Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, Türk Patent ve Marka Kurumunun dijital içerik akışı markasının ayırt edici nitelikten yoksunluğu ve tanımlayıcılığı gerekçesiyle red kararının iptalini değerlendiriyor.
Özet: Davacı taraf, davalı şirketin itirazı üzerine, belirli bir ibareyi içeren marka başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ayırt edicilikten yoksun ve tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle reddedilmesi kararının iptalini ve markanın sicilden terkinini talep ederken; davalılar, bu ibarenin somut bir ortam kullanmadan içerik taşıma yöntemini yani dijital medya içeriğinin teslimi veya dağıtımını tanımlayan genel bir kavram olduğunu, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca tescil edilemeyeceğini ve ret kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/304 Esas - 2025/169

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/304
KARAR NO : 2025/169
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 11/07/2024
KARAR TARİHİ : 07/05/2025 Yazım Tarihi: 03/06/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde
ÖZETLE: ...’in hatalı olarak tescil kararı verip sonradan düzeltme yaptığını, Müvekkili markasının davalı şirketin itirazı üzerine reddedildiğini, Markanın özgün ve ayırt edici olduğunu, Müvekkili markasının görsel özellikleriyle de ayırt edici olduğunu, Birden fazla kelime unsurunun sıra dışı yan yana gelmesinden oluştuğunu, Markanın bütün halinde ayırt edici olduğunu, tanımlayıcı olmadığını, ... kararlarında ve ...’nda örnekler bulunduğunu, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkinini ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında
ÖZETLE: Kullanılan hizmetin hangi işletmeden geldiğini gösterir nitelikte olmadığını, “...” ibaresinin ayırt edici olmadığı, Tescil edilmek istenen ibarenin zaten ayrı bir sektör adı olduğunu, Müzik eserleri haklarının kazançlarının meslek birlikleri aracılığıyla eser sahiplerine dağıtımının "..." olarak tanımlandığını, Bunun sebebinin ..., ... gibi "..."da doğan gelirlerin dağıtılmasından gelmesi olduğunu, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı "..." ibareli marka başvurusunun davalı firmanın itirazı üzerine SMK 5/1 - b -c maddelerine göre ayırt edici olmadığı, tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle davacı marka başvurusunun nihai olarak reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının yerinde ve doğru olup olmadığı iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 13/05/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 11/07/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ayırt edicilikten yoksunluk, tanımlayıcılık ve ibarenin ticaret alanında kullanımı gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 5 nci maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, başvurudaki tek ve baskın unsur olan kelime unsurunun "..." ibaresi olduğu, söz konusu ibarenin "somut bir ortam kullanmadan içerik taşıma, iletme yöntemi olduğu; genellikle internet üzerinden tüketicinin evine bilgisayar veya başka bir araç kullanılarak geldiği; ses, video, e-kitap, video oyunları ve diğer yazılımlar gibi dijital medya içeriğinin teslimi veya dağıtımı olarak" adlandırıldığı tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde, söz konusu ibarenin ilgili tüketiciler tarafından, başvuruya konu mal/hizmetler bakımından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu kanaatine varıldığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(b, c) bentleri çerçevesinde reddi talebiyle yapılan itiraz haklı bulunmuştur.
KARAR İtirazın kabulüne ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli)
4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir",
5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler",
5/1-c maddesinde " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler ", marka olarak tesçil edilemez
SMK 5/1-b yönünden ;
Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır.
SMK 5/1-c yönünden ;
Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz.
Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır.
25/02/2025 Tarihli Bilirkişi heyet raporunda
ÖZETLE;" Huzurdaki davaya konu marka, standart bir kelime markası değildir. Dava konusu ibaresinin, sadece kelimelerden oluşmadığı ve koyu font, şekil ve renk unsuru da içerdiği dikkate alınsa da, ayırt edici ve baskın nitelikli bir şekil unsuru içerdiği de söylenemez. Bu kullanımın, markanın kelime unsurunu baskın unsur olmaktan çıkarmamış olması bir yana, dikkat çekici veya markanın asıl unsurunun bir parçası olacak nitelikte olmadığı görülmektedir.
