlendiği, iddia edilen ayıbın niteliği üzerinde durmak gerektiği, davacı taraf ürünlerde somun içlerinde boya kalıntısı kaldığını, bu durumun montaj sorunu yarattığını, cıvatanın somonun geçemediğini ileri sürdüğü, mühendis bilirkişinin de doğru tespit ettiği biçimde ileri sürülen bu ayıp niteliği itibariyle gizli ayıp değil açık ayıp niteliğinde, rapor sonrası taraf beyanlarında bilirkişinin bu belirlemesinde ihtilafının bulunmadığı, iddia edilen ayıp niteliği itibariyle açık ayıp yapılacak muayene işleminde bu hataların saptanabileceği, davacı taraf sözleşme ilişkisi kurulduğundan itibaren bu muayene hükümlülüğünü yerine getirmediği, teslim aldığı ürünleri doğrudan yurt dışına ihraç ettiği dosya kapsamında sabit olduğu, davalının sevkıyatla birlikte bir rapor da düzenlemesi gerektiği kararlaştırıldığı, bunun yapılmamış olması sonuca etkisinin tartışmalı olduğu, sözleşmenin maddesi davalının muayene ve ihbar yükümlülüğünü ortadan kaldıran nitelikte bir madde değil, davalı taraf muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmese dahi ileride bir ayıp ortaya çıkmış ise davalının bu ayıptan dolayı sorumlu olması sonucunu doğuran şekilde bir düzenleme olmadığı anlaşıldığı, davaya konu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapıldığında davacı tarafın, davalı tarafça boyanan ve kendisine teslim edilen bu parçaları muayene ederek yurt dışı firmasına ihraç etmesi gerektiği, madde 474'de düzenlenen işlerin olağan akışına göre hali davacı bakımından malların ihraç edilmesinden önceki dönemi kapsaması gerektiği, davacını muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği, davacı bilirkişi raporunda belirlendiği ve tarafların da itirazında olmayan açık ayıbı yapacağı bu muayene ile tespit edebilecek iken bu yükümlülüğü uygun davranmadığı, malları yurt dışı müşterisine gönderdiği, sözleşmenin 5.8 maddesinde düzenlenen kontrol raporu davalı tarafça düzenlenmiş olsa dahi davacı tarafın muayene ve ihbar yükümlülüğü devam ettiği, davacı taraf böyle bir kontrol raporuna rağmen muayene yükümlülüğünü yerine getirdiğinde açık nitelikte olan bu ayıpları saptayarak bildirim hakkını kullanabileceği, sonuç olarak ayıbın varlığı ve bu ayıp dolayısıyla ortaya çıkan zararın miktarını ispat yükümlülüğünün davacıda olması kuralı ve TBK 474. maddesinde düzenlenen muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin kurala uyulmaması karşısında davanın reddi gerektiği, ürünlerin kaç adedinde ayıp bulunduğu, düzenlenen yansıtma faturalarının ürün adedi ve zararla uyumlu olup olmadığı denetlemek mümkün olmadığı, yurt dışı müşterisinin teyide ve kesinleşmeye muhtaç olan belirlemesi ile zararın yansıtma faturasındaki tutarlar kadar olduğunu kabul ederek hüküm kurmak doğru görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında ... tarihli satın alma sözleşmesi uyarınca davalı tarafından üretilecek ürünlerin ... prensibi taraflarca kabul edildiğini, 5.5 maddesinde "... herhangi bir zamanda, proses ve ürününün kalitesini kontrol/ doğrulama denetimi, yapabilir. Bu durum tedarikçinin ürün kalitesi gereklerini karşılamadaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." hükmünün yer aldığı, "hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkili firmaya da kusur yüklenmişse de davalı firmanın üretiminde olan parçalarla ilgili tüm sorumluluk davalıya aittir." hükmünün düzenlendiğini, sözleşmenin diğer maddelerinde ise; 5.1 maddesinde davalının teslim edeceği ürünlerin kalitesinden sorumlu olacağı, 5.7 maddesinde davalının "..." prensibini kabul ettiği, 5.15 maddesinde davalı, ürünlerde meydana gelecek zararlarda müvekkilinin uğrayacağı zararı tazmin etmeyi kabul ettiği, 7.0 maddesinde davalının kendi ürünlerinin her türlü ayıbından sorumlu olacağı hüküm altına alındığı, davalı üretmiş olduğu parçalarda üretiminden herhalde sorumlu olduğu, müvekkilinin davalı tarafından üretilen parçaları tek tek kontrol etmesi mümkün bulunmadığını, müvekkili tarafından tespit edilen dava konusu malzemelerdeki hataların yasal süresi içerisinde davalı firmaya bildirildiğini, davalı ile davacı arasında ... tarihinde ... Otomotiv Yan San. A.Ş. Satın Alma Sözleşmesi başlıklı 14 madde ve içeriklerinden oluşan sözleşme imzalandığını, davalı firmanın üretimindeki hatasının davalı firma tarafından bilinmesi ve ön görülmesi gereken bir durum olduğu bilinmesi gerektiğini, davalı firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, taraflar arasında 5.11 maddesinde davacının bünyesinde yapılan muayene ve deneylerde tahrip olan parçaların kontrol edilmeden gönderildiğinin anlaşıldığı beyanının tamamen hatalı olduğunu, taraflar arasında sözleşmede 5.5 maddesinde "... herhangi bir zamanda, proses ve ürününün kalitesini kontrol/doğrulama denetimi, yapabilir. Bu durum tedarikçinin ürün kalitesi gereklerini karşılamadaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." hükmünün yer aldığını, müvekkili firmanın denetim konusunda bir yükümlülüğü bulunmadığı gibi davalı firmanın ürettiği ürünlerin kalitesindeki sorumluluklarının bulunduğunu, davalı firma tarafından ürünlerin boya sonrası ve sevkiyat öncesinde kalite kontrolleri düzgün yapılmış olsaydı bu denli bir mağduriyete sebep olmayacağını, davalının sözleşmeye göre her türlü kontrolleri yapma sorumluluğu mevcut olup müvekkili firmanın böyle bir sorumluluğu bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede davalı firmanın kusurundan kaynaklı, davalı firmanın maddi bir zarara uğraması durumunda, zararın maddi bedelinin davalı firma tarafından karşılanacağı konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkili firmaya iade edilen (davalı firmanın neden olduğu) mallara ilişkin bedelin tazmini konusunda maddi zararların karşılanacağı konusunda anlaşma sağlandığını, sözleşme de davalı firmanın sorumluluklarının açık olup müvekkilinin zararlarını davalı firmanın tazmin etmesi konusunda anlaşıldığını, dava konusu parçalar da gizli ayıp olduğunu, davacı ile davalı ile imzalanan sözleşmede davalı firmanın her türlü sorumluluğu mevcut olup davalının sevkıyatla birlikte kontrol raporu göndermesi gerektiğinin zorunlu olduğu açıkça görülmekte olup yerel mahkemede alınan bilirkişi raporunda da davalı firmanın bu yükümlülüğü yerine getirmediğinin tespiti yapıldığını, müvekkili firmanın söz konusu parçaların denetimi yapma zorunluluğu da bulunmadığını, müvekkiline davalı firma tarafından teslim edilen mallarda gizli ayıp olduğu ve davacının bu anlamda maddi olarak zarara uğradığının açık olduğunu belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye istinaden ticaret yapmaya başladıklarını, müvekkili şirket tarafından yapılan anlaşmaya uygun olarak davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ürünlerin boyama işlemleri yapılarak tekrardan iade edildiğini, müvekkilinden kaynaklı herhangi bir ayıp söz konusu olmadığını, uzun yıllardır profesyonel olarak toz boya, kataforez, kaplama işi yaptığını, bu noktada birçok büyük şirketle çalışmaya devam ettiğini, bu zamana kadar hiçbir şirket ile sorun yaşamadığını, hatalı ürün gibi bir sorunla karşılaşmadığını, anlaşmaya uygun olarak titizlikle ürünlerin boyamasını gerekli maskeleme işlemi uygulayarak yaptığını, müvekkiline atfedilebilecek kusur ve hata bulunmadığının alınan bilirkişi raporuyla da ortaya konulduğunu, asıl hatanın davacı tarafın ürünlerinde olduğunu, kusurun müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını, aynı zamanda hatalı olarak iddia edilen ürünlerin müvekkili şirkete tekrar iadesi de sağlanmadığını, davacı tarafın akdedilmiş olan sözleşmeden maddeler ekleyerek müvekkili şirketin tüm bunlardan sorumlu olacağını belirtmişse de yapılan sözleşmede müvekkili tarafından boyama işlemi yapılan parçaların davacı tarafından kontrol ve testlerinin yapılması gerektiğini, bir ayıp-kusur söz konusu olduğunda müvekkiline bildirileceğinin belirtildiğini, davacı tarafın herhangi bir kontrol yapmadan ürünleri çalışmakta olduğu büyük firmalara gönderdiğini, orada bu şekilde hatalar olduğunu öğrendiğini, söz konusu ürüne ilişkin hataların sorumluluğun üretici davacıda olduğunu, montaj sıkıntısı boya kaynaklı olsa bile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer alan (8. sayfa 2 no'lu ) "Davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin 5.8 maddesinde davalının sevkiyatla birlikte kontrol raporu göndermesi gerektiği, yani kontrol yapma yükümlülüğünün bulunduğu ancak böyle bir raporun dosya kapsamında görülmediği" ifadesinin davacı karşı tarafın "teslim alınan ürünlerin kontrol yükümlülüğü bulunmamaktadır" iddialarının haksız olduğunu gösterdiğini, söz konusu bilirkişi raporuyla teyit