Dikkat edilmesi gereken, herkesin kullanımına açık bir ibarenin bir kişi veya kurumun tekeline verilme riskidir. ... ibaresi, doğrudan dava konusu mal ve hizmetlerle ilgili kullanımı bulunan bir tanım ve hatta telefon uygulamalarına konu bir isim olduğundan dava konusu hizmetler yönünden tescili mümkün değildir. Bu ibarenin, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğerlerinden ayırt etmesi mümkün olmayacaktır. Davacının bu ibarenin sıra dışı yan yana gelmiş kelimeler olduğu iddiası ise kabul edilebilir olmayıp, ... belirli bir alanda halihazırda kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Kelimelerin bitişik yazılmış olmasının bu duruma bir etkisi de yoktur.Bu ibare için Google arama motorunda yapılacak bir araştırmada bile öneriler aşağıdaki gibidir:
..................(raporda)
Hatta arama sonuçlarında da bu ibarenin “...”de yer alan tanımı yer almaktadır:
..., somut bir ortam kullanmadan içerik taşıma,iletme yöntemidir, genellikle internet üzerinden tüketicinin evine bilgisayar veya başka bir araç kullanarak gelmektedir. Radyo-televizyon yayını ya da internet gibi bir iletişim yolu aracılığıyla ses,görüntü,bilgisayar yazılımı veya oyun gibi çoklu ortam içeriklerini sağlayan dağıtıcı ise içerik sağlayıcı olarak adlandırılmaktadır.
Bu ibarenin halihazırda kullanılan bir kelime olması yanında, ilgili alanda herkesçe kullanılıyor olması nedeniyle, marka algısı yaratmaktan uzak olduğu çok açıktır. Bu durumda, halihazırda bir işin adı haline gelmiş bir ibarenin marka olarak tescilinin talep edildiği anlaşılmaktadır ve bu durum bu ibarenin tanımlayıcı olduğu ve dolayısıyla da ayırt edici olmadığı anlamına gelmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu markanın dava konusu mal ve hizmetlerin tamamı için ayırt edici olmadığı ve tanımlayıcı olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 5(1)(b) ve (c) maddeleri yönünden tescil engeli bulunduğu düşünülmektedir.
Sonuç; 1)Dava konusu markanın, dava konusu mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK’nın 5(1)(b) maddesi kapsamında ayırt edici olmadığı ve 5(1)(c) kapsamında tanımlayıcı olduğu,
2)Dava konusu ... sayılı ... kararının yerinde olduğu," şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
6769 sayılı SMK 5/1-b yönünden değerlendirme;
Davacı firmanın ... sayılı "..." ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan emtiaları açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetinden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğunu algılayamayacağı ; ortalama tüketici nazarında "..." ibaresini gördüğünde "İnternet ağı üzerinden bir bilgisayarda veya ... yayınlarında ses, görüntülerin taşınması, iletilmesi " olarak değerlendirileceği ; ortalama tüketicilerde bu ibarenin işaretsel açıdan markasal boyut taşımasına odaklanamayacağı, bu açıdan ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı;
6769 sayılı SMK 5/1-c yönünden değerlendirme:
Davacı firmanın ... sayılı "..." ibareli başvuru markasının kapsamındaki emtialar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanması mümkün görüldüğü; yukarıda da izah edildiği şekilde ortalama tüketici nazarında "..." ibaresini gördüğünde "İnternet ağı üzerinden bir bilgisayarda veya ... yayınlarında ses, görüntülerin taşınması, iletilmesi " olarak değerlendirileceği ; bu açıdan ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunu SMK 5/1-c kapsamında tanımlayıcı olduğu tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı;
Nitekim bilirkişi heyet raporunda bu husus " herkesin kullanımına açık bir ibarenin bir kişi veya kurumun tekeline verilme riskidir. ... ibaresi, doğrudan dava konusu mal ve hizmetlerle ilgili kullanımı bulunan bir tanım ve hatta telefon uygulamalarına konu bir isim olduğundan dava konusu hizmetler yönünden tescili mümkün değildir. Bu ibarenin, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğerlerinden ayırt etmesi mümkün olmayacaktır. Davacının bu ibarenin sıra dışı yan yana gelmiş kelimeler olduğu iddiası ise kabul edilebilir olmayıp, ... belirli bir alanda halihazırda kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Kelimelerin bitişik yazılmış olmasının bu duruma bir etkisi de yoktur.
.... dava konusu mal ve hizmetlerin tamamı için ayırt edici olmadığı ve tanımlayıcı olduğu ve 6769 sayılı SMK’nın 5(1)(b) ve (c) maddeleri yönünden tescil engeli bulunduğu düşünülmektedir. " şeklinde de izah edildiği;
Kanaatine varılarak davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 07/05/2025
Katip ... Hakim ...
E- imzalıdır E- imzalıdır