edildiği üzere davacı karşı tarafın boyanıp alınan ürünleri kontrol etmesi gerektiğini, kimsenin kendi hatasından faydalanamayacağını, davacının kendi ihmali/hatası ile oluşan zarardan dolayı müvekkili şirketi sorumlu tutamayacağını, yerel mahkemenin de davacı tarafın parçaları kontrol görevi olduğunu tespit ettiğini, yine bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte, bilirkişi raporunda yer alan (8. sayfa 3 no'lu) "........hatalı ürünlerin kontrol edilmeden gönderildiğinin anlaşıldığı..." ifadesi bulunduğunu, benzer şekilde davacı tarafın sözleşme de üzerine düşen kontrol görevini yerine getirmediğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, kanunda açıkça anlaşılacağı üzere açık-gizli ayıp olmayan-durumlarda alıcı malı teslim aldıktan sonra bu ayıbı bildirmesi gerektiğini, konu ürünlerin müvekkilince ayıplı olarak teslim edildiğini kabul etmediğini, dosya kapsamında da buna ilişkin kesin bir bilginin bulunmadığını, bir an için aksi düşünülse bile, davacı karşı tarafın açık ayıplı parçaları müvekkili firmaya yasal süresinde bildirmediğini, davacı tarafından müvekkili şirkette yapılmış bir bildirim ya da çekilmiş ihtarnamesi bulunmadığını, müvekkili şirketin kusurundan söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin davacı tarafın göndermiş olduğu ürünlerin boya işleri ile ilgilenip, bunları boya işlemlerinin ardından davacıya geri verdiğini, müvekkili tarafından yapılmış bir üretimin söz konusu olmadığını, kendisine teslim edilen ürünlerin boyama işlemlerini yaptığını, buna rağmen davacı tarafın tekrardan bir kontrol sağlayıp, ona göre diğer firmalara ürünleri göndermesi gerekirken kendi ihmalinin bedelini müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını belirterek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı teslim edilen araçlara ait parçaların ayıplı olduğu ileri sürülerek uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı ile düzenlenen ... tarihli sözleşmesi uyarınca yurt dışına ihraç amacıyla boyanmak için teslim edilen araç parçalarının ayıplı olduğunu, somun içlerinde boya kalıntısı bulunduğunu, bu durumun montaj problemi oluşturduğunu, bu kalıntılar nedeniyle civatanın somunun içerisine geçmediğini, montajın yapılamadığını, parçanın da kullanılamadığını, yurt dışı müşterilerin bu ayıplar nedeniyle zararı kendisine yansıtarak ödediğini uğranılan zararın giderilmesini istediği, davalı ise sözleşme uyarınca araç parçalarına boya uygulaması yaparak teslim ettiğini ayıplı olmadığını, ayıbın üretimden kaynaklanabileceğini, muayene ve kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmediğini savunduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın, davacı tarafından davalıya teslim edilen araç parçalarına boya uygulaması işleminin ayıplı olup olmadığını, anlaşmaya uygun olarak boya uygulamasının yapılıp yapılmadığı ve ayıbın niteliği, ayıp ihbarının yapılmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında ... satın alma sözleşmesi uyarınca araçlara ait ısofiks isimli parçaların özel boya ile boya uygulamasına dair kurulan hukuki ilişkinin eser sözleşmesi ilişkisi olup ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dair hükümler uygulama alanı bulacaktır. Uyuşmazlığın çözümlenmesi bağlamında, eser sözleşmesine, ayıp ihbarına ve ispata yönelik yasal hükümlere değinmekte fayda bulunmaktadır. Eser sözleşmesine dair hükümler 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Açık ayıplarda TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz (geç sayılmayacak bir süre içinde) eseri gözden geçirip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Sonradan ortaya çıkan ayıpta yani gizli ayıplarda ise TBK 477/3. maddeye göre ayıp ortaya çıktıktan sonra gecikmeksizin ayıp ihbarının yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. (TMK 6.md) Bu temel kuralın sonucu olarak her kez iddiasını ispat etmelidir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça, yüklenici kullanılmaya elverişli normal bir eserin kalitesinde bir eser teslim etmekle yükümlüdür. Eserin normal yapısı, onun çeşidi ve kullanım amacına göre belirlenecektir. Yüklenici, herhangi bir şekilde kullanmaya elverişli bir eser değil, somut sözleşmedeki kullanım amacına elverişli bir eser teslim etmekle yükümlüdür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/15-573 esas 2020/393 karar) Kural olarak, ayıbın varlığının iş sahibi tarafından kanıtlanması gerekir. Ayıbın varlığını kanıtlama yükümlülüğü ayıbın niteliğini kanıtlamayı da kapsar. Ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi teknik incelemeyi, bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını da gerektirdiğinden iş sahibi ayıbın varlığını ve niteliğini kanıtlama yükümlülüğü nedeniyle kendisine teslim edilen esere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılabilmesini mümkün kılacak şekilde davranmalıdır. Ayıbın varlığı her türlü delil ile bu kapsamda tanık beyanları ile de ispatlanabilir ise de tanık delilinin zayıf bir delil olması nedeni ile ayıbın varlığı ve niteliğini ispatlaması mümkün olmayabilecektir. Tanık delilindeki ispattaki güçlük, ayıbın varlığının ve niteliğinin belirlenmesinin aynı zamanda teknik bir incelemeyi gerektirecek olmasındandır. Ayıbın varlığı ve niteliği konusundaki algı kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle objektif bir bakış açısıyla değerlendirme yapılması gerektirdiğinden bu bakış açısıyla değerlendirme ancak teknik inceleme ile ortaya çıkabilir. İş sahibinin ileride ispat güçlüğü ile karşılaşmamak için; eserin sökülüp kaldırılması, yeniden yaptırılması, tamir ettirilmesi, ayıplı haliyle satılması gibi işlemlere delil tespiti yaptıktan sonra girişmesi gerekir. (M.Öztürk-Z.Gözütok, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması 4. Bsk 1077,1078 sf.) Ayıplı olduğu belirlenmeyen ya da iş sahibinin teslimden sonra delil tespiti yaptırmak suretiyle tespit ettirmediği veya resmi makamlarca düzenlenen tutanaklarla tespit edilmeyen ayıplar yönünden eserin ayıplı olarak imâl edildiğinin kabulü ve buna göre hesaplama yapılması mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.11.2008 gün 2008/15-651 Esas, 2008/654 Karar sayılı ilâmı, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 15.11.2012 gün ve 2012/2066 Esas, 2012/7166 Karar sayılı, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2015/624 Esas, 2015/3700 Karar sayılı ilamları) Ayrıca ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) Sözleşmede garanti süresi bulunduğunda iş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zaman aşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir. (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı İlamı, Yargıtay 15. HD 2017/809 ESAS VE 2017/2159 KARAR sayılı Kararda açıkça vurgulandığı üzere) YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür. Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK'nın 278-279. maddelerine göre; bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir. HMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. O halde somut olaya döndüğümüzde, davacı tarafından davalı ile düzenlenen sözleşme uyarınca araç parçalarının yurt dışı müşterilerine ihraç amacıyla özel boya ile yapılan boya uygulaması işleminin ayıplı olduğunu, somun içlerinde boya kalıntısı bulunduğunu, bu durumun montaj problemi oluşturduğunu, bu kalıntılar nedeniyle civatanın somunun içerisine geçmediğini, montajın yapılamadığını, parçanın da kullanılamadığını iddia ettiği, davalı ise davacının iddialarını inkar ederek ayıbın boya işleminden kaynaklanmadığı, üretimden kaynaklandığı savunduğundan öncelikle davalının yapmış olduğu boya işleminin ayıplı olup olmadığının ispat edilmesi gerekir. Ayıbın varlığı yukarıda da açıklandığı üzere ispat yükü davacı iş sahibindedir. Mahkemece, yargılama sırasında tarafların tanıkları dinlenerek, dosya üzerinden alınan bilirkişi raporunda “davalı tarafın ürettiği ürünlerde davacı tarafça belirtilen boya hatalarının meydana gelmemesi için ürünlerde özellikle diş bölümlerinin boyama esnasında iyi korunması, bir başka deyimle maskeleme yapılması gerekmekte olup davacının iddia ettiği boya kalıntısının montaj problemi oluşturacağı teknik olarak bilindiği, davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin 5.8 maddesinde davalının sevkiyatla birlikte kontrol raporu göndermesi gerektiği, yani kontrol yapma yükümlülüğünün bulunduğu ancak böyle bir raporun dosya kapsamında görülmediği, davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin 5.11 maddesinde davacının ... bünyesinde yapılan muayene ve deneylerde tahrip olan parçalardan bahsedilmekte olup davacının, yurt dışı müşterisin tarafından belirtilen hatalı ürünlerin kontrol edilmeden gönderildiğinin anlaşıldığı, davaya konu ürünlerin davacı müşterisinin montaj esnasında yüksek hassasiyet gerektireceğinin teknik olarak bilindiği, montaj hattını aksatacağı, sonrasında gelen işlemleri engelleyeceği ve üretimde hedeflerin tutturulmasına engel olacağı, bu nedenle montaj esnasında ayıklamanın yapılamayacağı, bu nedenle davacının bu ürünleri müşterisine göndermeden önce kontrol yöntemlerine göre incelemesi gerektiği, ürünlerin boya sonrasında konuya vakıf kişilerce diş üzerindeki boya kalıntılarının görülebileceği, ancak tampon ve halka diş mastarları ile rahatlıkla kontrol edilip ayıplı olup olmadıklarının anlaşılacağı, bu nedenle ayıpların gizli ayıp niteliği taşımadığı, hem davalının hem de davacının bu hataları saptayabileceği, bu nedenle ayıpların açık ayıp niteliği taşıdığı, ayıp dolayısı ile parçaların tekrar elden geçmesi ile kalite şartlarını muhafaza etmesi durumunda yeniden kullanılabileceği, boyaya hasar vermeden somunların diş kılavuzlarından, pimlerin diş paftalarından geçirilmesi gerektiği ancak bu işlemin adet sayısına bağlı olarak, transfer tezgahları marifeti ile yapılabileceği, insan gücü ile tahsih işleminin uzun zaman alacağı ve işçilik maliyetlerinin yükselebileceği, standartlara uygun pim ve somunların boyalı olması nedeniyle satışında zorluk yaşanabileceği, tahsih edilme maliyeti yüksek kaldığında hurda çelik kg olarak değerlendirilebileceği” şeklinde görüş belirtilmişi ise de davalı tarafından boya işlemi yapılan parçalar üzerinde bilirkişi tarafından inceleme yapılmadığından, alınan raporda ayıbın varlığı ve niteliği yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek nitelikte somut ve bilimsel veriler içermediği, ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi ürün üzerinde teknik incelemeyi ve ayıbın neden kaynaklandığını kesin şekilde tespitini gerektirir, ayrıca ayıbı kanıtlama yükümlülüğü bulunan davacı iş sahibinin delil tespiti yaptırmadığı, şahit numunesi muhafaza edilmediği ve ayıba dair davalıyı bağlayıcı bir tutanak ve belgenin de bulunmadığı, tanık beyanları ve tek taraflı müşteriler tarafından düzenlenen belgelerle ayıbın varlığının ispatının objektif olarak mümkün olmadığından, davacı tarafından iddia edilen ayıbın davalı tarafından yapılan boyama işleminden kaynaklandığının usulüne uygun delillerle ispat edilemediğinden yazılı şekilde davanın reddi doğru olmuştur. Ne var ki yerel mahkemece davalı iş sahibinin sözleşme uyarınca boya işlemi yapılan ürünü teslim aldıktan sonra ihraç edilmeden muayene yükümlülüğünün yapılmadığı ve bilirkişi raporuna itibar edilerek açık ayıplı olduğu muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini gerekçe de vurgulamış ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde, davalının kendi ürünün her türlü ayıbından sorumlu olduğu şeklinde garanti şartı düzenlenerek açık ve gizli ayıplardan ayıp ihbar süresi aranmadan zamanaşımı süresi içinde sorumlu olduğundan bu yöndeki gerekçe yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin gerekçesinin hatalı olması nedeni ile mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2 maddesine göre, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, ... ... Mahkemesinin .../... tarih, .../... esas, .../... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK’nın 353/1/b/2 maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, a-)Davanın REDDİNE, b-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan ...-TL harçtan mahsubu ile artan 8.130,33-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, c-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-)Davalı tarafından yapılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 80.818,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, f-)HMK’nın 333. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf harç ve giderleri yönünden, a-) Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine, b-İstinaf başvurusu için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Karar tebliği, harç iadesi ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere ... tarihinde oy birliği ile karar verildi. .....Başkan ... ¸(e-imzalıdır) .....Üye ... ¸(e-imzalıdır) .....Üye ... ¸(e-imzalıdır) .....Katip ...¸(e-imzalıdır)